5 günlük hava durumu
27 Aralık 2009 Pazar
İLİŞKİLİ HABERLER
Nazar değecek diye korkarım, 'Ben Mehmet Öz'ün annesiyim' diyemem
Sınır koymak babasının işiydi
En çok fasülyeme bayılır

Nazar değecek diye korkarım, 'Ben Mehmet Öz'ün annesiyim' diyemem

Tipik Türk ev kadını Suna Öz, Amerika'da geçtiğimiz ay 3.5 milyon kişi tarafından izlendi. Bugüne kadar hiç spotların altına çıkmayan Suna Öz, "Ben Mehmet Öz'ün annesiyim' diye övünemem hiç, oğulcuğuma nazar değer diye korkarım," diyor

Suna Öz bir ev kadını... Hatta o kendine "Ben tipik Türk ev kadınıyım," diyor. İşi gücü çocukları olmuş. Bugüne kadar hiç 'üff' dememiş. En büyük oğlu Mehmet Öz dışında iki çocuğu ve tam beş torunu var. Suna Öz, geçtiğimiz ay Amerika'da oğlunun şov programına katıldı. Önce izleyici olarak en ön koltukta yerini aldı. Önde oturduğu için bile utanırken bir anda ışıklar üzerine çevrildi ve sahneye davet edildi. O gün oğlunu kırmamak için kameraların önüne çıkan Suna Hanım'ı tam 3.5 milyon kişi izledi. Amerika'nın her yerinde Kanada, Almanya, İsviçre ve Fransa'da izlendi. Türkiye'de de 29 Aralık'ta yayınlanacak bu programda anne Öz bir anda milyonlarca kişi tarafından tanındı. O gün, oğlu Mehmet Öz annesinden yardım alarak mutfak kazalarında neler yapılması gerektiğini anlattı. Bunun için annesinin eline bir bıçak verdi "parmağımı hafifçe kes lütfen anne," dedi. Suna Hanım tüm ısrarlara rağmen oğlunun elini kesemedi, "Yok ben kıyamam," dedi. Parmak kesilmedi ama Öz, mutfak kazalarında neler yapılmasını gerektiğini annesi ile birlikte anlattı. Ünlü Prof. Dr. Mustafa Öz'ün eşi, Mehmet Öz'ün annesi Suna Öz ile Yeniköy'deki evlerinde konuştuk. Bugüne kadar oğlu, eşi medyayı ağırlarken o hep ikramlarla ilgilenen, misafirleri buyur eden Suna Öz ilk kez röportaj verdi.

- Mehmet Öz'ün annesi olmak nasıl bir duygu?
- Mehmet hakikaten çok iyi bir evlat. Beni çok mutlu eder, çok ahlaklıdır. Her zaman ileriye doğru bir gidişi olduğu için onun başarılarına hiç şaşırmam.

- 'Ben Mehmet Öz'ün annesiyim' diye övündüğünüz olur mu hiç?
- 'Ben Mehmet Öz'ün annesiyim' diyemem pek. Bunu kendime saklamak isterim. Neden biliyor musunuz, nazar değer diye korkarım. İçimden ona nazar değmesin diye dua ederim, Maşallah derim. Nazar boncuğu veririm pek takmaz ama evinde tutar.

- Mehmet Öz, küçüklüğünden beri farklı mıydı?
- Evet Amerika'daydık ve önce fark etmedik. İlk çocuğumuzdu, devlet okuluna gönderdik. Evliliğimizin ilk yıllarında ekonomik zorluğumuz da vardı. Bir müddet sonra beni öğretmeni çağırdı. Heralde yaramazlık yaptı diye heyecanlanıp gittim. Mehmet'in çok çabuk kavradığını, özel okula gitmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine okulunu değiştirdik. Okul hayatı boyunca hep çok başarılıydı. Ben onun çocukluğunu, hep bahçeye bakan çalışma masasında ders çalışırken hatırlıyorum.

GÖZLERİ VE ÇENESİ BANA BENZER
- Sizce onun başarısı Allah vergisi mi?
- Bir kısmı Allah vergisi. Ama benim işim Mehmet'ti. Onu yetiştirirken hiç 'üff' demedim ve başkalarına yardım etmesi konusunda iyi bir eğitim verdiğimi düşünüyorum. Başırılı olan kişiler avukat olabilir, doktor olabilir, mühendis olabilir ama amaçları başkalarına yardım etmekse bunun için onları eğitmek gerekir. Mehmet bunu başardı.

- Size çok bağlı mıdır?
- Çok bağlıdır, zaten ikimiz birbirimize çok benziyoruz. Fiziksel olarak gözleri, çenesi aynı bana benzer, zekâsını babasından almıştır. Hisleri ve ruhu da bana benzer.

- Doktor olmak onun çocukluk hayali miydi?
- Altı yaşında doktor olacağını biliyordu. Babasıyla birlikte hafta sonları hasta vizitlerine giderdi, bundan çok hoşlanırdı. Mustafa Öz çok iyi bir doktordu, hafta sonları hastaneden dönerken hastaları iyiyse arabaya türkü kasetleri koyardı, şarkılar söylerdi, çok eğlenirdik.

GELİNİMLE BİZ TANIŞTIRDIK

- Gelininizle aranız iyi mi?
- Çok iyidir. Biz geçen yıl eşimle 50. evlilik yıldönümümüzü kutladık. Biz genç evlenmiştik, Mehmet de bizimle hemen hemen aynı yaşlarda evlendi. Ben Arnavutköy Kız Koleji'ni bitirmiştim. Mehmet de tıp fakültesini bitirince evlendi. Üstelik gelinim Lisa ile bizim vesilemizle tanışmış oldular.

- Mehmet Öz görücü usulüyle mi evlendi?
- Öyle mi bilemem ama biz Lisa'nın ailesini çok yakından tanırdık, arkadaşlarımızdı. Lisa'nın babası da doktordu, bir akşam onlarla yemeğe çıkmıştık. Biz Mehmet'i çağırdık onlar da Lisa'yı çağırmışlardı. Orada tanıştılar. Bu yemeğin üzerinden altı ay geçtikten sonra arkadaşlıklarını öğrendik, bizim için sürpriz oldu. Lisa'nın annesi İsveç asıllı, babası İtalyan asıllı ve çok çocuk seven bir aile.

- Sizin Türk kızı olsun diye bir hayaliniz var mıydı?
- Hayır. Nasıl isterse öyle olsun diye bırakmıştım. Çocuklarımın o tip şeylerine pek karışmadım, nasıl isterlerse öyle yapsınlar istedim. Doğru kararlar verirler diye düşünüyordum.

TORUNLARIMIN ADINI BİZ KOYDUK
- Kaç torununuz var?
- Mehmet'ten dört, toplam beş torunum var. Mehmet'in çocuklarının Türkçe olan isimlerini birlikte koyduk. Defne, Sezen, Yasemin ve Mustafa. Hepsi çok tatlıdır.

- Mehmet Öz pek çok ünlünün doktoru. Sizin de doktorunuz mudur?
- Benim doktorum önce eşim ama önemli konularda Mehmet'e de tanışırız. Kilo vermem gerekiyordu, aldığım ilaçlar nedeniyle çok kilo almıştım. 30 kilo vermem gerekti, Mehmet beni takip etti ve o kiloların hepsini verdim.

- Oprah'ı zayıflattığı dönemde sizi de mi zayıflattı?
- Evet o döneme denk geliyordu. Oprah'yla daha sonra tanıştık. Türklere çok benziyor, çok samimi biri.

- Oğlunuzun kitaplarını okur musunuz?
- Evet satır satır okurum, hatta bir şey olduğunda zaman zaman o Kullanım Kılavuzu'nu açar okurum. Ben Mehmet'ten çok şey öğrendim. Ben en çok onun öğretmenliği ile övünürüm zaten.

MEHMET YEMEK YEMİYOR
- Sizi şovuna çağırdığı zaman şoke oldunuz mu?
- Çok büyük sürpriz oldu. Zaten şova giderken bir baktım New York'ta otobüslerin üzerinde Mehmet'in resmi yanımdan geçiyor, hoşuma gitti. Bakın, Amerika'da böyle olmak çok kolay değil.

- Mehmet Öz sizi sahneye çağırınca 'Oğlum ben çıkamam,' demeyi düşündünüz mü?
- Hayır çünkü çok üzülürdü. Heyecanlandım da ama Mehmet o kadar yakın davranıyor du ki rahatlattı beni... Ama elime bir bıçak verdi, parmağını kesmemi istedi kıyamadım tabii.

- 'Oğlum çok yoruluyorsun, biraz dinlen,' diyor musunuz?
- Diyorum, mesela televizyonda daha iyi görünmek ve daha aktif olabilmesi için kilo vermesi gerekiyordu. Çok kilo vermişti, çok çok zayıflamıştı. Onun için uyardım. 'Oğlum biraz ye,' dedim.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Röportaj Haberleri

www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol