'Her şey bitti sıra itlere geldi'

Başlıktaki anlayışa isyan eden Yaşam Hakkına Saygı Derneği'nin kurucusu Özgün Öztürk, hayvan haklarını savunmanın neden önemli olduğunu anlatmak için yeni kitabına bu ismi verdi

Türkiye'de hayvan hakları için mücadele edenlerin yakından tanıdığı bir isim o. Yaşam Hakkına Saygı Derneği'nin kurucusu Özgün Öztürk, kimi zaman sahipsiz hayvanlar için yapılan eylemlerde çıkıyor karşımıza, kimi zaman da yaptığı farkındalık projeleriyle... '1 kap su 1 kap mama' kampanyasını 2007'de başlatan Öztürk, 2009 Şubat ayında, kar altındaki ağaçlara kuşlar için ekmek asarken yansımıştı haber bültenlerine. Başka bir gün ise "Küresel ısınmanın en büyük sebebi aslında geviş getiren hayvanların çıkardığı metan gazıdır," demiş ve Türkiye'yi Et Gerçeği belgeseli ile tanıştırmıştı. Sonra da Bahçeşehir'de selde çamurların içinde, hayvanlara yardım ederken görüntülenmişti. Geçen yıl bir de kitap yazdı. Zeynep'in Dikenli Bebekleri adlı hikaye kitabında çocuklara hayvan sevgisini anlatıyordu. Mardin Nusaybin'e gidip, tek tek köyleri dolaşıp ilk çocuk romanını minik okuyucularına ulaştırdı. Şimdi de yeni kitabıyla gündemde. Herşey Bitti, Sıra İtlere Geldi adlı kitabıyla geçtiğimiz hafta İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'ndaydı.
- Ne demek Herşey Bitti, Sıra İtlere Geldi?
- Bu bir haykırış aslında. Aktif hayvan korumacı arkadaşlarıma yabancı gelmediğine eminim. O kadar çok duyduğumuz bir cümle kalıbıdır ki bu; 'Her şey bitti de sıra itlere mi geldi? Bunca aç insan varken hayvanlarla uğraşmak neden? Sen önce git, sokak çocuklarına yardım et!' Bu kitap kendi adıma biraz da olsa tüm bunlara yanıt veriyor aslında. Sıra kimde gerçekten? 'Acı çekmeme' hakkı söz konusuyken sıralama yapmak nerede başlar, nerede biter? Sıralama gerçekten etik midir? O zaman dünyanın sonu gelene kadar, sıra bizden başka canlılara gelecek midir?
- Sizden çocuk romanı beklerken, bu kitap geldi. Bizi şaşırttınız.
- O başka bir yol. Ona devam. Çocukların enerjisi, sevgisi, onlarda minicik de olsa bir farkındalık yaratmanın keyfi hiçbir şeye değişilmez. Yolda iki yeni çocuk romanım var.
- Kitabınızın hedef kitlesi kimler?
- Yüreğinde sevgi ve merhamet olan tüm insanlar. Sadece hayvan koruyanlar ya da sevenler değil. Hatta inşallah sevmeyenler daha çok okurlar da biraz farkına varırlar. Elbette hayvan korumacıların hep elinin altında, bir nevi başucu kitabı olmasını istedim. Diğer yandan bu yolun hiç yolcusu olmamış ama yüreğinde merhamet olan insanların farkındalık kitabı olmasını da. Kitabımın önsözünden bir bölümle yanıtlarsam kendimi daha doğru ifade etmiş olacağım: 'Hayvan seversiniz ya da sevmezsiniz, en çok siz seversiniz, otuz tanesine bakarsınız, ya da sıradan(!) bir fanisiniz, hiç hayvan beslemezsiniz, bu kitap sizin için, bu kitap bizim için, bu kitap kendinden aciz olana sahip çıkanlar için, bu kitap tüm canlıların acı çekmeme hakkını savunanlar için, bu kitap insan olmak için...'
- Neden böyle bir kitap yazmaya gerek duydunuz?
- Ahlaki felsefenin reformcu ve faydacı kurucusu Jeremy Bentham der ki: 'Varlıkların haklarına karar verirken, sorulması gereken soru, 'Onlar düşünebiliyor mu ya da konuşabiliyor mu' değil, 'Onlar acı çekebiliyor mu' olmalıdır. Yani bir varlığa eşit saygınlık hakkı veren ana özellik, acı çekme kapasitesine sahip olmasıdır. Bütün hayvanlar aynı şekilde ve insanların hissettiği derecede acı çekme kapasitesine sahiptir. Onlar, ızdırabı, keyfi, korkuyu, hayal kırıklığını, yalnızlığı ve anne şefkatini hisseder. Onların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir durumla karşılaştığımız zaman, ahlaki olarak bu özelliklerini de dikkate almamız gerekir. Hayvan hakları destekçileri, hayvanların doğuştan gelen bir değere sahip olduğuna inanırlar, 'insanlara olan faydalarından bağımsız bir değer'. Bizlere göre, yaşama isteği olan her yaratık, acı ve ızdırap çekmeden yaşama hakkına sahiptir. İşte bu sebeplerle hayvan hakları; insan olmayan hayvanların, insanlara fayda sağlamak için var olduğu gibi geleneksel bir düşünceye meydan okuyan toplumsal bir harekettir, bir yolculuktur. Bu yolun yolcusu olanlara güç versin, bu yolun yolcusu olacaklara rehber olsun istedim.

KISA... KISA...

Hayat dolu Bebek
Onun adı Bebek. Çok güzel, üstelik hayat dolu, oyuncu, yumuşacık. Asla tırnak çıkarmıyor. Şu an sekiz aylık, erkek, kısır. Bilgi için tel: (0232) 463 23 04

Çok sevecen ve oyuncu
Gogo üç aylık, çok sevecen, oyuncu bir oğlan. Minicikken alındığı evde sevgiyle özenle büyütüldü, İstanbul'dan yuva aranıyor. Bilgi için: zelihabeyaz@gmail.com

Barınaktan çıktılar
Bu şirin yavrular 20 günlükken Ataşehir Barınağı'na kutu içinde getirilip bırakılmışlardı. Sonra geçici olarak bir evde büyütüldüler. Şu an bir buçuk aylıklar, gayet sağlıklılar. İç ve dış parazit aşıları yapıldı. Şimdi onlara iyi bakacak sevgi dolu yuvalar aranıyor. Bilgi için tel: (0216) 384 51 65


Yazarın Önceki Yazıları
Alerji, psikolojik bir durum ( 12.11.2011 )
Kurbanlıklar eziyet çekmesin ( 29.10.2011 )
Yaralarını saran Yalova'dan Van'a umut veren mesajlar ( 29.10.2011 )
Siz hâlâ mutfağınızı yenilemediniz mi? ( 29.10.2011 )
Market raflarından 50 yıl öncesine yolculuk ( 22.10.2011 )
'Çocuk edebiyatını kızımla keşfettim' ( 22.10.2011 )
Yeni evlilere eksiksiz bir mutfak için öneriler ( 15.10.2011 )
Az kaldı, yasayı değiştireceğiz ( 15.10.2011 )
Dostlarımızı koruyabildik mi?? ( 01.10.2011 )
Köpek eğiticisi kadınlar ( 17.09.2011 )
Diğer Cumartesi Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol