Lokanta değil sanki doğal park

Kuşadası yolu üzerinde hizmet veren Tarihi Çınaraltı Lokantası, tam bir organik ürünler cenneti. Buğdaydan doğal ekmek, incir pekmezi, güneşte pişirilen reçellerin yanı sıra soyu tükenen Sakız kuzusu çevirmesinin tadı da damakta kalıyor

Mucize bu ya, rahmetli büyükannem tekrar yeryüzüne dönebilse, ben de ona gündelik yaşantımızı anlatırken, sebze ve meyvelerin organik olanlarını arayıp bulmaya çalıştığımı söylesem, herhalde yüzüme boş boş bakardı. Ona, organik ürünleri tarif etsem, çevre kirliliğini, kısır tohumları, hormonlu ürünleri, GDO'ları açıklamaya kalksam, kafası daha da karışırdı. Sebze ve meyvelerin verimini ve albenisini artırmakta kullanılan tarım ilaçlarıyla kimyasal gübrelerin yanlış kullanıldığında insanlık için büyük tehlike oluşturduğunu, bu nedenle organik de denen doğal ürünleri tüketmeye özen gösterdiğimizi anlatsam, aklı yine ermeyecekti. O sağken, yaşadığı dünyada organik olmayan sebze ve meyve yoktu ki. Büyükanneminki de dahil, bizden önceki kuşaklar sağlıklı ürünlerle besleniyorlardı. İletişim çağı, bilim ve teknik çağı, küreselleşme çağı, serbest rekabet ortamı derken dünyanın gözünü rant hırsı bürüdü, gelenekler, yerel özellikler ve nihayet sağlıklı doğallık daha fazla kazanç uğruna feda edildi. Bugün birer ikişer bizim sağlıklı ve doğal saydığımız gıda ürünlerinin içerdikleri gözle görülmeyen tehlikeler ortalığa dökülüyor. Bilinçli tüketiciler de adil ve dürüst yöntemlerle üretim yapanları arayıp bulmaya özen gösterir oldu. Geçen hafta bir arkadaşım beni Kuşadası Davutlar yolu üzerindeki Değirmen adlı bir lokantaya götürdü. Daha önce önünden geçmiştim; burayı yeşillikler arasında bir kır lokantası olarak hatırlıyordum. Meğer asıl Değirmen Lokantası burada değil, yolun karşı tarafından girilen geniş bir çiftliğin içindeymiş. Burası ise, aynı komplekste yer alan Tarihi Çınaraltı Lokantası'ymış. Arkadaşım sofraya oturmadan önce beni o büyük kapıdan içeri, bir doğa cennetine yönlendirdi. Hemen girişte küçük bir mağazanın kapısının önünde kokusu insanın başını döndüren, taş fırından kısa süre önce çıkmış organik buğdaydan mis gibi kokan doğal ekmekler sergilenmişti. İçerdeyse iksir sayılan, zeytin çuvallarının altına kendiliğinden sızan zeytinyağından, geleneksel değirmende sıkılan sulu sıkım zeytinyağına kadar değişik kalitede yağlar, organik meyvelerden geleneksel yöntemlerle elde edilen pekmezler, sızmalar, reçeller, yerinde kurutulmuş ot ve meyveler. Arkadaşım bana bu ürünlerin yapıldığı işlikleri de gösterdi. Bir köşede odun ateşinde incir pekmezi kazanı kaynıyor, ötede incir sızması yapılıyor, üstü tülle korunan leğenlerde reçeller güneşte pişiriliyordu.

KÜÇÜK BİR HAYVANAT BAHÇESİ VAR
En tepede, dışından eski bir konağı, içi ise çağdaş objelerle dolu bir Ortaçağ şatosunun şölen salonunu andıran asıl Değirmen Restoran uzanıyor. Burada ve ön tarafındaki terasta yazın sadece akşam yemeği servisi veriliyor. Terasın altında, üzerinde halatlardan yapılmış bir köprünün sallandığı, ördeklerin, kazların keyifle yüzdükleri, sık bitki örtüsü ile çevrili minik bir göl var. Yanda küçük bir hayvanat bahçesi, daha ötede at ahırları ve bir manej, nihayet geniş bir alanda otlayan, soyunu hemen tümüyle tükettiğimiz, Osmanlı'nın en makbul koyun cinsi Sakız koyunları. Bu rüya gibi çiftliğin sahibi Gürsel Tonbul, 15 yıl önce organik tarım yapmayı kafasına koyan, yaklaşık beş yıl kadar toprağı dinlendirip bu tür tarıma hazırladıktan sonra tümüyle organik üretim yapan gerçek bir hanımağa. Artık karnımız iyice acıkmıştı, Tarihi Çınaraltı Restoran'a geçtik. Burası adını 800 yıllık bir anıt çınardan alıyor. Ağacın dalları hemen hemen tüm lokantayı örtüyor. Yanda odun közünde nar gibi kızarmış bir Sakız kuzusu, onun üstünde de yine derileri kıtır kıtır kızarmış piliçler dönüyordu. Bu çok zor bulunabilir kuzu çevirme, ağzının tadını bilen biri için piyangoda büyük ikramiye kazanmakla eşdeğerdi. Önce zeytinyağlıları seçtik. Sofraya şakşuka, yoğurtlu ve ayrıca zeytinyağı ve limonlu iki çeşit yabani semizotu salatası, pilaki, deniz börülcesi, bahçenin biberleri ve kurutulmuş domatesleriyle yapılmış acılı ezme, nefis bir paşa böreği, ardından şiir gibi bir Sakız kuzusu geldi; Sakız kuzusunun ününün efsane olmadığını, olağanüstü lezzeti apaçık ortaya koyuyordu. Yemeğin üstüne Urla İskelesi'nin ünlü katmercisi Sezgin ustanın çiftlik sütü ve badem subyesi ile yaptığı keşkülü kaşıkladık. Bu benim tattığım en başarılı keşküldü. Hesabı ben ödemedim. Ne kadar verdiğimizi bilmiyorum. Ancak Sakız kuzusunun porsiyonunun 12.5 TL, pişmiş halde kilosunun lokantada 70 TL, paketle alındığında 55 TL olduğunu öğrendim. Öğleden önce geldiğimiz çiftlikten, akşamüstü geç vakit aracımızı pembe domatesler, çiftliğin özel eriştesi, sızma zeytinyağı, organik meyve ekşileri, incir ve armut sızması, kurutulmuş toz domates gibi ürünlerle doldurup dönüş yolunu tuttuk.

* * *
Beğendiklerim:
Burası lokantadan öte, bir organik ürünler cenneti. Bütün bir gün serbestçe dolaşabileceğiniz mükemmel bir doğal park. Buradan başka soyu tükenmiş Sakız kuzusu çevrilen yer hiç duymadım.

Beğenmediklerim:
Çiftlik Ege'nin bağrında; çeşit çeşit Ege ürünleri yetiştiriliyor. Hepsi Türk mutfağı da olsa, ben bu lokantada Erzurum'un cağ kebabı, Güneydoğu'nun acılı ezmesi gibi yemekleri değil, tümüyle Ege spesiyaliteleri bulmayı umardım.

Mutfak *****
Servis ****
Ambians *****
Değirmen Tarihi Çınaraltı Lokantası Davutlar Yolu 4. Km. Atatürk Cad. No: 128, Kuşadası Tel: 0256 681 41 00

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Gurme Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol