İLİŞKİLİ HABERLER
Müslüman elitler güç ve iktidara tapınıyor
Ertelenmiş cinsellik, başörtüsü meselesinden daha vahim

Ertelenmiş cinsellik, başörtüsü meselesinden daha vahim

  • 04.10.2009
- Dindarlığın kadınlara erkeklerden daha çok yakıştığını söylüyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?
- Gerçeğin bir diğer adı ratio, yani akıl. Kadınların ratio ile irtibatı erkeklerden farklı. Kadında doğa ve yaşam, erkeğe nispetle daha belirleyicidir. Kadın erkeğin yaptıklarını yapmaya, yani erkekleşmeye karar verdiğinde, erkeğin yapamadıklarını yapabilen tarafını kaybetti. Aklı olan kanat çırpamaz. İrfan, insanın akıldan ve gerçekten vazgeçip kanatlanmayı seçmesi demektir. Kadının mutluluğu, uçabilme yetisinde saklıydı. Gerçeğe ve akla tekme atabilme becerisinde. Oysa şimdi kadın akıllandı, erkeğe ezdirmem kendimi diyor. Ama mutsuz!

ŞÖVALYELİK ESKİDENDİ
- Her kadında bir erkeğin, her erkekte de bir kadının bulunduğunu yazarken erkekle kadını nasıl bu kadar kolay ayırabiliyorsunuz?
- Kadını biyolojik açıdan ayıran doğa, sosyolojik açıdan ayıransa toplum! Bense kadın-erkek ayrımının üçüncü tarafıyla, yani felsefi yönüyle ilgileniyorum: kadının özüyle... Eskiden kadınların rakipleri yine kadınlardı, bugünse erkekler! Modernlik, asıl, kadınlığın özüne zarar verdi.

- Cinsellik ve müstehcenlik İslam'da değil, Hristiyanlık'ta tabudur diyorsunuz, öyleyse neden bu kadar namus cinayetiyle karşılaşıyoruz?
- Namus cinayetlerinin temelinde cinsiyet değil, mülkiyet sorunu vardır. Modernleştikçe, yani mülkiyetin yeni formlarıyla tanıştıkça 'cinayet' (suç) teknikleri de değişiyor. Modern erkek artık kadını için canını tehlikeye atmaz, onun için ölmez. Şövalyelik eskidendi. Bir buseyle uyandırılabilecek kızlar yok olunca, beyaz atlı prensler de tarihe karıştı.

- Bu dönüşümde, sizin tabirinizle 'geciktirilmiş cinselliğin' payı da var mı?
- Elbette. Mesela kızlarımın biri 20, diğeri 21 yaşında. Bir sürpriz olmadığı takdirde 27-28 yaşından evvel evlenemeyecekler. Çevremde böyle 30 yaşına kadar cinselliklerini erteleyen binlerce insan var! Sebebi ne olursa olsun bu ertelemenin ruhi ve manevi bir bedeli var ve kolay kolay kapanmayacak derin yaraları, derin acıları...

- Evlilik şart mı cinsel ilişki için?
- Mesele cinsel serbestlikle üstesinden gelinecek denli basit değil. 30 yaşlarına kadar ertelenmiş cinsellik genç ruhlar için ne denli büyük bir yükse, cinsel serbestlik de o denli büyük bir yük! Evlilik öncesi farklı deneyimler ruhun safiyetini zedeliyor; eşlerin birbirlerine hürmetini azaltıyor. Büyümüş de küçülmüş çocukların hayata bakışı ne kadar sağlıklı olabilir? Pamuk Prenses, beyaz atlı prensini, masallarda anlatıldığı gibi, artık uyuyarak beklemiyor. Vaktini boş da geçirmiyor. İşin kötü tarafı, beyaz atlı prens de bu gerçeğin farkında.

- Çözüm ne olabilir peki?
- Çözümün ne olduğunu bilmiyorum ama tartışmak, 'Bir şeyler yanlış gidiyor,' demek istiyorum. Toplumsal sorunları çözümleyebilirim ama çözemem. Dindar zekâların bu tartışmayı derinlere taşımaları gerekir. Başörtü meselesinden daha vahim bir problem bu, niye ses yok?

- Osmanlının ruhu sinmiş camiler üzerinden örneklerinize dayanarak Şakirin Camii nasıl bulduğunuzu merak ediyorum.
- Bu teşebbüsü, sırf yeni bir şey denemek bakımından bile önemli buluyorum. Ancak bir camiden çok, bir tekkeye yakıştırıyorum. Cemaatin hissiyatına yabancı ellerin ürünü Şakirin Camii. Çünkü cami -adı üzerinde- ortak yönelimlerin, ortak ilgi ve kabullerin mekânı. Tekke ise daha öznel duyguların, daha mahrem zevklerin, daha rafine ilgilerin... İç dizaynı da organik değil, mekanik, hatta metalik... Kınamamalı, çağının ruhunu yansıtıyor. İçe değil, dışa bakıyor. Eşyanın hakikati ise umurunda değil.

- Perihan Mağden'le akraba ruhlar olduğunuzu söylüyorsunuz...
- Mağden'in uyumsuzluğunu, huzursuzluğunu ciddiye alırım. Başı kendisiyle belada bir yazar. Kendisiyle, yani gerçekte babasıyla, zahirde ise annesiyle... Öfkelendiğinde dili de, zekâsı da keskinleşiyor. Kalemini çokluk namussuzlara karşı kullandı. Gerçi bazen ortayı bulmaya, vasata yanaşmaya çalıştı ama beceremedi. İyi ki beceremedi.

ONLAR İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR?
* Elif Şafak'ın Aşk kitabınının eleştirisinde bir sanatçının eleştirisi yoktu. Ben sadece Türkçe özürlü bir ev kadının içinde yer aldığı bir mühendislik projesine yönelttim oklarımı.
* Ahmet Arsan'ın dolaştığı sokakların abileriyle çok kavga ettim. Çoğunun sloganı vardı, çıkarı vardı, ama fikri yoktu.
* Cübbeli Ahmet'in jet-skide görüntüsü dişil, Ayşe Arman'ın türbanlı görüntüsü ise eril. Şayet taraflardan biri eksik olsaydı, tablo tamamlanmamış olurdu.
* Perihan Mağden'in uyumsuzluğunu, huzursuzluğunu ciddiye alırım. Başı kendisiyle belada bir yazar. Kendisiyle, yani gerçekte babasıyla, zahirde ise annesiyle...

YAŞAM, MODERN EVLİLİKLER İÇİN UZUN
- Bir de yurtdışı maceralarınız var sizin...
- 95'ten beri konferans vermek amacıyla birkaç defa Almanya'ya gidip geldim ama esaslı gidişim 2001'dedir. Berlin'de bir buçuk yıl kaldım. Bir yandan mantık ve felsefe dersleri verdim, öte yandan Almanca öğrendim. O sırada ailevi sorunlarım baş gösterdi, eşimden ayrıldım. Bir dil kursuna yazıldım ve dört beş yıl boyunca Paris'i kendime mesken edindim.

- Toplumsal olaylarla başınız bu denli beladayken evliliği yürütememeniz de normal olsa gerek.
- 24 yaşında evlendim, iki kızım oldu. 16 yıl sonra ayrıldık. Yaşam modern evlilikler için çok uzun! Ayrıldıktan iki sene sonra eşim ABD'ye master yapmaya gitti. Çocuklarla birlikte oraya yerleştiler. Kızlarım orada liseyi bitirip geçen yıl üniversiteye başladılar. Son yedi-sekiz yıl içinde ilk kez, o da bu yaz kızlarımla üç ay birlikte olabildim. Heraklitos "Kişinin karakteri yazgısıdır," der. Sanırım yalnızlık mizacımın gereği. Toplumla, toplumsalla pek işim olmuyor. Kitapların dostluğu bambaşka! İhanetlerinde bile asalet var!

- Ürkmenizin sebebi, çok genç yaşlarda siyaseten 'aldatılmanız' olabilir mi?
- Bilakis, cezaevlerine giren insanlarda toplumsallık duygusu yoğunlaşır. Böyleleri ya ideolojik iddiaları üzerinden varolmayı sürdürürler ya da küsüp başka alanlara yönelirler. Ben öyle yapmadım. Okumayı sürdürdüm. Yalnız ve tek başıma, okuma merakım beni nereye götürüyorsa oraya gittim. Mesela dairemi tamamlayabilmek için, gerektiğinde iki yıl hiç ara vermeden tıp ve klasik anatomi okudum. Öğrenmek yalnızlaştırır, öğretmekse toplumsallaştırır. Düşünmenin ıstırabı kişinin toplumla olan bağlantılarını koparır. O da bir tek koşulla, düşünmenin hakkını vermek koşuluyla...

- Klasik tıptan öte bayağı bir şeyler çalışmışsınız aslında. Arapça, Farsça, İbranice, felsefe, ahlak, estetik...
- Yaşama geç kalmış olarak başladım çünkü. Hayattaki en büyük korkum, zamanı boşa geçirmek. Öte tarafta hesaba çekilirken, melekler belki zekâ seviyemi, kabiliyetimi yeterince gelişmiş bulmayabilirler ama kendilerine yine de çok çalıştım diyeceğim. Latife bir yana, kendimi hep İslam dünyasının yetersizliğinden bir tek ben sorumluymuşum gibi hissederim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Röportaj Haberleri
Diğer Röportaj Haberleri
Ben bir sanatkoliğim
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol