Orhan Pamuk bir süredir yaşadığı Venedik üzerine yazdığı üçüncü denemesi 'Venedik'te Kaybolmak' ile, Türkiye'de sadece SABAH okurlarıyla buluşuyor
Şimdi şu zarif köprüden geçip, sağa kıvrılacağım, sonra sola dönüp, iki yüksek bina arasındaki dar geçidin sonuna kadar yürüyeceğim ve o güzel meydana çıkacağım, diyorum kendi kendime. O zarif köprüden geçiyor, sağa kıvrılıyor, sonra sola dönüp iki yüksek bina arasındaki dar geçidin sonuna kadar (evet tam ortada o şık eski lamba iki duvar arasına sıkışmış duruyor, onu da hatırlıyorum) yürüyorum ama yolun ucu o güzel meydana değil bambaşka bir yere açılıyor. Bir an şaşırıyor, tıpkı korkulu bir rüyadan uyandıktan sonra yattığı yatağın kendi yatağı, burasının bildik tanıdık kendi odası olduğuna kendini inandırmaya çalışan biri gibi, burasının o 'güzel meydan' olduğuna inandırmaya çalışıyorum kendimi. Mesele, meydana başka açıdan bakmam diyerek duruyor, başlangıç noktasına geri dönmek istiyorum. Ama arkama dönünce, beni meydana getiren daracık yolu da kaybettiğimi anlıyorum. Az önce geçerek geldiğim yolun yerinde şimdi 'güzel meydan'dan daha unutulmaz bir manzara var; çürümekte yavaş yavaş sulara gömülmekte olan iki yüksek bina arasına sıkışmış durgun, yeşilimsi bir suyun üzerinde, üçüncü bir yapının renkleri çok belirgin bir şekilde yansıyor. Kıpırtısız suyun aynasında göğün mavisini, bir bulutun beyazlığını, pencerenin önündeki saksıların yeşilini görüyorum. Dar kanalın kenarlarında birikmiş yosun yığınlarına bakarken, bu manzarayı daha önce de görmüş olduğumu hatırlıyorum. Buradan daha önceden de geçmiş, durgun suyun aynasına aynen şimdi yaptığın gibi bakmıştın, diyor bana hafızam. Ama Venedik'te sokaklarda, meydanlarda, daracık çıkmazlarda kayboldukça hafızama olan güvenim azalıyor. Oysa sokakların birbirine düzenli bir şekilde paralel olmadığı ve birbirlerini çok az diklemesine kestiği, kargacık burgacık kıvrım kıvrım ilerlediği, yokuşlu inişli bir şehirden İstanbul'dan geliyorum ben; Venedik'te yolumu kaybetmemeliyim. Benim gibiler için şehirlerde yol bulmak, New Yorklular'ın yaptığı gibi, sokak numaralarını ezberlemekten değil, şehir görüntülerini hafızaya kazımaktan geçer.ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Tasarım kotona dokundu
Modanın yeni gözbebeği Alexander Wang, Amerika'nın 'moda Oscar'ı sayılan CFDA büyük ödülü ile rüştünü iyice ispatladı. Wang'in de imzasını taşıyan Tasarım Edisyonları koleksiyonu, bu hafta satışa çıkıyor. Böylece 'lüks moda' bir kez daha sokağa iniyor, halka iyice yaklaşıyor
Bedenim büyük ama havam yerinde
Moda ne olursa olsun, renkler, desenler, kalıplar nasıl değişirse değişsin, stil sahibi olmanın en önemli kuralı vücut şekline ve bedenine göre giyinmektir. Stilleri modaya uygun ama beden ve renkleri kendi vücudunuza göre seçmelisiniz. Büyük bedenler için stil ipuçları...
Bir yabancının kaleminden İstanbul'un köpekleri
12 yıl Cihangir'de yaşayan Fransız akademisyen Catherine Pinguet, sokakta halı satan Osman ve köpeklerinin ilişkisinden yola çıkarak İstanbul'un Köpekleri adlı bir kitap yazdı
Doldur, boşalt...
Sıcaklar bastırdı, sıvı tüketimi arttı. Sokakta beş dakika yürümenin karşılığı yarım litre su tüketimine eşit. Evlerde de sürahiler bir dolup, bir boşalıyor. Kimi ergonomik özelliklerine kimileri ise estetik görüntüsüne göre satın alınıyor
Babam heykelle ibadet etti
Tankut Öktem'i ölümünün ikinci yılında kızı, Heykeltıraş Babam adlı kitabıyla anıyor
İstanbul'a önce 'diğer kişiliği' geldi
İtalyan markası Prada Türk pazarına, adını Miuccia Prada'nın takma isminden alan Miu Miu ile bu hafta giriyor. Diğer mağazalar ise önümüzdeki aylarda... Prada'nın 'yaratıcı, trendy ve özgür' kişiliğinin ürünü olan marka, temmuz başı olmasına rağmen sonbahar-kış 2009 koleksiyonuyla merhaba diyecek
Tek esinlenen hızlı moda değil!
Kopyalanmaktan yakınan lüks markaların da benzer vukuatları ortaya çıkıyor. Davalar ve tazminatlar kimi zaman ünlü tasarımcıları zor durumda bırakabiliyor
Bakkal değil, zaman makinesi
İstanbul'un Cumhuriyet ve Halaskârgazi caddelerinin unutulan İtalyan geçmişi Napoli'de bir sergi ile anılıyor. Hâlâ yaşayan 50 yıllık Napoli Bakkaliyesi İtalya'daki serginin en önemli unsuru
Stil anketi
- Sezonun en sevdiğiniz trendi?
- Kum saati görünümlü, Azzedine Alaia etekleri, içine tişort giyerek hatta tişörtün içine...
Son dakika...
Çarşıdan aldım iki tane...
Kyo MyFriend'in üç parçaya bölünen ve her parçanın birbiriyle beraber kullanılabildiği mayokini...
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.