kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Erdal Safak @ SABAH
 

Huntington tuzağı

Bugüne kadar binlerce demeçte ve yorumda karşımıza çıkan bir varsayımı, Londra saldırılarına denk gelen günlerde ABD'nin en etkin üç gazetesinden biri olan Washington Post'ta da okuyunca doğrusu kanımız beynimize sıçradı.
Şöyle deniyor çok bilmiş iki siyaset bilimcinin kaleme aldıkları yazıda: "Türkiye'nin dışlanması Avrupa'daki Müslüman nüfusun öfkesini ateşleyebilir." AB üyeliğimizin Avrupa açısından önemi ve 25'lere (ya da 2014 sonrasında kaç üyeye ulaşacaksa onların hepsine) katkısı üstüne yığınla gerekçe sıralanabilir.
Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu, yarın daha da şiddetle bel bağlayacağı genç nüfusundan ekonomisinin dinamizmine, yine Avrupa'nın "Ortak savunma politikası"nda başlıca sıkıntısı olan asker açığı sorununu çözebilecek ordusundan enerji kaynaklarına köprü konumuna, AB'nin yalnızca ABD ile değil yarının küresel güç adayları Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya ile rekabet için de Türkiye'ye muhtaç olmasına kadar.
Ancak özellikle son üç yıldır öne çıkan ve başta Erdoğan olmak üzere AK Parti iktidarı ağır toplarının söylemlerinde baş köşeye oturttukları bir gerekçe var ki, hiçbir zaman içimize sindiremedik. Dahası Türkiye'nin AB yoluna yerleştirilmiş saatli bomba olarak gördük.

Parça mıyız, yama mı?
Dünyayı asimetrik savaş ile kendi perspektiflerine göre biçimlendirilmiş barış arasında sıkıştıran Bush yönetiminin desteğinin de beslendiği ana kaynak olan artık hepimizin ezberlediğibu gerekçe, Türkiye'nin AB üyeliğinin "Medeniyetler barışı"na hizmet edeceği söylemine dayanıyor.
Son derece tehlikeli ve ters tepebilecek bir silah bu. Ya da "Medeniyetler çatışması" tezinin babası Samuel Huntington'un kaynattığı kazanın altına odun atmak gibi bir şey.
Çünkü bu gerekçeyi tersinden okuduğunuzda, Türkiye üye olamazsa AB'nin "Medeniyetler Çatışması"nın savaş alanına dönüşebileceği şantajını içeriyor.
Bir başka deyişle, Türkiye'ye kapı kapatılırsa AB ülkelerindeki Müslümanlar'ın veya en azından Türkler'in, kıtanın altını üstüne getirebilecekleri, El-Kaide'nin sapkın katilleri kadar tehlikeli olabilecekleri tehdidini taşıyor.
Avrupa'daki 20 milyon Müslüman'a, vazgeçtik 4 milyona yakın Türk'e bundan büyük kötülük yapılabilir mi?
Hem sonra Madrid ve Londra benzeri saldırılar sonrası güçlenen İslam karşıtlığı ortamında birileri bu tehdide "Hodri meydan" derse, hatta "hesaplaşma" çağrıları yaparsa, verecek yanıtınız olabilir mi?

Kapatın bu pencereyi
Alın size Londra'daki bilanço ağırlaştıkça daha da keskinleşen yorumlardan iki örnek:
"Bu vahşete kılıf aramayın. Gerçekler ortada: Dini fanatizmin beslediği bir kültür ve uygarlık sorunuyla karşı karşıyayız." (İspanyol "ABC" gazetesi.)
"Bu teröristlerin geldiği ülkelerle aramızda tüm köprüleri yıkmalıyız." (İtalyan "Libero" gazetesi.)
Özetle, AB sürecinde "dini pencereler"i kapatıp 2002 öncesinin sağlam gerekçelerini yeniden öne çıkarma zamanı geldi: Türkiye, AB'yi stratejik açıdan küresel boyuta taşır. AB'ye aldığından kat kat fazlasını verir. Yük değil, tam tersine itici güç olur.
Ama Türkiye asla "Medeniyetler Çatışması"nı önleyecek hava yastığı işlevini göremez. Ne böyle bir misyonu olur, ne de bu tür bir senaryo korkusuyla verilecek rüşvetlere tenezzül eder.
Tek cümleyle Türkiye, "Uygarlık Çatışması"nın önündeki set değil, "Uygarlıklar Beşiği"dir.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Omerta yasası   / 10-07-2005
 Londra'dan ders çıkarmak   / 09-07-2005
 Lanet olsun   / 08-07-2005
 Krala selam   / 07-07-2005
 Gerilimin nedeni seçim telaşı mı?   / 06-07-2005
 Kökünü kurutmak   / 05-07-2005
 Nobel'e 4 adayımız var   / 04-07-2005
 Suveren Boğazı şehitleri   / 03-07-2005
 Yüksek yargıdan mesajlar   / 02-07-2005
 Doğrular ve yanlışlar   / 01-07-2005
ERDAL ŞAFAK
Huntington tuzağı
Bugüne kadar binlerce...
ÖMER LÜTFİ METE
Demokrasinin bağırsağına Ay neşteri
Savaş Ay'ın dünkü...
MEHMET ALTAN
Yeryüzünün çöplüğü...
Geçen gün, çıldıran kanlı terörün...
Tünelin sonunda ışık yok!..
Gamze'nin bulunduğu varsayılan metro hattında arama-kurtarma...
Umutlar tükeniyor
Saldırıların ardından günler geçmesine rağmen Gamze Güloran'dan hâlâ...
Milli Marş kalksın mı?
Milli Marş kalksın mı?
Federasyon, kupa öncesi İstiklal Marşı söylenmemesi konusunda karar...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu