Erdoğan'dan son dakika açıklaması

  • yeni haber
  • AJANSLAR
  • Giriş Saati : 16.03.2010 16:19
    Güncelleme : 16.03.2010 23:12

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermeni tasarıları nedeniyle yaşanan krizin Ermenistan'a zarar vereceğini söyleyerek, "Biz tabii sıfır sorun politikamızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama biz elimizi uzatırken karşımızdaki elini yumruk haline getiriyorsa bizim yapacak bir şeyimiz olmaz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermeni tasarıları nedeniyle yaşanan krizin Ermenistan'a zarar vereceğini söyleyerek, "Biz tabii sıfır sorun politikamızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama biz elimizi uzatırken karşımızdaki elini yumruk haline getiriyorsa bizim yapacak bir şeyimiz olmaz" dedi.

Erdoğan, Türkiye'de bulunan 170 bin Ermeninin 100 bininin Türk vatandaşı olmadığını belirterek, "Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine hadi siz de memleketinize diyeceğim, bunu yapacağım" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, temaslarda bulunduğu Londra'da BBC Türkçe bölümünden Hüseyin Alkan'ın sorularını da yanıtladı.

Erdoğan, Ermeni tasarısı nedeniyle yaşanan krizin Ermenistan'a zarar vereceğini söyleyerek, Ermenistan'ın dostları olan ülkelerin iki ülke arasındaki normalleşme sürecine yardımcı olmaları gerektiğini kaydetti. "Biz tabii sıfır sorun politikamızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama biz elimizi uzatırken karşımızdaki elini yumruk haline getiriyorsa bizim yapacak bir şeyimiz olmaz" diyen Erdoğan, "son dönemde kabul edilen Ermeni tasarıları karşısında Türk dış politikasının sıkıştığı" yönündeki eleştirileri ise reddetti. Başbakan Erdoğan şunları söyledi:
"Şu anda böyle bir problem söz konusu değil. Ermenistan'la ilgili gelişmelerde de sıkıntı bizim değil, sorun bizim değil, aslında Ermenistan'ındır... Ve şu anda Ermenistan'ın çok önemli bir kararı vermesi lazım;Diasporanın ipoteğinden Ermenistan'ın kurtulması lazım. Eğer Ermenistan'ı seven ülkeler varsa, başta Amerika, Fransa, Rusya olmak üzere, bir defa Ermenistan'ı diasporanın ipoteğinden kurtarmaları gerekir."

AB İLE İLİŞKİLER

Erdoğan, AB ile ilişkiler konusunda da Kıbrıs'taki limanların açılması talepleri ve bunun müzakerelere etkisini değerlendirdi. Çıkmazın nasıl aşılacağını düşünmenin sadece Türkiye'nin görevi olmadığını belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Biz tabii bir defa AB'nin ahde vefa sürecini işletmesini istiyoruz. Bu ta Bürgenstock'ta başlayan bir süreçtir ve hala yerine getirilmemiştir ve bu sıkıntılar devam ediyor, devam edecektir."
Erdoğan, kapalı olan fasıllar konusunda da bir revizyonun gündeme gelmesi gerektiğini belirterek, "Çünkü şu anda üzerinde konuşabileceğimiz dört fasıl var. Bu dört fasıl üzerinde şu anda çalışıyoruz. Öyle zannediyorum ki İspanya'nın dönemi önemli bir işaret fişeği olacak. Öyle görüyorum ve bu beklentimiz var. Ve en son Şubat'ta İspanya'ya yaptığım ziyarette de bunu Sayın Başbakanla ayrıca görüştük" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Bundan sonra eğer Avrupa Birliği, 'biz bu konuyu kenara koyalım' diyorsa, bu 'Türkiye'yi kenara koyalım' anlamına gelir ve Kıbrıs da bunlar için adeta kendi içlerinde bir siyasi ur haline gelir" diye konuştu.

Erdoğan, "Kıbrıslı Rumlara limanların açılması konusunda önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği'nden taleplerin, baskının artmasını bekliyor musunuz? Türk tarafı öncelikle ambargoların kaldırılması gerektiğini söylüyor. Avrupa Birliği de Rumlar da bunu kabul etmiyor. Sizce bu çıkmaz nasıl aşılacak?" sorusuna karşılık şunları söyledi:
"Doğrusu, bu nasılı düşünmek sadece bizim görevimiz değil. Bunu düşünmek her iki tarafın görevi... Limanların açılması ile ilgili olarak; eğer her iki taraf limanları karşılıklı olarak açarsa biz buna hazırız. Bizim tabi bir defa Avrupa Birliği ile aramızdaki ahde vefa sürecini işletmesini istiyoruz. Ta bu Bürgenstock'ta başlayan bir süreçtir ve bu ahde vefayı Avrupa Birliği hala yerine getirmemiştir ve bu yerine getirilmediği sürece buradaki sıkıntılar devam ediyor, devam edecektir."

ERMENİ TASARILARI

Ermeni tasarısı nedeniyle Türk dış politikasının sıkıştığı eleştirisine katılıp katılmadığının sorulması üzerine Erdoğan, "Biz tabii sıfır sorun politikamızı kararlı bir şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama biz elimizi uzatırken karşımızdaki elini yumruk haline getiriyorsa bizim yapacak bir şeyimiz olmaz. Ama biz her zaman elimizi barış için uzatacağız, sevgi için uzatacağız, yeter ki karşımızdaki eller yumruk haline gelmesin" dedi.

Başbakan Erdoğan, Ermeni tasarısının başka ülkelerin parlamentosunda kabul edilmesi konusundaki görüşünün sorulmasına karşılık da "Bunların hiçbirisi bizi ilgilendirmez. Bunların hiç birisinin Ermenistan-Türkiye arasında bir yeri yok. Bunlar kendi kendilerine rol çalıyorlar. Bu ülkelerin Ermenistan ile ne alakası var, bunlara kim bu görevi verdi? Nereden çıkarıyorlar bu görevi? Burada eğer taraf ülke varsa bu Türkiye Ermenistan'dır- eğer taraf ülke varsa... Bunlar almış oldukları bu kararla şov yapıyorlar... Ve Ermenistan halkına da zarar veriyorlar... Bir şey eğer olacaksa da çıkmaza giriyor" yanıtını verdi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bakın benim ülkemde, 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine hadi siz de memleketinize diyeceğim, bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar. Ülkemde de tutmak zorunda değilim. Yani şu anda bizim bu samimi yaklaşımlarımızı bunlar bu tavırlarıyla ne yazık ki olumsuz istikamette etkiliyorlar, bunların farkında değiller."

Ermeni tasarısı nedeniyle ABD ile yaşanan gerginliğin Türkiye'nin Orta Doğu'da oynamak istediği rolü gölgeleyip gölgelemeyeceğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Biz elimizden geleni yaparız. Yani her şeyi sonuna kadar götürmek, neticelendirmek, rol çalmak - bizim böyle bir görevimiz yok. Biz iyi niyetle bir şeyler yapmanın gayreti içerisindeyiz. Bölgede, ikili, tüm bunlarda biz acaba dünya barışına nasıl katkıda bulunabiliriz? Hep bunun gayreti içerisindeyiz. Ermenistan ile olan ilişkilerde de bugüne kadar hep bu yaklaşım içinde olduk, bu anlayış içerisinde olduk, ama bazıları herhalde bizi anlamak istemiyorlar. E bu da bizi üzüyor tabii" dedi.

TÜRKİYE'DEKİ ERMENİLER

Erdoğan, Türkiye'nin Suriye ile İsrail arasındaki arabuluculuğuna ve Türkiye'deki Ermenilere ilişkin olarak da şunları kaydetti:
"Bu bizim isteğimizdir, burada illa olsun diye de bir gayretimiz yok. Şu anda bizim örneğin Irak ile yaptığımız anlaşmalar var; 48 anlaşma yapmışız. Suriye ile 51 anlaşma yapmışız. Suriye bizimle bu anlaşmaları yaparken, ülkesindeki Ermenilerden dolayı ben bu anlaşmayı yapmıyorum dememiştir. Niye? Bize inanmıştır, biz de Suriye'ye inanmışızdır. Arabuluculuk noktasında zaten Suriye'nin bize karşı olan yaklaşımı çok farklı. Yani şurada bir şeyi çok açık net ortaya koymamız lazım. Özellikle İran, Irak, Suriye bu bölgede, tabii Ermenilerin de yerleştiğini bilmemiz lazım. Yoğun şekilde mesela İran'da Ermeni var. Aynı şekilde Suriye'de Ermeniler var. Ama bizim bu ülkelerle bu görüşmelerimizi hiç bir zaman engellememiştir. Bizim ülkemizde 100 bin kadar vatandaşımız olmayan Ermeni'nin bizde yaşamasına çalışmasına müsaade ediyorsak, bu da bizim bir yaklaşım tarzımızdır. Ne denli barışa yönelik bir yaklaşım tarzı içerisinde olduğumuzu göstermesi bakımından önemlidir ama bunun karşılığını da bizim görmemiz lazım. Eğer biz bunun karşılığını göremezsek herhalde biz de başımızın çaresine bakacağız."

BBC muhabirinin Erdoğan'ın bu sözleriyle Ermenilerin Türkiye'den sınırdışı edilmesini mi kastettiğini sorması üzerine Erdoğan ile Alkan arasındaki diyalog şöyle gelişti:
"...Gerekirse....

BBC Türkçe: "Sınırdışı ederiz diyorsunuz?"

Erdoğan: "Ama tabii dünden bugüne değil..."

"TARİH VEKİLLE DEĞİL, TARİHCİYLE YAZILIR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Reformlar konusunda son derece kararlıyız. Reformları sonuna kadar götürecek ve AB standartlarını yakalamış bir Türkiye için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Londra'daki temasları çerçevesinde Derchester Otel'de düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumu'nda iş adamlarına seslendi.

Hükümet olarak en başından itibaren güçlü bir ekonomik yapının, güçlü bir demokrasi ve hukuk sistemiyle paralel gelişeceğine inandıklarını belirten Erdoğan, 7 yıl boyunca bu paralelliği gözeterek adımlarını attıklarını söyledi.

Türkiye'nin son dönemde kaydettiği başarılı performansın, hiç kuşkusuz AB yolunda attıkları adımların, ülke içinde cesur şekilde gerçekleştirdikleri demokratik reformların bir yansıması olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, ''Türkiye demokratik standartlarını geliştirmiş, buna paralel olarak da ekonomide, dış politikada kendisine küresel ölçekte etkin bir yer edinmiştir'' dedi.

''Ülkemizde son dönemde yaşanan tartışmalar, güçlü bir demokrasi ve evrensel hukuk değerlerinin yerleşmesine yönelik tartışmalardır'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''AB ile katılım müzakerelerini yürüten bir ülke, ekonomide, iç ve dış politikada, sosyal yaşamda, demokratikleşme ve hukuk alanında ne yapması gerekiyorsa, hangi adımları atması, hangi reformları gerçekleştirmesi gerekiyorsa biz de onu yapıyoruz. Güven, istikrar... Bu iki sihirli kelime veya kavram bizim için çok çok önemli.

Takdir edersiniz ki değişim ve dönüşüm kolay olmuyor. Değişimden etkilenecek kesimler kimi zaman ciddi dirençler gösterebiliyorlar. Ama Türkiye'nin AB'ye üye olması, küresel ekonomi ile entegre olabilmesi için biz bu değişimin gerekli olduğuna, acil olduğunu bir an önce yapılması gerektiğine inanıyoruz. Ve bu değişimleri gerçekleştirmenin adımlarını da atıyoruz. İşte 8 yıl içinde Türkiye demokrasi, hukuk noktasında çok önemli ilerleme kaydetti. Biz en modern standartları AB'nin evrensel normlarını Türkiye'ye taşımak noktasında kararlıyız. Ve bu kararlılığımızdan taviz vermeden de yolumuzda ilerliyoruz.''

MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİK PROJESİ

Türkiye'de bir süredir yürütmekte oldukları ''Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi''nin de bu noktada büyük önem arz ettiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Toplumsal yapımızı güçlendirmek, birlik ve bütünlüğümüzü pekiştirmek, başta terör olmak üzere yaşanan acıları sona erdirmek için kısa bir ifadeyle sorun alanlarını minimize etmek için cesur bir adım attık. Ülkemizdeki tüm etnik grupların, inanç gruplarının, azınlıkların sorunlarını cesaretle ele aldık. Ekonomik noktada özellikle işsizlik konusunun üzerine ısrarla gidiyoruz, gideceğiz.
Burada tabii ortak çözümler üretmenin de mücadelesini veriyoruz. Hafta sonunda yaklaşık 12 bin 500 Roman vatandaşımızla bir araya geldik. Türkiye'nin Romanları tarihlerinde ilk kez, bir hükümet tarafından muhatap alınmanın, sorunlarının gündeme gelmesinin ve çözüm yoluna girmesinin tarifsiz sevincini yaşıyorlar.

Benzeri çalışmaları diğer etnik ve inanç gruplarıyla yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Azınlıklarla yaptık yapmaya devam ediyoruz. Tüm bu çalışmalar, Türkiye'nin daha da özgürleşmesini sağladığı kadar, demokratikleşmenin güçlenmesi vesilesiyle ekonomiye önemli ve olumlu etkiler yapıyor. Tüm bunların ötesinde tüm vatandaşlarımızın kendisine olan özgüvenini artırıyor. Bu bizim için çok önemli. İtilmişlik, ötelenmiş, ayrımcı bir yaklaşım, bunların ayaklar altına alındığı bir tablo... Buna ihtiyacı olan insanlarımız, işte bunun ortadan kalktığını görmenin mutluluğunu yaşıyor. Reformlar konusunda son derece kararlıyız. Reformları sonuna kadar götürecek ve AB standartlarını yakalamış bir Türkiye için ne gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz.

Türkiye'deki gelişmelerin buralara farklı şekilde aksettirildiğine zaman zaman şahit oluyoruz. Sizlerden ricam şu; bu gelişmeleri çok boyutlu şekilde ele almanız, subjektif yorumlarla yetinmemeniz olacaktır. Türkiye'de yaşananları objektif bir şekilde değerlendirdiğinizde, yaşananların son derece olumlu, sevindirici ve bölgemiz adına son derece güzel gelişmeler olduğunu sizler de göreceksiniz.''

DOST VE MÜTTEFİK İNGİLTERE

''İngiltere'nin dostu, müttefiki ve ortağı'' olan Türkiye'nin, adil, paylaşımcı ve herkesi kucaklayan dış siyaset anlayışını kendi bölgesinde ve küresel ölçekte kararlılıkla uyguladığını belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bölgemizdeki meseleler, aynı zamanda küresel sonuçları olan ve İngiltere de dahil olmak üzere herkesi ilgilendiren sorunlardır. Dünyada bir çok kriz bölgesinde İngiltere ile tam bir işbirliği içinde çalışıyoruz. Küresel ve bölgesel işbirliği yolunda ortak mücadele veriyoruz. Ben burada bir kez daha İngiltere'ye AB üyeliğimize verdiği destekten dolayı teşekkür ediyorum, bu desteğin önümüzdeki süreçte çok daha büyük önem arz ettiğini de hatırlatmak istiyorum.

Şu hususun da altını çizmek durumundayım; bizim Türkiye olarak komşu ve çevre ülkelerle geliştirmeye çalıştığımız ilişkiler, asla ve asla AB'nin bir alternatifi olarak görülmemelidir. Böyle bir yaklaşım, son derece yanıltıcı olur. Türkiye, bölge ülkeleri ile tarihi ve kültürel çok sayıda ortak paydaya sahip. Esasen, Türkiye'yi AB için önemli hale getiren, vazgeçilmez hale getiren de işte bölge ile olan bu ortak paydalarımızdır. İslam Dünyası ile Balkanlarla, Kafkaslarla, Kuzey Afrika'yla, Akdeniz havzasıyla iyi ilişkileri bulunan bir Türkiye, AB'nin bir üyesi olarak Birliğe güç ve vizyon katacaktır. AB'nin genişleme yorgunluğundan ziyade yeni genişleme dalgalarını konuşması, bunları tartışması çok daha isabetli, anlamlı bir yaklaşım olacaktır.

Katılım süreci, siyasi ve ekonomik açıdan son derece hassastır. Getireceği güçlükler, ancak tam üyelik ile bertaraf edilebilecek kararların alınmasını da gerektirmektedir. Tam üyeliğin zamanlamasına hatta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair olumsuz senaryoların üretilmesi kamuoyumuzdaki algıları olumsuz etkilemekte hükümetimiz adım atmasını da zorlaştırmaktadır. Bu durumda üye ülkelerden Türkiye'nin katılım süreci hakkında teşvik edici mesajların gelmesi daha da önem kazanıyor. Türkiye'nin uzak olmayan bir gelecekte AB içinde yerini alacağı gerek AB, gerek Türkiye kamuoyularında sağlam biçimde yerleşmesi gerekiyor bunun için öncelikle katılım sürecinin görünen ve siyasi engellemelerle arındırılmış bir şekilde ortak hedefimiz olan üyelikten saptırılmadan ilerletilmesi önem taşıyor. Türkiye olarak AB'ye tam üyelik yolundaki bizim kararlılığımız artık sorgulanmaması gereken hatta bizim dahi tekrarlamaya lüzum görmediğimiz bir husustur.''

12 FASILDA MÜZAKERE

''Bütün siyasi engellemelere, motivasyon kırıcı yaklaşımlara rağmen şu anda 12 fasılda müzakerelerin açıldığını'' ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Ve bunlardan birinin hem açılışını hem de kapanışını gerçekleştirmemiz hükümetimizin bu hedefe sıkı sıkıya bağlı olmasının bir tezahürüdür. Hükümetimizin AB üyeliği yolunda 7.5 yıldır gösterdiği kararlılık ve attığı adımlar bundan sonrası için de Türkiye'nin AB yolundaki en büyük taahhüdüdür, teminatıdır'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Tabiatıyla bu sürecin ilerlemesi için sadece Türkiye'nin çaba sarf etmesi yeterli olmuyor. AB'nin de üzerine düşeni yapması ve süreçle bağlantısı olmayan siyasi engellemeleri ortadan kaldırmasını bekliyoruz. Türkiye'nin temel stratejik hedefi ve devlet politikası AB ile bütünleşmektir. O nedenle biz fasıllarlar noktasında gerekli kriterleri yerine getiriyoruz, getireceğiz. Hatta siyasi engellemeler nedeniyle açılamayan 20'ye yakın fasılda dahi kriterleri tamamlama noktasında kararlıyız. Kurumlarımız, kuruluşlarımız buna müsaittir, dersini çalışıyor.

Demokratikleşme, kalkınma ve dış politikaya ilişkin olarak cesur kararlar alma noktasında Türkiye'nin şimdiden AB üyesi bir çok ülkeden daha ileri seviyelerde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Kaldı ki Türkiye'ni şu anda AB üyesi ülkeler içinde 5 milyona yakın vatandaşı var. Zaten fiilen Türkiye AB'ye girmiş vaziyette.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve Avrupa'da kriz sürecinde çok sayıda banka ve finans şirketi zor günler geçirirken Türkiye'de finansal sistemin krizden neredeyse hiç etkilenmediğini belirterek, ''Hiç bir bankamız ve finans kuruluşumuz hiç bir zorluk yaşamadı'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Londra'daki temasları çerçevesinde Derchester Otel'de düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumu'nda iş adamlarına seslendi.

İngiltere'nin, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine verdiği samimi desteğin herkesin malumu olduğunu belirten Erdoğan, Kraliçe 2. Elizabeth'in 2008 yılı Mayıs ayında Türkiye'yi ziyaretiyle iki ülke arasındaki ilişkilerin adeta taçlandırıldığını söyledi.

Erdoğan, kendisinin 2007 yılında yaptığı ziyaret sırasında imzalanan Türkiye-İngiltere Stratejik Ortaklık Belgesi'nin de iki ülke arasındaki işbirliğini farklı bir boyuta taşıyan önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

İngiltere Parlamentosu'ndaki Türkiye Dostluk Grubu üyeleri sayısının 140'ı bulduğunu belirten Erdoğan, bunun da parlamentolararası dostluğun geldiği konumun en güzel ispatı olduğunu kaydetti.
Erdoğan, İngiliz turistlerin Türkiye'ye ilgilerinin çok anlamlı ve farklı olduğunu, Türkiye'ye yoğun ilgi göstermelerinin, gayrimenkul sahibi olmalarının, iki ülke ve iki ülke halkı arasındaki teması güçlendirdiğini söyleyen Erdoğan, aynı şekilde İngiltere'de yaşamlarını sürdüren önemli bir Türk nüfusu bulunduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan, İngiliz turist sayısının 2.5 milyona, İngiltere'de yaşayan Türk vatandaşların sayısının da 300 bine ulaştığını kaydetti.

Türk Hava Yollarının, Manchester United ile anlaşma imzalayarak sponsor olduğunu anımsatan Erdoğan, ''Bu konuda Alex Ferguson'un ifadesi de çok çok anlamlı, 'Biz de Türk takımı olduk'' ifadesini kullandılar. Bu ilişkiler, aramızdaki bağları çok daha güçlü hale getiriyor. Temenni ediyorum ki bu süreci hızlandırarak devam ettiririz'' dedi.

İki ülke arasındaki ilişkilerin önemli bir ayağını, ekonomik ve ticari ilişkilerin oluşturduğuna işaret eden Erdoğan, İngiltere'nin dünyanın altıncı, Avrupa'nın ise üçüncü en büyük ekonomisine sahip olduğunu belirtti. Türkiye'nin ise son sekiz yıl içinde elde ettiği istikrarlı ve hızlı büyüme sayesinde dünyanın 26'ncı büyük ekonomisi iken şu anda 17'nci sıraya yükseldiğini, Avrupa'da ise altıncı büyük ekonomi haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu kadar büyük iki ekonominin işbirliği içinde, dayanışma halinde olmaması elbette düşünülemez. İngiltere, 2009 yılında Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında üç, en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında ise sekizinci sırada yer aldı. Küresel ekonomik krizin etkisiyle ticaret hacmimiz 2008 yılındaki yaklaşık 14.5 milyar dolarlık seviyeden 9.5 milyar dolara geriledi. Ancak 2010 yılına ilişkin ilk veriler ikili ticaretimizde önemli bir hareketlilik yaşandığına işaret ediyor. 2010 yılı Ocak ayı itibarıyla İngiltere'ye ihracatımızda yüzde 45, İngiltere'den ithalatımız da ise yüzde 54'lük artış kaydedildi.

Doğrudan yatırımlara bakıldığında İngiltere'nin ülkemizdeki en önemli yatırımcılardan olduğunu görüyoruz. Şu anda Türkiye'de İngiliz girişimcilerin adedi 2 bin 168. Toplam İngiliz yatırımı ise Türkiye'de 4 milyar dolar civarında. 2008 yılında İngiltere'den Türkiye'ye 1 milyar 210 milyon dolarlık doğrudan sermaye girişi olmuştur. İngiltere'den ülkemize gelen doğrudan yatırımlara baktığımız zaman, küresel krizden bir etkilenme söz konusu, 2009'da bu miktar 332 milyon dolar oldu.''

''TÜRKİYE'DE ELVERİŞLİ BİR YATIRIM ORTAMI İÇİN YOĞUN GAYRET''


İngiliz yatırımcılara bazı konuları aktarmak istediğini söyleyen Erdoğan, 2003 yılında doğrudan uluslararası yatırımlara ilişkin yeni bir yasa çıkararak, yatırımların önündeki engelleri büyük ölçüde kaldırdıklarını anlattı.

Erdoğan, ''Şu anda süreç devam ediyor. Türkiye'de elverişli bir yatırım ortamı oluşturmak için yoğun gayret sarf ediyoruz. 2003 yılına kadar Türkiye'ye gelen uluslararası yatırım miktarı yılda ortalama 1 milyar doları aşamazken 2003'ten sonra yatırımlar, yani bu yasayı çıkardıktan sonra hızla artış kaydetti'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin 2007 yılında çektiği doğrudan yatırım miktarının 22 milyar dolara kadar tırmandığını, 2008 ve 2009'da küresel krizin etkilerinin hissedildiğini ve doğrudan uluslararası yatırımlarda bir azalma olduğunu ifade etti.

Krizin etkileri azaldıkça güzel gelişmeler kaydedileceğini söyleyen Erdoğan, yatırım ortamının hızla iyileştiğini, genç, dinamik ve eğitimli iş gücüne sahip Türkiye'nin bu imkanlarından İngiltere'nin çok daha fazla istifade edebileceğine, çok ciddi dayanışma içinde yatırımlar yapılabileceğine inandığını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, ''Birlikte yatırımlar olabilir, üçüncü ülkede yatırım yapabilecek iş adamlarımız olabilir. Yarın ve öbür gün burada yapılacak sektörel bazdaki çalışmalarda bunların özellikle görüşülmesinde büyük faydalar mülahaza ediyoruz'' dedi.

İngiltere'nin Türkiye'ye yatırım yapan ülkeler arasında ilk sırada olduğunu ancak şirket sayısı ve miktar olarak da mevcut durumun potansiyeli yansıtmadığını belirten Erdoğan, ''Küresel krizin etkilerinden hızlı şekilde sıyrılan Türkiye, uluslararası yatırımlar noktasında bölgenin yıldızı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bunun İngiliz dostlarımız tarafından değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum'' diye konuştu.

Müteahhitlik sektöründen örnekler veren Erdoğan, 2009 yılı itibarıyla dünyanın ilk 225 firması içinde, Çin'in 51 firmasıyla birinci sırada, Türkiye'nin ise 31 firmasıyla ikinci sırada yer aldığını anlattı. Erdoğan, ''Bu sektörde daha ileri seviyelere birlikte yürüyebiliriz'' dedi.

''ABD'Yİ GERİDE BIRAKTIK''

Türkiye'nin müteahhitlik sektörünün 2009 yılında aldığı iş hacmiyle dünyada farklı bir performans yakaladığını belirten Erdoğan, ''Örneğin ABD'yi geride bıraktı. İngiliz firmalarının bu süreç içinde finansal potansiyeli ve mühendislik altyapısı, Türk firmalarının uluslararası tecrübesi, riskli pazarlardaki başarıları, kaliteli projeleri, dinamik yapısıyla birleştiğinde üçüncü ülke pazarlarında başarılı işler ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, yarın düzenlenecek İş Forumu ile 18 Martta düzenlenecek Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Komitesi toplantılarının, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri daha da geliştirmek için iyi bir fırsat olduğunu belirtti. Erdoğan, bu işbirliğinin küresel kriz ortamında, iki ülke şirketleri için yeni açılımlara vesile olacağını ifade etti.

Türkiye'nin, son asrın en büyük küresel krizini en az etkiyle atlatmanın yoğun mücadelesini verdiğini kaydeden Erdoğan, son sekiz yıl içinde ekonomi sahasında gerçekleştirilen yapısal reformların, bu krizin en az etkiyle aşılmasında en önemli etken olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''ABD ve Avrupa'da kriz sürecinde çok sayıda banka ve finans şirketi zor günler geçirirken Türkiye'de finansal sistem, krizden neredeyse hiç etkilenmedi. Hiç bir bankamız ve finans kuruluşumuz hiç bir zorluk yaşamadı. Uluslararası rasyo yüzde 8 iken bizde hemen hemen yüzde 14'ün altına düşen bir banka yok. Şu anda ortalamasını aldığımızda yüzde 20 gibi bir orandayız ki bu da bankalarımızın ne denli güçlü durumda bulunduğunu gösteriyor. Finans sektörüne ilişkin reformlarımızın yanı sıra uyguladığımız sıkı denetim bu başarılı sonucun alınmasını sağladı.

Türkiye ekonomisi 2003-2008 arasında ortalama yüzde 6 büyüme kaydetti. 2009 yılı küresel krizden etkilenmiş olmakla birlikte son çeyreklerde daralmanın tersine döndüğünü ve yeniden büyüme sürecinin başladığını görüyoruz. 2010-2011 yıllarında ise yüzde 3.5 oranında büyüme tahminimiz var. Ancak IMF, Dünya Bankası ve OECD gibi kuruluşlar bu rakamı son derece mütevazı buluyorlar ve bundan daha yüksek büyüme tahminlerinde bulunuyorlar ve rakamlar veriyorlar ama ben o rakamları ifade etmiyorum.''

Başbakan Erdoğan, son 2.5 ay içinde, dört uluslararası kuruluşun Türkiye'nin notunu artırdığını, sanayi üretimindeki aylık artışların AB ortalamasının üzerinde olduğunu ifade etti. Krizin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi, küresel büyümenin yeniden canlandırılabilmesi için uluslararası alanda atılan adımları güçlü şekilde desteklediklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin G-20 içinde sürdürülen çalışmalara aktif katkıya devam edeceğini de kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsveç Başbakanı Fredrick Reinfeldt'in parlamentolarında kabul edilen Ermeni iddialarına ilişkin tasarıya yönelik açıklamaları konusunda, ''Bu açıklamayla bir özür beyanı söz konusudur'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Londra'daki temasları çerçevesinde Derchester Otel'de düzenlenen Türkiye-İngiltere İş Forumu'nda iş adamlarına seslendi.

Konuşmasında, ABD Temsilciler Meclisi'nin ilgili komisyonu ve İsveç parlamentosunda kabul edilen 1915 olaylarına ilişkin tasarılara değinen Başbakan Erdoğan, ''Değerli dostum, İngiltere Adalet Bakanı Jack Straw'ın az önce yapmış olduğu açıklama, inanıyorum ki İngiltere ile ilgili birçok dedikoduyu da ortadan kaldırıyor'' dedi.

Tarihte yaşanmış ve henüz tam olarak aydınlığa kavuşmamış olayların, Türkiye'nin aleyhine olacak şekilde gündeme getirilmesinden büyük rahatsızlık duyduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Biz 1915 yılında yaşanmış olaylara ilişkin her zaman bilimi, arşivleri, belgeleri adres olarak gösterdik, bir meselenin bilim adamları tarafından tarihçiler tarafından ele alınmasını, onlar tarafından araştırılmasını ve aydınlatılmasını istiyoruz. Olması gereken de açıkçası budur'' diye konuştu.
Erdoğan, 2005 yılında Ermenistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Robert Koçaryan'a bir mektup yazarak, ''Gelin bunu bu şekilde yapalım'' çağrısında bulunduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biz bütün arşivlerimizi açtık. Şu ana kadar incelemesi yapılan belge sayısı bizde 1 milyonu aşmış vaziyette, varsa siz de arşivlerinizdeki belgelerinizi ortaya çıkarın. Yoksa üçüncü ülkelerdekileri çıkaralım ve bu belgeler incelensin çalışmalar üzerinde yapılsın, ondan sonra biz siyasiler üzerimize düşeni yapalım. Tarih parlamentolarda değil, arşivlerde ve bilim adamlarınca yazılır ve yargılanır. 1915 olaylarına ilişkin olarak sadece siyasi saiklerle alınan kararlar, bilimsellikten, akıl ve mantıktan tarihi gerçeklerden uzak kararlardır. Toplumumuz arasındaki yakınlaşmaları, ülkeler arasındaki normalleşme çabalarını olumsuz etkileyen bu tür girişimler, geleceğe yönelik ümitleri de kırmaktadır. Bölge tarihini en yakından bilen bir ülke olarak İngiltere'nin bu konuda desteğini ve katkısını bizlerden esirgemeyeceğini umuyorum.''

REİNFELDT'İN AÇIKLAMALARI


İsveç'te gerçekleşen oylamayla alakalı bugün İsveç Başbakanı Fredrick Reinfeldt'ın açıklamalarını da hatırlatan Başbakan Erdoğan, ''Yapmış olduğu açıklama manidardır'' dedi.
Erdoğan, ''Bu açıklamayla bir özür beyanı, söz konusudur ve atılan adımın yanlışlığı üzerinde çok açık ve net ifadelerle tavrını ortaya koyan ve Türkiye ile ilgili olarak gerek bu süreçte gerek AB sürecine yönelik birlikteliklerinin, beraberliklerinin aynen devam edeceğini ve bu alınan kararın da düzeltilmesine yönelik adımı atacaklarını yine burada ifade etmiştir'' diye konuştu.

İNGİLİZ YATIRIMCILARA DAVET

Başbakan Erdoğan, İngiltere ile Türkiye'nin bölgesel ve küresel ölçekte örnek bir iş birliği içinde olduğunu belirterek, bu işbirliğinin çok boyutlu ve daha yoğun bir şekilde devam etmesini arzu ettiklerini söyledi.

''Ekonomik ve ticari anlamda İngiltere ile ilişkilerimizin daha ileri boyutlara taşınması kesinlikle mümkündür'' diyen Erdoğan, İngiliz şirket ve iş adamlarını sürekli büyüyen ve yatırımcılara büyük fırsatlar sağlayan, coğrafi bakımdan eşsiz avantajlar sunan Türkiye pazarında daha fazla görmek istediklerini söyledi.

İNGİLTERE PARLAMENTOSU'NDAN GEÇME OLASILIĞI YOK

Öte yandan Başbakan Erdoğan'ın İngiltere ziyareti kapsamında İngiltere'de yaşayan Türk İş adamlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan İngiltere Adalet Bakanı Jack Straw, ABD Temsilciler Meclisi ve İsveç Parlamentosu'da kabul edilen Ermeni Tasarısı hakkında açıklamalarda bulundu.

Straw, sözde Ermeni soykırımı tasarısının İngiliz Parlamentosu'ndan geçme olasılığının bulunmadığını söyledi. Adalet Bakanı, "Ermeni tasarısını hükümet olarak onaylamıyoruz, parlamentodan geçme olasılığı yok" dedi.

kalan karakter 1000

muhammet24 muhammet24 // ERZİNCAN

Sayın başbakan gercekden dogru biyöne temas ettim ger bir tarafı istiyor diger tarafıda naz ediyorsa bu iş olmaz olmasın icin karşı tarafında istemesi lazım.

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 09.05.2010 09:13
muhammet24 muhammet24 // ERZİNCAN

Çok ayıp ettiler gerçekten...

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 02.05.2010 00:36
serkan1977777 serkan1977777 // İSTANBUL

TÜRKİYE GERÇEKTEN BÖYLE BİR LİDER GÖRMEMMİŞTİ.TÜRKİYE NİN GÜCÜ GÜÇLÜ,KARARLI VE DÜRÜST LİDERLERLE GERÇEKTEN ORTAYAA ÇIKIYOR.ÖZAL HARİÇ ESKİLERİ BİR DÜŞÜNÜN.VİZYONSUZLUKTAN VE İÇERDEKİ BELLİ ÜSÜTÜN SINIFIN İSTEKLERİNE BOYUN EĞEREK YILLARCA ÜLKEYİ SÜRÜNDÜRDÜLER.TÜRKİYE GERÇEKTEN BÖYLE LİDRELERE LAYIK.

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır2
cevapla 17.03.2010 00:18
selimçiğdemtepe selimçiğdemtepe // ANKARA

Başbakan çok doğru bir düşünce atmış ortaya.Türkiye'de milyonlarca gencimiz işsiz gezerken bize iftira atan bir ülkenin vatandaşları kaçak olarak çalışarak TÜRK gençlerinin önünü tıkayamaz.

Aynı Görüşte misiniz?
evet43
hayır10
cevapla 16.03.2010 21:56
ltoptas ltoptas // İSTANBUL

Ben olsam tümünü yollardım.

Aynı Görüşte misiniz?
evet33
hayır17
cevapla 16.03.2010 21:49
RESTWELL RESTWELL

sen bilmiyorsun ama boş boş konusuyorsun.işyeri olan bır vergi mükellefi ATATÜRK portresini bulundurmak zorundadır kanunlar dahılınde.
bu onların atamızı sevdıgını gostermez asla. ama sen yınede konus.

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır1
cevapla 18.03.2010 22:31
BĞYĞK TĞRK BĞYĞK TĞRK // İSTANBUL

Tanıdığım ermeniler var evlerinin iş yerlerinin ortasında Büyük ATAMIZIN resimleri olan.

Aynı Görüşte misiniz?
evet3
hayır0
cevapla 17.03.2010 00:07

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Gündem Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol