kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Teknoloji
    Otomobil
    Detaylı Arama
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ergun Babahan @ SABAH
 

Hakem ve hâkim

Türkiye meşin yuvarlağa kilitlendiği için gözler hakemde oluyor, hâkimler ve kararları fazla gündeme gelmiyor.

Türkiye'de çıkan gazeteleri dün okuyan biri, milli takımımızın İsviçre karşısında en azından başa baş bir mücadele verdiği, ancak hakemin taraflı yönetimi sonucu maçı kaybettiği sonucuna varabilir.
İnsanın yaşamını etkileyen adli kararları, 90 dakikalık bir oyunu yöneten hakem kararları kadar etkili tartışmıyoruz ne yazık ki.
Ülkemizde her pazar akşamı bir sürü erkek bir araya geliyor ve o gün oynanan maçların, genellikle de üç büyük takımın hakemlerinin performanslarını tartışıyor.
Bütün düşünme ve karar verme süresi saniyeler olan bir kişiyi, gene çoğunluğu erkek seyirciler karşısında yerden yere vuruyor.
Çünkü Türkiye'de insanlar, hakem kararlarını hâkim kararlarından daha önemli görüyor.
Türkiye'nin son döneminde verilen hâkim kararlarının önemli bir bölümü tartışmaya açık oysa ki.
Örneğin, bir üniversite rektörü "çete" suçlamasıyla tutuklanıp cezaevine konabiliyor, ama otomobilinden Kalaşnikof tüfekler, eylem krokileri çıkan iki uzman çavuş hiçbir suçlamaya muhatap olmadan serbest kalabiliyor.
Bütün Türkiye meşin yuvarlağa kilitlendiği için herkesin gözü hakemde oluyor, hâkimler ve kararları fazla gündeme gelmiyor.
Oysa bir ülkede yurttaşların güvenle yaşayabilmelerinin en önde gelen koşullarından biri "adil bir yargı" sisteminden geçiyor.
Bunda adalet mekanizmasının kimi aktörlerinin kendilerini "bağımsız" bir kurum olmaktan çok, genelde devletin, zaman zaman da siyasi iktidarın bir uzantısı gibi görmesinin payı büyük.
Hâkimler önlerine gelen olaylarda devletin çıkarlarını önde tutan yorumlara ağırlık verebiliyor.
Veya toplumsal baskı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına tamamen ters hükümler çıkabiliyor. Mesela, AİHM'nin "kendi rızasıyla yurtdışından dönen zanlılar tutuklanamaz" içtihatlarına rağmen, aksi yönde kararlara rastlanıyor.
Bu tip örnekleri çoğaltmak mümkün..
Böyle bir sürecin en önemli etkeni, yargının kendini yürütmeden tamamen ayrı bağımsız bir güç olarak görmemesi. Kimi zaman da kendini Cumhuriyet'in kurucu babası gibi görüp yasamanın üstüne çıkması elbette..
Türkiye, Avrupa Birliği sürecinde ekonomide, hukuk reformlarında çok önemli adımlar attı. Ancak böyle bir gelişimi yargı kalitesinde, yargının bağımsızlığının tam olarak sağlanmasında henüz göremedik.
Böyle olunca da çeşitli olaylarda verilen kararlar hakkındaki komplo teorileri çoğalmaya başladı.
Bu, sağlıklı bir demokratik toplum düzeni açısından en büyük tehdit bence. Yargının karar sürecinin tarafsızlığı konusunda toplumdaki güveni sarsıcı en küçük bir şüphe olması, en başta demokrasinin kendisi olmak üzere, toplumsal barışı bozabilecek en büyük tehdit.
Başta siyasi iktidar olmak üzere yasama gücünün bu konuya ciddi bir şekilde odaklanmasında büyük yarar var.
11 Eylül travmasının ardından faşizan yasalar çıkarıp zanlılara faşizanca muameleler yapan Amerikan yönetimine en büyük tepkinin yargıdan geldiğini düşünürsek bağımsız bir yargının önemini daha iyi kavrarız.
Türkiye çağdaş, tam demokratik bir toplum olacaksa, bunda bağımsız yargının rolü büyük önem taşıyacaktır. Avrupa Birliği sürecinde gerçekleştirilmesi gereken en acil reform bu nedenle yargı reformudur.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Fransa ve Türkiye   / 07-11-2005
 SABAH 20 yaşında   / 31-10-2005
 Urfa'da zaman tüneli   / 24-10-2005
 Sermaye ırkçılığı   / 17-10-2005
 O an hepimiz için gelir   / 14-10-2005
 İniş-çıkışlı bir yol   / 10-10-2005
 Hazmetme sorunu herkeste var   / 03-10-2005
 Özgürlükçü tavır   / 26-09-2005
 Haber ve propaganda   / 19-09-2005
 İkinci Bahar   / 14-09-2005
ÖMER LÜTFİ METE
Tüfekle oynama şeytan doldurur
Nicedir 'rejim...
UMUR TALU
Kalleş kaleşler ile Veysel Ateş'ler
Kimimiz sanıyor ki,...
ERGUN BABAHAN
Hakem ve hâkim
Türkiye meşin yuvarlağa kilitlendiği için...
ERDAL ŞAFAK
Yaşasın demokrasi yaşasın şeffaflık
Bir önerimiz var:...
MEHMET ALTAN
Kapatmak istiyorlar...
Bundan dokuz yıl önce Susurluk...
ALİ KIRCA
Katar bize ne katar?
Maçı Katarlılar da dev ekrandan...
Yeni hedef Kraliçe mi?
El Kaide lideri Zevahiri'nin son video açıklamasında gizli tutulan...
Aliyev'e 4 gün süre
Azerbaycan'da seçimin iptalini isteyen muhalefet, iktidarı 18...
Hayal kırıklığına uğradım
Hayal kırıklığına uğradım
Fatih Terim, "Büyük hayal kırıklığı yaşadığım oyuncularım var. Yüreği...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu