Annemin en sevdiğim giysisi

  • 09.05.2009

Annenizin gardırobunu talan ettiğiniz günleri hatırlıyor musunuz? Peki ya aklınızdan çıkmayan, "Büyüsem de giysem," dediğiniz kıyafetlerini? Ünlü isimlere annelerinin stillerini sorduk. Kimi bulup çıkardı, giyerek poz verdi. Kimi ise iç geçirip sadece anlattı

MODA dergilerini, Hollywood starlarını, şarkıcıları, ikoncan'ları falan boşverin. Hiçbiri, gerçek stil ikonumuz değil. Annemizin karnından iki karış topuklularla, boynumuzda poşularla, koca koca vatkalarla doğmadık ki biz! Bugünkü tarzımızın oluşmasında en çok payı olan yegâne kişi ise, annemiz. Zevklerimizi, beğenilerimizi hep onlar şekillendirdi. Yıllarca onların zevkine göre, onlarca seçilmiş kıyafetler giydik, onların elbiselerine, ayakkabılarına imrendik. Büyüyüp de kendi moda seçimlerimizi yapacak yaşa geldiğimizde, onların gardıroplarını talan ettik ilk önce. Bu gardırop keşiflerini hepimiz hatırlarız. Kimimiz bir elbiseye vurulmuşuzdur, kimimiz bir ayakkabıya. "Büyüsem de şu eteği giyebilsem," diye az düşünmemişizdir, eminim. Ben mesela, çantacı çocuklardandım. O zamanki vücut yapıma pek uygun olmasalar bile, sokağa çıkarken annemin çantalarını takmak isterdim. Herkesin bir 'anne gardırobu fetişi' vardır elbet. Ünlü isimlere kendi unutulmazlarını sorduk.

Turuncu sabahlığı giyme sırası Alya'da
seksi, modern... En son Adana'ya gittiğimde, annemin gardırobunu karıştırıyordum -bizde âdettir, annem benden bir şey alır, ben annemden, ablam benden, ben ablamdan, giysiler el degiştirir, ailenin kadınlarının giysilerini giymek de pek keyiflidir- birden o turuncu sabahlığı gördüm. Nefesim kesildi. Çünkü gözümün önüne bir sürü görüntü geldi. Kişisel tarihim, turuncu bir sabahlıkla gözlerimin önüne serilmişti. Hatırladığımdan da güzeldi... Sabahlık. Annem. Çocukluğum. Adana. Mami anladı tabii... 'İster misin?' dedi. 'Çok,' dedim. 'Senin olsun o zaman... Al götür... Koy bavuluna...' Bende şimdi. Sabahları uyanınca onu alıyorum üzerime, evin içinde havalı havalı dolaşıyorum. Alya gelip dokunuyor, 'Ne güzel... Büyüyünce benim olsun mu?' diyor. 'Tabii ki,'

Maviyi annem sevdirdi
atkı kullanırdı. Ben de ondan etkilendiğim için herhalde, fular ve atkı kullanmayı çok seviyorum. Özellikle mavi fularlarını hiç unutamam. Çok severdi. Ben de bu yüzden mavi rengi çok beğenirim. Bir de ince çorap ve topuklu ayakkabılarına içim giderdi. O çorapları giyer, ayağım içinde küçük de kalsa topukluları ayağıma geçirir evin içinde gezinirdim. Annem izin vermezdi aslında ama ben kendimi alamazdım."

İpek bluzunu unutamam

bildiğim yıllarda onun evin kuytuda kalmış dolaplarındaki, şimdi vintage statüsüne yükselmiş, ipek elbiseleri, muareleri beni cezbederdi. Hele aralarında mavili yeşilli ipek bir bluz vardı ki... Arada dolabı açıp açıp seyrederdim bu bluzu... Sonra, ergenlikte kendimi 501'lerde, oduncu gömleklerinde falan kaybettiğim dönem unuttum gitti o bluzu. Tekrar kendime gelip hatırladığımda diğer ipek elbiselerle beraber bu bluz da birilerine verilmiş, başkalarının gardıroplarında yer edinmiş, belki de şuursuz birilerince toz bezi haline getirilmişti. Şimdi nerede olduklarına dair en ufak bir fikrim yok. Çocukluğumdan beri göz koyduğum o bluzu bir kez bile giyememek içime oturdu tabii. Her ne kadar annem o kıyafetlerin topunu 'İğrenç 80'ler' diye ansa da, benim hatıralarımda o bluz gelmiş geçmiş en güzel bluzdu."

En değerlisi, duvağı
yüzden hep etkilenmişimdir. Ayrıca çok yeteneklidir. Küçüklüğümüzden beri onun ördüğü, diktiği şeyleri giyerdik. Eski Türk filmlerini izlerken 'Aa, bu bende vardı,' dediğinde çok üzülüyorum. Çünkü hiçbirini saklamamış. Benim için en değerli parçası ise, Zuhal Yorgancıoğlu'nun tasarladığı gelin duvağı... Hâlâ salonunda durur."

Bu gümlek kaç kez yırtıldı, bir bilseniz!
kalan, en iyi koruduğum kıyafet, bu kırmızı gömlek. Kaç kez parçalandı; yeniden, tekrar tekrar dikildi. Annem zamanında çok zevkli giyinirmiş; uzun diz üstü çizmeler ve kısa eteklerle giyermiş bu gömleği. Tarz olarak ben de annemin genç kızlığını anımsatıyorum aslında. Şimdilerde daha klasik giyiniyor, rahatlık öne çıkmış. Eksi kıyafetlerini yedisekiz yıl öncesine kadar saklıyordu ama şimdi hepsini elden çıkardı. Bir tek bu gömlek kaldı, o da bende işte. Annem el sanatları öğretmeniydi. Her şeyini kendisi yaparmış. Teyzem yurtdışında olduğu için o zamanlar, yenilikleri, modayı ve trendleri de çok iyi takip edebilirmiş. Çok güzel şeyler dikerdi annem. Hâlâ da diker. Kafamdaki bu boncuklardan yapılan saç aksesuarı da onun eseri mesela. Bu yeteneğini anneannemden aldığını düşünüyorum. Anneannem de çok başarılıdır tasarım ve dikiş konusunda. Ne zaman gitsek yanına, hâlâ etekler ve hırkalar örer bana, çok güzel patchwork örtüler yapar."


Diğer Cumartesi Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol