İLİŞKİLİ HABERLER
Duvar yıkılalı 20 yıl oldu, hâlâ Berlin konuşuluyor
Berlin'de 20. yıl kutlamaları
Şarkılara ilham verdi

Duvar yıkılalı 20 yıl oldu, hâlâ Berlin konuşuluyor

9 Kasım 1989, 20. yüzyılın akışını değiştiren günlerden biriydi. En sonunda, Berlin'i ortadan ikiye bölen ve Almanya'nın bölünmüşlüğünün sembolü olan duvar yıkılıyor, genç yaşlı herkes özgürlüğün tadını çıkarıyordu

Berlin Duvarı'nın yıkılışı, bugün onlu yaşlarındakiler için belki hiçbir şey ifade etmiyor. Biz de 80'lerin başında doğanlar olarak duvarın yıkılışını televizyondan izlediğimizi hatırlıyoruz daha çok. O yüzden öncelikle işin tarihi boyutunu hatırlamakta fayda var. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Nazi Almanyası'ndan kalan topraklar, Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar ve SSCB arasında paylaşılmıştı. Bu ülkeler arasında yaşanan sorunlar, Almanya'nın farklı güçlerin yönettiği bölgelerinde yaşayanların hayatlarına da yansıyordu; bunun en tanıdık örneği de Berlin Duvarı'ydı. Josef Stalin'in 1948'de yürürlüğe soktuğu 'Berlin engeli', Batı Berlin'den Doğu Berlin'e yemek ve erzak girişini yasaklıyordu. Amerikalılar, İngiliz ve Fransızların 1949-1990 arasında yönettiği Batı Berlin'de yaşayanlar, sosyalistlerin yanı başında olmaktan ürküyor, Doğu Berlin'de yaşayanlar da Batı'dakileri emperyalizmin neferleri olarak görüyordu. Ancak Alman Demokratik Cumhuriyeti'ni kuran SSCB, Batılı güçleri Batı Berlin'den atmayı başaramadı. Marshall Planı, Batı Almanya'da ekonomik durumun düzelmesini sağlarken 1950'ler boyunca yoğun biçimde Doğu'dan göçler yaşanmaya başladı. 13 Ağustos 1961'de Doğu ve Batı Berlin arasındaki bütün erişim noktaları kapatıldı ve Berlin Duvarı'nın inşaatı başladı. Akrabalarından, arkadaşlarından, komşularından, şehirlerinden ayrı düşen Almanların hayatı gittikçe zorlaşıyordu. 1987'de Berlin'in kuruluşunun 750. yılında Brandenburg Kapısı önünde ABD Başkanı Ronald Reagan "Bay Gorbaçov bu duvarı yıkın!" dediğinde dünya sarsılmıştı. Batı'ya geçmek isteyen Almanların protestoları sürerken 1989 yılı 4 Kasım günü Alexanderplatz'da bir milyon kişi bir araya geldi. Doğu'daki Almanlar Çekoslovakya'nın yolunu tutuyor, burada kendilerine yeni bir hayat kuruyorlardı. Yaşanan karmaşayı engellemek isteyen komünist Çek hükümetinin de katkısıyla Doğu ve Batı Almanya arasındaki seyahat engelleri kalkacaktı. Bunu açıklamak ise politbüro sözcüsü Günter Schabowski'ye düştü. Fakat yaşanan tartışmaların son halinden haberdar olmayan Schabowski, ertesi gün uygulanmaya başlanacak yeni düzenlemeler hakkındaki sorulara cevap verirken inisiyatif kullanmıştı. "Yeni düzenlemeler şu andan itibaren uygulanmaya başlanacak," diyen siyasetçinin sözleri Doğu Almanya'daki yüz binlerce insanı bir araya getirmiş, geçiş noktalarına gelen Almanlar, görevlilerden kapıları açmalarını istemişlerdi. En sonunda çaresiz görevliler kapıları açınca Batı ve Doğu Almanya arasındaki en büyük engel kalkmış oldu; Almanya'nın birleşmesi yolunda en önemli adım atılmıştı artık.

Brita Wagener (Almanya Başkonsolosu)
Soğuk bir gündü ve herkes dışarıdaydı
Bundan üç ay önce Türkiye'de Almanya'nın İstanbul Başkonsolosu olarak çalışmaya başlayan Brita Wagener, 9 Kasım 1989'da Bonn'daydı
- 9 Kasım'da Bonn'daydım. Çok soğuk bir gündü. İnsanlar kalın paltolarla sokaklara çıkmıştı. Alman Demokratik Cumhuriyeti'ni yöneten Sosyalist Birlik Partisi'nden Günter Schabowski'nin "Artık yeni kurallar var" dediği tarihi konuşmasını televizyonda seyretmiştim. "Peki bu yeni kurallar ne zamandan itibaren geçerli olacak?" diye sorduklarında "Şu andan itibaren" diye cevap vermişti. İnsanlar duvarın üzerinden atlıyor, artık herhangi bir resmi belgeye sahip olmadan sınırı geçebiliyorlardı.
- Herkes iki tarafın birleşmesini isterdi ama İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra doğan benim kuşağım, iki devletle birlikte yaşamaya alışmıştık. Duvar yıkılınca çok şaşırdık.
- Kız kardeşim Batı Berlin'de yaşıyordu. Kocası Doğu tarafında çalışıyordu. Birlikte Doğu'da yaşamayı düşünüyorlardı. Alman Demokratik Cumhuriyeti 'çevrelerini sarmış' durumdaydı, zor bir hayatları vardı.
- Arabayla iki taraf arasında gidip gelmek zordu, sınırı geçerken sürekli kendinizi huzursuz hissederdiniz.
- Yapay ayrımların yanlış olduğunu, insanların hareket etmelerini engellemenin uzun süre boyunca devam edemeyeceğini gördük duvarın yıkılışıyla. Özgürlüğün galip geleceğini de. En önemlisi ise, bunların kan dökülmeden yaşanmasıydı. İnsan hakları grupları bu değişimde önemli bir role sahipti; medyayı da unutmamak lazım. İki taraf birbirlerinin televizyon kanallarını izleyebiliyordu ve birbirlerinden haberdar olabiliyordu.
- Annem her Noel'de çikolata, kahve, portakal, çorap, sigara paketlerinden oluşan bir erzak kolisi hazırlar, Doğu Almanya'da yaşayan akrabalarımıza gönderirdi. Kolinin içine Burda gibi dergiler yerleştirirdi.
- Çocukluğumda Amerika'nın rolü önemliydi. Bugün de Berlin'de Amerikalıların rolü çok önemsenir. Şehrin özgürlüğünü onlara da borçluyuz. Sovyetler bir yıl boyunca lojistik ve yemek girişini engellemişti; Amerikalılar ise Batı Berlin'e uçaklarla günlük erzak girişi sağlamıştı.
- 20. yıl kutlamaları, 1989'un anlamını çocuklara anlatacak bence. Berlin'de yıllarca yaşadım, benim için bir gerçeklikti duvar. Oysa çocuklarım için yalnızca tarihten bir sayfa... Dikenli tellerle korunan sınırları, askerleri gördük ama çocuklarımız bunları bilmiyor. 1982 yılında doğan kızım bile Doğu-Batı sohbetlerine yabancı kalıyor. Ülkenin bölünmüş olduğu günleri hatırlamıyor bile.

Profesör Murat Belge (Akademisyen, yazar)
Olanlardan habersiz yemek yedik

Berlin Duvarı'nın yıkılışını izleyen dönemin önde gelen entelektüel figürlerinden Profesör Murat Belge, 9 Kasım 1989'da Berlin'deydi
- 1989'da çeşitli kentlerde konuşmak üzere Almanya'daydım. 8 Kasım'da, akşam Batı Berlin'e gittim. Emine Özdamar'la ertesi gün buluşup Doğu Berlin'e gidecektik, sözleşmiştik. Bu benim Berlin'e ilk gidişimdi. Doğu Berlin'i gezdik gün boyunca, müzeleri inceledik. Öğle yemeğimizi de yedik, yemekleri beğendik. Hava karardı. Saat sekiz neredeyse. Tekrar Friedrichstrasse'ye geldik. Yağmur çiseliyordu. Ben Almanca bilmiyorum. Geçiş noktasında görevlilerden biri beni çenemden tuttu, sağa sola çevirdi yüzümü, bir elimdeki pasaporta bir bana bakıyor. O sıralarda olaylar başlamış ama kimsenin haberi yok.
- Almanya'dan arkadaşım bir çiftle telefonlaşmıştık, onlarla buluştuk. Gittiğimiz lokantada, hatırlıyorum, kimsenin yaşananlardan haberi yoktu. Lokantada bir papağan vardı ve o da dahil kimse haberdar değildi gösterilerden. Gece yarısını geçerken arkadaşımın yanına ulaştım, zile bastım. Kapıyı açtı, "Duvarı sen mi yıktın Murat?" dedi bana. Bütün gün Doğu Berlin'de olduğumu biliyordu. "Hayır, ben yıkmadım!" dedim ben de. Sanki evinde bir şeyi kırmışım da onun hesabını soruyormuş gibiydi. Sokaklardaki olaylara katılmadım. Ertesi sabah Nürnberg'e yolculuk edecektim, yatağa girdim, uyudum.

Nadire Mater (Yazar)
En büyük derdim haberini yapmaktı

O gün İstanbul'da olan gazeteci Nadire Mater'in hedefi, yaşananları Sokak dergisine yansıtmaktı
- Sokak dergisindeyim. Perşembe ya da cuma olmalı. Dergiyi bağlamak üzereyiz. Birilerini bulmazsak "haber" sonraki haftaya kalacak. Berlin'deki siyasi mülteci arkadaşlarımızı arıyoruz. Kimseye ulaşmak mümkün değil. Sonunda Şahin'e ulaştık. Gün içinde izlenimlerini gönderme sözü veriyor. Rahatlıyoruz. Ve yazı gelmiyor. Yine telefona sarılıyoruz. Şahin yazamadığı için mahcup, ağladı ağlayacak. "Muzlar" diye tekrarladığı ve bir türlü cümleyi toparlayamadığı aklımda takılı kaldı. Duvarı aşıp gelenlerin muzlara saldırışını yazamayacağını söylüyor sonunda. Daha sonra bu muz olayını çok duyacağımızı bilmiyoruz tabii. Şahin Doğu Almanya'daki "sosyalizm"in inandığı sosyalizm olmadığını, Batı Berlin'de yaşayan bir siyasi mülteci olarak hep konuşurdu ama telefonda "bu kadar da değil" diye tekrarlıyor, o anda muzları yazarak sosyalizme ihanet etmek istemediğini söylüyor. Yazmadı. "Duvar" o hafta Sokak'ta haber olamadı.

Halil Berktay (Tarihçi)
Bir çağ çöküyordu ve biz izliyorduk

Tarihçi Halil Berktay 1989 Kasım ayında Birmingham'daydı. Duvarın çöküşünü izleyen günlerde kapısı çaldı; Murat Belge onu ziyarete gelmişti
-1989 Kasım başlarında İngiltere'de, Birmingham'daydım. Uzatmalı doktoramı bitirmeye gelmiştim. Bir gün Murat (Belge) çıkageldi; üç-dört gün bende kaldı. Güzel ve ucuz Bulgar şarapları vardı o zamanlar, şişesi 1.99'a Plovdiv Merlot içiyorduk. Sosyalizmden konuşuyorduk. Reel sosyalizmin çöküşüne hiç üzülmüyorduk ama, gene de ürküntüsaygı- hayranlık karışımı bir dehşet duygusu vardı içimizde: Böyle muazzam bir olaya tanık olmaktan kaynaklanan... İşin ne kadar trajik olduğunun farkındaydık. O üç gün, hep çok ciddi olduğumuz, hemen hiç gülüp şakalaşmadığımız, ağır ve düşünceli sohbetler yaptığımız kalmış aklımda. Koskoca bir çağ göçüyordu. Gelecek ne gösterecekti? Bundan böyle nasıl bir sol olacaktı, olabilecekti? Bunlarla meşguldük. Havada akıl vardı, arkadaşlık vardı, kesafet vardı, trajedi vardı, harbilik vardı, hesaplaşma vardı, entellektüel dürüstlük vardı.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Güncel Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol