Kızlarıma evleneceğimi zor söyledim

Türkiye'nin ünlü saç tasarımcılarından Mahmut Ebil, kendisinden 17 yaş küçük meslektaşı Çiğdem Dikmen'le bu hafta evlendi. Müşterilerine bile söylemedikleri aşklarını ilk kez anlattılar

Mahmut Ebil
* Bir zaman 'Ben annemin kadınlara bir armağanıyım,' demiştim. Kadın, gerçek bir gizem! Ne isterse, onu o kadar iyi yaptırıyor ve erkeği o kadar iyi çözüyor ki, erkekte bu zekâ yok maalesef.
* Çiğdem'le laf olsun diye beraber olmadım. Yapmam gerekenleri yapmam için bir süre lazımdı bana, o süreye tahammül edip etmemesi onun problemiydi.
* Erkek saçı kesmem, o farklı bir şey. Konsantre olamıyorum. Hoşuma gitmiyor. Mesela Serdar Ortaç'ı reddettim.

Çiğdem Dikmen Ebil
* Bazen Mahmut'u bırakmayı düşündüm. Ama o kadar zekiydi ki, beni her seferinde kandırıyordu. Arka plana atıldığım için üzülüyordum. O kendini hiç düşünmüyordu, kendini düşünmediği için beni de düşünmüyordu.
* Sert ve yıkılmaz duruyor ama çok duygusaldır. En ufak bir tartışmamızda bir hafta boyunca hiç kimseyle konuşmaz.
* Mahmut saçıma kimseyi dokundurtmaz, hep kendisi keser. Başka kimse saçımı kesemedi bugüne kadar.

Size Mahmut Ebil'i nasıl anlatsam? Ajda Pekkan, Hande Ataizi, Gülben Ergen, İnci Aksoy gibi isimlerin kuaförü olarak mı? Risk almayı sevmesi ve burnunun dikine gitmesiyle dünyaca ünlü Fransız saç tasarımcısı Jean Louis David'i bile şaşırtmasıyla mı? Yoksa en duygusal haliyle meslektaşına tutulup, en kırılgan haliyle evleneceğini çocuklarına söyleyemeyen bir baba olarak mı? Onunla karşılaştığım günü unutmuyorum. "Merak etmeyin, saçınız çok doğal olacak," demiş ve beni ilk canlı yayınıma, harika bir saçla uğurlamıştı. O günden bu yana da bu ritüel hiç bozulmadı... Profesyonellik böyle bir şey. Saçlara duygu katarken, meğer ne duygusal gel-gitler yaşamışlar birlikte. "Kendini düşünmüyordu. Bu yüzden beni de düşünmüyordu. Âşıktık ama birbirimize adapte olamıyorduk," diyor, meslektaşı ve yoldaşı Çiğdem Dikmen. Kaybedeceğini sezdiği aşkı sürekli kılabilmek için, hep kavga etmiş sevdiği adamla ve sonunda başarmış onu nikâh masasına oturtmaya...

- Kaç yıl sonra evlilikle sonuçlanıyor bu ilişki?
- M.E:
Beş yıl. - Ç.E: Şaka yapıyorsun galiba, altı yılı geçti...

- Sabah 9.00'dan akşamın geç saatlerine kadar, 25 senedir kadınlarla burun buruna geçen hayatınızda ne öğrendiniz onlardan?
- M.E:
Bunu çok düşünmüşlüğüm vardır. Hatta bir zaman 'Ben annemin kadınlara bir armağanıyım,' demiştim. Kadınlar ciddi bir üniversite oldu benim için. Gerçek gizem, kadın. Bir başbakanın da ya da çok üst düzey bir yöneticinin de kadınları benim kadar tanıyor olmasını isterdim. Kadın ne isterse onu o kadar iyi yaptırıyor ve erkeği o kadar iyi çözüyor ki, erkekte maalesef bu zekâ yok.

- Her yaştan ve yaşamdan, her meslekten ve sınıftan kadın müşteriniz var. Ünlü ve konuşulan kadınlar da yıllardır size saç yaptırıyor. O kadınların duygu durumlarını çözebiliyor musunuz?
- M.E:
Kocasından, erkek arkadaşından sonra, belki ona bile söyleyemediği bazı şeyleri bize söylüyor. Öyle bir meslek ki bu, psikiyatra bile haftada birkaç gün gitmezsiniz. Para verip psikiyatra gitseniz, o da bir saattir. Bizde öyle bir şey yok, iyi gününde kötü gününde haftada birkaç kez gelir. İyi gözükmeye gelir. Düğününde, boşanma ertesinde, bütün özel günlerinde gelir ve iki-üç saat boyunca anlatır. Kadınların bakışından büyük ihtimal ruh halini anlarım. İyi bir gözlemci olduğum için de ne kadar yaklaşacağımı bilirim.

DUGULARI DA DEĞİŞTİRİYORUZ
- Kadınları iyi tanıyan birisiniz. Bir evlilik yapıp, boşanmışsınız. Neden tekrar evlenme kararı aldınız?
- M.E:
Yalnızlık Allah'a mahsus. İşim dolayısıyla hanımların beklentileri, hanımların erkeklere nasıl baktığı, ne tür davranışlar sergilediği gibi birçok şeyi analiz etme imkânım oldu ve aradığım kadın gözümün önünde olmalıydı. Çiğdem'in de aynı meslekten olması bu yüzden önemli. Eve geldiğimde Çiğdem bana yorgunluğumun nedenini sormaz. Çünkü o da aynısını yaşıyor. Müşteriyi mutlu etmek, iyi bir saç yapmakla fazla ilgili değil. Ruhsal olarak da mutlu ayrılmalı bizden. Kadınların sadece saçlarını değil, duygularını da değiştiriyoruz...
- Ç.E: İlişkimiz karmaşık, kavga ve gürültülü geçti aslında. Çünkü ben her şeyimle ona odaklıydım. O bana bir türlü odaklanamıyordu. İster istemez tepki gösteriyordum. Birbirimize çok âşıktık ama birbirimize adapte olamıyorduk.
- M.E: Biraz muhafazakârım. Çocuklarıma zor söyleyebildim evleneceğimi. Üç ay önce söyleyebildim. Eşimden ayrıldıktan sonra iki kızımı yazın tatillere götürüyordum, tek başımaydım. Büyürlerken onları tek başıma yıkar, giydirir, saçlarını yapardım. Görenler 'Niye kendine hiç zaman ayırmıyorsun?' derlerdi. Kendimle ilgili işlerim hep son dakikadır. Bazı konularda kuralcıyım.

- Çiğdem iyi dayanmış... Altı sene!
- M.E:
Yapmam gerekenleri yapmam için bir süre lazımdı bana, o süreye tahammül edip etmemesi onun problemiydi. O çok büyük sıkıntı yaşadı. Çocuklarımın büyümelerini, bunun idrakına varmalarını, beni onaylamaları için belli bir zamanın geçmesini bekledim. Onları bir kez daha kırmak istemedim.

- Üç ay önce kızlarınızı karşınıza alıp 'Ben evleniyorum,' dediğinizde nasıl tepki gösterdiler?
- M.E:
Hiçbir kötü söz söylemediler. Hafiften tahmin ediyorlarmış. Çok duygulandım. Defalarca söylemek istemiştim, söyleyememiştim. Ağlayarak söyleyebildim! Kızlarım da inanılmaz babacıdır.

- Kaç yaşında kızlarınız?
- M.E
: 15 ve 17. Boşandığımda biri dört, biri altı yaşındaydı.

İNANILMAZ SEVİYORDUM MAHMUT'U, BU YÜZDEN ÇOK KAVGA ETTİM ONUNLA
- Çiğdem için daha zor olmuş anladığım kadarıyla...
- Ç.E:
İnanılmaz seviyordum Mahmut'u. Bu yüzden çok kavga ettim onunla... Bazen bırakmayı düşündüm! Ama o kadar zekiydi ki, beni her seferinde kandırıyordu. Her seferinde öyle bir vaziyete geliyordum ki, sonuçta sanki ben suçlu oluyordum karşısında. Kavgaların sonrasında hep kendimi suçlu olarak görüyordum.

- Neyi anlayamıyordunuz bu ilişkide?
- Ç.E:
Arka plana atıldığım için üzülüyordum. Kendini hiç düşünmüyordu, kendini düşünmediği için beni de düşünmüyordu. Benim duygularımı da düşünmüyordu.

- Kaç yaşındasınız?
- Ç.E:
Şu anda 29.

- İlk erkek arkadaşınız mı Mahmut Ebil?
- Ç.E:
İlk erkek arkadaşım sayılır. Onun bu kadar yavaş yavaş ilerlemesi beni üzüyordu. Ona kalırsa bu sene gene evlenmiyorduk.

- Ya Çiğdem 'Gidiyorum,' deseydi? Aranızda bir de patron-çalışan ilişkisi var!
- M.E:
Evet. Ama işimizle özel hayatımız çok farklı. İşimde daha profesyonelim. Kardeşlerimle olan ilişkilerim de profesyoneldir. İşte yapılması gerekenler vardır, onlar yapılmalıdır.

- Kaç yıl oldu mesleğinizde?
- Ç.E:
16 yaşımdan beri saç kesiyorum. Mahmut'la 16 yıldır tanışıyoruz ama alakamız yoktu birbirimizle. Sonradan, tanıdıkça, konuştukça oldu.
- M.E: Çiğdem'in de gözü kuvvetli ve dikkatli. Biraz tez canlı olmasıyla beraber, sır saklamayı bilen bir insan. Bizim işimizde sır saklamak önemli. Beni irdelemedi, didiklemedi. Çiğdem'in ustası olduğum için, insan hani öğretmenine bir saygı duymakla beraber hafiften bir bağlılığı da vardır ya, hiç didiklemedi beni.

- Muradınıza erdiniz. Evlilikten beklentiniz nedir?
- Ç.E:
Huzur istiyorum. Mutlu olmak istiyorum.
- M.E: Çiğdem'le aramızda 17 yaş fark var. O da benim kadar performans gösteriyor. Çok çalışıyor. İşten çıktıktan sonra herhangi bir yerde eğlenmek bize cazip gelmiyor.

- Çocuk istiyor musunuz?
- Ç.E:
Kafamız bir rahatlasın sonra düşünürüz. Benim de huzura ihtiyacım var.
- M.E: Ben düşünce olarak istemiyorum ama bir insanı seviyorsanız, onun isteğine saygı duymak zorundasınız. Şu an istemiyorum belki ama olursa çok mutlu olabilirim.

- Yaptığınız saçlardan dolayı birbirinizi eleştirir misiniz?
- Ç.E:
Mahmut beni acayip eleştirir. Lafı şudur: 'Niye babaladın, şişiriyorsun!' Tez canlıyım ya...

- Birbirinize nasıl hitap edersiniz?
- Ç.E:
Ben ona hâlâ iş yerinde Mahmut Bey diyorum. Normalde çok sert ve yıkılmaz duruyor ama içten içe iyidir. Duygusaldır. Ufak bir tartışmamızda bir hafta boyunca kimseyle konuşmaz.

- Mahmut'un saçını siz mi kesiyorsunuz?
- Ç.E:
Hayır. Bana hiç kestirmiyor.
- M.E: Ben de erkek saçı kesmem, o farklı bir şey. Konsantre olamıyorum. Hoşuma gitmiyor. Mesela Serdar Ortaç'ı reddettim.
- Ç.E: Benim saçlarıma kimseyi dokundurtmuyor, hep kendi keser.
- M.E: Çiğdem'in saçının dalgası güzel. Abuk sabuk bir şey keserler, hoşuma gitmez diye istemiyorum. Kadının saçı çocuk oyuncağı değil. Doğruyu yapacaksın. Saçın rengiyle, saçın karakteriyle, kesimi, boyu posu, kadının yaşam tarzı, havası ve duruşuyla bütünleşmeli o saç! Sadece saçı kesmekle olmuyor ki bu iş.
- Ç.E: Evde de öyle. Mutfaktaki kiraz çekirdeği çıkarma aletine kadar o düşünüyor.
Yazarın Önceki Yazıları
Çapkınlıklarını kaldıramadım ( 08.08.2009 )
Kaç yıl geçti ama Zihni’yi affedemiyorum ( 01.08.2009 )
Derya'yı dört sene ailemden sakladım ( 25.07.2009 )
Nevra olmasaydı eksik olurdum ( 18.07.2009 )
Gelinliğim bir tişört, bir keten pantolondu ( 11.07.2009 )
Babam her şeyi uçta yaşar ( 20.06.2009 )
Evde patron, ne ben ne Talat ( 13.06.2009 )
Ebru'nun ölümü tartışılıyor ( 06.06.2009 )
Beyhan'la artık cep telefonu üzerinden konuşuyoruz ( 30.05.2009 )
Ruhu genç kız, bedeni 97 yaşında! ( 23.05.2009 )

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Güncel Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol