ESRA TÜZÜNCem Güngör, 1 Aralık 2008'de AKP İl Merkez Binası'nda meydana gelen patlamanın mağdurlarından sadece biriydi. Doktorların yüzde 10 yaşama şansı vermelerine rağmen sağlığına kavuşan Güngör, "Hayata sıkı sıkı tutunmaya çalıştım" diyor
Sıradan bir gün gibi başlayan 1 Aralık Pazartesi günü Cem Güngör'ün hayatının dönüm noktası oldu. Çünkü AKP İl Merkezi'ne yapılan bombalı saldırıda ölümle burun buruna gelip, yaşamayı tercih etti. 45 yaşındaki Güngör, şimdi eşi ve çocuklarının da yardımı ile yaşadığı zorlu günleri atlatmaya çalışıyor. Ölüm ve kalım arasındaki ince çizgiyi şu sözlerle anlatıyor:
O gün de her gün olduğu gibi işime geliyordum ki, iş yerime yaklaştığımda büyük bir patlamanın olduğunu gördüm. Olay anını hatırlamıyorum. Gözlerimi açtığımda kendimi hastanede buldum, her tarafıma kablolar bağlıydı. Biraz önce yanımda bulunan insanlar da diğer yataklarda yatıyordu. Sonradan öğrendim ki, yoğun bakımdaymışım ve olayın üzerinden tam beş gün geçmiş. Bu beş günü hiç hatırlamıyorum, bilincim tamamen kapanmış. Olan biten her şeyi sonradan öğrendim.
Yoğun bakımda gözümü açtığımda beyaz önlüklü doktorları gördüm. 'Neden buradayım?' diye düşünürken kendi durumumu fark etmeye başladım. İki kolum da kırıktı. Yaşadıklarıma anlam veremiyordum. Gözümü açtığımda eşim ve ağabeyimi yanımda gördüm, bana merak etmememi, durumumun iyi olduğunu söylediler. Yaşadığım şaşkınlık karşısında beni sakinleştirmeye çalıştılar.
Yoğun bakımdayken doktorlarım yüzde 10 yaşama şansım olduğunu söylemişler. Yaşasam bile yüzde 90 felç kalabilirmişim. Ama ben tüm bu zorlu dönemi atlattım, artık sağlık durumum da çok iyi... Sadece sol ayağımda yaklaşık 30 santimlik bir iz var. Ayağıma doku nakli yapıldı. Sağlığım ile ilgili bir sorun yok ama yaşadığım günleri hatırlamamak için ayağıma bakmamaya çalıştım.
Yoğun bakımdayken aynı olayda yaralanan hastalarla yan yana yatıyorduk. Belki onlara göre şanslıydım. Her ne kadar yüzde 10 yaşama şansı verildiyse de bu şansı iyi kullanmış, sağlığıma kavuşmayı başarmıştım. Diğer yaralılara göre şanslı olduğumu düşünmüştüm ama onların durumunu gördükçe yüzümün halini merak etmeye başlamıştım. Çünkü yanımda yüzünden yaralanmış bir hasta vardı.
Eşim ve yakınlarımdan bana yüzümü göstermelerini istemiştim. Ayna istedim; getirmediler, o an anladım ki; yüzüm ve her yerim dağılmış. Ama ölümü hiç aklıma getirmedim. Hayata tutunmaya çalıştım, bana kendimi iyi hissettiren şeyleri düşünmeye başladım. Çünkü o sırada gerçekten iyi şeyler düşünmeye çok ihtiyacım vardı.
Yoğun bakımda 10 gün kaldıktan sonra sağlığıma büyük oranda kavuşmuş, bir hasta odasına çıkarılmıştım. Hastane odasında, aralık ayında yağan karı camdan seyrettiğimi hatırlıyorum. O an tekrar hayata döndüğüme gerçekten inanmıştım. Yaşadığım tam anlamıyla bir travmaydı. İnsan hayatı birkaç saniyede nasıl da değişebiliyordu... Nasıl oluyor da normal başlayan bir gün insan hayatının dönüm noktası olabiliyordu.
Yaşadığım onca zorluğa rağmen eşim ve çocuklarım benim için mücadele ederlerken, benim de mücadeleyi bırakmamam gerekiyordu. Korkularımı geride bırakıp hayata yeniden başlamalıydım. Çok şükür bir uzuv kaybım yoktu! Her şey daha kötü sonuçlanabilirdi ama diğer yaralılara göre şanslı bir şekilde kurtuldum. Yüzde 10 yaşama şansı verilmesine rağmen bu şansı iyi kullanarak hayata tutundum. İşime de devam ediyorum.
Yaşadığım travmayı unutmak için psikolog yardımı aldım. Benim 9 ve 14 yaşlarında iki çocuğum var. Onlar için geçmişi geride bırakmak zorundaydım. Olayın etkilerinden kurtulmak için üç ay psikolojik ilaç kullandım. Yine de sıkıntılarımı tam olarak atlatmış değilim. Ama kararlıyım, ailemin desteği ile bu zorlukları atlatacağım.
Yakınlarım ve arkadaşlarım da bana yaşadıklarımı unutturmak için çabalıyorlar. Benim yoğun bakımdaki halimden, patlamadan bana hiç bahsetmiyorlar. Ben de kimseye anlatmamaya çalışıyorum. Çünkü anlattığım da her şey yeniden başlıyor.
Yoğun bakımda verdiğim ölüm-kalım mücadelesinin ardından hayata bakış açım değişti. Korkularım arttı, cinsel yaşamım dahi değişti. Çocuklarımın okul hayatı bile etkilendi, kızım Seviye Belirleme Sınavı'nda başarısız oldu.
Hastalığımdan sonra eşime olan sevgi ve saygım arttı. Bana desteği onu gözümde yüceltti. Bu zor zamanda insan eşinin ve çocuklarının kıymetini daha iyi anlıyor.
Hastada patlamadan kaynaklanan basıncın ve ortaya saçılmış olan parçacıkların yarattığı doku hasarları söz konusuydu. Bu doku hasarlarından bir tanesi göğüs boşluğuna kadar uzanıyordu. Vücudun bazı bölgelerinde çok yoğun doku kayıpları ve bu basıncın yarattığı genel vücut travması söz konusuydu. Bu şartlar altında kabul ettiğimiz hastamız çok ileri teknoloji gerektiren tedavi destekleri uygulanmadığı takdirde neredeyse yüzde yüze yakın bir oranda kaybedilebilecek bir hastaydı.
Başlattığımız yoğun tedavi programı ile basıncın yarattığı travma sonucunda vücutta ortaya çıkmış olan birtakım zehirli maddeleri vücuttan uzaklaştırarak kayıp dokuların hızlı bir şekilde düzelmesini sağladık. Böylece, vücutta meydana gelmiş olan sarsıntının hızla toparlandığını gördük. Böylesine enerjik bir tedavi sayesinde hastamızda çok belirgin düzelmeler izlendi. Biz de hastamızı taburcu ettik.
İnsanın psikolojisi gerçekten bozulur böyle bir olayda.Allah kimsenin başına vermesin.
cevapla 01.05.2010 17:12ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bir kaşık mantar hayatımın sonu oluyordu
İki yıl önce yaptığı mantar yemeğinden aldığı bir parça neredeyse Nimet Taşkın'ın ölümüne neden oluyordu. Mantardan zehirlenip, kaldırıldığı hastanede beş gün yoğun bakımda yatan Taşkın, "Şu an hayata yeniden gelmiş gibiyim" diyor
Hamileyim zannettim meğer üç günlük ömrüm kalmış
Ahu Özkan'a beş aylık evliyken 'Akut Karaciğer Yetmezliği' teşhisi konuldu. Eşi Cüneyt Özkan karaciğerinin yüzde 70'ini verince tekrar hayata bağlanan Ahu Özkan, "Hamile olduğumu düşündüm. Meğer ömrümün üç gün olduğu söyleniyormuş" diyor
Domuz gribinden korunma tüyoları
Domuz gribine yakalanmamak için yapılacak şeyler gayet basit! Elinizi yıkayın, bağışıklık sisteminizi güçlü tutun ve öksürenlerden uzak durun
Fazla kilo dizleri inim inim inletir!
Dizinizde bulunan kemiklerin arasında halka çöreklere benzeyen koruyucu bir tampon vardır. Ancak kimi zaman bu kıkırdaktan...
Taze sebze yiyin, seksi olun!
Birçok insan yeterli miktarda sebze ve meyve tüketmez. Oysa sebze ve meyveler daha iyi hissetmenizi, görünmenizi ve seksi...
Yüksek tansiyonu 'düşüren' kahvaltı
Sabah saat 08.00'deki toplantıya aç karnına girmek yerine kahvaltınızın sizi daha mı tok tutmasını istiyorsunuz? Kahvaltınıza...
Oruç tutanların migren atakları taaruza geçiyor
Migreni tetikleyen faktörler arasında stres ilk sırada yer alırken, açlık ve lodos ikinci sırayı paylaştı. Bu gerçekten yola...
En sağlıklı Ramazan tatlısı hangisi?
Ramazan'da güllaç mı yemeli, yoksa kazandibi mi? Dondurma yemek Ramazan'da sağlıklı mı? Oruç tutup, 15 saat aç kalan kişiler hangi tatlıları tercih etmeli ya da hangilerinden köşe bucak kaçmalı? İşte ünlü diyetisyenlerden tavsiyeler...
Oruç tutarken ağız kokusuna karşı sahurda maydanoz yiyin
Ağız ve diş sağlığının Ramazan ayında daha da önem kazandığını söyleyen diş hekimi Ezel Yıldız Elmas, "Ağız kokusuna sebep olacak sarmısak ve soğan içerikli gıdalardan uzak durun; bunların yerine maydanoz tüketin" diyor
İki saatlik öğle uykusu vücudun su kaybını önlüyor
Ramazan ayında oruç tutmak isteyen kalp hastalarını dikkatli olmaları konusunda uyaran Prof. Dr. Bingür Sönmez: Ramazan boyunca iki saatlik öğle uykusu, vücudun su ve elektrolit kaybını önlemek bakımından büyük önem taşıyor. Öğle uykusu uyuyanların, uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşüyor
Çocuğunuz oruç tutmak için tutturursa hafta sonu izni verin
Çocukların oruç tutmak istemesi durumunda bazı önlemler alınması gerektiğini söyleyen Dr. Hayri Gözlükgiller uyardı: Bir ay oruç tutmak çocuk için zararlı
Oruçlular önemli kararları iftar sonrasına ertelesin!
Ramazan ayında stresle baş etmenin yollarını anlatan doktorlar uyarıyor: Oruçluyken önemli kararlar almayın! Hayati konulardaki kararı iftar sonrasına saklayın! Aşırı kahve tüketiminden kaçının, onun yerine bitki çayları için...
Oruç en sağlıklı neyle açılmalı?
Orucu açmaya ne ile başlamalı? Bir bardak su mu içmeli, zeytin yemek en doğru seçim mi? Hurma yalnızca bir gelenek mi yoksa iftar sofrasında ilk ona mı uzanmak gerekir? Ünlü diyetisyenler bu sorulara cevap verdi
Sağlıklı kalmanın en harika yolu: Yürüyüş
Antibiyotik almak ve MR çektirmenin sağlığınız için yapacağınız en basit şeyler olduğunu sanıyorsanız; her gün 30 dakikalık...
İftarda valizleri hazırlayın sahurda yola çıkın!
Ramazan ayında trafik kazalarında artış olduğuna dikkat çeken doktor Ebru Talum Gürpınar; "Eğer yola çıkacaksanız uyuklamanın sık görüldüğü iftar sonrasını değil, sahurdan sonrasını tercih edin" diyerek uyarıyor
Ramazan'da uzun uzun çiğneyerek yemek yiyin!
Banu Kazanç ve Ender Saraç, oruç tutanları uyarıyor: İftarda çok açıkmış olabilirsiniz. Ama şunu asla unutmayın; besinleri çok hızlı, ayakta ve telaşla tüketmeyin! Daima oturun ve lokmaları iyice çiğneyerek yiyin
İşte tok tutan Ramazan mönüsü
Beslenme ve Diyet Uzmanı Emel Unutmaz, Ramazan ayında daha az acıkarak oruç tutabilmek için beslenme önerileri verdi: "Pirinç ve sıcak patates yemeği kilo yapar, bulgur ve soğuk patates tok tutar. İftar yemeğinden iki saat sonra meyve yiyebilirsiniz. Tembellik yapmayın, sahura kalkın. Bu çok önemli"
Nur, 'Çocuğunuz olamaz' raporundan 5 ay sonra geldi!
Barış-Reyhan Bakırcı çifti sekiz yıldır evli... Ama evliliklerinin büyük bölümü çocuk özlemi ve tedavilerle geçmiş. Sonunda Nisa Nur'u kucaklayan Barış Bakırcı bu süreçte neler yaşadığını anlattı
Kahveden çıkmayan babalar mama hazırlıyor!
Op. Dr. Seval Taşdemir, "Yıllarca çocuk özlemi duyan tüp babalar bebeğin kalp sesini duyunca hüngür hüngür ağlıyor" diyerek ekledi: Kahveden çıkmayanlar mama hazırlıyor, ev işlerine yardım ediyor
Tüp Baba olabilmek için tam 14 yıl bekledim!
Sadık Genç, tam 14 yıl bekledikten sonra tüp bebek yöntemiyle bir anda üç çocuk babası oldu. Genç ve eşinin neden kısırlık problemi yaşadığı bilinmiyor. Tıp onlara 'Nedeni belirsiz kısırlık' diyor...
.com.trÜye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.