Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye ekonomisinde toparlanma eğiliminin güçlenerek devam ettiğini bildirdi.
Ali Babacan, Başbakanlık Yeni Bina'da düzenlediği basın toplantısında, ''Reel Ekonomideki Son Gelişmeler ve 2009 Yılı Sonu İtibarıyla Yeni Teşvik Sisteminin Uygulama Sonuçları''nı değerlendirdi.
Yaşanan küresel ekonomik krizin ardından dünya ticaretinde bir canlanma ve ekonomilerde iyileşmeler gözlenmeye başladığını anlatan Babacan, fakat iyileşme işaretlerine rağmen küresel risklerin önemini koruduğunu da özellikle belirtmek istediğini söyledi.
Küresel toparlanmanın ağırlıklı olarak kamu destekli bir yapıda geliştiğine dikkat çeken Babacan, bugüne kadar görülmemiş ölçekteki kamu desteklerinin çekilmesi veya azaltılması durumunda küresel büyümenin kendi başına sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerinin devam ettiğini kaydetti.
Birçok gelişmiş ekonomide uygulamaya konulan olağanüstü önlemlerin ortaya çıkardığı yan etkilerin nasıl giderileceği konusundaki belirsizliklerin de sürdüğünü belirten Başbakan Yardımcısı, bu belirsizliğin özellikle Avrupa bölgesinde ortaya çıkardığı belirsizliklere son günlerde hep birlikte şahit olunduğunu ifade etti.
Toparlanmanın küresel ölçekte yaygın hale gelememiş olmasının da dikkate alınması gereken bir husus olduğunu anlatan Babacan, ''Toparlanma ağırlı olarak gelişmekte olan Asya ekonomilerinde ve ABD'de gözlenmekte, ancak Avrupa'da toparlanma oldukça geriden gelmekte. Bu da küresel toparlanmanın önünde önemli bir engel olarak durmakta'' diye konuştu.
Emtia fiyatlarında gözlenen artış ve dalgalanmaların net emtia ithalatçısı olan ekonomilerdeki büyümeye sınırlayan bir başka unsur olduğuna işaret eden Ali Babacan, birçok ülkede işsizlik oranlarının ciddi oranlarda arttığını ve bu oranları indirmenin birçok ülke için uzun zaman alacağını, bunun ta talebin ve üretimin toparlanmasını sınırlandıran bir başka faktör olduğunu söyledi.
-ORTA VADELİ PROGRAM-
Babacan, Türkiye olarak orta vadeli programı hazırlarken tüm bu küresel riskleri göz önüne alarak gerçekçi ve ihtiyatlı bir tutum sergilediklerini ve bu programla Türkiye'nin çıkış stratejisini ortaya koyan ilk ülkelerden biri olduğunu bildirdi.
Ali Babacan, şöyle konuştu:
''Gerçekçi, ihtiyatlı ve öngörülebilir tutumumuz iş dünyası ve uluslararası çevreler tarafından da güçlü bir şekilde desteklenmiştir. Birçok ülkenin kredi notu ve görünümü düşürülürken Türkiye bu dönemde kredi notu 2 kademe birden artırılan tek ülke olmuştur dünyada. Benzer şekilde ülkemiz bu yıl ve önümüzdeki dönemde en hızlı toparlanacak, en yüksek oranda büyüme rakamına sahip olacak ülkeler arasında gösterilmektedir.''
-TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER-
Türkiye ekonomisini değerlendiren Babacan, üretim ve tüketim göstergeleri ekonominin 2009'un son çeyreği itibariyle terar büyüme sürecine işaret ettiğini söyledi.
Babacan, bu sabah TÜİK tarafından açıklanan Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarıyla ilgili de şu değerlendirmelerde bulundu:
''Sanayi Üretim Endeksi'nde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,2'lik oldukça yüksek bir artış oranı söz konusu. Ancak biliyorsunuz Aralık ayı bayram tatilinin olduğu bir aydı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış şekilde baktığımızda da geçen senenin Aralık ayına göre bu senenin Aralık ayında yüzde 8,7'lik bir atış söz konusu. Bu genel beklentilerin bir miktar üzerinde. Yani Aralık ayı için açıklanan bu rakamlar ortalama beklentilerin bir miktar üzerinde. Bu da tabii ülkemiz ekonomisi açısından sevindirici bir sonuç. Bizim reel sektörde fiilen gözlemlediğimiz gelişmeleri bu rakamlar da bugün teyit etmiş oldu.''
Ekonomide bir başka önemli göstergenin de açılan-kapanan şirket sayısı olduğunu belirten Babacan, açılan-kapanan şirket sayısında 2009 yılı Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20'lik, Kasım'da yüzde 16'lık, Aralık'ta ise yüzde 78'lik artış kaydedildiğine dikkat çekti.
Babacan, diğer yandan Ocak ayında Tüketici Güven ve Reel Kesim Güven Endekslerinde önemli artışlar meydana geldiğini, dış talebin de etkisiyle azalan ihracatın 2009'un son çeyreğinde tekrar artış eğilimine girdiğini kaydetti.
Mali göstergelere bakıldığında da ekonominin küresel krizden çıkma eğiliminde olduğunun açık bir şekilde görüldüğünü ifade eden Babacan, bankacılık sektöründe kredilerin takibe düşme oranının Ocak'ta yüzde 5,4'e, karşılıksız çek oranlarının da yüzde 4,4'e kadar gerilediğine işaret etti.
YENİ TEŞVİK SİSTEMİ
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2009 yılı Temmuz ayından Aralık ayına kadar olan sürede yeni teşvik sistemi kapsamında 1.523 adet teşvik belgesi düzenlendiğini, bu teşvik belgeleri kapsamında öngörülen sabit yatırım tutarının 22,5 milyar TL olduğunu bildirdi.
Babacan, toplantıda, küresel ekonomi açısından son yüzyılın en derin daralmalarından birinin tecrübe edildiği böylesine bir kriz döneminde, bu süreçten en fazla etkilenen talep unsurunun özel sektör yatırım harcamaları olduğunu kaydetti.
Bu küresel görünümün bir yansıması olarak Türkiye'de 2009'un ilk 9 ayında 2008'in ilk 9 ayına göre özel yatırım harcamalarının yüzde 27,7 oranında daraldığını kaydeden Babacan, 2009 yılı son çeyreğine ilişkin göstergelerin krizin özel yatırım harcamaları üzerindeki olumsuz etkilerinin bu dönemden itibaren artık azalmaya başladığını gösterdiğini söyledi.
-YATIRIMLARIN ARTACAĞI SİNYALİ-
Son çeyrekte mevsimsellikten arındırılmış sermaye malları üretimindeki daralmanın önemli ölçüde hız kestiğini, sabit yatırım harcama beklentisinin de artış eğilimine girdiğini belirten Babacan, ''Benzer biçimde ticari araç satışları ve ticari kredilerdeki artış da yine önümüzdeki dönemde yatırımların artacağı sinyalini vermektedir'' dedi.
Yatırımların ekonomik büyümenin sürekli kılınmasının ve istihdamı artırmanın en önemli unsuru olduğuna işaret eden Babacan, yatırımların artırılarak sermaye stokunun daha verimli hale getirilmesine büyük önem verdiklerini kaydetti.
Bu bakış açısıyla 2009 yılı Temmuz ayında yeni bir yatırım teşvik sistemini uygulamaya koyduklarını hatırlatan Babacan, bu yeni teşvik sisteminin en önemli hedeflerini, ''bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak, rekabet gücünü artırmak, teknoloji ve ar-ge içeriği yüksek olan büyük ölçekli yatırımları özellikle desteklemek, sektörel kümelenmeyi desteklemek'' şeklinde özetledi.
Babacan, yeni teşvik sisteminin üç bileşenden oluştuğunu, bunlardan biri olan büyük proje yatırımlarında, belli sektörlerde belli eşiğin üzerinde yatırım yapan kuruluşlara özel teşvikler uygulamaya başladıklarını hatırlattı. Belli eşiğin altındaki yatırımlarda bölgeden bölgeye ve sektörden sektöre değişen bir teşvik uygulaması başlattıklarını ifade eden Babacan, ilk iki gruba girmeyen yatırımlar için genel bir teşvik sisteminin söz konusu olduğunu anlattı.
-''ÖNCEKİ YASADAN FARKI; TEŞVİK ALMAYAN HİÇBİR İL YOK''-
Yeni teşvik sisteminde teşvik oranlarını bölge ve sektör bazında farklılaştırarak uygulamaya başladıklarını, ''Türkiye'deki tüm iller artık teşvik kapsamı içindedir'' dediklerini anlatan Babacan, burada kurumlar ve gelir vergisi indirimlerinin, yatırımcı tarafından sosyal güvenlik priminin işveren payının belli sürelerde ödenmemesi, 3. ve 4. bölgelerde faiz desteği, yatırım yeri tahsisi, KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti, özellikle yatırım aşamasında bu iki vergiden muafiyetin söz konusu olması gibi uygulamalar bulunduğunu anlattı.
Bölgesel ve sektörel teşvik sisteminin Türkiye'yi 4 ayrı bölgeye ayırdığını belirten Babacan, ''Bunun bir önceki teşvik yasasından farkı Türkiye'de teşvik almayan hiçbir il yok. Birinci bölgede dahi, tabiki her sektöre değil ama bazı sektörlere teşvikler söz konusu'' dedi.
Babacan, yakın zamanda Hazine Müsteşarlığının web sitesinde hangi bölgede, hangi şehirde, hangi sektörlerin desteklendiğinin interaktif bir haritayla yatırımcıların hizmetine sunulduğunu da ifade etti.
-İLK UYGULAMA SONUÇLARI-
Yeni teşvik sisteminin ilk uygulama sonuçlarına değinen Babacan, 2009 yılı Temmuz ayından Aralık ayına kadar olan sürede yeni teşvik sistemi kapsamında 1523 adet teşvik belgesi düzenlendiğini bildirdi.
Bu teşvik belgeleri kapsamında öngörülen sabit yatırım tutarının 22,5 milyar TL olduğunu kaydeden Babacan, ''Hem belge adedi hem yatırım tutarı açısından baktığımızda bu sonuçlar gerçekten oldukça sevindirici sonuçlar'' diye konuştu.
Babacan, 2009 yılı ikinci yarısı göz önünde bulundurulduğunda dünyada olumsuz pek çok gelişmenin yaşandığı ve genel ortamın çok da rahat olmadığı bir dönemden bahsettiklerini, buna rağmen yatırımcıların bu kadar yüksek miktarda yatırım için şu anda teşvik belgesi almış durumda olduklarını söyledi.
Söz konusu 22,5 milyarın, 12,7 milyarının yerli sermayeli kuruluşlar, 9,8 milyar liranın uluslararası sermayeli kuruluşlar tarafından yapılacağını belirten Babacan, uluslararası kuruluşların Türkiye'ye yatırım yapma niyeti ve hazırlığı açısından bunun oldukça önemli bir gelişme olduğuna işaret etti.
Ali Babacan, rakamların, sistemin yeni başlamasına rağmen ilk sonuçların olumlu olduğunu gösterdiğini söyledi. 22,5 milyar lira tutarındaki yatırımın 18,4 milyarının doğrudan kapasite artışı getiren komple yeni yatırımlar ile tevsi yatırımlarından oluştuğuna dikkati çeken Babacan, bunun fiilen Türkiye'deki üretim kapasitesini artıran tür yatırımlar olduğunu belirtti. Babacan, yatırımların 4,1 milyarının ise modernizasyon, yenileme, entegrasyon ve tamamlama yatırımları niteliğinde olduğunu kaydetti.
-''SONUÇLAR, OLDUKÇA ÜMİT VERİCİ''-
Düzenlenen teşvik belgelerinin hangi bölgede, kaç adet olduğu konusunda bilgi veren Babacan, şöyle konuştu:
''1523 belgenin 511 adedi yani yüzde 34'ü birinci bölgede, 264 adedi yani yüzde 17'si ikinci bölgede, 467 adedi yüzde 31'i üçüncü bölgede, 281 adedi yani yüzde 18'i dördüncü bölgede yapılacak yatırımlardan oluşuyor.
Yatırım tutarı açısından baktığımızda ise yüzde 45'inin birinci bölgede, yüzde 20'sinin ikinci bölgede, yüzde 26'sının 3. bölgede, yüzde 10'unun 4. bölgede olduğunu görüyoruz.''
Babacan'ın verdiği bilgiye göre, Temmuz-Aralık dönemi itibariyle karşılaştırma yapıldığında 2007'nin söz konusu döneminde düzenlenen teşvik belgelerindeki toplam sabit yatırım tutarının 12,9 milyar lira, 2008'de 16,6 milyar lira, 2009'da da 22,5 milyar lira oldu.
2009 yılının ikinci yarısına ilişkin 22,5 milyar liralık yatırımın sektörel dağılımında 10,3 milyar lira ile ''imalat sanayi'' ilk sırayı aldı. Bunu, 7,1 milyar lira ile enerji, 4,5 milyar lira ile hizmetler ve yaklaşık 600 milyon lirası ile de madencilik izledi.
Babacan, yeni teşvik sistemine göre 2009 yılı Temmuz-Aralık döneminde, büyük proje kapsamında 14 adet teşvik belgesi düzenlendiğini, verilen belgelerin sabit sermaye yatırım tutarının 4,5 milyar lira olduğunu belirterek, öngörülen istihdamın 4.571 kişiyi kapsadığını bildirdi.
Babacan, büyük proje teşvik belgeleri kapsamında da otomotivin ilk sırada bulunduğunu, söz konusu sektörü, liman işletmeleri, elektrikli makine, ilaç üretimi, makine imalat ve madenciliğin takip ettiğini anlattı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan, dünya ve Türkiye ekonomisindeki toparlanma işaretlerinin ülkenin reel ekonomisine olumlu yansımaya başladığını belirterek, ''Bunu biraz önce bir çok veriden ve düzenlemiş olduğumuz yatırım teşvik belgelerinin sayısından da görüyoruz ve sonuçlar, oldukça ümit verici'' diye konuştu.