"Bedelli askerlik ayrıcalık değil"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Terörle mücadele eden bir hükümetin terör örgütünü temsil eden kişilerle konuşması, görüşmesi, pazarlık yapması ne akla, ne mantığa uygun bir şey değil'' dedi.

Arınç, Radyo Klas'ta katıldığı program sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, ''MHP'nin, 'terör örgütü ile pazarlık' iddialarına ilişkin neler söyleyeceksiniz?'' sorusu üzerine Arınç, şunları kaydetti:

''Bu tartışmanın sürgit devam etmesi çok yanlış. Bu konuyla ilgili cevaplar verildi. İddiayı atan kişi dağ başında bir eşkıya. 'Devletle pazarlık yapıldı' diyor. Onun sözüne bakarak ve inanarak bir kısım siyasetçilerin 'Hükümet böyle bir pazarlık yaptı' demesi ve o eşkıyaya inanarak bu sözü söylemesi daha büyük bir yanlış. Başbakanımız da biz de 'Terör örgütüyle ve bu örgütün liderleriyle hiçbir şekilde konuşmadık, konuşmayız ve konuşmayacağız' diyoruz. Ona inananların bizim sözümüze inanmaması çok daha büyük yanlış. Yanlışlıklar içinde yüzüyoruz. Terörle mücadele eden bir hükümetin terör örgütünü temsil eden kişilerle konuşması, görüşmesi, pazarlık yapması ne akla, ne mantığa uygun bir şey değil.''
Bu konuda zamanlamaya dikkat edilmesi gerektiğini de ifade eden Arınç, ''Bu ne zaman ortaya çıktı? Halk oylamasına giderken. Halk oylamasını etkilemek amacıyla ortaya atılan bir iddia olarak da bunu düşünebiliriz. Çünkü o eşkıyanın, o terör örgütünde liderlik pozisyonunda olan kişinin sadece kendi çıkarlarını düşündüğünü bilmeliyiz. Devletle pazarlık, hükümetle pazarlık... Bunlar nasıl yapılmış, nerede yapılmış, kim yapmış, bunları söylemiyor. Sadece bir şey ortaya atıyor'' diye konuştu.

Arınç, şöyle devam etti:

''Geçmişte şüphesiz devlet denen aygıtın veya onun temsilcilerinin bir şekilde Öcalan veya Öcalan dışındaki bazı kişilerle görüşmüş olmasını gazeteler muhtemelen yazıyorlar. Bu 1990'lı yıllardan sonra başlamış. 1993-1994'lerde askeri kişilerin görüştükleri, yakalandıktan sonra da belki istihbarat örgütlerinin veya güvenlik güçlerinin temsilcilerinin görüştükleri söyleniyor. O dönemlerdeki siyasetçilerin şimdi kalkıp da örgütün bir konuşanının sözünü alıp da AK Parti Hükümeti'ni buradan vurmaya kalkması fevkalade çirkin ve yakışıksız bir tutum. Sayın Bahçeli buna yapışmış. Diyor ki; 'Gerektiği zaman, gerektiği şekilde açıklarız'.

Madem bunu ihanet olarak söylüyorsun, hatta şeref ya da şerefsizlik noktasına getiriyorsun, sorumlu bir siyasetçiye düşen görev 'Şu tarihte, şu kişi, şununla görüştü' demektir. Böyle bir bilginiz varsa ve bunu önemsiyorsanız, bunu açıklamanın zamanı şimdidir. Demek ki ellerinde hiçbir bilgi ve kanıt yok. Sadece şu önümüzdeki 15 günlük süreci etkilemeye çalışıyorlar. Halkımızın kafasını bulandırarak, terörle bağlantılı olarak bir anayasa değişikliğinde 'hayır' veya boykotu güçlendirmek istiyorlar. Bunun yanlışlığını söylemek yetmez. Neden, niçin, kim, ne zaman görüştü? Bunu açıklamaları gerekir. Yani elinizde bir delil yoksa ileride de açıklayamayacaksınız demektir. İleride dediğiniz zaman 13 Eylül ve sonrası bir tarihse, yani 'Ben malı götüreyim de ondan sonra bir kulp buluruz' diye düşünüyorsanız, bu çok utandırıcı, çok utanç verici bir durum.''

Arınç, Başbakan veya bakanlardan birinin terör örgütüyle bir araya geldiği, konuştuğu, pazarlık yapıldığı biliniyorsa, onun bugün açıklanması gerektiğini belirterek, ''Onu bugün açıklasınlar. Ona göre biz cevabımızı veririz. 'Doğrudur' veya 'yanlıştır' diye. Baştan 'Yanlıştır, böyle bir şey yoktur' sözümüzü kabul etmeyenlere iddiasını ispat etmek düşer. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. 'Şimdi yok ama ileride açıklarız' demek çok ucuz bir politikadır. Çok çirkin bir politikadır'' şeklinde konuştu.

Bülent Arınç, artık bunun üzerinde konuşmaya, tartışmaya ve soru sorulmasına gerek olmadığını da ifade ederek, ''Hükümet olarak bizim böyle bir temas içinde olmadığımızı alnı açık, başı dik insanlar olarak söylüyoruz. Bunun aksine bilgi sahibi olan varsa yarın değil, şimdi, hemen bugün açıklamalıdır'' dedi.

CHP'NİN TÜRBAN SORUNUNA ÇÖZÜMÜ

Arınç, CHP'nin türban sorununun çözümüyle ilgili hazırladığı raporu ve bu girişimi samimi bulup bulmadığına ilişkin soru üzerine, samimi bulup bulmama ve niyet okumanın işleri olmadığını söyledi.

Geriye bakıldığında CHP ve onun şu andaki Genel Başkanının türban veya başörtüsü özgürlüğü noktasında hep muhalif kaldığını, bununla ilgili yasal düzenlemeleri de iptal ettirdiğini ifade eden Arınç, bu konuyla ilgili konuşanları da gericilikle suçladığını dile getirdi.

Arınç, CHP'nin üniversitelerde türban yasağının sürmesini desteklediğini, hatta kendi milletvekilleri içinde, İstanbul Üniversitesi önünde ikna odaları kurup, genç kızların başlarını açtırmaya çalışan rektör yardımcıları olduğunu da belirterek, ''CHP zihniyeti şu ana kadar başörtüsü ve türbana geçit vermemiştir'' dedi.

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yerel seçimler öncesinde çarşaf açılımı yaptığını, seçimlerden sonra da Mersin'de çarşafların yırtıldığını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

''CHP'nin geçmişinde başörtüsü ve türban konusunda sadece yasaklar vardır. Bundan sonra özgürlüklerden yana olacaklarsa bunu fiilen ortaya koymaları gerekir. Ben onların kalplerini açıp bakamam, samimi mi, değil mi bir şey söyleyemem. TBMM'de daha 2 yıl evvel MHP ve AK Parti'nin 10. ve 42. maddede yaptığı değişikliği Anayasa Mahkemesine götüren, 'Burada türbana özgürlük var, bunu iptal edin' diyen CHP'dir. Bu 20 yıl önce değil, 2 yıl önceydi. Dolayısıyla şimdi 'türbana özgürlük' demişlerse, ne yapacaklarını göreceğiz. Teklif mi, Anayasa değişikliği mi getirecekler? Yoksa Sayın Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi 'hiçbir şey söylemem, biz geldikten sonra göreceksiniz, bu işi çözeceğiz' sözlerine mi inanacağız? Doğrusu bunların hepsini fiiliyatta görmemiz gerek.''

CHP'nin Prof. Dr. Sencer Ayata'ya bu konuda bir rapor hazırlattığını kaydeden Arınç, ''Bu kapsamda başörtüsü ile ilgili konular din bilginlerine, ulemaya sorulacakmış. Bu çok doğru bir şey olur ama yine geçmişte sayın Başbakan'ın bu konuda bir sözü vardı; 'başörtü eğer dini bir gereklilikten kaynaklanıyorsa bunu bilecek olan İslam bilginleri, ulemadır' demişti. O zaman Sayın Başbakan'ın başına dünyayı yıkmışlardı. Şimdi 2-3 sene sonra kendileri ulemaya danışacaklarsa, CHP'de yeni bir sayfa açılıyorsa bunu da bilmemiz gerekir'' diye konuştu.

''BUNDAN SONRA TÜRKİYE'DE...''

Radyo programında darbelere ilişkin sözler söylediğinin anımsatılması üzerine de Arınç, şunları kaydetti:
''28 Şubat'ta Sincan'dan toplar, tanklar geçtiği zaman, o zamanın Genelkurmay Başkanı 'demokrasiye balans ayarı yaptık' demişti. Biz o zaman 'demokraside balans ayarı tanklarla, toplarla, tüfeklerle olmaz seçimle, sandıkla olur' demiştik. Şimdi, artık o gündür. Bu Anayasa değişiklikleri darbecilerin, cuntacıların, darbe heveslilerinin heveslerinin kursaklarında kalacağı bir gündür. Bundan sonra Türkiye'de seçilmiş hükümetler olacak, sandık olacak, demokrasi olacak, çoğulculuk olacak, katılımcılık olacak, eleştiri olacak, siyasi partiler birbirlerini düşman değil rakip gibi görecekler, iktidarlar gidecek, hilesiz, entrikasız, kansız el değiştirmeler olacak, bunun adı da demokrasi olacak.''

Arınç, hem 1960'da hem de 1980'de iki askeri darbe yaşandığını anımsatarak, ''Bunun dışında onlarca da açık veya gizli postmodern darbeler yaşandı, muhtıralar yaşandı. Artık Türkiye rüşdünü ispat etti. Türkiye gerçekten demokratik bir ülke, özgürlüklerin güçlendiği bir ülke. Artık bu hevesleri, bunları düşünenleri, bunların planlarını yapanları, bunları hayata geçirmeye çalışanları, Anayasadaki geçici hükümleri de kaldırarak ebediyen mahkum ediyoruz. 12 Eylül demek, bu demek'' dedi.

YENİ GENELKURMAY BAŞKANININ DÜŞÜNCELERİ

Bedelli askerlik konusunun hatırlatılması üzerine de Arınç, şunları söyledi:

''Ben bedelli askerliğe sıcak bakıyorum. Bu bir ayrıcalık değil. Bu dünyanın her yerinde olan bir şey. Olması da gerekir. 800 bin kişilik büyük bir ordumuz var. Bunların içerisinde de farklı askerlik sistemi var.
İhtiyaç olursa, gerek de duyulursa bence bedelli askerlik geçmişte olduğu gibi yine olabilir. Ancak bu konularda Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı aracılığıyla 'benim asker ihtiyacım şudur. Bu ihtiyacımı karşılamam için bedelli askerlik olmaması gerekir' diye haber veriyor. Bakanlık bunu Hükümete bildirdiğinde biz bedelli askerliği düşünemiyoruz. Bu gereklilik ne zaman ortadan kalkar onu bugünden söyleyemem.

Şimdi yeni bir Genelkurmay Başkanımız geliyor, belki onun fikirleri, düşünceleri geçmişteki seleflerinden farklı olabilir. Milli savunmanın asker ihtiyacı ve askeri gereklilik noktasındaki düşünceleri bizim için önemlidir. O düşüncelerde bedelli askerlik lehine bir yumuşama olursa ben şahsen bunun gerçekleşmesinden sevinç duyarım.'' Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!