Emel Sayın beni nasıl içeri sızdırdı?

Beşiktaş'takiBaşbakanlık Ofisi'nin cümle kapısı fena kalaba. Genç meslektaşlar ana girişi kesmiş, sanatçı arabaları içinden görüntü almaya didiniyor. Buradan girmek mümkünsüz. Korumaları aşsak, meslektaşların Majino Hattı'na takılacağız. Fikrimin imdadına Hızır yetişiyor. Gidip dönemeçte sanatçı arabası kollayacağım. Siyah, battal, şatafatlı birkaç jipi durdurup içine bakıyorum. E eh! Onlardan sanatçı değil, beni; "ne yapıyor bu deli" der gibi süzen işadamı, varlık insanı kabilinden yurttaşlar çıkıyor. Şükür ki 4. denemem gayetle başarılı. Emel Sayın'ın aracı denk geldi, içeri atlayıp yüzümü, bedenimi zemine yapıştırıyorum. Emelcik önce gaspçı, tinerci sanıp ürperiyor ama yattığım yerden göz kırpıp "sus aman, içeri girebilirsem söz, Zerrin Özer'le değil seninle evleneceğim." Bu aramızda eski bir şaka Emel'le. Basıyor kahkahayı. O arada siyah camlı aracın içinde görünmez hallerde 'girişim' tamamlanıyor. İner inmez de kendimi en yakındaki Arif Sağ, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses üçlüsünün içine atıyorum ki korumalar hürmeten değmesin. Dünya şirini şekline geçip sanatçı, güvenlikçi, teşrifatçı, protokol sorumlusu kim varsa 32 dişimi gösterip gülüyor, mevcudiyetim doğaldır pozu yapıyorum. Ohh işte içeri buyur edildik. Kare biçiminde salonu dört dönen birleşik masalar topluluğunun üzeri mükemmel mükelleflikte kahvaltı nevalesi dolu.

DARILTIR- KANIRTIR

Hüseyin Çelik'le karşılaşıyoruz. Selam veriyor, 'hoş geldin' diyor ama endişesini de dile getiriyor: - Savaş Bey. Bir tek sizin burada olmanız sıkıntı yaratır.
8- 10 dakika sonra ayrılacağım efendim. - Bu durum arkadaşlarınızı bize darıltır.
Kotarmadan gidersem Erdal Abi de beni kanırtır. Şans işte, tam bu sırada Başbakan'ın makam otomobili gelip duruyor, o telaşla unutuluyorum. Tayyip Bey girer girmez en yakından başlayarak tek tek ilgilenip, selamlıyor konuklarını. İlk kısmında Garo Mafyan'ın önde durduğu sanatçı bloğu var. Cengiz Kurtoğlu, Bülent Ortaçgil, Kubat görebildiklerim. Tayyip Bey tam yanıma geldiğinde muziplik olsun diye sesleniyor biri ama kim: "Savaş Ay sanatçıların arasına karışmış sayın Başbakanım." Korumalar muziplik anlayacak halde değil. Durumdan vazife, beni de harice çıkartmak üzere kıpırdandıkları an göz göze geliyoruz Başbakan'la. Diyor ki: - Bak ne söylüyorlar?
Efendim ben anneme (Şükran Ay) vekâleten geldim. Biraz rahatsız da, yeri boş kalmasın dedimdi. - Geçmiş olsun kendisine. Hoş geldin o zaman. Şükür ki bu laf üzerine koruma polisi kardeşler icraata girişmiyor, Başbakan'la el ele bir süre sohbetimiz iyice rahatlatıyor onları. Başbakan daha sonra Ferdi Tayfur'la sarılıp öpüşürken benimle ilgili espriyi patlatıyor: - Ferdi Bey, Savaş'ın yeni mesleğini biliyor musunuz? - Nedir efendim? - (gülerek) Kendisi Devlet Operası'nda tenor olarak başladı - Öyle mi Başbakanım? - Evet çok konser verdiği için de sesi kısılmış bak. Ferdi Baba sıkı bir kahkaha atıyor bu sözler üzerine. Az ötede askere gitmek üzere olan Alişan duruyor. Tayyip Bey ona da takılmadan edemiyor - Eh hayırlı tezkereler diyelim şimdiden. - Helallik almaya geldim efendim. - Helal olsun tabii ki. (gülerek) Demek futbolculuğunu kabul ettiremedin? Alişan mahcup ve kızarık hallerdeyken yanı başındaki Demet Akalın güldüğü belli olmasın diye sıkı sıkı kapatıyor ağzını. Başbakan'ın sanatçı konuklara "Hoş geldiniz" turu devam ederken en duygulu sahne Neşet Ertaş'la karşılaşınca ortaya çıkıyor. Çelebi, sakin, iddiasız, bilge bir halk ozanı olan Neşet Baba'nın sadece sesine-sözüne değil, kişiliğine de büyük hürmeti var Tayyip Bey'in belli ki. Nihat Doğan bu merhabalaşma fırsatını kaçırmıyor. Yeni kasetinin CD'sini uzatıveriyor. "Lütfen dönüş yolunda aracınızda dinleyin, çok seveceğiniz şeyler yaptım efendim" diyor. Bir diğer üstat sanatçı Özdemir Erdoğan ise "Uzun ince bir yoldayım" adlı çalışmamı öneririm size Başbakanım, hoş bir şeyler oldu galiba." Gözüm İbrahim Tatlıses'le yan yana oturan Seda Sayan'a takılıyor. İbo dürtüyor Seda'yı! - Bak Nihat Doğan'ı salonun öbür ucuna oturtmuşlar senin yüzünden. Seda gülümsüyor, göz ucuyla kaçamak bir bakış atıyor yalnızca. Tayyip Bey ise o sırada Sertab'la selamlaşmakla meşgul. Ufacık tefecik boyuna karşın dev gibi bir sesin sahibesi Sertab'la şakalaşıyor Başbakan. - Nasılsınız büyük hanım?
Yazarın Önceki Yazıları
176. Geleneksel Edirne Sel Şenlikleri ( 17.02.2010 )
Ailelerle kenetlenince acımız biraz hafifledi ( 14.02.2010 )
'Mızrak çuvala sığmıyor' ( 13.02.2010 )
Dava değil bir ortaoyunu... ( 09.02.2010 )
Arap kızı camdan bakıyor ( 07.02.2010 )
Abdi Bey'in öldüğü gece oradaydım ( 31.01.2010 )
Kenan, babasının öldüğü yaştaydı ( 28.01.2010 )
Dualar genç yönetmene ( 27.01.2010 )
'Bin kadınla beraber oldum mutluluğu birinde buldum' ( 18.01.2010 )
'Zeki Müren bana tecavüz timi yolladı' ( 17.01.2010 )

kalan karakter 460

muhammet24 muhammet24 // ERZİNCAN

Büyük basarı savas ay tebrik ederiz seni

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 29.04.2010 19:22

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Gündem Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol