5 günlük hava durumu
17 Ekim 2009 Cumartesi
İLİŞKİLİ HABERLER
Celal fazla sevgi veriyor
Annemle başa çıkmak çok zordu
Celal fazla sevgi veriyor

Celal fazla sevgi veriyor

Türk pop müziğinin ilk kadın söz yazarı Fikret Şeneş, oğlu Celal Çapa ile birlikte röportaj verdi. Şeneş oğlu için "Celal çok gevşek, fazla sevgi veriyor," diyor

"Bir günah gibi gizledim seni, kimse görmedi seninle beni. Ağlarken içim, güldü gözlerim, bir günah gibi gizledim.." Cesurca söylenmiş bu şarkı gibi, tam 300 eserin sahibi, Türk popunun ilk kadın söz yazarı, Fikret Şeneş, bugün 88 yaşında. Fikirleriyle, yaşam şekliyle hâlâ zamanının çok önünde. Yakında küçük oğlu Celal Çapa'yla birlikte İsviçre'ye, özel bir küre gidiyor... 90'ını sağlıklı devirebilmek için doping alacak. Kendi deyişiyle, organlarına 'yamama' yapılacak. Bu kürü üç yılda bir uyguluyor. Uzun zamandır anne-oğulla konuşmak istiyordum. Bir saatliğine gittim, akşamı buldum. Nefis peynirler ve marmelatlar için ayrıca teşekkür ediyorum. O kadar lezzetliydi ki her şey, Ajda Pekkan da "Burada ne yenirse, ben de istiyorum," dermiş Fikret Şeneş'e... Evinde oğulları ve torunlarının fotoğraflarının yanında Ajda'nınkiler de duruyor. Ama yatağının başucunda sadece Kemal Bey'in fotoğrafları var. Soyadını yarım asırdır bir sır gibi sakladığı, bütün şarkılarının ilham kaynağı, Kemal Bey!

Fikret Şeneş
* Celal çok gevşek. Sevgiyi fazla veriyor bence. Yarın bir gün kızı çok üzülür. Çünkü kocasının ona yapacağı bir sürpriz kalmaz.
* Sevgi ilaç gibidir. Dozajını ayarlayacaksın. Fazla gelirse kaşınma hissi verir, zararı olur, ama ölçüsünde verilirse o zaman fevkalade yararlı olur.
* Çok kıskanç, hasta ruhlu bir kadınım. Bir Fransız şarkısı vardı; tıpkı bir tavuğun yumurtanın üstüne oturması gibi birini sahiplenmekten bahseder. Yani sahip olmak istiyorum. Bu çok yanlış, çok hasta ediyor.

Celal Çapa
* Bundan 50 yıl önce bir kadının tek başına, iki çocuğunu kimseye muhtaç etmeden yetiştirmesinin değerini ancak şimdi anlayabiliyorum. Annemin o zaman müzikle ilgilenmesi, eve başka bir enerji getirmiştir. Annemin müzikle uğraşması aslında bizim hayatımızı kolaylaştırmış.
* Bugün doğal gelen şeyler, 60 yıl önce bizi çok rahatsız edebilirdi. Düşünebiliyor musunuz?Anneniz ayrılmış, başka bir adamla beraber...
* Annem hepimizi kendi çatısı altına aldı. Hepimiz aynı apartmanda yaşıyoruz. Hangi daireden güzel koku gelirse, orada yemek yerim. Apatmanda pijamayla dolaşırım.
* Biz zor şartlarda büyüdüğümüz için, çocuklarımı büyütürken, onları şımartma kararı aldım. Annemle bu konuda çatışıyoruz. İnşallah annem haksız çıkar.

- 'Kimler geldi, hayatımdan kimler geçti, en güzeli senin kadar sevilmedi.' Bunun gibi cesurca 100'lerce şarkı yazdınız. Hayatı da bu kadar cesur yaşayabildiniz mi?
- F.Ş:
Çok zor zamanlarım oldu. İki tane kocaman erkeği babasız yetiştirdim bir kere. İstanbul'da olmasına rağmen çocukların yüzünü görmedi hiç. Erkekler 40'tan sonra azarlar derler ya, bizimki de öyle oldu. 18 sene sonra ayrıldık. Sonrasında yaşadığım aşk beni cesaretlendirmiştir.

- O zaman sizin parlak döneminiz değil miydi?
- F.Ş:
Yok, daha var. Boşandıktan sonra müziğe döndüm, orada teselli buldum. Hayatımdaki hadiseler, müziğin güzelliği ve oğullarımdı. En büyük hatam, ayrıldığım kocamla (Bedii Çapa) tekrar evlenmek oldu. Onunla ikinci evliliğimde Celal doğdu. Belki olur diye, insan evladının hatırına bir şey yapar ya.

- Neden en büyük hata?
- F.Ş:
Kimseyi değiştiremiyorsun. İkinci kez aynı adamla evlenmek en büyük hata. Hataları bu sefer daha fazla batmaya başlıyor. Ondan sonra yaşadığım aşk bana yazdırdı. Kemal Bey'le evlenemedik bir türlü. 35 yaşımdaydım. Reşat Kulp'ta tanıştık. Askeri pilottu.

KEMAL BEY'İ ÇOK ÖZLÜYORUM
- Evlenemediniz mi?
- F.Ş:
Hayır. Ankara'ya tayini çıktı. Orada çapkınlık yaptığı haberini duyunca, kızdım, başkasıyla evlendim. O da benden 15 gün sonra evlendi. Ama kızgınlığımız geçtikten sonra görüşmeye devam ettik. Ona hasretle yazdım bütün şarkıları. Beş sene öncesine kadar görüşmeye devam ettik. Bu evin üzerinden kaç kez uçağıyla geçmiştir.

- Şu an hayatta mı?
- F.Ş:
Hayatta. Benden beş yaş büyüktü. 93 yaşında. Ne eşi, ne çocukları ne de torunları aşkımızı biliyor. Ona rahatlık vermek için görüşmeme kararı aldım. Hep sakladık ilişkimizi. Şimdi de 80'li yaşlara gelmişiz... Kemal Bey'i zor durumda bırakmamak için 'Görüşmeyelim,' dedim. Ama çok özlüyorum.

- Fikret Şeneş diğer annelerden farklı bir anneymiş. Bu farklılık size nasıl yansıdı?
- C:Ç:
Bundan 50 yıl önce bir kadının tek başına iki çocuğunu kimseye muhtaç etmeden yetiştirmesinin değerini ben ancak şimdi anlayabiliyorum. Tek başına bir kadın olarak 60 yıl önce ağabeyim Ahmet'le beni, isteklerimizden yoksun tutmadan, iyi yetiştirebilmiş. Galatasaray Lisesi'nde okudum, yurtdışında üniversiteye gittim. Üniversiteye gittiğim zaman evdeki gümüşler satılmıştı. Babasız büyümenin eksikliğini bize hiç hissettirmedi. Otoritesiyle işin o tarafını da dengeledi. Annemden çekinirdik! Devrinin çok önünde giden bir kadın benim annem.
-F.Ş: Onlar benim hayatımı bilirlerdi, ben de oğullarımın hayatlarını bilirdim.
-C.Ç: Dolayısıyla bugün artık çok doğal gelen şeyler, bundan 60 yıl önce bizi çok rahatsız edebilirdi. Düşünebiliyor musunuz? Annemiz ayrılmış, başka bir adamla beraber. Bu bizi rahatsız etmiyor. Medeni yetiştik. Bugün medeni olduysak annem sayesinde olduk.

APARTMANIMIZDA PİJAMAYLA DOLAŞIRIM
- Sizin de gece hayatınız var mıydı Fikret Şeneş?
- F.Ş:
O zaman hiç eve girmezdim.
- C.Ç: O, ailenin geleneği gibi bir şey oldu. Evin yaşantısı, sabah 8.00'de işe giden meslekleri seçmediğimiz için, geç başlıyor. Evde 9.00'da kimse ayakta değildir. Normal kalkış saatimiz, 10.00-11.00 arası. İş zaten sabah 4.00'te bitiyor. Biriki saat üzerine koysanız, sabah 6.00-7.00 oluyor. Bizim o günlerdeki kompleksimiz diploma sahibi olmaktı, iş sahibi olmak değil! Mesela uluslararası ilişkiler okudum. Hayatta en önemli şeyin başarı ve para olduğuna inandım. Zaten başarı parayı getiriyor. Abimin bana ihtiyacı vardı. Birlikte gece hayatında bir şeyler yapmayı hedefledik.

CELAL ÇOK GEVŞEK BİR BABA
- Gece hayatında sizi cezbeden nedir?
- F.Ş:
Batı müzikleri. Hangi şarkıcıyı seviyorsanız, o nerede çalışıyorsa oraya gidilir. Doyurucu bir müzik hayatı yaşanır. Çok sevdiğin kişilerle beraber olursun, sosyallik yaşarsın...
- C.Ç: Ben yoruldum ve gece hayatını mesleki olarak bıraktım ama inanın bana karım müsaade etse yine her gece çıkarım. Benim yaşım 55. Gece hayatının 12.00-1.00 gibi bitmesi lazım, ama 25-30 yaşındayken gece hayatı sabah 04.00 gibi biterdi. İnsanların günün yorgunluğunu attığı, relaks oldukları tek zaman dilimi.

- O kadar aşk acısı çekmiş, aşk şarkılarının tutkulu söz yazarı olarak, oğullarınıza aşkla ilgili nasihatınız ne oldu?
- F.Ş:
Güzel bir yere geldin. Tüm arkadaşlarını tanımak isterdim. Başkasının evinde kalınmaz, yatılmaz. Benim gözümün önünde olacaklar. Bu konuda çok terbiyeli ve disiplinli yetiştiler. Sonra o disiplin bunlara battı tabii. 'Aman çocuğumuza yapmayalım, annem çok disiplinliydi' diye. Bu terbiyeyle ilgili bir lafıma, 'Anneciğim geçti artık o devirler,' diyorlar. Disiplin koymazsan katiyen bunlarla başa çıkamazsın.
- C.Ç: Çocuklarımı şımartma kararı aldım. İnşallah annem haksız çıkar. Evliliğimizin ikinci üçüncü yılında karıma vizon kürk aldım ve annem bana, 'Evladım, daha üçüncü yılında kürk aldığına göre 15-20 sene sonra ne alacaksın karına?' dedi. Şimdi bir şey almıyorum. Kendi inandıklarımı, çocuklarımda da uyguluyorum. Çocuklarımı maddi imkânlarımı zorlayacak derecede rahat ettiriyorum. Ayrılmış bir ailenin çocuğu olduğum için evlilik müessesesini çok önemsiyorum. 29 yıllık evliyim, bunu başardığımı düşünüyorum. Bundan sonrası için de içim rahat.

- Celal Çapa'da en çok neyi eleştirirsiniz?
- F.Ş:
Çok gevşek. Disiplin uygulamıyor. Sevgiyi çok fazla verdiği kanaatindeyim. Yarın bir gün Ceylan (kızı) çok üzülür. Çünkü kocasının ona yapacağı hiçbir sürpriz kalmaz.
- C.Ç: Ben öyle bakmıyorum. Görsün ki, ilerde çok daha doymuş başlasın hayata.

- Düşkün müsünüz birbirinize?
- C.Ç:
Çok. Annem hiçbirimizin düşünmediği bir şeyi düşündü. Bizi kendi çatısı altına aldı. Aile apartmanıdır burası. Apartmanda pijamayla dolaşırım. Kapıdan girer girmez pijama giyerim. Nereden güzel koku gelirse, o katta yemek yerim.

- Yeniden söz yazması için teşvik etmiyor musunuz annenizi?
- C.Ç:
Hayır. Bir işi yapıp doğru bir noktaya çıktıysanız, orada emekli olmak lazım.

- Siz de erken emekli oldunuz ama...
- C.Ç:
Devrimin kapandığına inandım. Bugün sinema dünyasında da bu geçerli. Bundan 15 yıl önce sevdiğimiz insanlar artık ikinci, üçüncü rollerde. Annem de, ben de, abim de kendi iş kollarımızda en tepedeyken ayrılmayı tercih ettik. Annem de zamanında bıraktı. Çünkü yazdıkları bir imzaydı.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Güncel Haberleri

Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol