Sanatı anlamak için okul değil sokak eğitimi lazım

Bir ayağını İstanbul'a atmaya hazırlanan Outset Modern Sanat Fonu'nun kurucusu ve Avrupa çağdaş sanatına yön veren isimlerden biri olan Candida Gertler, Türk sanatçıların Avrupa'da fazlasıyla merak uyandırdığını söylüyor

Sanatseverleri, koleksiyonerleri ve profesyonelleri bir araya getiren bağımsız bir platform olan Outset Modern Sanat Fonu'nun kurucusu Candida Gertler, İngiltere'de sanatın yeni yüzünü tanıttı. Alıştığımız snob sanat ortamından uzak gerçekleşen gezilerde, emek harcanmış bir akşam yemeğinin, ince detaylarla hazırlanmış bir tartışma ortamının hatta başka insanların deneyimlerinin bile sanat olabileceğini anladık. İşte İstanbul ile Le Meridien Otelleri ile kaynaşan ve bir ayağı da Türkiye'de kurulma aşamasında olan Outset Modern Sanat Fonu'nun kurucusu Candida Gertler'in sanata başlama rehberi...
- Sizin sanat aşkınız nasıl başladı? - Hayatım boyunca sanat yapmaya çalışmak yerine sanata bakmaktan hoşlandım. 13 yıldır sanatın içine öyle veya böyle dahil oldum. Dokuz yıl önce de Outset'i evimin oturma odasında kurdum. Küçücük bir organizasyondan buralara gelmeyi ben bile hayal etmiyordum.
- Başında olduğunuz organizasyon Outset ne yapıyor? - Outset sanatsever, koleksiyoner ve profesyonelleri bir araya getiren bağımsız bir platform. Biz burada küratörler tarafından beğenilen, eserleri karma sergilere katılmaya hak kazanmış sanatçıları takip ediyor, onların eserlerini satın alıp müzelere bağışlayarak, onlara destek oluyoruz.

SANATSEVER, BİLİR KİŞİ OLMAK ZORUNDA DEĞİL
- Bu sistem tam olarak nasıl işliyor? - Biz bu organizasyonda 100 kişiyiz, içimizden 30 kişi organizasyonumuza her yıl 5 bin pound bağışlıyor. Yani her sene kendi içimizde topladığımız 150 bin poundluk bütçeyi Tate Modern Sanat Müzesi'ne veriyoruz. Tate bu para ile, İngilte'nin modern sanat fuarı Frieze Art Fair'e katılan sanatçılar arasında öne çıkanların eserlerini, müzede sergilemek üzere satın alıyor.
Bu iki taraf için de kazançlı bir işbirliği, müzeler genç sanatçıların eserlerine kavuşuyor, sanatçılar da hem müzede gösteriliyor olmanın saygınlığına hem de yeni işler üretmek için gerekli paraya kavuşuyor.
- Sanatçıların değerlendirmesinde söz hakkına veya eserlerin kullanım hakkına sahip misiniz?
- Kesinlikle değiliz, ne müzenin ne de sanatçının bize karşı sorumluluğu var. Sanatçı seçimlerinde söz hakkımız yok, parayı biz veriyoruz diye eserlere sahip olmaya da çalışmıyoruz. Bizler sanatseveriz, koleksiyoner veya bilir kişi olduğumuz iddiasında da kesinlikle değiliz.
- 12. İstanbul Bienali'nde ilk defa Türkiye'ye geleceksiniz, Türk sanatı hakkında biliginiz var mı? - Hayatımda ilk defa İstanbul'a geleceğim için çok heyecanlıyım ama ben Türk sanatçıları başka kaynaklardan tanıyorum. Ortadoğu sanatçılarının bu dünyaya sunacak çok şeyleri var, özellikle Türk sanatçılar Avrupa'da fazlasıyla merak uyandırıyor. Ayşe Erkmen'in işlerini hayranlıkla izliyorum, iki parçasını koleksiyonumuza kattık bile.
- Sanata sahip olmak için büyük paralar harcamak gerekiyor mu? - Kesinlikle hayır. İşin püf noktası, müşteriden para kazanmaya çalışmak yerine sanatçıya değer katmayı amaçlayan galerileri, yani bu işi sanat için yapan yerleri bulmakta. Benim çok cüzzi paralara satın aldığım parçaların dünya çapında ödüller kazandığı oldu, yani sanat ve para her zaman aynı kalibrede gitmek zorunda değil.
- Sanat ile çöp arasında çok ince bir çizgi var, bir işin gerçekten değerli olduğunu anlamak için ne yapmalıyız?
-
Evet, birçok insanın size sanat diye satmaya çalıştığı pek çok parça, çöpe atılmalı. Bunun ayrımını yapmak için olabildiğince çok parça görmeniz gerekiyor. Bir zaman sonra hangisinin değerli bir sanatçının elinden çıktığını, hangisinin fazlasıyla değersiz olduğunu siz değil, gözleriniz ayırt etmeye başlıyor.
- Yani 'Sanattan anlarım,' demek için belli bir eğitime ihtiyaç yok mu? - Okul eğitimi değil, sokak eğitimi gerekiyor.
Ben gazetecilik ve hukuk okudum. Sanatla ilgilendiğim ilk zamanlarda yan yana duran, biri çok değerli, biri fazlasıyla özensiz yapılmış iki heykel arasında hiçbir fark görmediğimi hatırlıyorum. Ben de o zamanlar 'Bir gün farkı anlayacak mıyım?' diye soruyordum etrafımdakilere.
- Ne zaman farkı anlamaya başladınız? - Uzun yıllar sonra, bu tamamen deneyimle alakalı. Bu iş de kıyafetler gibi, kendine yakışan iyi dikimli kıyafetleri bir görüşte tanıyana kadar yıllar geçmiyor mu? Bir zaman sonra gerçek sanatı da bir görüşte tanımaya başlıyorsun, yeter ki mağaza dolaştığın kadar müze ve galeri dolaş.
-Sadece bolca sanat görmek mi gerekiyor algımızın açılması için?
-
Bir de tabii bir işe siz yalnız başınıza 'sanat' diyorsanız ve sizinle aynı fikirde olan kimseyi bulamıyorsanız bir daha düşünün derim. Bir işin sanat sayılması için birden fazla kişinin bu konuda hemfikir olması gerekiyor.

#Sayfa#

ANAHTAR KELİME 'MUTLULUK'
- Resim, heykel gibi geleneksel sanatın dışındaki çalışmaları da müzede sergilemeye değer bulunduğunuzu görüyoruz.
- Sanat adına yapılmış, üzerine yeterince emek, çalışma ve fikir konulmuş her şey sanat olabilir. Bu beyaz bir sayfaya çok güzel yerleştirilmiş bir düz yazı da olabilir, başkalarının daha önce hiç aklına gelmeyen bir eylem, hatta bir tartışmaya dahil olmak bile sanat sayılabilir.
- Bazı sanatçıların ve eserlerinin değerlerinden daha fazla para ettiğini düşünüyor musunuz?
- Ben onları lüks giyim markalarına benzetiyorum. Sonunda hepimiz lüks markaların sattığı malları, üzerindeki fiyat etiketinden çok daha ucuza mal ettiğini biliyoruz. Ama onlardan aldığımız parçalar, bizi üzerinde markası olmayan mallardan daha mutlu ediyor. İnanın bana 'mutluluk' burada anahtar kelime. Mutluysanız, verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz demektir.

SAHA, Türk sanatçısına A'dan Z'ye destek olacak
İngiltere'de yaşan Berna Tuğlular, dokuz kurucu üye ile SAHA adında bir organizasyon hayata geçiriyor. Türk çağdaş sanatını desteklemek amacıyla kurulan organizasyon, ilk olarak kurucu üyelerin bağışlarıyla işe başlayacak. Türk sanatçısının Avrupa'da tanınması için lojistikten para desteğine kadar her konuda destek vereceklerini söyleyen Berna Tuğlular, işin rengini 12. İstanbul Bienali'nde anlatacak.
- Outset'in Türkiye ayağı olmak üzere kurduğunuz SAHA ne durumda?
- Kurulma aşamasında. Bir senedir bu işin üzerinde çalışıyoruz, dokuz kişilik bir kurucu üye kurulumuz oluştu. Dernek amaçlarımıza uygun olacak şekilde dokuz yıldır başarılı bir grafik çizen Outset Contemporary Art Fund'la işbirliğine girmeyi ciddi şekilde değerlendiriyoruz. Önümüzdeki günlerde kararımız kesinleşecek.
- Lansman ne zaman yapılacak?
- Lansmanımız 12. İstanbul Bienali ile eşzamanlı olarak eylülde yapılacak. Bu dönemde derneğimizin amaçları, kurucu üyeleri ve işbirliği yapacağımız kurumları netleştireceğiz.
- Outset'ten farklı olarak Türk sanatçılarını Avrupa'ya nasıl taşıyacaksınız?
- Amacımız çağdaş Türk sanatı ve sanatçısının yurtdışında tanınırlılığını artırmak, eserlerini önemli müzelere bağışlamak, eser üretmelerine yardımcı olmak ve yeni mezun sanatçı ve küratörlere yurtdışı deneyimi sağlamak.
- İlk işinizde kaç sanatçıyla çalışmayı hedefliyorsunuz?
- Henüz belirlenmiş bir sayı yok.
Çalışmalarımız sürüyor.
- Outset, sanatçı değerlendirmesini Tate Modern'e bırakıyor, siz değerlendirmelerinizi nasıl yapacaksınız?
- Tabii ki biz de kararları profesyonellere bırakacağız. Proje bazında değişik yerli ve yabancı küratörlerle çalışacağız.
- Böyle bir oluşum için kolları sıvamanızın ardında, Türk sanatının Avrupa'da yükselişe geçmesi mi var?
- Son yıllarda çağdaş Türk sanatına ilginin arttığını gözlemlemekteyiz ancak bizim hedefimiz daha uzun vadeli. Türk sanatı ve sanatçısının doğru bir şekilde tanınmasını arzu ediyoruz.
- Gözünüze kestirdiğiniz sanatçılar var mı?
- İlgilendiğimiz isimler var ama henüz kesinleştirmedik.

Sanat partnerimiz İstanbul Modern
Türkiye pazarında sanata hakim olmak amacıyla giren Le Meridien Otelleri'nin marka danışmanı Eva Ziegler anlatıyor: "Otelimizin marka stratejisi, dünya çapında sanat ve yemek kültürüne odaklı. Otelimizde yoğunlukla sanatçıları ağırlamak istememizin nedeni genel tarafından merak uyandırarak, yaratıcı dünyada yeni perspektifler açmak. Tüm dünyada hali hazırda uygulanan bu yaklaşımı tabii ki İstanbul'da da hayata geçirmeyi planlıyoruz. 2011 bitmeden açılmayı panlıyoruz. İstanbul Le Meridien'de Türk misafirperverliğini yaratıcı sınıfla buluşturmayı hedefliyoruz. Sadece sanatçılar değil yaratıcı işlerle uğraşan tüm müşteriler hedef kitlemiz. Bu sınıfın kendini özdeşleştirebileceği tek otel biziz. Yaratıcılığı perçinleyecek şık bir ortam sunuyoruz."


Yazarın Önceki Yazıları
Kaşmir ve ipek ucuzsa, gerçek değildir ( 09.07.2011 )
Bu yaz tankini geliyor! ( 25.06.2011 )
Siyasette en çok seçimleri seviyorum ( 05.06.2011 )
Herkesle de çıkmadım canım dünyada 3 milyar kadın var ( 22.05.2011 )
Karıma 'Avrat' diyeni döverim ( 15.05.2011 )
Evlenmek şart! Sonra da çocuk inşallah ( 08.05.2011 )
Ben tatile çıkamıyorum, bari başkaları gitsin ( 01.05.2011 )
Estetik yaptırdığınızı saklayın ( 24.04.2011 )
Yöneticiler yılda 1 milyon dolar kazanıyor ( 17.04.2011 )
Messi topçu, ben kasap doğmuşum ( 03.04.2011 )
Diğer Cumartesi Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol