Anlayana aşk olsun

Basit bir vaatle iktidara geldi. Ancak icraatlarını anlatmak için karmaşık cümleler gerekiyor. Obama, kızgın seçmenleri, kemikleşmiş muhalefeti ve medyayı ikna etmek için zorlanıyor.

BAŞKAN BARACK OBAMA söz konusu olunca hem dostları hem de düşmanları bir konuda birleşiyor: Basit cümleler onu tanımlamaya yetmiyor. Evet, o bir liberal ama liberal olmadığı zamanlar hariç. Kendi tırmandırdığı savaşları saymazsak, o bir savaş karşıtı. Bankaların kurtarılmasından yana, ama aynı zamanda onları sınırlamak istiyor. Kongre'ye hürmetkâr olmadığı zamanlarda Beyaz Saray'ın gücünü giderek artırıyor. Ateşli bir kavgaya tutuşmadığı zamanlar soğuk kanlı. Çok değişken ve kontrolü zor sorunların yaşandığı bir dünyada nüans, esneklik, pratiklik - hatta insanca duyguların tümü - elbette iyi bir şey. Ancak Obama, 27 Ocak'taki Ulusa Sesleniş konuşmasını partizanca oyunların geride bırakılması isteğiyle bitirirken, aslında dertli dertli şu soruyu soruyordu: Siyaset ve medya kültürü gündemi basit tutmak ve anlaşmazlıkları körüklemek istiyor. Bu gerçeğe rağmen Başkan Obama'nın herkese karşı hâlâ kucaklayıcı olması mümkün mü? İdeolojik uzlaştırmacılığıyla bilinen başkanın bu soruya evet cevabını vermek istediği belli. Oysa iktidardaki bir yılı geride bırakırken görülüyor ki, başkanlığının hikâyesini kendi istekleri doğrultusunda belirleme yeteneğini yitiriyor. Ve bunun başlıca sebebi de, o hikâyenin artık kolaylıkla anlatılamayacak kadar karmaşık olması. Öyle hafife alınacak bir sorun değil bu. Başkanlar, yaptıkları tercihlerin nasıl algılandığını yönlendirmek için belirli temaları işler ve kendilerini öyle tanımlarlar. Etkili, açık bir öykü de onların seçmenlerle bağ kurmasını, tuttukları yolu açıklamayı kolaylaştırır. Basit bir öykünün olmaması ise muhaliflerin daha olumsuz bir tablo çizebilmesine neden olur. Koltukta geçirdiği ilk 12 ayın derslerini sindirmeye çalışan Obama aynı zamanda partisi için büyük bir tehlike oluşturan bu seneki Senato araseçimlerine de hazırlanıyor. Ancak yoluna devam etmeye çalışan başkan bir tanıtım boşluğuyla karşı karşıya. George W. Bush'tan farklı olmasının yarattığı olumlu etki yok artık. Buna karşılık, attığı her adıma engel olmaya çalışan ve şaşırtıcı bir birlik gösteren bir muhalefetle karşı karşıya. En önemlisi, büyük değer verdiği sağlık yasa tasarısını şimdiye kadar Kongre'den geçiremedi. En büyük başarısı sayılan 787 milyar dolarlık teşvik paketini kabul ettirmesiyse seçmenleri pek etkilemedi. Çünkü işsizlik hâlâ çift hanelerde. Obama döneminin sağlık reformuyla tanınmasını istemesine rağmen böyle giderse bankaları kurtarmakla hatırlanacak. Bush'un iki seçim kampanyasının da imaj yaratıcısı olan ve Obama'ya hayran olduğunu söyleyen Mark McKinnon, "Açık, anlaşılır bir hikâyenizin olması gerekir" diyor. McKinnon, "Oysa onun hikâyesi seçmenlerin giderek kafasını karıştırıyor. Obama her şeyi bir anda yapmaya, her kesimi aynı anda ikna etmeye çalışıyor. Öyle olunca da onun kimden yana olduğu tam olarak anlaşılamıyor" diyor. Obama, son dönemlerdeki en etkileyici kampanyalardan biriyle başkanlığa gelmişti. Umudun ve değişimin simgesi gibiydi. Tüm ulusun gönlünü okşadı. Ancak söyledikleri o kadar muğlaktı ki, seçmenler nereye istiyorsa oraya çekebiliyordu. 2008'in sonunda, Obama'nın başlangıçtaki gündeminin değişeceği ve kendi tercihlerinin dışına çıkacağı anlaşılınca sorunlar baş göstermeye başladı. Mali sistemin çökmesine karşı Bush yönetiminin attığı adımları Obama aktif olarak destekledi ve onları daha ileri götürdü. Başkanlık tarihçisi Richard Norton Smith'in deyişiyle, Obama bir anda "Değişim için gelen bir kişiyken statükoyu sürdüren başkan oldu." Obama'ya danışmanlık yapan liberal araştırma grubu Center for American Progress'in (Amerika İlerleme Merkezi) Başkanı John Podesta, "Obama'nın seçim kampanyası, Amerikan ekonomisinde yanlış giden şeylerin eleştirisi üstüne kuruluydu. İlerlemeye ve fırsatlara duyulan güvenin tekrar nasıl tesis edileceği hakkında bir fikir ortaya koyuyordu. Obama'nın bu yolu tekrar tutturması gerek. Kamuoyu onun Wall Street'in sorunlarından çok Wall Street'in kendisiyle ilgilendiğini düşünmeye başladı ve bu çok tehlikeli bir değişim" diyor. Oysa Beyaz Saray bu uyarılara pek kulak asmıyor. Beyaz Saray'ın iletişim sorumlusu Dan Pfeiffer, "Başkanın ulusal sahneye çıktığı 2004'ten beri süregelen siyasi hikâyesi son derece tutarlı" diyor. "Bu yorumlar gelip geçici" diye ekliyor. Gelgelelim Obama, Ulusa Sesleniş konuşmasında, seçmenlerin kendisinin verdiği umut ve değişim vaadine giderek şüpheyle yaklaştıklarını kabul etti. Kamu anketlerine göre Obama bağımsızların desteğini yitiriyor. Afganistan politikası, bütçenin durumu ve sağlık reformundan ödün vermeye hazır görünmesi yüzünden liberaller de tepkili. Obama'nın yakın zamanda aldığı tutum ise herkese bir takım sözler vermek. Eşcinsel erkek ve kadınların orduda görev alabilmeleri konusunda ilerleme kaydedileceği, Irak'taki savaşa son verileceği, Afganistan'daki mücadeleye devam edileceği, küçük işletmelere vergi indirimi, çocuklu ailelere vergi kredisi, bankalara vergi ve iç harcamalarda bir miktar kısıntıya gidileceği konusunda sözleri var. Cumhuriyetçilere de onların fikirlerini dinleyeceğine dair söz verdi. Asıl soru, seçmenlerin onu nasıl algıladığı: İdeoloji üstü, gerçekçi mi, yoksa tutarsız ve kaypak mı? Obama'nın kendini daha keskin hatlarla tanımlaması bile artık bir işe yaramayabilir. Çünkü medyadaki bölünme ve haber döngüsünün inanılmaz hızı, başkanların kendi hikâyelerini yaratma kabiliyetlerini oldukça azalttı. Smith, "Medyanın geçirdiği dönüşüme ve Beyaz Saray haberlerinin nasıl işlendiğine bakılırsa, başkanlık kürsüsünün kendisi bile artık radyo programları, televizyon ve şimdi de Twitter yüzünden boğulma tehlikesiyle karşı karşıya" diyor.
Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!