İşte DDK'nın Adli Tıp raporu

  • yeni haber
  • AA
  • Giriş Saati : 07.07.2010 15:21
    Güncelleme : 07.07.2010 15:25
'ün talimatıyla hazırlanan, 'nun son 3 yıllık faaliyetleri ve işlemlerinin yanı sıra mevzuat, teşkilat ve personel gibi konularda değerlendirmeler içeren Devlet Denetleme Kurulu raporu açıklandı.

Cumhurbaşkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan rapor özetinde, Adli Tıp Kurumu'nun son 3 yıllık faaliyetleri ile hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesi ve geliştirilmesinin sağlanmasına yönelik değerlendirmelere yer verildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, basın-yayın organlarında Adli Tıp Kurumu ile ilgili çeşitli iddiaların sıklıkla gündeme getirilmesi üzerine, Devlet Denetleme Kurulu'na, kurumun 2007, 2008 ve 2009 faaliyet ve işlemlerinin mevzuata uygun biçimde yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesi talimatı vermişti.
Gül, ayrıca, Adli Tıp Kurumu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla söz konusu kurumun; mevzuat, teşkilat, personel, amaç, araç, gereç ve metotlar yönünden de değerlendirmeye tabi tutulması için Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmişti.

Devlet Denetleme Kurulu tarafından Adli Tıp Kurumuna ilişkin hazırlanan raporda, ''Cinsel suç mağdurlarının ruh sağlıklarının, bu eylem nedeniyle bozulmuş olup olmadığının tespitine dair dosyaların sayısında ciddi bir artış ortaya çıktığı, TCK'nın konuyla ilgili hükümlerinin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda hukuk ve adli tıp çevrelerinde bir görüş birliğinin olmayışının, bu süreçlerin işletilmesinde sorunlar meydana getirdiği'' bildirildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu tarafından hazırlanan ''Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 2007, 2008 ve 2009 Yıllarına Ait Faaliyet ve İşlemlerinin Denetimi ile Adli Tıp Kurumu Hizmetlerinin Etkin ve Verimli Şekilde Yürütülmesinin ve Geliştirilmesinin Sağlanması''na ilişkin raporun özeti, Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yayımlandı.

Raporun; araştırma, inceleme ve denetleme kapsamında yer alan kuruma dair hizmete özel nitelikli tespit, değerlendirme ve öneriler içermesi nedeniyle özetine yer verildiği bildirildi.

Raporda, Münevver Karabulut, Güler Zere ve Hüseyin Üzmez gibi kamuoyunun gündemine gelmiş bazı olaylar ile Devlet Denetleme Kurulu'na intikal eden ihbar ve şikayetlerin ilgili olduğu vakalar hakkında yürütülen iş ve işlemlerin; konunun idari boyutu ile sınırlı olmak üzere incelendiği, neticede ulaşılan sonuçlara yer verildiği belirtildi. Buna göre, raporda özetle şu sorun ve öneriler yer aldı:

-''Cinsel suç mağdurlarının ruh sağlıklarının, bu eylem nedeniyle bozulmuş olup olmadığının tespitine dair dosyaların sayısında ciddi bir artış ortaya çıkmıştır. TCK'nın konuyla ilgili hükümlerinin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda hukuk ve adli tıp çevrelerinde ortaya çıkmış bir görüş birliğinin olmayışı, bu süreçlerin işletilmesinde sorunlar meydana getirmektedir. Ayrıca, cinsel suç mağdurları ile ilgili olarak Kuruma intikal eden vakalara ilişkin süreçler (birden çok kez yapılan muayeneler vb. nedenlerle) çok uzun sürmekte ve mağdurların psikolojik durumları üzerinde olumsuz tesirler meydana getirmektedir''

-''Adli Tıp Kurumunun mevcut hukuki yapısı ve organizasyon biçiminin hizmetin sağlıklı bir biçimde ifası bakımından uygun olmadığı kanaatine erişilmiş olup; yaşanan olumsuzluklar ile bahsedilen eksiklik ve yetersizliklerin temelinde de esas itibarıyla bu husus yatmaktadır.''

-''İhtiyaç duyulan sayı ve nitelikte uzman personelin yetiştirilmesi sağlanamamakta; yetişmiş uzmanlar ise Kurum bünyesinde istihdam edilememektedir.''

-''Personel ihtiyacının karşılanması noktasında yöntemlerin yeterli olmaması ve/veya ikinci görevli personelden yararlanılmasının zorunlu görülmesi durumunda; daha fazla sayıda ikinci görevli personel istihdam edilmesi ve bunların mesailerinin daha büyük bir kısmını Kurum hizmetlerine ayırmalarının sağlanması gerekmekte olup; bunun sağlanabilmesi için ikinci görevli personele ödenecek ücretlerin makul seviyelere çıkarılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.''

-''Birikmiş işlerin tamamlanması ve süreçlerin makul sürelerde sonuçlandırılabilmesini teminen, anılan Kurulun personel yönünden takviye edilmesi ve/veya başka yerlerde de bu Kurul ile aynı fonksiyonları üstlenecek yeni birimler (İhtisas Kurulları) oluşturulması gerekmektedir.''

-''Sistemin işleyişinde ayrıca, bilirkişinin cevap vereceği sorunun açık ve net olarak belirlenmemesi, hukuki konularda bilirkişiye müracaat edilmesi, raporların süresinde hazırlanıp ilgili merciye sunulmaması gibi başka problemler de mevcuttur. Bütün bu sorunların giderilmesini teminen alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi ve uygulamaya konulması için Adalet Bakanlığınca bir çalışma başlatılmalıdır.''

-''Bu hususun, Adli Tıp Kurumunun yeniden yapılandırılması ihtiyacı çerçevesinde yapılacak çalışmalardan ayrı şekilde mütalaa edilmesi mümkün olmayıp; belirtilen fonksiyonları ifa etmek üzere bu kurum bünyesinde, ancak sistemin bütün taraflarının katılımı ile 'Ulusal Adli Bilimler Konseyi' gibi bir isimle teşekkül ettirilecek yeni bir yapı oluşturulması gerekmektedir.''

-''Kurum Başkanlığı bünyesinde lisans öğrenimi sonrasında uzmanlık eğitimi ile birlikte yüksek lisans ve doktora programları da uygulayabilecek nitelikte bir yükseköğretim birimi (Adli Bilimler Akademisi) kurulmalıdır.

-''(Adli Tıp Kurumu) olan isminin yürüttüğü bütün faaliyetleri tam olarak kapsayabilmesini teminen 'Adli Bilimler Kurumu' biçiminde değiştirilmesi uygun olacaktır.''

Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından, cinsel suç mağdurlarının bir kere muayene edilip, adli sürecin bunlar açısından sonlandırılmasına ve ihtiyaç duydukları psikolojik ve tıbbi desteğin sunulmasına imkan verecek ''Cinsel Saldırı Muayene Değerlendirme Merkezi'' gibi birimler kurulması önerildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla DDK tarafından hazırlanan Adli Tıp Kurumu ile ilgili raporda, yürüttüğü faaliyetler, Adalet Bakanlığı'nın ana hizmetlerinden biri kabul edilemeyecek olan Kurumun, gerek bu özelliği, gerekse kendisine ait bir bütçesinin bulunmayışı nedeniyle ''bağlı kuruluş'' olma vasfı taşımadığı, bu nedenle bu statüsünün değiştirilmesi gerektiği belirtildi.

Raporda, ''Faaliyetinin bağımsızlık ve tarafsızlığın sağlanmasını zorunlu kılan mahiyeti ve bunun gerektirdiği idari ve mali özerkliğin tesis edilebilmesi bakımından, Kurumun statüsünün 'ilgili kuruluş' olarak değiştirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir'' görüşüne yer verildi.

Kurumun hizmet verdiği tıp dışı alanlarda uzman yetiştirilmesi için ciddi eksiklikler bulunduğu, tıp alanıyla ilgili eğitim faaliyetlerinin uzman ihtiyacını tam olarak karşılayamadığı, bu durumun da ihtiyaç duyulan sayı ve nitelikte personel istihdamının önünde engel teşkil ettiği bildirildi.

Raporda, adli tıp uzmanlarının hem teorik hem de pratik bakımdan daha iyi eğitilmeleri, diğer branşlardaki hekimlerin de adli tıp hizmetlerine katılmasına yönelik uzmanlaşmaları için uygun ortamın sağlanması tavsiyesi de dile getirildi.

Akademik kariyer yapmak isteyen personelin kurumdan ayrılmak zorunda bırakılmaması, kurum kadrolarının öğretim üyeleri için de cazip hale getirilmesi ve ihtiyaç duyulan uzmanların eğitilebilmesi için uzmanlık eğitimi ile birlikte yüksek lisans ve doktora programları da uygulayabilecek nitelikte ''Adli Bilimler Akademisi'' gibi bir yükseköğretim birimi kurulması önerildi.

Adli bilimler alanında ülke çapında uygulanacak strateji ve politikalar ile standart, kural ve yöntemleri belirleyen ve birimleri koordine eden herhangi bir kurumsal yapı bulunmayışının bir eksiklik olduğu kaydedilen raporda, bu hususun, Adli Tıp Kurumu'nun yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalardan ayrı değerlendirilemeyeceği, sistemin bütün taraflarının katılımı ile ''Ulusal Adli Bilimler Konseyi'' gibi yeni bir yapı oluşturulması gerektiği bildirildi.

''UZMANLARLA DİĞERLERİNİN GÖRÜŞÜ AYNI DEĞERDE''


Genel kurul ve ihtisas kurullarında, üyelerin uzman olmadıkları alanları ilgilendiren konularda alınacak kararlara da katıldığı, konunun uzmanı olanlarla hiçbir uzmanlığı bulunmayan üyelerin görüşlerinin aynı değerde kabul edildiğine dikkat çekildi.

Bu durumun ortadan kaldırılabilmesi için, mevcut sistemden tümüyle vazgeçilmesi, ihtisas kurulları yerine sadece ilgili tıp branşında uzman olan kişiler ile adli tıp uzmanlarının katılacağı, daha az üyeden oluşan, çok sayıda kurul teşekkül ettirilmesi; genel kurul yerine ise Fizik ve Trafik İhtisas Dairelerinde uygulanmakta olan ''Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'' sistemine benzer bir yapı oluşturulması gerektiği ifade edildi.

Üniversiteler ve sağlık kuruluşları gibi Adli Tıp Kurumu dışındaki birimlerin sistem içerisindeki yerinin netleştirilmediği, bilirkişilik hizmetinin üretilmesi noktasında bu birimlerden yeterli ölçüde yararlanılamadığı, bu durumun Kurumun iş yükünü ağırlaştırdığı kaydedildi.

Bu sorunun çözümü için bilirkişi görüşünün en yakın üniversite ya da sağlık kuruluşu gibi yerel birimlerden alınması konusunda zorunluluk getirilmesi, Adli Tıp Kurumu'nun ise ''Üst bilirkişilik organı'' hüviyetine kavuşturulmasının uygun olacağı belirtildi.

Kurumun taşra teşkilatının yapılandırılmasına yönelik çalışmaların bir an önce tamamlanması gereğine de işaret edilen raporda, bölgesel düzeyde hizmet verecek tam donanımlı grup başkanlığı ve otopsi hizmetlerinin yürütüleceği merkez kurulması önerisi dile getirildi.

Bilirkişilik sisteminin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için her şeyden önce ''doğru'' bilirkişinin seçilmesi gerektiği ifade edilerek, şöyle denildi:

''Konuyla ilgili olarak yapılan çalışmalarda sıklıkla, bilirkişinin seçilmesi noktasında yeterince titiz davranılmadığı ifade edilmektedir. Hukuk sistemimizde yer verilen 'uzman mütalaası' müessesesinin işler hale getirilmesi ile bilirkişilerin mahkemede sözlü olarak beyanda bulunmalarının (çapraz sorguya tabi tutulmalarının) sağlanması halinde, yeterli düzeyde uzmanlığı bulunmayan kişilerin bilirkişilik sisteminin dışına çıkarılmalarının sağlanabileceği değerlendirilmektedir.''

Adli tıp alanında ilgili birimler arasında koordinasyonun sağlanması için Ulusal Adli Bilimler Konseyi modelinin mevcut yapıya entegre edilmesi gereğine işaret edilerek Adli Tıp Kurumu'nun, itirazlarda ''nihai inceleme mercii'' olması önerildi.

Bu alandaki diğer bir sorunun da ''veri tabanı'' olduğu, ülkede DNA, diş gibi bazı alanlarda hiçbir veri tabanı bulunmadığı, parmak izi, balistik gibi alanlardaki veri tabanları birbiri ile entegre edilmediği için etkin ve verimli olamadığı belirtildi.

Eksik veri tabanlarının oluşturulması için çalışma yapılması ve var olan veri tabanlarının bütün birimlerce ortaklaşa kullanılabilmesini sağlayacak tedbirlerin hayata geçirilmesi gereğine dikkat çekildi.
Kurum bünyesinde bir ''Basın ve Halkla İlişkiler Birimi'' olmayışı nedeniyle, kamuoyunun zamanında ve doğru şekilde bilgilendirilemediği, kurumun merkez teşkilatına dahil olan idari birimlerin, eksiklikleri giderecek şekilde yeniden yapılandırılması gerektiği belirtildi.

Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun yeni TCK ile uyumlu hale getirilmesi ve birimlerin görev tanımlarının bu yeni kanuna uygun şekilde yeniden belirlenmesi; Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin ise çalışma usul ve esaslarının tayini bağlamında tümüyle elden geçirilmesi tavsiyesi de dile getirildi.

LABORATUVARLAR


Raporda, kurum bünyesindeki bazı laboratuvarların akredite edilmesine dönük çalışmalar başlatılmış olmasına rağmen henüz bu sürecin tamamlanamadığı belirtilerek, kalite yönetim sisteminin bir bütün olarak hayata geçirilebilmesi için akreditasyon çalışmalarının bütün birimleri kapsayacak şekilde genişletilmesi ve mevzuatın da bu çalışmaların alt yapısını oluşturacak şekilde yenilenmesi gerektiği ifade edildi.

Mevcut durum itibarıyla, mahallinde yapılan otopsilerin önemli bir kısmına adli tıp uzmanlarının katılamadığına işaret edilen raporda, pratisyen hekimler, bu alanda yeterli deneyime sahip olmayan uzmanlar tarafından yürütülen otopsi işlemlerinin sağlıklı sonuçlar alınmasına imkan vermediği vurgulandı.

İlgili kanun hükümleri uyarınca otopsi işleminin mutlaka Cumhuriyet savcıları nezaretinde yürütülmesi ve cesedin durumu elverdiği takdirde otopsilerin mutlaka üç boşluk açılarak yapılması zorunluluğuna rağmen, uygulamada bu hükümlere tam olarak riayet edilmediği kaydedildi.

İŞ YÜKÜ VE PERSONEL EKSİKLİĞİ ÖNEMLİ SORUN


Adli Tıp Kurumu merkezinde yürütülen otopsi işlemleri bakımından ise, temel olarak iş yükü ağırlığının, adli tıp uzmanlarının merkez ve taşra teşkilatında yer alan birimler arasında dengeli şekilde dağıtılmamış olması, taşra birimlerinin yeterince donatılmaması, fiziki imkanların yetersizliği ve yardımcı personelin eğitimsizliği gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar bulunduğu, bütün bu sorunların etkili bir planlama çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerektiği bildirildi.

Adli Tıp Kurumu'na gelen işlerin çok önemli bir kısmının, evrak eksikliği, ilgili kişinin muayene için gönderilmemiş olması gibi nedenlerle rapora bağlanamadığı ve dosyaların, müzekkere düzenlenmek suretiyle ilgili adli merciye iade edildiğine yer verilen raporda, şunlar kaydedildi:

''Bu durum, bir yandan yargılama sürecinin uzamasına bir yandan da (aynı dosyanın tekrar tekrar gelmekte olması nedeniyle) kurumun iş yükünün artmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle ihtisas kurulları ile Fizik İhtisas Dairesi için geçerli olan bu sorunun ortaya çıkmasına sebebiyet veren en önemli neden, incelenmek üzere kuruma gönderilecek dosyalarda bulunması gereken bilgi ve belgelerin eksikliğidir. Anılan sorunun ortadan kaldırılabilmesi için adli mercilerde görev yapan personelin konu hakkında bilgilendirilmesini temin edecek hizmet içi eğitim programları düzenlenmesi gerekli ise de bunun yeterli olmayacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu tarafından, incelenmek üzere bu kuruma gönderilecek dosyalarda hangi bilgi ve belgelerin bulunmasının gerekli olduğunun vaka türleri itibarıyla tespit edilmesi ve bu bilgileri içeren bir ''uygulama rehberi'' hazırlanması gerekmektedir.''

''CİNSEL SUÇ MAĞDURLARI BİR KERE MUAYENE EDİLMELİ''

Cinsel suç mağdurlarının, muayene sürecinin uzamasından kaynaklanan sorunun çözümü için de, ''Mağdur kişilerin bir kere muayene edilip, adli sürecin bunlar açısından sonlandırılmasına ve ihtiyaç duydukları psikolojik ve tıbbi desteğin sunulabilmesine imkan verecek 'Cinsel Saldırı Muayene/Değerlendirme Merkezi' gibi birimlerin ülke geneline yaygın şekilde ihdas edilmesi'' önerisinde bulunuldu.

Adli Tıp Kurumu'nun hemen hemen bütün birimlerinde ciddi düzeyde personel eksikliği çekildiğine ve uzman personel mevcudunun da işlerin sağlıklı biçimde ve makul süreler içinde tamamlanmasına imkan vermediğine işaret edilen raporda, kurumun personel konusunda da gereken tedbirlerin alınması istendi.

Adli Tıp Kurumu binasının fiziki koşullarıyla da ilgili sorunlara değinilen raporda, sağlıklı fiziki ortamın oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.

Raporda, Adli Tıp Kurumu'nun işleyiş biçimi ve vermiş olduğu bazı kararların, kamuoyunda sıklıkla ve yoğun bir biçimde eleştirildiği anımsatılarak, şu ifadelere yer verildi:

''Denetim çalışması kapsamında, söz konusu olayların kuruma intikal ettirilmesinden sonra bu kurum bünyesinde yürütülen işlemler, konunun idari boyutu ile sınırlı olmak üzere incelenmiş olup, bunlardan bir kısmının kurumun genel sorunlarından kaynaklandığı, bir kısmının oluşmasına sebebiyet veren eksikliklerin giderilmesini teminen bazı tedbirler alındığı, bir kısmının da yargı organlarına intikal ettirildiği ve sürecin tamamlanmış ya da devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.

Ayrıca, denetim dönemi içerisinde Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı'na intikal eden çok sayıda şikayet dilekçesi mevcut olup, aynı hususlar bu şikayet dilekçeleri için de geçerlilik arz etmektedir.''

Etiketler : ,

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Gündem Haberleri
Diğer Gündem Haberleri
Cizre savaş alanına döndü
Beşiktaş'ta eve uzun namlulu saldırı
Balyoz'da 54 general
Kardelen'in askeri okul sevinci
Banka ATM'sine saldırı
'Ya caydırma olacak ya da kara harekâtı'
'AK Parti her şeyi askere havale etmiş'
'Demokratikleşmeyi teröre feda etmeyiz'
BDP: Başbuğ istifa etsin veya görevden alınsın
'Ben plan hazırlasam, işte böyle hazırlarım'
Deniz Görev Grubu Aksaz'da
Haber turu!!!
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol