Sırrımız, az ama öz iş yapmak

İstanbul Bienali yaklaşırken, MoMA'ya bir Türk sanatçının eserini satan galeri Rampa'nın kurucusu ve 2011 Avrupa Gayrimenkul Ödülleri'nde beş ödül birden alan Arif Suyabatmaz'la başarısının sırrını konuştuk: Seçici olmak ve azla yetinmeyi bilmek

Arif Suyabatmaz, işe çiçekçi dükkanı dekorasyonu gibi küçücük projelerle başlamış, şimdi yarattığı mekanlarla uluslararası ödülleri toplayan, kendi adını taşıyan 15 yıllık şirketine bir öğrencisini 'çırak' olarak değil, 'ortak' olarak almış bir mimar. Son olarak 2011 Avrupa Gayrimenkul Ödülleri'nde şirketi Suyabatmaz-Demirel Mimarlık Ofisi beş ödül birden aldı. Bunların dışında dünyanın en prestijli modern sanat müzelerinin başında gelen New York'taki MoMA'ya Türk bir sanatçının eserini satmayı başaran Rampa'nın kurucularından. Suyabatmaz'ın ortağı Leyla Tara Suyabatmaz. Eşi de olan Leyla Hanım, Enka Holding'in patronu Şarık Tara'nın kızı. Arif Suyabatmaz, sanatta, mimaride ve şirket yönetiminde sınırları yıkmasını anlattı...
- Çok ilgi çeken bir sanat galerisinin ortağısınız. Bu işe ticari olarak girmeden önce sanatla ne gibi bir ilişkiniz vardı? - Benim iki ressam halam var: Şükriye ve Tiraje Dikmen. Onların etrafında olmaktan dolayı resim sanatına karşı bende bir aşinalık olmuştu bende. 15 sene önce de koleksiyonerlik başladı, eşimle evlendikten sonra da birlikte eser toplamaya devam ettik. Şimdi yaklaşık 300 eserimiz var.
- Eşiniz Leyla Tara Suyabatmaz, mimarlıkla birlikte bir de sanat tarihi okumuştu bildiğim kadarıyla...
- Evet ama bu diplomanın bu işte çok büyük bir katkısı olmadı. Biz koleksiyonerliği başka bir boyuta taşımak istedik. Bunun Türkiye'de pek çok örneği var. Ya kâr amacı gütmeyen, kamusal bir enstitü yapacaktık ya da ticari yola gidecektik. Biz ikinci opsiyonumuzu kullandık. Tabii ticari derken 'Buradan büyük paralar kazanalım,' gibi bir amacımız yok. Biz bu alanda bir eksiklik hissettik. Türkiye'de bir galerinin daha olmasını ve bu galerinin sanatçılara destek vermesini istedik.
- Sadece Türk sanatçınız mı var? - Şu anda 13 kişiyi temsil ediyoruz ve evet, hepsi Türk ama bu son karar değil. Yabancı sanatçılar için yeni bir yapılandırma içine girmek üzere çalışıyoruz.
- Yeni isimler aramaktansa, isim yapmış sanatçıları bünyenize katıyorsunuz... - Evet, başlangıç için böyle bir yol izlemeyi tercih ettik. İşinde belli bir yer edinmiş ve belli bir kariyer vaadinde bulunan sanatçılarla başladık.
- Peki halihazırda başka galeriler tarafından temsil edilen bu sanatçılar neden size geçti? Daha doğrusu siz onları tercih ettiniz de, onlar neden sizi seçti? - Bunu onlara sormak lazım. Ama şu konuda içimiz rahat; biz hiçbir sanatçımızı başka bir galeriden çalmadık. Bütün sanatçılar, eski galerilerinden ayrıldıktan sonra bizimle anlaşma yaptı. Ayrılma nedenlerini bilmiyorum ama mutlaka birtakım memnuniyetsizlikler olmuş ki ayrılmışlar.

ÖDÜLLERİMİZİ ÇOK DEĞİL, BİRAZ ÖNEMSİYORUZ
- Siz ticari kaygı gütmediğiniz için, diğer galerilerin aldığından daha az pay alıyor olabilir misiniz? - Hayır, hiç böyle bir durum yok. İşler öyle işlemez zaten.
- İstanbul Bienali'nde ne yapacaksınız? - Bienale ile eşzamanlı olarak Ergin Çavuşoğlu ve Leyla Gediz sergilerimiz açılıyor.
- Küçük ölçekli işlerle başlamışsınız, çiçekçi de tasarlamışsınız, binalara dış giydirme de yapmışsınız. İşleriniz nasıl bu kadar gelişti, ödüller almaya başladınız? - 23 senelik mimarım. Bu zamanın ilk sekiz yılını Viyana'da geçirdim. Türkiye'ye döndükten sonra şirketimi kurdum, serbest mimar olarak çalışmaya başladım. Biz geldiğimiz zaman önümüze hep küçük işler çıkıyordu. Daha çok iç mimarlık işleri yapıyorduk. Yıllar sonunda doğru yerde durmayı başardık.
- Nedir doğru yer? - Biz iç mimar da, dekoratör de değiliz. Mimarın asıl işi, var olan bir yeri elden geçirmek değil, sıfırdan mekan yaratmaktır. Artık bunu yapabiliyoruz.
- Onlarca ödülünüz var, toplam kaç iş yaptınız? - Valla 20'yi geçmez. Biz her şeye atlamıyoruz. Reddettiğimiz projeler oluyor. Bence mimarlıkta en önemli konu işveren. Kafaca anlaşabileceğimiz, arkadaş olabileceğimiz insanlarla çalışmayı tercih ediyoruz. Birkaç kötü deneyimimiz oldu, artık seçici davranıyoruz, bu durumda olmak da bizi koruyor açıkçası. 'Az olsun öz olsun,' diyoruz.
- İşinizle ilgili bir hayaliniz var mı? - Kamu alanı yapmayı çok istiyoruz. Ticari bir kaygı olmadan, gönüllü olarak yapacağımız bir okul, bir tren istasyonu, bir iskele veya bir düğün salonu hayalimiz var.

İSTANBUL OLDUĞU GİBİ KALSIN
- İstanbul'un çarpık kentleşmesinden rahatsızlık duyuyor musunuz? - Eskiden daha fazla duyuyordum açıkçası. Bu biraz da nostaljik bir bakış açısıydı. İçinde bulunduğumuz mekanların yerine birer birer yenilerinin gelmesi beni rahatsız ediyordu. Ama bu bir dinamik, başka çaremiz de yok açıkçası.

- İstanbul'a yeni bir imaj yapı dikecek olsanız ne yapardınız? - Bir kere baştan, İstanbul'un böyle yeni bir imaja ihtiyacı olmadığını söyleyeyim. Yeni bir katkıyı kendini fazla önemsemek olarak görüyorum.
- En beğendiğiniz şehirler hangileri? - Venedik ve Hong Kong.

#Sayfa#

MOMA'YLA SIKI PAZARLIK ETTİK
- Cengiz Çekil'in Günce adlı eserini MoMA'ya satmayı başardınız...
- Aslında eser kendini sattı, biz sadece aracı olduk. Ama bu aracılık sırasında şunu gördük, Türkiye'de MoMA'ya, Tate'e ve daha pek çok değerli modern sanat müzesine girecek kalitede eser var. Sorun; şimdiye kadar bu konuda bir çalışma yapılmamış olmasıydı.
- Bize eseri anlatır mısınız?
- Alıştığımız sanat eserleri gibi değil; bir günlük bu. Üzerinde Pembe Panter resmi olan, ilk 30 sayfasına 'Bu gün de yaşıyorum' damgası vurulmuş. 30 günden sonra da 'Askere gidiyorum' yazılmış. Cengiz Çekil, bu eseri 1980 öncesi çatışmaların en yoğun yaşandığı dönemde, ölüm korkusu altında üretmiş. Öyle bir ortam ki sanatçının yan odadaki öğretim görevlisi arkadaşı vurularak, ölüyor. Sanatçı, öldürmenin meşru bir yer olduğu askere giderek canını kurtardığını söylüyordu.
- Siz bunları anlatarak mı sattınız eseri?
- Hayır, MoMA'dakiler neyin ne olduğunu biliyordu. Zaten eser geçen İstanbul Bienali'nde sergilenmişti, yani bizim anlatmamıza gerek yoktu.
Biz bir modern sanat müzesinin beklediği profesyonel çalışmayı sergiledik. İşi tesadüfe bırakmadık.
- Nasıl bir çalışmadan bahsediyorsunuz?
- Önce eseri onlara gösterdik.
Galerimizin direktörlerinden biri, iki kez New York'a gitti, MoMA'da alımdan sorumlu kişiyle pazarlıklar yaptı. Bir anlamda onların peşinde koşmaktansa MoMA'yı biraz zorladık.
Bizimle sıkı pazarlık ettiler, biz de onlarla ettik, karşılarında güvenilecek bir galeri buldular ve böylece bu satış tamamlandı.
- Şimdi de Londra'daki Tate ile görüşüyorsunuz sanırım...
- Evet, uzun zamandır onlarla da pazarlıklarımız devam ediyor. Yine Cengiz Çekil ve Nilbar Güreş'in eserleri için görüşüyoruz. Bakalım nasıl sonuçlanacak.

Yetenek görünce, yaşına bakmadan ortaklık önerdim
- İşinizi oturttuktan sonra kendinize 1983 doğumlu, yeni mezun bir ortak almanızın sebebi yetenek avcılığı mı?
- Aslında doğru. Çok yetenekli birini bulduğunuz zaman üstüne atlıyorsunuz. Hakan da onlardan biri, yıllar öncesine dayanan bir hikayemiz var. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde şimdiki ortağım Hakan Demirel'in hocası oldum.
O günden beri hiç kopmayan bir ilişkimiz var.
- Ben 'teyzemin oğlu' gibi bir geçmiş bekliyordum. Bu kadar genç bir insanı yanınızda çalıştırabilirdiniz, neden ortaklık?
- Belki biraz çalışırdı sonra başka yere giderdi kim bilir. Ortaklık başka bir motivasyon. Hakan 25 yaşında mimarlık ofisi sahibi oldu ve bence bunun hiçbir sakıncası yok. Bu ortaklığı çok akıllıca verilmiş bir karar olarak görüyorum. Mimariye ve hayata bakışımız benzerlikler gösteriyor, bu durum işe de çok iyi yansıyor.


Yazarın Önceki Yazıları
Modada prensesler dönemi ( 21.08.2011 )
Efsanenin ardından dört sene ( 07.08.2011 )
Bir stil ikonu olarak Amy ( 30.07.2011 )
Bodrum, Saint Tropez ile yarışmalı ( 24.07.2011 )
Modern oryantal ( 23.07.2011 )
Sanatı anlamak için okul değil sokak eğitimi lazım ( 16.07.2011 )
Kaşmir ve ipek ucuzsa, gerçek değildir ( 09.07.2011 )
Bu yaz tankini geliyor! ( 25.06.2011 )
Siyasette en çok seçimleri seviyorum ( 05.06.2011 )
Herkesle de çıkmadım canım dünyada 3 milyar kadın var ( 22.05.2011 )
Diğer Cumartesi Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol