Aile boyu sıkıntı

Türkiye'deki yaygın ve koyu 'ailecilik'e rağmen, Türk sineması 'aile dramları'na çok meraklı sayılmaz. Bu nedense, daha çok dizilerin işi gibidir. Orada da genellikle en çok umursanan gerginlik, aile büyüklerinin kahrolması ihtimali olur. Murat Düzgünoğlu'nun ilk sinema filmi Hayatın Tuzu'na, kişisel arayışlardan bahseden bir aile draması denebilir. Filmin başrolünde, Bitlisli bir aile var: Dul anne (Güzin Çorağan) ve onunla birlikte oturan, yaşları 20'lerle 40'lar arasında değişen dört kardeş. Hepsi bir türlü oldurtamadıkları 'açılım'ı aramakla meşgul. Bu esnada birbirlerinden medet ummak veya suçlamak noktalarından da, dön dolaş illa ki geçiyorlar. Hayatın Tuzu, hikâyelerine ailevi bir zemin döşüyorsa da, sosyal laboratuvara dönüşmek gibi bir hevesi yok. Karakterlerin sorunları, anne ya da baba travmasıyla açıklanmıyor. Güneydoğululuk da, tıpkı aile gibi, filmde yüküyle birlikte hissedilen, ama karakterlerin bireysel çıkmazlarının önüne geçmeyen bir kavram. Devletle açıkça sorun yaşayan tek kişi, belediye mezbahasından kaçıp film boyunca Bitlis sırtlarında zabıtaca kovalanan inek gibi görünüyor. Türkücü olmak isterken ezan okumakla yetinen imam Şehsuvar (Levent Ülgen), Bitlis sigara fabrikasındaki işinden kaçarak ticaret hayalleri kuran Sırrı (Bülent Düzgünoğlu), umutsuz ÖSS gediklisi Meryem (Altın Koza'da 'umut veren genç kadın oyuncu' seçilen Asiye Dinçsoy) ve İstanbul'da korsan CD'ciliği yürütemeyerek Bitlis'e dönen Harun (Görkem Kanbolat), koşullarla birlikte kendi sınırlarıyla da yüzleşmek durumundalar.

MANAYI ÇÖZMEK ZOR
Hayatın Tuzu
ideallerle gerçeklerin birbirine bayağı uzaktan baktığı, hayli kasvetli bir film. Ama kahramanlarına dar gelen dünyayı, kendi canlılığı içinde yakalamayı ihmal etmiyor. Bitlis de, filmin konusu. Tünelin ucunda ışık falan görmeyen karakterlerin ruh hallerine ise, sonunu merak ettiren gizemli hikâyeler eşlik ediyor. Bir de filmin herhangi bir yerinden çıkıveren, hafif sıyırmış yan tiplemeler var. Üzerine Şehsuvar'ın felsefi konuşmalarının bolluğunu, inek metaforunu ve "Hayatın tuzu gururdur" önermesini de ekleyince, seyirciden ilgi bekleyen anlamlar âlemi epey bir genişliyor. Çizer Ender Özkahraman'ın senaryosu, bunların tümünü birbirine bağlayıp çözüyor değil. Sık sık kullanılan iç seslerin de pek yardımı olmuyor; çünkü kahramanımızın aklından geçen sesler, az önce gördüğümüz sahneyi, üzerine bir şey eklemeden anlatmakla yetiniyor. Hal böyleyken de, bu anlatım tekniğinin kullanılmasındaki manayı çözmek zor. Ama çocuk animasyonları ve vasat korku filmleriyle dolu vizyonda Hayatın Tuzu'na bir şans verirseniz, aklınızda filmin aksayan tarafları yerine, son derece iyi oynanmış inandırıcı karakterleri ve tuhaf atmosferi kalacak. Bu atmosferde, karanlıkta bekleyen sırlar, kadere isyan eden rüyalar, keskin bir sıkıntı, var olma mücadelesi ve belli belirsiz bir 'acı mizah' var. Gerçeküstüne çok hafif meyletse de, ayaklarını yerden kesmiyor. Hayatın Tuzu, sosyal ve politik çıkarımlara kapı açabilecek arka planı güzelce kurduğu halde kahramanlarına yetişkin muamelesi yapan, hayatı algılama biçimleriyle yüzleşmeye mecbur bırakan bir film. Düzgünoğlu ile Kahraman, iç içe geçen sosyal ve kişisel çıkmazlar, gerçeklik ve 'biraz üstü'nden, ilgi çekici bir karışım yakalamışlar.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Güncel Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol