İLİŞKİLİ HABERLER
Biz hayat şartlarıyla oyun oynayarak bugüne geldik!
Ömrümün sonuna dek türkü söylerim

Biz hayat şartlarıyla oyun oynayarak bugüne geldik!

  • 14.01.2010

Türkiye'nin en önemli kadın aşıkları arasında yer alan Şahsenem Bacı, 'ilk gözağrım' dediği oğlu Yavuz Bingöl'ün oyunculuğunu şu sözlerle tanımladı: "Biz zaten hayatla oyun oynayarak bugünlere geldik. Yavuz, evin büyük ağabeyi olarak aktör rolündeydi, ben de anne olarak aktris... Yavuz'un oyunculukta bu kadar başarılı olması beni bu yüzden hiç şaşırtmadı"

Aşıklık Mgeleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan Şahsenem Bacı ve müzisyen- oyuncu oğlu Yavuz Bingöl, birlikte yeni bir türkü albümü çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. MESAM Vizyon dergisi için Türkşan Karatekin'e röportaj veren anaoğul, sanat yolculuklarını anlattı.

* Şahsenem ne demek? 'Şahsenem Akkaş' nasıl 'Şahsenem Bacı' oldu? Bize biraz o değişim sürecini anlatır mısınız?
Şahsenem Bacı: Şah 'kral' demek, sanem de 'güzel kadın' anlamına geliyor. 'Şahsenem Bacı'nın hikayesini anlatmam için epey gerilere gitmem gerekiyor. Ben 1943 Kars'ın Sarıkamış ilçesine bağlı Boyalı köyünde dünyaya geldim. Daha okul çağında bile değildim ama müziğe büyük bir aşkla bağlıydım, tutkundum. Köylerde çorba karıştırmak için büyük kepçeler olur ya, ben bunun iki ucunu bıçakla kerter, iç çamaşırlarında kullanılan ince lastikleri uç uca gerer, gizli yerlere girip bunu çalar ve o lastikten çıkan tınıya ağlardım. O tını alır götürürdü beni bir yerlere...

DIŞLANDIĞIM ZAMANLAR OLDU

* Sizi o yaşlarda bunu yapmaya iten neydi? Evde saz çalan, söyleyen birileri mi vardı?
Ş.B.: Amcam yörenin en tanınmış aşıklarından Mustafa Akkaş'tı. Onu çok dinlerdim. Ayrıca köyümüzde de başka aşıklar vardı. Düğünlerde atışırlardı. O aşıkları dinleyerek büyüdüm. Bir de ilkokuldayken öğretmenimizin bir mandolini vardı. Onu gizli gizli eve getirir ve çalardım. Sonra mandolin devresi bitti, saz devresi başladı.

* Sazla ilk gerçek buluşmayı kime borçlusunuz? Bu aşkla sizi kim tanıştırdı?
Ş.B.: Babama, çünkü ilk sazımı anneme rağmen o aldı bana. Annem, 'Bu kızı şımartma' diyordu. Etraf da kadının saz çalmasını çok hoş karşılamıyordu. Annemin sekiz çocuğu ölmüş, sadece ben ve ağabeyim hayatta kalmışız, o yüzden üzerimize titrerdi. Babam kimseyi dinlemedi ve bana sazı aldı. Ufkumu da yolumu da açan babam oldu.

* Aşıklık geleneğinde kadınlara nasıl bir rol düşüyor? Tepki gördünüz mü?
Ş.B.: 'Kadından aşık olur mu?' diye çok dışlandığım zamanlar oldu. 'Biz varız, bir başkası olmasın' gibi bir düşünce vardı belki de. Ama hiçbirini dinlemedim, umursamadım da...

İŞİNE ENGEL OLMA VARDI
* Yavuz Bey, aşık geleneğinden gelen bir kuşak olarak size de aynı soruyu yöneltelim...
Yavuz Bingöl: Taşlama gibi bazı yöntemler, erkek aşıklar tarafından çok kullanılırdı. Annemin ise daha kendine özgün bir duyuşu ve yorumu vardı. Ülkenin sorunlarından yola çıkıp, o an gündemde yaşanmış ne tür bir acı olay varsa, onun üzerinden hareketle biraz da kitlesel konserler veriyordu. O dönemde de şimdiki gibi kıskançlık ve birbirinin işine engel olma gibi durumların yaşandığını hatırlıyorum. Ş.B.: Olmaz mı? Ankara Festivali'nde sazım kırıldı. Köylümüz bir aşık da festivalin konukları arasında, ondan sazını istedim, vermedi.

* Bir yandan biten evliliğinizin ardından tek başınıza çocuklarınızın sorumluluğunu aldınız, diğer yanda sazla halvet olma durumu... Zor olmuştur muhakkak... Tüm bu zorluklara karşı dayanma gücünü ve cesareti nereden buldunuz?
Ş.B.: O cesareti, saza olan aşkınızda ve türkülerde buluyorsunuz. Kendi ürettiklerinize olan sevdanız da sizi bıraktırmıyor, sazı tekrar elinize veriyor. Eşimden ayrıldıktan sonra uzun süre iş bulamadım. Zorlandığımız zamanlar oldu. Saz çalmaya gittiğimiz yerlerde ufak karşılıklar alıyorduk. Arif Sağ ile konserlere çıkıyorduk. Programımı bitirirdim ama sahneye yeniden çağrılırdım hep. Çünkü benim türkülerim, kendi yazdığım sloganlı türkülerdi. Parayı filan gözünüz görmüyordu.

YAVUZ'U DİNLEMEYE DOYAMAM
* Kars'tan Ankara'ya, sonra da İzmir'e göç ettiniz. Bu geçiş sizin müzik dünyanızı, aşık ruhunuzu nasıl etkiledi?
Ş.B.: Ne oğlumda, ne de bende sazımızın sesi hiçbir şekilde değişmedi. Sazım nereye gidersem gideyim benimle beraberdi. Bugüne kadar iki sazım oldu. Şu an kullandığım da 30 yıllıktır. Y.B.: Anadolu'yu annemle birlikte çok dolaştık. Kara trenlerde yolculuk ediyorduk. Babamın tayini çıktıkça yer değiştirdik. İlkokulu beş ayrı okulda okudum. Bunun aslında ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu çok sonraları anlıyorsunuz. Ege'nin de bizim kendi müzik kültürümüze ayrı bir zenginlik kattığını düşünüyorum. Ayrıca konservatuvarda okudum. Klasik müzik eğitimini geleneksel müzikle harmanladım. Aslında yaşadığımız her şey bize ayrı bir zenginlik kattı.

* Oğlunuzun oyunculuk yeteneğini nasıl buluyorsunuz? Küçükken bu yeteneği belirgin miydi? Yoksa o genler sizden ona mı geçti?
Ş.B.: Biz zaten oyun oynayarak bugünlere geldik. Hayat şartlarıyla oyun oynadık. Yavuz, evin büyük ağabeyi olarak aktör rolündeydi, ben de anne olarak aktristim. Bu yüzden Yavuz'un oyunculukta bu kadar başarılı olması beni hiç şaşırtmadı. Öte yandan Yavuz'un türkü söylemesi de beni sonsuz mutlu ediyor. Dinlemeye doyamıyorum.

HİKAYEMİ ÇEKECEĞİM
* Ama Yavuz Bey'in bir albümü için 'Oğlum olmasaydı kasetini almazdım' demiştiniz...
Y.B.: Espriyle karışık söylediği bir cümleydi o ama ciddiye aldı kimileri... Olayın özü de şu: Albümlerimde türkülere, çağdaş türkü yorumlarına ve senfonik düzenlemelere yer veriyorum. Annem türkü sevdalısı bir insan olarak haliyle tüm parçaların türkü olmasını istiyor. Ş.B.: Ben türküyle doğmuşum, türküyle büyümüşüm. Bunun dışındakilere mesafeli bakmam kadar doğal ne olabilir?

* Oğlunuzu tiyatroda nasıl buldunuz?
Ş.B.: Onu sahnede izlerken neler hissettiğimi tarif edemiyorum daha. Sonsuz mutlu ediyor.

* Yavuz Bey, müzik, diziler ve sinema derken yakında sizi kamera arkasında da görürsek şaşırmayacağız...
Y.B.: İşin tekniğini öğrendiğimde, kendi hikayemi çekmeyi düşünüyorum açıkçası. Hani yönetmenlerin ilk filmleri olur ya; ben de ilk filmimde kendi hikayeme yönetmenlik yapmak istiyorum. Hikayesi de daha çok annemin anlattıklarıyla ilgili.

İYİ BİR POLİSİYE FİLMİ İSTİYORUM
* Tiyatro oyununuz '72. Koğuş'tan söz edelim biraz da... Tiyatro sahnesi heyecan verici mi?
Y.B.: Tiyatro gerçekten çok farklı. '72. Koğuş' için iki ay boyunca, günde altı-yedi saat çalıştık. Oyunda 'Kaptan'ı oynuyorum. Bir de Kerem Alışık'ın oynadığı 'Berbat' diye bir karakter var. Onu oynamamı isteselerdi tereddüt edebilirdim. Ama kaptanı çok hissederek oynuyorum. Tiyatro sahnesi geri dönüşü olmayan bir yer. Her gün faklı bir seyirciyle oynuyorsunuz. Elbette elinizdeki tekst üzerinden ilerliyorsunuz ama yine de bugün şurayı şöyle tonlayayım ya da oynayayım diyebilme şansınız var. Çok zevkli ve heyecan verici bir iş...

* Dramatik rollerin yanı sıra bir de komedide rol aldınız. 'Eşref Saati' adlı televizyon dizisindeki kabadayı rolü, üzerinize iyi oturmuştu. Komediden siz de keyif aldınız mı?
Y.B.: 'Eşref Saati' benim için özel bir projeydi. O rolde kendimi bulmuştum.

* Hayalinizde rol almak istediğiniz farklı bir proje var mı?
Y.B.: İyi bir polisiyede oynamak isterim. Bugünün tabiriyle daha aksiyon bir iş olabilir. Bir de romantik komediyi denemek isterim. Bugüne kadar oynadıklarımın dışında olması benim için kıstas.

YENİ TÜRKÜ ALBÜMÜ YAPACAĞIZ
* Annenizle birlikte sadece türkülerden oluşan bir albüm yapma planları var mı?
Y.B.: İnşallah yapacağız. Annem dünden hazır zaten ama önce şiirlerinden oluşan kitabını bitirmesi gerekiyor. Ş.B.: Daha önce 'Şahsenem Bacı ve Oğlu' olarak yaptığımız kasetlerden birinde, birlikte okuduğumuz 'Kılavuzsuz Dost' adlı bir türkü var, onu yeniden Yavuz'la okumak istiyorum. Bir de 'Perişan'ı Yavuz'dan dinlemek istiyorum. Y.B.: Onu, Erkan Oğur ve İsmail Hakkı okuyacak.

* Sizin annenizde, annenizin de sizde en hayranlık duyduğu özellik nedir?
Y.B.: Annemin hâlâ köklerine duyduğu derin bağlılık ve zorluklar karşısında dirayetine hayranımdır. Gardını hiçbir zaman düşürmez... Zaten öyle olmasaydı, sıkıntılı dönemleri aşıp bugünlere gelemezdik herhalde. Ş.B.: Yavuz benim ilk gözağrımdır. Türküleri yaşattığı ve bağlama çaldığı için onu çok seviyorum. Tekrarlıyorum; onu dinlemeye bayılıyorum.

YAVUZ BİNGÖL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ

* ÜNLÜLER BU ARABALARI KULLANIYOR

* NASIL ÜNLÜ OLDULAR

* HANGİ ÜNLÜ NEREDE OTURUYOR?

* ÜNLÜLERİN BURÇLARI

* ÜNLÜLERİN GERÇEK İSİMLERİ

* ÜNLÜLERİN DOĞUM TARİHLERİ

* ÜNLÜLERİN İLK EVLİLİKLERİ



* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Magazin Haberleri
Diğer Magazin Haberleri
Gülben'e iki kırmızı gül
İkizleriyle süt reklamına çıktı
Komedi sayfası benim için kapandı!
Usher'a hırsız şoku
Shepherd'ın oğlu hırsızlıktan tutuklandı
'Adanalı'nın türkü gecesi
Mutluluk bizim için sadece bir durak
Pembe mayonun intikamını alacak
Kayhan'la baş başa
Tarih beni kısa, Yalın'ı uzun boylu diye yazacak
'Kar'a sevdalı Ersin
Asena'dan romantik şikayet
Ayşe'nin aşk 'Masal'ı
Lady Gaga da bir dönem herkes gibiydi
Öpücüklerle değil, düzeyli sohbetlerle karşılanıyoruz
Jim oğlumu en az benim kadar seviyor!
Evlilik sorularına gülüp geçti
Market alışverişi Paris'ten sorulur!
Beyoğlu'nda dayak yedim
Zayıflamak için eski fotoğraflarını kullanıyor
Kadir Abi, benden telif falan istemedi!
Hakkında çıkan haberleri umursamıyor!
Evlenme teklif etmeyi planlıyor
Herkes kendi işini yapsın
Gibson: Tiger'ı rahat bırakın!
Hazırlanın! Johnny Depp oluyoruz
Ben yıllarca dost biriktirdim
Yeniden barıştılar
Wolverine dönüyor
Marka bağımlılığının tedavisi çocuklukta başlıyor
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol