"Komplo dedi kaset yok demedi!"

Kaset iddialarını yanıtlamak üzere bugün kameralar karşısına geçen Deniz Baykal, partililerin "Sakın yapmayın" sözleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Bu açıklama siyaset gündemine bomba gibi düşerken partililer göz yaşlarını tutamadı.

Baykal bu açıklamayı kurultay öncesi siyasi bir taktik olarak mı yaptı diye düşünürken CHP Basın Sözcüsü Mustafa Özyürek, Deniz Baykal'ın 15 gün sonra yapılacak kurultaya katılmayacağını duyurdu. Peki işin uzmanları ne düşünüyor? Baykal'ın açıklamalarının satır aralarını nasıl okumak gerekiyor?

Sabah Gazetesi Yazarı Mehmet Barlas, Özyürek'in bu açıklamasının bir önemi olmadığını ve kurultaya kadar geçecek zamanı iyi gözlemlemek gerektiğini söylüyor. Kurultay'a kadar CHP'den kimse aday olmazsa, istifanın ustaca bir taktik olduğunu savunuyor.

Deniz Baykal'ın açıklamalarının soru işaretlerini gidermediğini hatta çelişkilerle dolu olduğunu dile getiren Barlas şunları söylüyor:

"Baykal'ın konuşması başından beri çelişkilerle dolu. Bu bir komplodur dedi ama kaset gerçek değil demedi. Sadece yeni dedi. Konuşmasının sonunda Pensylvania desteğini samimi buluyorum diyerek yine kendisiyle çelişti. Çıkıp bu yalandır, böyle bir olay yoktur deseydi istifa etmesine gerek kalmazdı. Ben durumu kurultay öncesi yapılmış ustaca bir plan olarak değerlendiriyorum."

ŞANTAJCILARIN ELİ KUVVETLENDİ

Sabah Yazarı Hasan Bülent Kahraman ise Baykal'ın adaylığı konusunda farklı düşünüyor. Deniz Baykal'ın yıllardır kendine özgü sürdürdüğü bir siyaset anlayışı olduğunu vurgulayan Kahraman Baykal'ın istifasını şöyle yorumluyor:

"Eğer böyle bir olay çıkmasaydı Deniz Baykal önümüzdeki kurultayda 13. kez aday olacak ve nefesinin yettiği son güne kadar CHP'nin başında kalmaya devam edecekti. Ama böyle bir olaydan sonra istifa etmekten başka şansı yoktu ve istifa etti. Bu kadar uzun süre bir partinin genel başkanı olmak dünyanın hiç bir yerindeki modern demokrasilerde yotur. Evet bu ağır bir komplodur ve böyle bir komplo sonrası bir siyasetçinin makamını bırakması bundan sonra şantajcıların elini güçlendirecektir. Türkiye son zamanlarda tek tek ortaya çıkan gizli kayıtlardan zaten çok rahatsızdı. Bundan sonra siyasilerin hepsi daha fazla tedirgin olacaktır."

Baykal'ın istifa tarzını da eleştiren Kahraman, "Keşke çıkıp, 'Evet insani bir zaafa yenildim. Ailemden, Türk halkından özür dilerim' dese ve öyle bıraksaydı. Bu bir komplodur diyerek, iktidarı suçlayarak yine bir siyasi çatışma yarattı ve kafalardaki soru işaretlerini gidermedi. Böyle bir olay sonrasında bırakması oldukça üzücüdür. Keşke sandıkta yenildiği için bıraksaydı. Baykal çok mücadeleci bir siyasetçiydi ama çok anlamlı değildi yürüttüğü mücadele. Mücadelesi koltukta kalma mücadelesiydi. CHP'yi bütün değerlerinden uzaklaştırdı. Anlamsız bir tek parti özlemi, Kemalizm, laiklik çıkmazına soktu. Her dönemde yeni bir siyasi hareket başlatacakmış gibi davranıp arkasını getirmedi. Çatışma ve kutuplaşmaya dayanan bir siyaset izledi. Maalesef bu partiye zarar verdi" diye konuşuyor.

"KAFES ARKASINDAN PARTİYİ YÖNETMEK İSTEYECEKTİR"

Baykal'ın CHP'yi bir süre daha Osmanlılarda olduğu gibi kafes arkasından yönetmeyi deneyeceğini düşünen Hasan Bülent Kahraman, "Peki Baykal'ın yerine CHP genel başkanı kim olsa CHP ve sosyal demokrasi için hayırlı olur" sorusuna şu şekilde cevap veriyor:

"Maalesef hiç bir isim veremiyorum. Çünkü Deniz Baykal'a muhalefet eden ve gerçekten sosyal demokrat diyebileceğim herkes partiden uzaklaştırıldı."

İki gün önce ortaya atılan suikast iddialarını hatırlattığımızda ise Kahraman, "Suikast iddiaları genel merkezin ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Baykal giderse kendilerinin de kalmayacağını bilen genel merkez bu gidişi geciktirmek için umutsuzca gündem değiştirme çabasına girdi" şeklinde değerlendiriyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!