Hayatımda rüşvet vermedim

Sanayiden sanata birçok alanda adından söz ettiren Borusan Şirketler Grubu'nun kurucusu Asım Kocabıyık'ın hayatı, Nebil Özgentürk'ün gözünden belgeselleşti

NEBİL ÖZGENTÜRK
* Hoyratlaşan iş dünyasında, hayatı zorluklarla gelip geçmiş bir Cumhuriyet kuşağı işadamının yaşadıkları ve aldığı terbiye geçsin isteriz işadamlarına...
* Asım Bey'in belgeselini yaparken, Borusan'ın tarihçesinden çok, kültür ve sanatla da ilgili bir Cumhuriyet adamının duygularını, insan hallerini ele alıp; biraz torpil geçtim eğitime, kültüre, sanata....
* İran' daki Humeyni rejimi Asım Bey'in hayatında önemli bir rol oynamış. Dünya markası BMW'nin Humeyni rejimi nedeniyle, Türkiye'ye Borusan Grubu'na geldiğini söylemek lazım.

ASIM KOCABIYIK
* TÜSİAD'da benim dönemimde yeni doğmuş insanlar, bugün başkan oluyor. Onlarla daima fikir birliğinde olmak, mümkün değil. TÜSİAD'dan ayrıldım. Bugün de mektup yazdım onlara. Şeref başkanlığı teklif ettiler, teşekkür ettim. Böyle bir şeye talip olmadığımı söyledim.
* Çok konuşan, çok iltifat eden, ertesi gün başka bir fikir müdafa eden insanlarla iş yapmadım hiçbir zaman.
* Tek olduğum zamanlarda, her şeyi daha iyi bilirim diye düşünüyordum. Şimdi yetki vermekte oğlum kıskanç değil. Ben onun gibi değildim.

Doğduğu köye 80 yıl sonra özel uçakla gitti. Bakkalın oğlu Asım'dan sanayici Asım Bey'e, inatla, meydan okuyarak, risk alarak geçirdiği yıllar, tek tek, filmde yeniden hayat buldu. Dün elektriksiz bir köyde, zamanını güneşe göre ayarlıyordu, bugün içinden elektrik geçen borular üreten holdingin onursal başkanı... Dün gaz lambasının ışığında ders çalışıyordu, bugün kurup geliştirdiği şirket, dünyanın önde gelen enerji firmalarının ortağı. Dün, işi babasından devralmıştı, bugün oğluna devretmenin huzurunu yaşıyor. Dün anı biriktiriyordu, bugün anılarını paylaşıyor. Asım Bey'in her anlattığında bir bilgelik, sadelik ve tevazu var. Nebil Özgentürk de hünerini konuşturmuş, o tevazuyu ve bilgeliği, sadelikle belgesele işlemiş. Borusan Filarmoni Orkestrası'nın genç müzisyenleri, Asım Bey için harika bir eser bestelemiş. Cumhuriyet'in Kanatlarında Bir Girişimci-Asım Bey belgeseli, 21 Nisan'da Haliç Kongre Merkezi'nde, ilk kez izleyici karşısına çıkacak. Asım Kocabıyık o gün 86 yaşına giriyor ve 'Hayatta en büyük desteğim,' dediği Nurhan Hanım'la evliliğinde 57. yılına adım atıyor.

- Asım Bey'in belgeseli için , birlikte sıkça vakit geçirdiğinizi biliyorum. 'Bir yudum insan' olarak Asım Bey'de sizi en çok ne etkiledi?
- N.Ö: '
Son beş aydır benim en çok gördüğüm insansınız,' dedim ben de. 25-30 kez kamera karşısına almışız Asım Bey'i. Sağ olsun hiç nazlanmadan bizi kırmadan geldi çekimlere. Başkası olsa 'Artık yeter,' derdi. 40 saate yakın kayıt yaptık. Hiç yorulmadı. Yüksünmedi. Yürüdükçe anlattı, anlattıkça ortaya 'Cumhuriyet'in Kanatları'nda bir girişimci'nin öylüsü çıktı.

- Nedir Asım Kocabıyık'ı diğer Cumhuriyet adamlarından farklı kılan?
- N.Ö:
Asım Bey'in 86 yıllık hayatı, tek başına bir meydan okuma. Asım Bey, kendi yağı ile kavrulmayı seçip, kendi büyümesini gerçekleştirmiş. Kendi stratejisini öyle yerleştirmiş ki, 'şurada bin odalı bir otel alayım, arsayı da hazineden alayım' düşüncesi olmamış. Çok iyi bildiği bir alanda boru ve çelik üzerine ihracatı görmek, ihracatla büyümek, kolay değil. Eğitim alanında muhteşem şeyler yapmış. 10'u aşkın okul, 40'ı aşkın okulu desteklemek... Bu da sadece hayırseverlik olarak nitelenemez. Bir okul yaptırmak, milyonlarca ton boru yaptırmaktan daha değerli olmuş zaman zaman.

- Öyle mi?
- A.K:
Muhakkak. Okul yaptırmak bir memleketin, medeni camia içine yerleşmesini, demokrasiye, insan haklarına sahip olmasını temin eden unsurlardır.

- Yönetimde hâlâ etkin misiniz?
- A.K. İcra işlerine hiç karışmıyorum, izahat alıyorum. Yönetimde tek olduğum zamanlarda ben her şeyi daha iyi bilirim diye düşünüyordum. Şimdi yetki vermekte oğlum kıskanç değil, ben onun gibi değildim. Kendi bildiğime daha çok güvenirdim, şimdi onlar daha doğrusunu yapıyor kurumsallaşarak.

- Hep bir meydan okumayla mı geçti 80 küsur yıl?
- A.K:
Zoru sevmem ama mecburiyet karşısında yalnız kaldım ve zorlandım. 1924 doğumluyum, altı yaşıma kadar köydeydim. 14 yaşıma kadar Afyon'da. 14 yaşından sonra İstanbul'da yaşamaya başladık. Üniversiteye başladığım zaman babamın yanında çalışıyordum. 44'te babam şirket kurdu, yönetim kurulu üyesi oldum. Bir taraftan işi takip ediyor, bir taraftan üniversite eğitimime devam ediyorum. 1952 senesinde babamı kaybettik. Babamın enfarktüs geçirdiği yaşta, ben de enfarktüs geçirdim.

TÜSİAD ŞEREF BAŞKANLIĞINI İSTEMEDİM
- TÜSİAD'ın kurucularındansınız. Neden bıraktınız bu sene?
- A.K:
TÜSİAD'ı 86 kişi kurduk. 40 sene sonra istifa ettim. Çünkü benim dönemimde yeni doğmuş insanlar, bugün başkan oluyor, onlarla daima fikir birliğinde olmak, mümkün değil. Yeni ayrıldım, bugün de mektup yazdım. Bana şeref başkanlığı teklif ettiler, ben de teşekkür ettim. Böyle bir şeye talip olmadığımı söyledim.

- Neyi temel aldınız belgeseli çekerken?
- N.Ö:
Yıllardır insan hikâyeleri çeken biri olarak, Borusan'ın tarihçesinden çok, kültür ve sanatla da ilgili bir Cumhuriyet adamının duygularını, insan hallerini ele alıp biraz torpil geçtim eğitime, kültüre, sanata.... Şöyle bir duyguyu sevdim Asım Bey'de: 1940'lı yılların Beyoğlu atmosferi, bir masada Sabahattin Ali, Orhan Veli, Mücap Ofluoğlu ressam Mübin Orhon ve bir de Asım Kocabıyık birlikte oturuyorlar. Orhan Veli'nin bir şiiri vardır meşhur, 'Baka kalırım giden geminin ardından, serde erkeklik var, ağlayamam'. Karaköy rıhtımında Mübin Orhon'u Paris'e uğurlarken bu şiirin yazılma anına tanık olmuş Asım Bey. Bir öykü daha anlatayım, yıl 1937. Ortaokuldadır Asım Bey, Afyon'a Atatürk gelir. Bir heykel yapılmıştır yeni, şimdi o heykel hâlâ durmaktadır. O heykeli görmeye gelir Atatürk, Asım Bey'in okulu dahil bütün öğrencileri oraya götürürler. Asım Bey diyor ki, 'Atatürk heykeli beğenmedi, sıkıldı gitti.' O tarihteki görüntüyü bulduk.
- A.K: Suratı asıldı, kimseye bir şey söylemeden arabasına gitti, otomobile bindi. Okula gelmedi, programını tamamlamadı, canı sıkıldı. Buna şahit oldum. 13 yaşımdaydım.

- Nasıl buldunuz o görüntüleri?
- N.Ö:
Bugüne kadar 700'e yakın belgesel yaptık. İnsan bir şeyi aramak isteyince bulabiliyormuş.
Yazarın Önceki Yazıları
Doğulu öğrenciye yatırım yapan çift ( 27.03.2010 )
Bir tek karımı dinlerim ( 05.12.2009 )
Genelde annemin sözünü dinlerim ( 28.11.2009 )
Her kadın 4320. maddeyi öğrenmeli ( 07.11.2009 )
30 yıl öncenin aşkı tazelendi ( 10.10.2009 )
Bir ciğer severim, bir de karımı ( 03.10.2009 )
Babam yıllar sonra, benim şarkımla, arkadaşıma âşık oldu! ( 26.09.2009 )
Erkekler mağara adamıdır, evlilik her erkeği eğitir! ( 19.09.2009 )
Kemanı değil aileyi seçmeliydim ( 05.09.2009 )
Benim gözüm sadece Ayten’i görüyor ( 29.08.2009 )

kalan karakter 460

SezerT SezerT // İSTANBUL

helal olsun

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 22.04.2010 19:54

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Güncel Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol