İsak Haleva: Şu sıralar tehdit hissetmiyoruz
Hahambaşı İsak Haleva, yakın geçmişte dış siyasal olaylar nedeniyle cemaatte kaygı yaşandığını ancak bugünlerde bir tehdit hissetmediklerini söyledi
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen seçimde 4 bin 631 oyun 4 bin 268'ini alarak rakibi İlhan Eli Levi'yi geride bırakan Haleva, ilk röportajını SABAH'a verdi. Seçimin toplumun tercihini sandık başında belli ettiği çok önemli demokratik bir olgu olduğunu ifade eden Haleva, "Bir din adamı olarak görevim, her zaman olduğu gibi, dindaşlarımın Yüce Tanrı'nın hoşnutluğunu kazanmalarına yardımcı olmak, onlara yol göstermektir. Bunu sürdüreceğim" dedi. Haleva, "Türkiye'de geçmişte farklı dine mensup bireylerin uğradığı saldırılar, sizi endişelendiriyor mu? Üzerinizde tehdit hissediyor musunuz" sorusunu, "Nerede olursa olsun farklı dinde, farklı etnisitede olanlara karşı yapılan her türlü saldırı herkesi endişelendirir. Şu sıralarda üzerimizde bu konuda bir tehdit hissettiğimizi söyleyemem. Yakın geçmişte, dış siyasal olayların ülkemize yansımasından kaynaklanan nedenlerle toplumumuzda kaygı yaşayanların varlığı bana kadar ulaşmıştı" diye yanıtladı.
'BİZDE MİSYONERLİK YOK'
Cemaatin sayıca küçülmesiyle ilgili olarak, "Musevi nüfusunun artması için benim şahsen yapabileceğim pek fazla bir şey yok" diyen Hahambaşı Haleva, Musevilik'te misyonerlik olmadığını hatırlattı. Haleva, Museviler'in dünyadaki 14 milyon nüfusunun az sayılabileceğini ancak tarih boyunca yaşanan baskıların ve soykırımların dikkatten kaçırılmaması gerektiğine işaret etti.
SERENGİL'İN BEBEĞİ
Geçtiğimiz günlerde sanatçı Seren Serengil'in vefat eden bebeğinin Musevi mezarlığındaki mezarını, Müslüman mezarlığına taşımak için açtırmasını da değerlendiren Haleva, "Babası Musevi, annesi Müslüman bir bebek vefat ederse, Musevi inanışına göre hangi mezarlığa defnedilmeli?" şeklindeki soruya "Bence her dinin mensubu vefat ettiğinde, o din mensuplarına ayrılmış mezarlıklara gömülmesi dini açıdan esastır" dedi. Haleva, "Musevilikte dinler arası evliliklere izin var mı? Toplumda var olan 'Museviler kız alır-vermez şeklindeki yaygın kanı nasıl değerlendirilmeli?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "Bakın bu konuda açık olalım. Bildiğim kadarıyla hiçbir ilahi din karışık evliliklere cevaz vermez ve bunu hoş görmez. Bu yalnızca Museviliğe özgü bir durum değildir. Ayrıca ortak inanç kültüründen geliyor olmanın eşler arasında anlaşmayı kolaylaştırıcı bir etkisi olabileceğini de unutmamak gerekir. Farklı dinlere mensup çiftlerin bu nedenle karşılaştıkları sorunları aşıp aşamadıkları, aşabiliyorlarsa nasıl aştıkları eşlerin dünyaya ve yaşama bakış açılarıyla doğrudan ilgilidir ki, bu her çiftin kendi özel durumuna ve ilişkisine girer."
'BİZDE MİSYONERLİK YOK'
Cemaatin sayıca küçülmesiyle ilgili olarak, "Musevi nüfusunun artması için benim şahsen yapabileceğim pek fazla bir şey yok" diyen Hahambaşı Haleva, Musevilik'te misyonerlik olmadığını hatırlattı. Haleva, Museviler'in dünyadaki 14 milyon nüfusunun az sayılabileceğini ancak tarih boyunca yaşanan baskıların ve soykırımların dikkatten kaçırılmaması gerektiğine işaret etti.
SERENGİL'İN BEBEĞİ
Geçtiğimiz günlerde sanatçı Seren Serengil'in vefat eden bebeğinin Musevi mezarlığındaki mezarını, Müslüman mezarlığına taşımak için açtırmasını da değerlendiren Haleva, "Babası Musevi, annesi Müslüman bir bebek vefat ederse, Musevi inanışına göre hangi mezarlığa defnedilmeli?" şeklindeki soruya "Bence her dinin mensubu vefat ettiğinde, o din mensuplarına ayrılmış mezarlıklara gömülmesi dini açıdan esastır" dedi. Haleva, "Musevilikte dinler arası evliliklere izin var mı? Toplumda var olan 'Museviler kız alır-vermez şeklindeki yaygın kanı nasıl değerlendirilmeli?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "Bakın bu konuda açık olalım. Bildiğim kadarıyla hiçbir ilahi din karışık evliliklere cevaz vermez ve bunu hoş görmez. Bu yalnızca Museviliğe özgü bir durum değildir. Ayrıca ortak inanç kültüründen geliyor olmanın eşler arasında anlaşmayı kolaylaştırıcı bir etkisi olabileceğini de unutmamak gerekir. Farklı dinlere mensup çiftlerin bu nedenle karşılaştıkları sorunları aşıp aşamadıkları, aşabiliyorlarsa nasıl aştıkları eşlerin dünyaya ve yaşama bakış açılarıyla doğrudan ilgilidir ki, bu her çiftin kendi özel durumuna ve ilişkisine girer."