Kış güneşi yola düşene vurur
Kışın kısa günlerinde şehirden sıkılanlar, evde oturmak istemeyenler için doğa yürüyüşleri ve kış kampları maceranın kapılarını aralıyor. Uzmanlara kış yürüyüşünde dikkat edilmesi gereken kuralları ve İstanbul yakınındaki doğa cennetlerini sorduk
İstanbul'dan iki ya da üç saat uzaklıktaki gezi alanları, farklı bir tatil yapmak isteyenler veya hafta sonunu kapalı mekânlarda tüketmek istemeyenler için fırsat sunuyor. Ama keyifli bir yürüyüş için öğrenilmesi gerekenler var. Doğru giysiler, güvenilir rehberler ve gidilecek yerin seçimi oldukça önemli. Tüm kurallara uyulup, giysiler, ekipmanlar tamamlandığında, uygun bir rehber eşliğinde yürüyüş kolaylaşıyor. 1999'dan beri yurtiçi ve yurtdışına doğa, kültür, doğa sporları ağırlıklı uzun ya da kısa süreli geziler düzenleyen GeziciYak Turizm'in genel müdürü Sevinç Akdoğan ve Kanyon ve Doğa Sporları Araştırma Derneği Trekist KAD Başkanı Yılmaz Ece'den kış vakti yollara düşmek için gereken hazırlığı ve ilk olarak gezilip görülmesi gereken yerleri öğrendik.
KIŞ YÜRÜYÜŞÜNDE KATLI GİYİNİN
Doğa sporları malzemesi satan dükkânlardan alınmış giysilerin tercih edilmesi, yürüyüş gardırobunun ilk şartı. Yılmaz Ece, gezilerde giyimin yaz ve kış aylarında farklı olması gerektiğini belirtirken vücudu üçe ayırarak kıyafetleri sıralıyor: "Baş bölgesi için kışın polar bere veya kar maskesi, kıyafette ise üç kat olmalı. En altta, çabuk kuruyan ve ısı yalıtımı sağlayan termal içlik, üstte rüzgârdan koruyan polar ceket ve üstünde de yağmurluk olmalı. Bacak bölgesindeyse alt katman termal içlik, rüzgâr geçirmez pantolon, ayaklardaysa yaz ve kış mutlaka bilekli bot olmalı," diyor. Sevinç Akdoğan ise, "Sizi soğuktan, sudan korumalı, su geçirmez, hava geçiren kıyafetler tercih edilmeli ya da kıyafetler koltukaltı fermuarları gibi aksesuarlarla havalandırılabilmeli. Kışın yapılacak yürüyüşlerde kullanılacak botların da suya, kara dayanıklı, tabanları sağlam ve dişli olması tercih edilmeli. Bu yoksa bileklikli deri botlarınızı wax'layarak ('wax', karı suya çeviren bir malzeme olduğu için, kayak yapanlar tarafından kayağın alt kısmına sürülüyor) su geçirmez hale getirebilirsiniz. Ayrıca uç kısmı değiştirilebilen plastik bastonlar, tozluk, bere ve eldiven de çok önemli," diyor.
GÖRÜLECEK ÇOK YER VAR
İstanbul yakınında görülebilecek yerler oldukça fazla. Marmara bölgesi, İzmit, Adapazarı, Bolu, Düzce, Yalova, Kırklareli gibi bölgeler günübirlik doğa yürüyüşleri için tercih ediliyor. Çünkü Abant, Aytepe, Serindere, Sülüklügöl, Erikli Yaylası, Kıyıköy, Gezicikaya gibi yürüyüş parkurları bu bölgelerde bulunuyor. Bu parkurların ortak özellikleri, iki-altı saat arasındaki yürüyüş mesafeleriyle parkurun merkezine ulaşılabilmesi ve erken yorulanlar için araç yoluna yakın olmaları. Ama elbette en önemlisi, manzaraları ve doğal güzellikleri.
PLANLAMA ÇOK ÖNEMLİ
Doğa yürüyüşünde daima dikkatli olmak gerek. Sevinç Akdoğan; "Bu ciddi bir iş, kış yürüyüşlerinde planlama ve zamanlama çok önemli. Ama profesyonel bir rehberiniz varsa bu son kısmı sizin adınıza organize eder," diyor ve kışın kamp yapmak isteyenler için ekliyor: "Yol ve hava şartları önceden kontrol edilmeli. Bölgede gerektiğinde ulaşabilecek kişi, kurum ve kuruluşları programınızla ilgili bilgilendirmelisiniz." Yılmaz Ece ise Marmara bölgesinde yapılan kar yürüyüşlerinde, çığ tehlikesi olmamasına rağmen yine de yamaç kenarlarında yapılan yürüyüşlerde bu riskin göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatıyor. "Yürüyüş bölgesinde sis olması durumunda sık sık kaybolma, yolu karıştırma olaylarıyla karşılaşıyoruz. Bu durumda doğal kerteriz noktaları veya GPS kullanılmalı, mutlaka bölgeyi iyi bilen tecrübeli rehberden yardım alınmalı. Sıcak su taşınması ve molalarda sıcak sıvı tüketilmesi de oldukça önemli," diyor.
REHBERSİZ DOĞA TURU MÜMKÜN MÜ?
Rehbersiz gezmeye kalkmak hele de yeni başlayanlar için pek tavsiye edilmeyen bir durum; Yılmaz Ece bu konuda; "Kış yürüyüşlerine mutlaka bu konuda organize ve tecrübeli bir grupla katılmalısınız. Tek başınıza ya da bu konuda tecrübesiz küçük gruplarla denemeyin," diyerek spor meraklılarını uyarıyor. "Kışın bilinmeyen bir bölgede rehbersiz gezmek tehlikelidir. Hava, özellikle 1000 metre üzerindeki irtifalarda daha çabuk değişkendir. Aniden sis bastırabilir, görüş mesafenizi engelleyen bir yağış olabilir. Yaralanma ve tehlike durumlarına karşın en az altı kişilik grupla yürünmesi iyi olur. Rehberli turlarda içiniz rahat, ne tarafa gideceğim derdi olmadan etrafın keyfini sürersiniz," diyor. Sevinç Akdoğan da bu konuda Ece'yle hemfikir. "Rehberiniz yürüyüş sırasında sizi bölgenin çevre kültürü, doğanın farkında olma, doğada hayatta kalma teknikleri, yürüyüş sırasında dikkat etmeniz gerekenler, güvenli yürüyüş teknikleri gibi konularda bilgilendirir. Doğada yaşabileyeceğiniz sorunları çözümlemede teknik bilgi ve deneyim en önemli unsurlar. Yere, zamana, duruma ve kişiye göre hızlı bir şekilde çözüm üretmek bu birikimleriyle rehberin görevidir," diyor.
ÇANTAYA NE ALMALI?
Taşıması kolay, hafif ve minik bir sırt çantası yürüyüşte en iyi dostunuz olabilir. Ama içinde mutlaka çakı, yedek giyim malzemesi (çorap, tişört, ayakkabı gibi), unutulmaması gereken ilaçlar, su şişesi ya da matara, yer kaplamayan yiyecekler, fener, düdük, pusula ve çakmak mutlaka olmalı. Yılmaz Ece bu konuda "Kötü ve yetersiz malzeme ile yapılan yürüyüşler keyiften çok eziyet haline gelecektir," diyor.