ESRA TÜZÜNİki yıl önce yaptığı mantar yemeğinden aldığı bir parça neredeyse Nimet Taşkın'ın ölümüne neden oluyordu. Mantardan zehirlenip, kaldırıldığı hastanede beş gün yoğun bakımda yatan Taşkın, "Şu an hayata yeniden gelmiş gibiyim" diyor
Nimet Taşkın 44 yaşında bir ev hanımı. 7, 26 ve 28 yaşlarında üç çocuk annesi. Kasım 2007'de bir komşusunun ormandan topladığı mantar ile yemek yaptı. Yemekten yalnızca bir kaşık aldı ve o bir kaşık yemek, neredeyse hayatına mal oluyordu. Mantardan zehirlenen Taşkın, kaldırıldığı hastanede hemen yoğun bakıma alındı. Beş gün süren yoğun bakımdaki ölüm-kalım savaşını kazandı. İşte Nimet Taşkın'ın anlatımıyla ikinci hayatı...
Komşum ormandan topladığı mantarlardan getirmiş. Onlar devamlı mantar toplayıp yiyordu ve hiçbir zaman zehirlenme ya da benzer bir rahatsızlıkla karşılaşmamışlardı. Derken, iki yıl önce bana topladıkları mantardan getirdiler. Ben de, getirdikleri o mantarı akşam yemeği için pişirdim ve tadına bakmak için bir kaşık aldım. Mantarı masaya getirdiğimde ne eşim ne de çocuklarım mantardan yedi, ben de masadan kaldırdım. Gece saat 03.00'da korkunç bir mide bulantısı ile uyandım. Mide bulantısının ardından kusmaya başladım.
Eşim ve çocuklarım ne olduğunu anlayamadan beni hemen hastaneye yetiştirdiler. Kaldırıldığım hastanede beni muayene eden doktor, yakınlarıma "Hasta bu gece bilincini kaybedecek, yarın yüksek ihtimalle ölümü gerçekleşecek" demiş. Eşim ikna olmamış. Beni oradan hemen Memorial Hastanesi'ne götürmüşler ama ben bu kısmını hiç hatırlamıyorum.
Yoğun bakım ünitesinde beş gün kalmışım. Orada kaldığım süreyi hayal meyal hatırlıyorum. Çünkü bilincim gidip, geliyormuş. Aklımdan hiç çıkaramadığım üç şey vardı: Ölüm korkusu, ölümle mücadele duygusu ve geride bıraktığım çocuklarım... Gece-gündüz makineye bağlı olarak yaşatılmışım ve devamlı kanım yenilenmiş.
Ben gittim, ölümü gördüm ve geri geldim. Yoğun bakımda bilincimin açık olduğu anlarda aklımda yalnızca çocuklarım vardı. Hepsi yetişkin birer insan oldu ama onları bırakıp gitmek duygusu beni kahrediyordu. Onların mutluluklarını görmek istiyordum. Küçük kızımı düşündüm, onu emanet edeceğim kişiyi planlıyordum. 'Eşim tekrar evlenir, ama çocuklarımı üvey anneye veremem' diyordum. En sonunda kardeşime vermeye karar verdim.
Şu an bile yaşadıklarımı anlatırken zorlanıyorum. Konuşurken, yaşadıklarım gözümün önüne geliyor. Ölümle yaşam arasındaki mücadeleyi düşündükçe ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Çocuklarımın benim için ne kadar üzüldüğünü düşünmek beni kahrediyordu. Ama yine bu zor süreçten onların desteği, sevgisi ve dualarıyla kurtulduğuma inanıyorum.
Yakınlarım ve ailem devamlı hastanedeydiler. Benden desteklerini ve dualarını bir an olsun esirgememişler. Yoğun bakımda insan bununla hayata tutunuyor. Ölmek inanın daha kolay geliyor. Yakınlarımda benim gibi hastalığımdan umutsuz oldukları için kurtulduğuma inanamamışlardı.
Yoğun bakımda kaldığım süre boyunca çocuklarım hiç aklımdan çıkmadı. En çok onları özledim.
Yoğun bakımdan çıkıp sağlık durumum düzeldiğinde, "Bana çocuklarımı verin" dedim. Hastalığımdan kurtulunca ilk istediğim şey çocuklarıma doya doya sarılmak ve onları öpmek oldu. Ailem, yakınlarım, durumumu çok hayati gören doktorlar ve hastane personeli bu mucizevî kurtuluşumun sevincine ortak oldular.
Beni zehirleyen mantarları getiren komşumu asla suçlamadım. Zaten o da üzüntüsünden kahroldu. Ne yapacağını şaşırdı. Topladıkları mantarı devamlı olarak yemelerine rağmen hiç böyle bir şey başlarına gelmemişti. Benim başıma geleceği varmış, onların ne suçu olabilir ki? Sadece iyilik etmek istediler, sonunun bu olacağını bilemezlerdi.
Artık asla mantar yemiyorum. Bırakın ormandan toplayıp yemeği, kültür mantarı bile almıyorum. Mutfağımda artık ona yer yok. Başıma gelenlerden sonra mantarı tamamen hayatımdan çıkardım. Artık ailem, yakınlarım ve hatta beni tanıyanlar bile mantar yemiyor. Zehirlenerek neredeyse hayatımı kaybetme noktasına gelmem onları da çok etkiledi.
Eşim ve çocuklarım hep yanımdaydı. Hiç umulmadık bir şekilde başıma gelen bu talihsiz olaydan sonra herkes çok üzüldü. Sevenlerim benim için çok dua ettiler. Şu an iyiyim. Hayatım kaldığı yerden devam ediyor. Bir çocuğumun mürüvvetini gördüm bile, diğeri de evlenmek üzere...
Mantar zehirlenmesi tanısıyla hastanemize getirilen Nimet Taşkın, karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi altına alınmıştı. Geldiğinde durumu oldukça kritikti. Bu nedenle yoğun destek tedavileri başlatıldı. Böylece, karaciğer nakline kadar geçecek süre içinde hastanın ameliyata hazır hale getirilmesi hedeflendi.
'Ekstrakorporeal' adı verilen tedavi ile hastanın kanı vücut dışına alınarak temizlendikten sonra tekrar vücuduna verildi. İleri teknolojinin kullanıldığı tedaviler sayesinde olumlu gelişmeler yaşandı ve hasta karaciğer nakline gerek kalmadan iyileşti.
Son dönem karaciğer yetmezliği olgularının tedavisi karaciğer nakliyle oluyor. Ancak ani gelişen karaciğer yetmezliği olgularında kan temizleme yöntemleri ve ileri tedavi desteklerinin sağlanması iyileşme şansını da beraberinde getiriyor. Burada önemli olan, zamanlama ve bu yöntemlerin doğru şekilde uygulanabiliyor olması. Kliniğimizde de bu yöntemlerin uygulanmasında belli bir deneyim söz konusu... Deneyimlerimiz sayesinde bu mantar zehirlenmesi vakasında da başarılı olduğumuzu söyleyebilirim
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Hamileyim zannettim meğer üç günlük ömrüm kalmış
Ahu Özkan'a beş aylık evliyken 'Akut Karaciğer Yetmezliği' teşhisi konuldu. Eşi Cüneyt Özkan karaciğerinin yüzde 70'ini verince tekrar hayata bağlanan Ahu Özkan, "Hamile olduğumu düşündüm. Meğer ömrümün üç gün olduğu söyleniyormuş" diyor
Domuz gribinden korunma tüyoları
Domuz gribine yakalanmamak için yapılacak şeyler gayet basit! Elinizi yıkayın, bağışıklık sisteminizi güçlü tutun ve öksürenlerden uzak durun
Fazla kilo dizleri inim inim inletir!
Dizinizde bulunan kemiklerin arasında halka çöreklere benzeyen koruyucu bir tampon vardır. Ancak kimi zaman bu kıkırdaktan...
Taze sebze yiyin, seksi olun!
Birçok insan yeterli miktarda sebze ve meyve tüketmez. Oysa sebze ve meyveler daha iyi hissetmenizi, görünmenizi ve seksi...
Yüksek tansiyonu 'düşüren' kahvaltı
Sabah saat 08.00'deki toplantıya aç karnına girmek yerine kahvaltınızın sizi daha mı tok tutmasını istiyorsunuz? Kahvaltınıza...
Oruç tutanların migren atakları taaruza geçiyor
Migreni tetikleyen faktörler arasında stres ilk sırada yer alırken, açlık ve lodos ikinci sırayı paylaştı. Bu gerçekten yola...
En sağlıklı Ramazan tatlısı hangisi?
Ramazan'da güllaç mı yemeli, yoksa kazandibi mi? Dondurma yemek Ramazan'da sağlıklı mı? Oruç tutup, 15 saat aç kalan kişiler hangi tatlıları tercih etmeli ya da hangilerinden köşe bucak kaçmalı? İşte ünlü diyetisyenlerden tavsiyeler...
Oruç tutarken ağız kokusuna karşı sahurda maydanoz yiyin
Ağız ve diş sağlığının Ramazan ayında daha da önem kazandığını söyleyen diş hekimi Ezel Yıldız Elmas, "Ağız kokusuna sebep olacak sarmısak ve soğan içerikli gıdalardan uzak durun; bunların yerine maydanoz tüketin" diyor
İki saatlik öğle uykusu vücudun su kaybını önlüyor
Ramazan ayında oruç tutmak isteyen kalp hastalarını dikkatli olmaları konusunda uyaran Prof. Dr. Bingür Sönmez: Ramazan boyunca iki saatlik öğle uykusu, vücudun su ve elektrolit kaybını önlemek bakımından büyük önem taşıyor. Öğle uykusu uyuyanların, uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşüyor
Çocuğunuz oruç tutmak için tutturursa hafta sonu izni verin
Çocukların oruç tutmak istemesi durumunda bazı önlemler alınması gerektiğini söyleyen Dr. Hayri Gözlükgiller uyardı: Bir ay oruç tutmak çocuk için zararlı
Oruçlular önemli kararları iftar sonrasına ertelesin!
Ramazan ayında stresle baş etmenin yollarını anlatan doktorlar uyarıyor: Oruçluyken önemli kararlar almayın! Hayati konulardaki kararı iftar sonrasına saklayın! Aşırı kahve tüketiminden kaçının, onun yerine bitki çayları için...
Oruç en sağlıklı neyle açılmalı?
Orucu açmaya ne ile başlamalı? Bir bardak su mu içmeli, zeytin yemek en doğru seçim mi? Hurma yalnızca bir gelenek mi yoksa iftar sofrasında ilk ona mı uzanmak gerekir? Ünlü diyetisyenler bu sorulara cevap verdi
Sağlıklı kalmanın en harika yolu: Yürüyüş
Antibiyotik almak ve MR çektirmenin sağlığınız için yapacağınız en basit şeyler olduğunu sanıyorsanız; her gün 30 dakikalık...
İftarda valizleri hazırlayın sahurda yola çıkın!
Ramazan ayında trafik kazalarında artış olduğuna dikkat çeken doktor Ebru Talum Gürpınar; "Eğer yola çıkacaksanız uyuklamanın sık görüldüğü iftar sonrasını değil, sahurdan sonrasını tercih edin" diyerek uyarıyor
Ramazan'da uzun uzun çiğneyerek yemek yiyin!
Banu Kazanç ve Ender Saraç, oruç tutanları uyarıyor: İftarda çok açıkmış olabilirsiniz. Ama şunu asla unutmayın; besinleri çok hızlı, ayakta ve telaşla tüketmeyin! Daima oturun ve lokmaları iyice çiğneyerek yiyin
İşte tok tutan Ramazan mönüsü
Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, Ramazan ayında daha az acıkarak oruç tutabilmek için beslenme önerileri verdi: "Pirinç ve sıcak patates yemeği kilo yapar, bulgur ve soğuk patates tok tutar. İftar yemeğinden iki saat sonra meyve yiyebilirsiniz. Tembellik yapmayın, sahura kalkın. Bu çok önemli"
Nur, 'Çocuğunuz olamaz' raporundan 5 ay sonra geldi!
Barış-Reyhan Bakırcı çifti sekiz yıldır evli... Ama evliliklerinin büyük bölümü çocuk özlemi ve tedavilerle geçmiş. Sonunda Nisa Nur'u kucaklayan Barış Bakırcı bu süreçte neler yaşadığını anlattı
Kahveden çıkmayan babalar mama hazırlıyor!
Op. Dr. Seval Taşdemir, "Yıllarca çocuk özlemi duyan tüp babalar bebeğin kalp sesini duyunca hüngür hüngür ağlıyor" diyerek ekledi: Kahveden çıkmayanlar mama hazırlıyor, ev işlerine yardım ediyor
Tüp Baba olabilmek için tam 14 yıl bekledim!
Sadık Genç, tam 14 yıl bekledikten sonra tüp bebek yöntemiyle bir anda üç çocuk babası oldu. Genç ve eşinin neden kısırlık problemi yaşadığı bilinmiyor. Tıp onlara 'Nedeni belirsiz kısırlık' diyor...
Daha verimli spor için bu testi çözün
Bazı yiyecekler hakkındaki söylentilere inanmak, yaptığınız egzersizin işe yaramasını sağlayabilir. Eğer kafanızdaki karışıklığı...
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.