PROF. DR. BENGİ SEMERCİBirçok aile çocuklarının sorumluluk almadığından yakınıyor. Ancak çocukların bu durumunun en büyük sorumlusu onlar
Üniversite sınav sonuçları açıklandı. Aralarında, bir kısmı sınava hazırlanmadığı için, bir kısmı ise olanak bulamadığı için kazanamayanlar var. Üniversite sınavına giremeyenler de var. Kazananlar ise tercihlerini yaptı. Tercihlerini bilerek, isteyerek yapanların sayısı, kazananların sayısının yanında çok az. Sınava hazırdılar, ama hayata hazırlar mı? Kazanamayanlar için de aynı soru geçerli. Biz çocuklarımızı sınavlara hazırlıyoruz ama hayata hazırladığımız çok söylenemez. Birçok anne baba, çocuklarının sorumluluk almadığından yakınıyor. En çok duyduğum şikâyet: "Kaç yaşına geldi, artık ödevdi, odasını toplmaktı gibi şeylerin sorumluluğunu anlaması gerekir," oluyor. Konuştuğunuz zaman bunların küçüklüğünden beri her türlü gereksinimlerinin aile tarafından karşılandığı, mutfaktan suyun bile eline getirildiği çocuklar olduklarını görüyorsunuz. Okulda sorun çıkmış, ders çalışmamış, aile çözüm aramış. Öğretmen tutmuş, sosyal hayatını bırakmış, oturmuş onunla birlikte çalışmaya çalışmış. Bazen bunlar da yetmemiş, aile öğretmenlere rica etmiş, yeni okul bulmuş, sınıfta kalmanın bu denli zor olduğu bir sistemde bile hiçbir katkısı olmayan çocuğun yıl kaybetmesini engellemiş. Arkadaşlarıyla çevresiyle sorunları olmuş, aile haksız olduğu halde onu savunmuş, korumuş. Sonra birden belli bir yaşa geldi diye kendi kendine, "Ben artık bunları kendim yapmalıyım!" demesini beklemek, hayal kurmaktır. Kendi başına bakkala bile gitmemiş kaç çocuk var biliyor musunuz? Yaş sadece büyür. Olgunlaşma, öğrenme ise eğitimle, alıştırmakla olur. Bunu yapması gereken de ailelerdir. Tüm bunları "Çocuğa olan sevgimizle, ona kıyamamakla," açıklamak mümkün değildir. Genellikle aileler, bu tür yakınmalarla geldikleri zaman, çocuklarına sorumluluk kazandırmamızı ve hayata hazırlamamızı istiyorlar. Onlara bizim yapabileceklerimiz yanında, onların yapması gerekenleri anlattığımızda ise çoğunlukla, "Kendisinin halletmesi için nasıl bırakırız, yapamaz sonra," diyorlar. Aslında çocuğa öğrettikleri ve yakındıkları şeyi yapıyorlar: "Ben bir şey yapmayayım, başkası sorunu çözsün." Oysa hayat böyle değil. Ve biz belki de kendimiz hayata yeterince hazır olmadan başladığımız için, çocuklarımızı da hayata hazırlamadan büyütüyoruz.ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kaç yıl geçti ama Zihni’yi affedemiyorum
Aşk, ihanet, kırgınlık onların hayatında da var. Ama evlilikleri 32 yıldır devam ediyor. Lüküs Hayat Müzikali'nin vazgeçilmez oyuncusu Zihni Göktay, ilk kez eşi Sevinç Göktay'la röportaj verdi. Saklı kalan her şeyi ise, Sevinç Göktay itiraf etti
İstanbul’u sokak sokak arşınladı
Galata'dan Bağdat Caddesi'ne kadar dolaşıp, İstanbul'un 'ruhlar haritası'nı çizen Jale Sancak, Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar adlı kitabında birbirinden uzak yaşamlar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü hatırlatıyor
Muhtaç hayvanlara kapı açık
Yedikule Hayvan Barınağı'nın gönüllüsü Tolga Öztorun'un evi de bir hayvan barınağından farksız. Yaşlı köpekler, terk edilenler... Bakıma muhtaç bu hayvanlar, onun evinde huzur buldu
Telepatik bağ kurma
Geçtiğimiz hafta yazımı okuyanlar hatırlayacaklar; sevdiğiniz ile telepatik bağ kurmanın nasıl bir şey olduğundan söz etmiştim....
Çocuk şakaya gelmez
Birkaç ay öncesine kadar ne İstanbul'da bu kadar çocuk ne de park olduğunun farkındaydım... Kızım salıncağa binme yaşına...
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.