Özellikle Oyun filmiyle sevdiğimiz belgesel yönetmeni Pelin Esmer, ilk kez bir konulu filme sıvanıyor. Ama bu da özgün bir film değil, 2002'de amcası, koleksiyoncu Mithat Esmer üzerine çektiği 45 dakikalık bir belgeselin uzatılmış yeni çevrimiymiş. Demek ki, yaşlı arşivci Mithat Bey'in yine kamera karşısında kendisini oynadığı bir film izliyoruz: Onun gözü gibi baktığı kitap/dergi/gazete koleksiyonuyla, eski apartmandaki komşusuyla, kapıcısıyla olan ilişkileri. Ve tozlu kâğıtlara dayalı, sonuna yaklaşmış bir hayatın hüzünlü 'kuğu şarkısı'. Ne yazık ki asgari bir ilginçlik düzeyinin dışında, bu kez Esmer'in belgesellerindeki mucize gerçekleşmiyor. Ve karşımızda etkileyici, bizi alıp götüren bir film bulamıyoruz. Öncelikle Mithat Bey'in seçimi yanlış... Bir belgeselde bağışlanabilecek olan bir şey, yani tüm konuşmaların yanlış ve yapay tonlarda seyretmesi, filmin inanılırlığını ciddi biçimde zedeliyor. Bir rolü asıl kişiliğe oynatmak, sanıldığının aksine, gerçeklik duygusu yaratmaya yetmeyebilir. Burada da yetmemiş, hatta geri tepmiş. Ama daha vahim olanı, senaryodaki temel mantık hataları. Sabrınıza sığınarak, birkaçını sayalım: Mithat Bey kapıcısı Ali'yi günler boyu Cağaloğlu'na ve Kadıköy yakasına geçip kimi eski gazete/dergileri alması için ikna etmeye çalışıyor. Bunlar arşivinde eksik olan sayılar herhalde... Günün birinde Ali kabul edip gidiyor. Akşam üzeri Mithat Bey "Ama bir gazete eksik," diyor, adını vermeden... Ali de "O gazeteye gidemedim," diyor. Öncelikle öyle denmez, örneğin "Vatan gazetesi eksik," denmesi gerekir. Daha da ötesi, Mithat Bey "Git, şimdi bul al, yarın bulamayız," diyor. Böylece, eksik gazetenin o günkü gazete olduğu anlaşılıyor. Peki ama, günlerdir süregelen o ısrarın anlamı neydi? Eğer maksat gündelik gazetelerin alımıysa, niye adamı İstanbul'un öbür ucuna yolladı? "İstanbul Ansiklopedisi'nin nadir bulunan 11. cildi" meselesinde de öyle oluyor. Meraklıları Reşat Ekrem Koçu'nun eseri için bu durumun gerçek olduğunu bilir. Ama ne oluyor? Ali, o cildin fotokopilerini çektiriyor, sonra elinde en fazla 10 daktilo kâğıdı gözüken fotokopileri Mithat Bey'e getiriyor. O da "Eksik bu," diyor. Birkaç yüz sayfalık ansiklopedi için size 10 sayfa getirseler ne dersiniz? Ez azından "Benimle dalga mı geçiyorsun?" demez misiniz? Galiba bizim de Pelin Hanım'a böyle dememiz gerekiyor: Bizimle dalga mı geçiyorsun? Belgeselden gelen bir yönetmenin ayrıntı gibi gözüken, ama son derece önemli olan bu gibi noktalara dikkat etmesi gerekmez mi? Ve de, yaşlı bir koleksiyoncu ile onun cahil, ama giderek kitaplara, kâğıtlara merak saran ve bu konuda hırsızlığa bile girişen kapıcısı arasındaki ilişkinin bu kez yapılamayan filmi, bence hâlâ yapılmayı bekliyor. Ki o film belki Türk tarzı bir Il Postino-Postacı olabilir!
11'E 10 KALA **
Yönetim ve senaryo: Pelin Esmer/ Görüntü: Özgür Eken Oyuncular: Mithat Esmer, Nejat İşler, Tayanç Ayaydın, Savaş Akova, Laçin Ceylan/ Dağıtım: Özen Film