Başbakan'dan Tophane açıklaması

Başbakan Erdoğan İstanbul Beyoğlu'nda Tophane semtinde bulunan sanat galerilerine yapılan saldırıyla ilgili de ilk kez konuştu. Erdoğan, "Lokal olayları bir Türkiye manzarası gibi sunanlar bayat bir oyunun içinde. Kimsenin hayat tarzına müdahale etmedik, etmeyeceğiz. Gizli bir ajandamız yok. Türkiye'de mahalle baskısı yoktur" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, halkoylamasına ilşikn olarak, ''Aziz milletimiz hiç bir tereddüte ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tercihini ortaya koymuş, iradesini sandığa yansıtmış, kendi geleceği adına kendisi takdir yetkisini kullanmıştır'' dedi.

Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuştu. En son geçtiğimiz Pazar günü Ankara'da güvenlik zirvesi, İstanbul'da da yeğeninin düğününe katılan Başbakan Erdoğan, ilk resmi programında partisinin il başkanlarıyla bir araya geldi.

"MİLLET İRADESİNİ SANDIĞA YANSITTI"

Halk oylamasındaki çalışmaları nedeniyle, AK Parti yönetimine, milletvekillerine, il, ilçe, belde başkanları ile yönetimlerine, kadın ve gençlik kollarına teşekkür eden Erdoğan, halk oylaması sonuçlarının uzun süre konuşulacağını, sonuçları üzerinde derinlemesine analizler yapılacağını kaydetti. ''Aziz milletimiz hiç bir tereddüte ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tercihini ortaya koymuş, iradesini sandığa yansıtmış, kendi geleceği adına kendisi takdir yetkisini kullanmıştır'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"KAPI KAPI DOLAŞTIK"

''Tercihini ortaya koyan tüm vatandaşlarımızın iradesi saygıdeğer, makbul, kıymetlidir. Halk oylamasında öncelikle demokrasimiz kazandı, güç buldu. Değişim iradesi, demokratik siyaset kazandı. Sonuç, güven ve istikrar ortamına katkıda bulundu, genel bir memnuniyet uyandırdı.
Yeni bir anayasa, kapsamlı bir anayasa yapılması, 12 Eylül 1980 müdahalesinin ürünü olan bu anayasanın değiştirilmesi konusunda geniş mutabakat vardı. Hazırlıklar yaptık, kapı kapı dolaştık, ancak bu adımlar kimi zaman bizzat siyasetçiler, kimi zamanda vesayetçi zihniyetler tarafından engellenmek istedi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulması konusunda dönemin Meclis Başkan tarafından yapılan çağrı karşılık bulmadı. Siyasi parti gruplarının bu isteksiz ve uzlaşmadan uzak tavrı karşısında biz bir taslak hazırladık. Bunun üzerinden mutabakat arayışına girdik. Bu çabalarımız da sonuçsuz kaldı. Adeta sulandırdılar süreci. Bazıları kapağını açmadan açıklama yaptı, taslağa hiç bakmadan kesin hükümler verildi. Biz yine vazgeçmedik. Anayasa değişikliği yönündeki toplumsal taleplerin daha fazla ertelenemeyeceği gerçeğinden yola çıkarak zor kararı verdik. Siyasi riskini üstlenerek taslağı Genel Kurul'a getirdik. Biz milletin vekilleri olarak üzerimize düşeni yaparız, son sözü, kararı milletimize bırakırız.'' '
'BİZ YA SABIR ÇEKTİK''

Meclis Genel Kurulu'nda anayasa değişikliği görüşmelerinde muhalefet partilerinin değişiklik paketi ile alakalı konuşmadıklarını, katkıda bulunmadıklarını, ''garip şeyler konuştuklarını, zaman zaman hakaret ettiklerini, zaman zaman da konuyu farklı yerlere nasıl çekeriz düşüncesiyle harekete ettiklerini'' belirten Erdoğan, ''Onlar, konuyu oralara çekerken, biz de ya sabır çektik. Milletimizin sağduyusuna, basiretine inandık, değişim ve demokrasi noktasındaki desteğine inandık'' diye konuştu. Erdoğan, anayasa değişiklik taslağının her türlü engelleme ve Meclis içinden,dışından yapılan her türlü saldırıya rağmen birlik, dayanışma içinde yasalaştığını ifade ederek, muhalefet partilerinin kendi milletvekillerine güvenmeyerek, oy kullanma kabinlerine göndermediğini kaydetti. Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.
BOYKOT KARARINA ELEŞTİRİ

Halk oylamasının boykot edilmesi kararını da eleştiren Erdoğan, ''Bu demokratik parlamenter sistemin asla, alınacak bir siyasi parti kararıyla oluşmasını tasvip etmeyen bir süreçtir. Bireysel olarak vatandaş, boykot edebilir, çekimser kalabilir, icabında gider boş zarf da kullanır, ama kalkıp dayatmayla, tehditle boykota teşvik ederseniz, bunu demokrasi olarak göremeyiz'' diye konuştu.

''HER GEÇEN GÜN PAKETİN LEHİNE YAŞANIYOR''


Halk oylamasının ardından AK Parti teşkilatının özverili, azimli çalışma sergileyerek, paketin içeriğine ilişkin vatandaşları aydınlattığını ve halk oylamasının ardından her geçen günün değişiklikler lehine yaşandığını, paketin içeriğinin anlaşıldığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
''7 Mayıs sabahından 12 Eylül akşamına kadar milletin tercihini etkilemek adına her türlü yola başvurulduğunu sizler de izlediniz. Terör olaylarıyla, provokasyonlarla, iftiralarla, karalama kampanyasıyla süreci başka yere çekmeye çalıştılar. Halk oylamasını güven oylaması gibi lanse ettiler, bunu liderler bizzat 'bu bir güven oylamasıdır, AK Parti'nin güven oymamasıdır, AK Parti'yi millet ya reddedecek ya kabul edecek' diye lanse ettiler. Paketin içeriğini hiç konuşmadan, Anayasa'dan, anayasa değişikliğinden, paketin getirdiklerinden hiç söz etmeden kampanya yürüttüler.

"12 EYLÜL'DE KAZANAN 73 MİLYON TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI OLDU"


Biz, sahada milletimizin içinde de Meclis'te olduğu gibi sağduyu ile hareket ettik. Biz, anayasayı, değişikliği, değişimi konuştuk. Biz, yarınları konuştuk. Türkiye'nin geleceğini, çocuklarımızın geleceğini konuştuk. 12 Eylülde kazanan AK Parti olmamıştır. 12 Eylülde kazanan 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuştur. 12 Eylül'e kazanan Türkiye olmuştur, 12 Eylül'de kazanan hukuk olmuştur, demokrasi olmuştur, millet olmuştur. 12 Eylül'de kazanan sadece evet diyenler değil, onlarla birlikte hayır diyenler olmuştur. Ben, sizlere 'evet diyenler gaflet, dalalet, hıyanet içindedir' demiyorum. Bu zihniyeti telin ediyorum, lanetliyorum. Bu zihniyet ayrımcıdır, bu zihniyet bölücüdür, bu zihniyet ülkemizin bu güzel insanlarının gönlüne maalesef şüpheyi koyan zihniyettir. Bunlar rantiye şebekeleri ve sürekli olarak insanına farklı bakan zihniyettir, böyle baktıkça hep kaybedecektir. Benim milletim her geçen gün bunları çok daha iyi tanıyor.''

Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak gündeme getirilen değişikliğin halktan onay alması sebebiyle kendilerini başarılı saydıklarını kaydederek, bunun anayasa değişikliğine verilmiş bir destek olduğunun da farkında olduklarını vurguladı.
''Biz milletimizin talebini seslendirdikçe, beklentisini karşıladıkça, doğru adımı attıkça inanıyoruz ki milletimiz de bizi yalnız bırakmayacaktır, destekleyecektir''diyen Erdoğan, halk oylamasının sonuçlarının AK Parti'nin ilgili kurullarınca tüm boyutlarıyla takip edildiğini, il başkanlarının da illeri bazında sonuçları iyi analiz etmelerini istedi.
''HALKIN MESAJINI DOĞRU OKUMAYANLAR, YANLIŞ YAPMAYA DEVAM EDERLER''

Erdoğan, ''Halk oylamasından gereken dersleri çıkarmaya çalışıyoruz. Halkın mesajını doğru okumayanlar, alamayanlar yanlış yapmaya devam ederler'' diye konuştu. Halk oylamasının sonuçlarının alındığı 12 Eylül gecesi kendilerine yakıştığı gibi davrandıklarına işaret eden Erdoğan, ''Halk oylaması sonucu karşısında sokaklara dökülmedik, çığırtkanlıklar, çılgınlıklar yapmadık. Gayet olgun, tevazu içerisinde neticeyi karşıladık. Çünkü şımarıklığa gerek yoktu. Bütün mesaj zaten sandıkta verilmişti'' dedi.

AK Parti olarak herkesi kucaklamaya, millete doğru mesaj vermeye çalıştıklarını, yaşanan tatsızlıklar için özür dilediklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Tüm siyasi partileri işbirliğine davet ettik. Ancak bazı muhalefet partileri, halk oylaması öncesinde olduğu gibi sonrasında da korkutan, suçlayan, iç karartan söylemelerine devam ettiler. Bazı kesimler 'artık karanlık bir döneme girdik' dediler, 'karanlık bir dönem başlıyor' dediler. Acaba ne karardı, kararan ne var? Her şey ortada. Kendi hesaplaşmalarını yapamadıkları için bu açıklamaları yapıyorlar, milletin iradesine saygı duymayı lafta ifade ediyorlar, öz de değil. Öz, işte o 'karanlık bir gün başladı' ifadesi. Bunları da ben milletimin ferasetine havale ediyorum.
AK Parti'ye karşı statüko ittifakında yer alarak, kendi düşüncelerine ve ideallerine tamamen ters olan siyasi partilere işbirliği yapmaktan çekinmeyenler, AK Parti'yi kendilerini bitirmek için başka partilerle işbirliği yapmakla itham ettiler. Kimse bizi kendileri gibi zannetmesinler. Biz milletin aleyhine, değerlerimizin, düşüncelerimizin, ilkelerimizin aleyhine bir işin içinde olmayız. Biz, kafasını kuma gömenlerden, gündüz vakti gözünü kapatıp, kendisini gece olduğuna inandırmaya çalışanlardan, aklına ve vicdanına karşı yanlışta ısrar edenlerden olmadık olmayacağız. Türkiye'nin kutuplaştığını, Türkiye'nin kendi deyimleriyle 'bir karpuz gibi bölündüğünü' iddia edenler, her zaman olduğu gibi sandık sonuçlarını okuyamayanlar, milletin verdiği mesajları almamak için ayak direyenlerdir. Biz, Türkiye haritasını beyaz ve kahverengi ya da mavi ve kırmızı olarak boyamanın sandık sonuçlarına bu şekilde bakmanın son derece isabetsiz olduğuna inanıyoruz.''

"TÜRKİYE'DE MAHALLE BASKISI YOK"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de mahalle baskısı yoktur. Türkiye'de halkı kışkırtmayı, tahrik etmeyi adet haline getiren kirli oyunlardan medet uman odaklar vardır'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, her seçim sonrasında olduğu gibi 12 Eylülde yapılan halk oylamasının ardından da bir kez daha ''AK Parti'nin yaşam tarzlarına müdahale edeceği'' korkusunun yayılmak istendiğini söyledi.Erdoğan, artık bundan bıktıklarını belirterek, şunları kaydetti:

''Bıktık bundan, 1994 İstanbul'da belediye başkan adayı iken o dönemde aynı kampanyalar yapıldı. Bunu her zaman söylüyorum, belediye başkanı oldum, aynı şeyler söylendi. Belediye başkanlığı bitti, aynı şeyler devam ediyor. Başbakan oldum AK Partimizle beraber yola girdik, aynı şeyler söylendi. İşte buyurun 8 yıldır iktidardayız yine aynı şeyler. Girdiğimiz iki genel seçim, iki halk oylaması sanki hiç yaşanmamış, AK Parti sanki 8 yıldır iktidarda değilmiş gibi hep aynı bayat oyun tezgahlanmaya çalışılıyor. İnanın 8 yıl öncesinin gazetelerini çıkarın arşivlerinden çıkarın arşivlerinden hangi başlıklara varsa, bugün de tıpatıp aynı başlıklar var. Daha geriye gidiyorum, merhum Menderes'in 50-60 arası medyayı çıkarın ne yazmışlarsa hangi başlıkları atmışlarsa bugün de aynı başlıkları göreceksiniz. Zihniyet aynı değişen bir şey yok. Çıkarıyorlar arşivlerden gazeteleri yine aynı başlıkları atıyorlar. Şu anda bazı medya grupları zaten bunları yapıyor, bakın diyor filanca sene hangi başlılığı atmış, bugün hangi başlığı atmış aynı inanın değişen bir şey yok aynı başlık aynı kalıp. Tekamül etmiyorlar, patinaj yapıyorlar. Her seçimin ardından aynı ezberi tekrar eden bir anlayışın başarılı olma şansı var mıdır? Milletin sadece korkularını kaşımak içini karartmak bir siyaset tarzı olabilir mi? Bu tür propagandalar milletin aklıyla, basiretiyle, tercihiyle dalga geçmek değil midir?''
''DİKTATÖRLÜK SİVİLİN İŞİ DEĞİLDİR''

''Sivil diktatörlük... Allah aşkına böyle bir kavram olur mu ya?'' diye soran Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Diktatörlük, sivilin işi değildir. Sivil ifadesiyle diktatörlük ifadesini yan yana koymak kadar büyük bir cehalet olmaz. Mahalle baskısı, gizli ajanda, gizli liderlik, sivil vesayet... AK Parti ile asla yan yana gelmeyecek kavramlar bugünlerde bir kez daha ısıtılıyor, gündeme sürülüyor. Lokal bazı olaylar gerçekler saptırılarak, gerçek nedenler gizlenerek, bir korku ve baskı aracı olarak kullanılıyor. Halk oylaması sürecinde İnegöl, Dörtyol'da sergilenen kışkırtmalar ki çok daha açık net bilgiler belgeler açıklanacak duyacaksınız.

"BAYAT BİR OYUN"

Bunlar şimdi halk oylamasının ardından İstanbul'da Tophane'de sergilenmek isteniyor. Bu lokal olayları bir Türkiye manzarası gibi sunanların bu olaylar üzerinden AK Parti'yi ve AK Parti Hükümetinin politikalarını sorgulayanların son derece bayat bir oyunun içinde olduklarını aziz milletimiz çok açık görüyor. Bakıyorsunuz bir tane kendini bilmez çıkıyor, diyor ki (bu 'evet'in sonucudur bunlar) Bu kadar basit bu kadar basiretsiz. Derdi fatura kesmek, bir defa bu olayları değerlendirirken lütfen saygılı olun, dürüst olun. Bu lokal olayları manşet, sürmanşet atmak suretiyle, televizyonlarda şok, şok, bunları böyle yayınlamak suretiyle, sanki ülkenin her yeri bu hale gelmiş. Bir lokal olayla Türkiye'yi böyleymiş gibi göstermek, bunlar doğru şeyler değil. Bunların yansımaları ne ülke içinde ne ülke dışında Türkiye'ye bir şey kazandırmaz. Bunu yapan kimse ben Türkiye'yi seviyorum diyemez. Dürüstseler, samimiyseler, bunları yazmazlar, bu kadar bunları abartmazlar. Burada emniyet, kim böyle bir şeyin içinde bulunduysa gereğini yapıyor. Hepsi emniyete sevk edilmiştir, konuyla ilgili ifadeler alınmıştır, yargı devreye girmiştir. Bütün bunlar yapılıyor. Dünyanın her yerinde buna benzer olaylar olur. Bunlar, anormal olayalar olarak aşırı bir şekilde bunları abartmanın hiç bir anlamı yok.''
"TOPHANE'Yİ SOKAK SOKAK BİLİRİM"

Tophane'yi sokak sokak bildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Her ne kadar Kasımpaşa'da doğup büyüdüysem de Tophane'yi de o bölgede siyaset yaptığım için bilirim. Ama işi bu kadar abartmanın, bu kadar farklı yerlere çekmenin anlamı yok. Bazıları yazıyor, 'Başbakan artık konuşmalı'. Neyi konuşacağım? Yani vereceğimiz mesajlarla konuşmanın bir anlamı yok. Konuşulacak şey bu. İşte Bakanım da gitti gerekli açıklamalar yapılmıştır. İş zaten emniyete, yargıya da intikal etmiştir. Bundan sonra yapılacak bir şey yok. Söylenecek her tarafı bu konuda daha mutedil hareket etmeye, dikkatli hareket etmeye davet etmektir. Nedir bu çılgınlık, böyle bu abartılı bir şekilde... Açık açık söylüyorum, 8 yıl boyunca hiç kimsenin hayat tarzına müdahale etmedik. 8 yıl boyunca olduğu gibi bundan sonra da 73 milyon vatandaşımızın her bir ferdinin yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Afedersiniz sanat galerisi veyahut da eğlence yerleri sadece Tophane, Boğazkesen'de mi? İstanbul'un değişik yerlerinde bu kadar sanat galerileri var. Hangisinde bugüne kadar böyle bir olay duydunuz mu? Yok öyleyse işi bu kadar abartmanın anlamı yok ama şunu bilmenizi istiyorum, biz hiç bir hukuksuzluğa izin veremeyeceğimiz gibi, hiçbir provokasyona da göz yummayız, eyvallah etmeyiz, Türkiye'de mahalle baskısı yoktur. Türkiye'de halkı kışkırtmayı, tahrik etmeyi adet haline getiren kirli oyunlardan medet uman odaklar vardır.'' #Sayfa#

"İSTEDİĞİ SONUÇ ÇIKMIYOR DİYE MİLLETE 'BİDON KAFALI' DEMEK
TAHAMMÜLSÜZLÜK DEĞİL Mİ?"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti, halk oylamasını zafer sarhoşluğuyla değil, büyük bir olgunlukla karşılayıp tüm farklılıklara kucak açarken kimilerinin hala düşmanlık aşılaması asıl tahammülsüzlük değil midir? Uluslararası bir organizasyonda bütün dünyanın gözü önünde kendi ülkesinin devlet başkanını, başbakanını, meclis başkanını yuhalayanların yaptığı tahammülsüzlük değil mi?'' dedi.
Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuştu. Türkiye'nin 6 bin yıldır hoşgörü içinde, kardeşçe yaşamakta olduğunu belirten Erdoğan, farklı yaşam tarzlarının, farklı düşüncelerin, farklı dünya görüşlerinin bu topraklarda yeni çıkmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bunlar hep vardı. Bundan sonra da olacaktır. Herkes herkesi sevmek, bağrına basmak zorunda değildir ama saygı duymak ve tahammül etmek zorundadır. AK Parti halk oylamasını zafer sarhoşluğuyla değil, büyük bir olgunlukla karşılayıp tüm farklılıklara kucak açarken kimilerinin hala düşmanlık aşılaması asıl tahammülsüzlük değil midir? Yüzde 58'in iradesine saygı duymayı beceremeyenlerin, çıkan sonucu tebrik edemeyenlerin yaptığı tahammülsüzlük değil mi? Uluslararası bir organizasyonda bütün dünyanın gözü önünde kendi ülkesini Devlet Başkanını, Başbakanını, Meclis Başkanını yuhalayanların yaptığı tahammülsüzlük değil mi? Bir kaç köşe yazarı dışında bu konu ele alınmamıştır. Denize giren bir mütesettir öğretmene çocuklarının yanında saldırıp boğmaya çalışmak tahammülsüzlük değil midir?

Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın görüşme çağrılarına nezaketen bile olsa karşılık vermemek tahammülsüzlük değil midir? İstediği sonuç çıkmıyor diye millete 'bidon kafalı', 'göbeğini kaşıyan adam' demek tahammülsüzlük değil midir? İş adamalarını 'yeşil sermaye', 'kırmızı sermaye' diye ayırmak tahammülsüzlük değil midir? Medyayı 'yandaş medya' diye suçlamak, 'İslamcı medya' diye tanımlamak tahammülsüzlük değil midir?''
"BİZİ SEVSİN SEVMESİN HERKESİ KUCAKLIYORUZ"

Yapılan yanlışları ölçü olarak kabul edip siyasetlerini belirlemediklerinin ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: ''Bize yapılan haksızlıkları, yanlışlıkları nazara alarak politika belirlemiyoruz. Ülke böyle yönetilmez, böyle yönetmiyoruz. Biz hep söyledik; 'Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü' anlayışıyla bizi sevsin, sevmesin herkesi kucaklıyoruz. Herkese aynı samimiyetle hizmet ediyoruz. Biz, o farklı renklerin haritalara yerleştirildiği yerlere de hizmet ettiriyoruz. Oranın da yolunu yapıyoruz, oranın da altyapısını yapıyoruz, oraya da hızlı treni getiriyoruz. Eskişehir'de 'Hayır'lar fazla çıktı diye oraya farklı bir muamele uygulamıyoruz. Ne gerekiyorsa, ne yapılması gerekiyorsa hepsini yapıyoruz. Bugün Türkiye'de en fazla kamu yatırımı alan ilimiz Tunceli'dir. Hiçbir ayrıma tabi tutmadık, tutmayacağız. Neden? Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti'nin topraklarıdır o topraklar. 780 bin kilometre karenin her karışına biz bu hizmeti götüreceğiz. Efendim, 'Orada farklı mezhepte insanlar yaşıyor...' Kim yaşarsa yaşasın, yaşayan insandır. Hizmeti götürürüz.''

Tahammül ve hoşgörü konusunu kaşıyanların, milleti sınıflara ayıranların önce dönüp aynaya bakmaları gerektiğini belirten Erdoğan, ''Mesele bu. Biz, kimseyi dışlamadığımız için herkese kapımızı açık tuttuğumuz için herkese hoşgörüyle yaklaştığımız için AK Parti olarak büyüyoruz. Onlar dışladıkları için ittikleri için küçülüyorlar. Biz, sevdiriyoruz, onlar nefret ettiriyorlar. Biz, hoş görüyoruz, onlar hor görüyorlar. Biz, kapıları açıyoruz, onlar kapıları kapatıyorlar. Aramızdaki fark bu. Onlar korku yayıyor, biz ümit aşılıyoruz. Sonra 'Niçin başarısız oluyoruz?' diye soruyorlar. Başarısız oldukça da millete olan öfkeleri artıyor. Millete olan öfkelerini işte bu tür mahalle baskısı iddialarıyla belli kesimlere yöneltmeye çalışıyorlar. 8 yılın ardından hala AK Parti'nin gizli ajandası olduğuna inananlar varsa bizi değil, kendilerini sorgulasınlar'' diye konuştu.
''DAHA FAZLA TER DÖKECEĞİZ''

''Bugün hala samimiyetimizden şüphesi olanlar, samimiyetimizi test etmek gereği duyanlar varsa, bir 8 yıl öncesinin Türkiye'sine, bir de bugünün Türkiye'sine baksınlar, kararı ondan sonra versinler'' diyen Erdoğan, bugünün Türkiye'sinin 8 yıl öncesinin Türkiye'sine oranla hiç kuşkusuz daha demokratik, daha özgür, daha modern olduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bugünün Türkiye'si, geçmişe nazaran birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini çok daha fazla pekiştirmiş, kuvvetlendirmiş Türkiye'dir. Bugünün Türkiye'si düne göre, geleceğe çok daha fazla umutla bakan, 21. yüzyılın bir Türkiye yüzyılı olacağına daha güçlü şekilde inanan bir Türkiye'dir. Bunu bütün dünya biliyor, bütün dünya kabul ediyor. Ama bizdeki bazı çevreler kabul edemiyor. Bugünün Türkiye'si iç politikasıyla, dış politikasıyla, ekonomisiyle, demokratik standartlarıyla geçmişle kıyas dahi kabul etmeyecek derecede ileri bir Türkiye'dir. Bugün artık çetelerin rota çizdiği değil, milletin bizatihi rota çizdiği, istikamet belirlediği bir Türkiye var. Bugün millet iradesi üzerine vesayet kararlarının çöktüğü değil, milletin egemen olduğu bir Türkiye var. Bugün özellikle artık üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğünün olduğu bir Türkiye süreci başlıyor, başladı. Bütün bunlara rağmen hala kaygısı olan vatandaşlarımızın bu kaygısını gidermek benim de teşkilatımın da boynunun borcudur. Kendimizi daha fazla, daha iyi anlatmak için tüm kaygıları, korkuları, endişeleri gidermek için, istismar zeminlerini ortadan kaldırmak için daha fazla çalışacağımızı, daha fazla ter dökeceğimizi burada özellikle belirtmek istiyorum.''
"SEÇİM EKONOMİSİNE PRİM VERMEYECEĞİZ"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, halk oylaması sırasında mali disiplinden taviz vermeyerek, seçim ekonomisine asla tevessül etmeyerek, popülizm tuzağına düşmeyerek, bir kez daha çok önemli bir sınavdan geçtiğini belirterek, ''Önümüzdeki genel seçimlerde de bu ilkeli duruşumuzu aynı şekilde muhafaza edecek, seçim ekonomisine asla ve asla prim vermeyeceğiz'' dedi.

Erdoğan, İl Başkanları Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, halk oylaması sırasında mali disiplinden taviz verilmediğini söyledi. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Türkiye, halk oylaması sırasında mali disiplinden taviz vermeyerek, seçim ekonomisine asla tevessül etmeyerek, popülizm tuzağına düşmeyerek, bir kez daha çok önemli bir sınavdan geçti. 8 yıl boyunca her seçimde ve halk oylamasında gösterdiğimiz samimi tavrı ve disiplini bu süreçte de gösterdik. Türkiye'nin kaynaklarının bir rüşvet olarak, milleti kandırmanın bir aracı olarak kullanılmasına müsaade etmedik. Önümüzdeki genel seçimlerde de bu ilkeli duruşumuzu aynı şekilde muhafaza edecek, seçim ekonomisine asla ve asla prim vermeyeceğiz. Tabii burada bir şeyi özellikle vurgulamak istiyorum; bazı çevrelerin, muhalefet partilerinin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının, partimizin bu süreç içerisinde farklı yerlerden para kaynakları istihsal ettiği, yurt dışından para transfer ettiğini, hatta örtülü ödeneği kullandığını ifade edecek kadar aşağılaştığını gördük. Bunlar hakkında kesinlikle yasal yolları kullanacağız, kendileriyle yasal mücadelemizi vereceğiz.''

Halk oylaması sırasında muhalefet partilerinin kendilerini devletin imkanlarını kullanmakla suçladığını anımsatan Erdoğan, ''(Efendim devletin imkanlarını kullandılar.) Nedir o? 'Uçağa biniyor, otobüsleri kullanıyor...' gibi. Bunların hepsi bizim yasal haklarımızdır. Bizler makama tahsisli olan uçağı da aracı da açılışlarda vesaire kullanırız, buna kimsenin müdahale yetkisi yoktur. Bu, bizim yasal hakkımızdır. Eğer, bu konuda rahatsız oluyorlarsa kendileri yasal süreci başlatırlar. Hiç bunu politik istismar meselesi olarak kullanmalarına gerek yok'' açıklamasında bulundu.

"HİZMET DELİSİYİZ"

Bu tür politika yapanların milleten tokat üstüne tokat yediğini belirten Başbakan Erdoğan, bu politikaların 70'li yılların politikası olduğunu söyledi. Erdoğan, ''Bırakın bu işleri, hizmet verin. Bu halka ne yaptınız? Belediyelerinizde ne yaptınız, onu anlatın. Ama bunlar yok. Biz, hizmet delisiyiz. 780 bin kilometre karelik vatan topraklarında bu hizmetlerimiz devam ediyor, edecek'' diye konuştu.
"TAKSİM'İ MEYDANA KAVUŞTURALIM İSTİYORUZ"

Erdoğan, dün bazı gazetelerde İstanbul'daki Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ile ilgili haberler çıktığını belirterek, bu haberlerin bazı kişilerin art niyetli düşüncelerini ortaya koyduğunu söyledi.''Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkıp, onun yerine bir alış veriş merkezi kurmak gibi bir derdimizin olduğunu söyleyecek kadar divane tipler var bu ülkede'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Bunu hep yaptılar yapıyorlar. Bu ülkede, bu insanların, bu zihniyetin bir eseri yok. Bir deprem tehlikesi var. Burada güçlendirmeye 70 trilyon lira harcamayı israf kabul ediyoruz. Kullanılabilirliği de yok ama bunun yanında, arkasında boş alanlar var. Biz, buraları da buna katmak suretiyle gayet büyükçe bir opera sanat merkezini burada kuralım, bir kültür merkezini burada kuralım. Bir de belediye başkanlığımdan buyana düşünce dünyamda olan, Belediye Başkanımla da paylaştığım oradaki trafiği tamamen yerin altına almak suretiyle, istiyoruz ki Taksim bir meydan olsun. Büyükşehirler meydanları ile anılır ama bizim ne yazık ki İstanbul gibi bir yerde meydanımız yok. Taksim'i böyle bir meydanla kavuşturalım istiyoruz, derdimiz bu. Bununla ilgili olarak bir başbakan, bakanları böyle bir sözü verdikten sonra bu sözün arkasına düşebilir mi? Bunu yalanlayabilir mi? Uygulamadan vazgeçebilir mi? Bu olabilir mi? Alış veriş merkezi yapacaklar gibi böyle saçma sapan aklımızın kenarından, ucundan geçmeyecek bir iftirada bulunmak ve bunu da maalesef 'böyle şey olur mu?' demeyerek, kendileri için haber yapıyorlar.'' Konu ile ilgili olarak tüm yargı çevrelerine seslenen Başbakan Erdoğan, engel olmamalarını istedi.Erdoğan, herhangi bir engel, fevkalade bir şey olmadığı sürece buradaki çalışmayı 2 yılda bitirebileceklerini söyledi. 11-12 ay gibi bir sürede Harbiye Kongre Merkezini yaptıklarını anımsatan Erdoğan, ''Yerin dibine 13 kat indik orada. Orada devasa bir kongre merkezine sahibiz. İstiyoruz ki Taksim'de de böyle bir kültür merkezine sahip olalım ama bu zihniyetler yaptırmıyor, engelliyor.
ÇILGIN PROJEM BU DEĞİL

Galataport, Haydarpaşaport böyle oldu. Ha, çılgın proje... Çılgın projem bu değil. Benim düşündüğüm çılgın proje farklı, bunların tamamen dışında. Onlar bir yere odaklanıyor ama biz bir yere değil, çok geniş açıyla bakıyoruz. Bir çok yere odaklanıyoruz. İnşallah onu da açıklama vakti gelecek onu da açıklayacağız. Şu anda çalışmalarımız sürüyor, inşallah onu da bitirdiğimiz zaman açıklayacağız, hiç kimsenin endişesi olmasın'' diye konuştu.
2011 SEÇİMLERİ

Demokrasi ve hizmet mücadelesinin kesintisiz bir süreç olduğunu ifade eden Erdoğan, bunu kararlılıkla devam ettireceklerini söyledi.Halk oylaması sürecinin geride kaldığını ve bu süreçten başarı ile çıktıklarını anlatan Erdoğan, ''Dersimizi çalışacak, eksikliklerimizi tamamlayacak, 2011 seçimlerinden de inşallah çok büyük bir başarıyla çıkacağız'' dedi.
2011 seçimlerinin, Türkiye için söyleyecekleri yeni şeylerin de zeminini oluşturacağını bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Farklı şeyler söyleyeceğiz, farklı şeyler ortaya koyacağız. Türkiye için söyleyeceğimiz bu yeni şeylerin neler olacağını yine bu 10 ay içerisinde zaman zaman bir çok açılışta halkımıza yansıtacağız. Bir yandan 8 yıl boyunca ürettiğimiz eserleri anlatırken, ondan daha çok yapacaklarımızı, planlarımızı, projelerimizi milletimizle paylaşacağız. Aynı şekilde somut hizmet alanları konusunda da yeni hedefler, yeni çıtalar belirleyeceğiz. Ülkemizi, geçmişin zararlarını, gecikmişliklerini telafi etme dönemlerini geleceğe doğru büyük sıçramalar yapma dönemine geçireceğiz. Dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girmenin Türkiye için bir hayal olmadığını göstereceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Bu teşkilat, bu kadro Türkiye için 8 yıldır aşkla, sevdayla çalıştı. Bu ak kadro, defalarca tarih yazdı, milletin yüzünü güldürdü, heyecanına heyecan kattı, aynı şekilde yürümeye devam edecek. Millete hizmet etmenin, ülkeye eser üretmenin huzuru ile çok daha büyük hedeflere doğru koşacağız.''
'HAYIR' DİYENLER DE DEMOKRASİ ÖZLEMİ İÇİNDE

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''(Evet) diyenler ne kadar demokrasi özlemi içinde ise ben inanıyorum ki 'Hayır' diyenler o kadar demokrasi özlemi içindedir. Yüzde 58 Türkiye sevdası ile Türkiye aşkı ile 'Evet' derken, yüzde 42 de Türkiye aşkı ile sevdası ile 'Hayır' demiştir'' değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, 12 Eylül'deki halk oylamasında Zonguldak'ın yüzde 50.05 ile 'Evet', yüzde 49.95 ile de 'Hayır' dediğini, aynı şekilde Artvin'in yüzde 50.2 ile 'Hayır', yüzde 49.8 ile 'Evet' dediğini anımsatarak, şunları söyledi:

''Akdeniz Bölgesi yüzde 51 'Hayır', yüzde 49 'Evet' derken, Marmara Bölgesi yüzde 53 'Evet' yüzde 47 'Hayır' demiştir. Zonguldak'a, Artvin'e, onlarla birilikte, 81 vilayetimize Akdeniz ya da Marmara Bölgemize, onlarla birlikte 7 coğrafi bölgeye bir renk izafe etmek, onları 'Evetçi' veya 'Hayırcı' diye ayırmak, olsa olsa bir demokratik renk körlüğünün emaresi olur.Milletin iradesini bölünme, ayrışma gibi büyük bir kaos gibi görmek, demokrasiden nasibini yeterince almamak demektir. Asıl bölücülük, halkın demokratik iradesini kategorilere ayırmak, suni ayrışmalar icat etmektir. 'Evet' diyenler ne kadar demokrasi özlemi içinde ise ben inanıyorum ki 'Hayır' diyenler o kadar demokrasi özlemi içindedir. Yüzde 58 Türkiye sevdası ile Türkiye aşkı ile 'Evet' derken, yüzde 42 de Türkiye aşkı ile sevdası ile 'Hayır' demiştir. 'Evet' diyenler bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü, bağımsızlığını ne kadar önemsiyorsa, 'Hayır' diyenler o kadar önemsemektedir. Bu dağılımlar, Türkiye'nin renklere bölündüğünü değil, tam tersine Türkiye'nin demokratik olgunluğuna eriştiğini göstermesi bakımından anlamlıdır.''
YÜZDE 42'NİN NEDEN HAYIR DEDİĞİNİ ANLAMA ÇABASI İÇİNDEYİZ

AK Parti olarak, yüzde 42'nin neden 'Hayır' dediğini anlamak çabası içinde olduklarını daha önce de ifade ettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Burada, eğer gerekiyorsa biz özeleştiri yapmaktan da asla kaçınmayız. Halk oylaması sürecinde muhalefet partilerinin toplumu kutuplaştırmak ve bu sayede 'Hayır' oylarını artırmak için yoğun gayret içinde olduklarını müşahade ettik. Son derece hassas konuların, terörün, şehitlerimizin, demokratik açılım sürecinin, laikliğinin, yaşam tarzlarına müdahalenin bir istismar aracına dönüştürüleceğine, bu yolla milletin aldatılmak istendiğine, halk oylaması sürecinde bir kez daha şahit olduk. Ancak, bunların ötesinde 'Hayır' diyen kesimlerin korkularını, kaygılarını, endişelerini anlamak, empati kurmak, bu korku, kaygı ve endişeleri anlamaya çalışmak, elbette her partinin temel görevidir. Aynı şekilde 'Evet' diyenlerin değişim iradesini, demokrasi heyecanını, reform beklentisini doğru okumak ve bunun gereğini yapmak da partilerin ve partililerin görevidir. Hepimize düşen, halkımızın kaygısını da sevincini de heyecanını da umudunu da endişesini de çarpıtmadan doğru bir şekilde anlayabilmektir. Bir kez daha söylüyorum: Biz, eğer gerekiyorsa bu noktada kendimizi sorgularız, kendi özeleştirimizi yaparız. Ama aynı özeleştiriyi, aynı sorgulamayı muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, aydınların, özellikle medyanın yapması gerektiği artık şikardır.
"BİZDEN ANADİLDE EĞİTİM BEKLENMESİN"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bizden, birileri akıldanelik yapmak suretiyle terör örgütüyle görüşme talebinde bulunurlarsa kusura bakmasınlar, bizim terör örgütü ile görüşme gibi bir fantezimiz yok'' dedi. Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, ''Türkiye'ye dayatılan korkuların yersiz, mesnetsiz ve sanal olduğunun 8 yıllık iktidarları döneminde ortaya çıktığını'' kaydetti. ''Dış politikada ezberleri bozduk, iç politikada, demokratikleşmede tabuları yıktık. Değişim hiçbir zaman Türkiye'yi geri götürmedi, birliğimizi, kardeşliğimizi tehdit etmedi'' diyen Erdoğan, Sümela Manastırı ve Akdamar Adası'nda yaşananların AK Parti hükümetinin cesaretini ortaya koyduğunu söyledi. Erdoğan, Trabzon ve Van'da yaşayan vatandaşlara hoşgörüleri dolayısıyla teşekkür etti. Başbakan Erdoğan, ''Türk Lirası'ndan 6 sıfır atarsanız enflasyon alır başını gider, millet alışamaz, hesaplar karışır'' denildiğini ancak korkuların yersiz olduğunun görüldüğünü kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Uluslararası yatırımları, 'bağımsızlığımız elden gider' diye tehdit ettiler, rekor düzeyde yatırımlar ülkemize geldi, güçlenen ekonomi karşısında hep mahcup oldular. Aktif güç politikamızı eleştirenler, 132 milyar dolara ulaşan ihracatımız, artan uluslararası itibarımız karşısında yine mahcubiyet yaşadılar. 'Türkiye'nin ekseni kayıyor, yön değiştiriyor' diyenler yanıldıklarını anladılar. Farklı dil ve lehçelerde yayın yapan bir devlet televizyonunu birliğimiz, bütünlüğümüz için bir tehdit olarak gören ve gösterenler bugün bir mahcubiyet daha yaşıyorlar.
Anadilde eğitimi konuşanlara sesleniyorum, ana dilde bir defa kendi bölgenizde nerede isterseniz isteyin kurslarınızı açabilirsiniz. Orada dilinizi öğretebilir, çalışmalarınızı yürütebilirsiniz, ama bizden resmi olarak anadilde bir eğitim beklerseniz, bunu bizden beklemeyin. Çünkü Türkiye'nin resmi dili Türkçedir. Ezberleri bozmaya devam edeceğiz, Türkiye'yi korkularından, prangalarından kurtarmaya devam ediyoruz. Türkiye'yi sevda, kardeşlikle büyütmeye devam edeceğiz. Milletimiz için ne faydalıysa biz orada olduk, orada durduk, orada durmaya devam edeceğiz.''
BDP İLE GÖRÜŞME

Başbakan Erdoğan, dün Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, BDP eş genel başkanlarıyla görüştüğünü anımsatarak, benzer görüşmeleri CHP, MHP ile yapmak konusunda hiçbir önyargı ve kabulleri olmadığını vurguladı. Sözlerini, ''Türkiye için görüşüyoruz, Türkiye'nin meselelerini çözmek için görüşüyoruz, Parlamento çatısı altında kim varsa bunlarla görüşürüz'' diye sürdüren Erdoğan, ''Terörü sona erdirmek akan kanı, akan gözyaşını durdurmak, uzlaşı ile mutabakatla yeni bir anayasa yapmak için ülkemizin kangren olmuş sorunlarını çözmek için tüm siyasi partilerle diyaloğa her zaman açık olduk, bundan sonra da kapılarımızı ardına kadar açık tutacağız. Fakat, eğer bizden, birileri akıldanelik yapmak suretiyle terör örgütüyle görüşme talebinde bulunurlarsa kusura bakmasınlar, bizim terör örgütü ile görüşme gibi bir fantezimiz yok. Bunu biz yapamayız, bunu da herkesin bu şekilde bilmesi lazım'' dedi. Erdoğan, terör örgütü ile görüşmeler yapıldığı yönündeki iftiraların halk oylaması sürecinde muhalefet partilerince dile getirildiğini belirterek, ''Yalan, iftira yaptılar, kendilerine ağır ifadeler kullanmama rağmen, kalkıp filanca gün, filanca yerde şu görüşmeyi yaptınız diyemediler. Çünkü, iftira attılar, belki tutar diyorlar. Çünkü, bunların kılavuzu karga'' diye konuştu.
''SIKILI YUMRUKLARLA TOKALAŞMANIN MÜMKÜN OLMADIĞI ORTADA''

''Diyalog olmadan demokrasi olmaz, hoşgörü ve tahammül olmadan demokrasi yaşamaz, farklı görüşler arasında müzakere olmadan hakikat ortaya çıkmaz'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti: ''Kan akarken demokrasiyi güçlendiremeyiz, kan akarken diyalog zorlaşır, biz bunu biliyoruz. Gönüller ayrışır, mesafeler açılır, biz her zaman diyalogdan, müzakereden yana olduk. Bundan sonra da yine görüş alışverişinden, müzakereden yana olacağız. Sıkılı yumruklarla tokalaşmanın mümkün olmadığı da ortadadır. Biz iyi niyetle diyalogdan, çözümden, uzlaşmadan yana tavır sergilerken demokratikleşme süreçlerini sabote etmek isteyen mihraklar da boş durmuyor. Önemli bir medya grubunun yayın organlarına Van ve Diyarbakır illerimizde maalesef tehditler sarf ediliyor ve silahlar gösterilmek suretiyle, 'Bu gazeteyi burada dağıtmayacaksınız' diye. Şimdi soruyorum, peki bu demokrasi mi? Bunu neyle izah edeceksiniz. Eğer hoşunuza gitmeyen bir yayın varsa, biliyorsunuz... 'Bunu burada dağıtamazsınız' diyorsunuz, silahı da gösteriyorsunuz. 'Ailenizi, çocuklarınızı, nerede kim var, hepsini tespit ettik, gereğini yaparız' diyorsunuz. Aynı şeyi bizim Yüksekova İlçe Başkanımf1ıza yaptılar. Kaçırma girişiminde bulundular, tehditler yaptılar ve en sonunda istifa etmek zorunda kaldı. Demokrasi bu mu? Bir taraftan özgürlük diyeceksin, barış diyeceksin. Öbür tarafta bu yollarla bu ülkede siyaset yapacaksın. Böyle siyaset yok, böyle demokrasi, barış yok. Biz bu yola bedeli ne olursa olsun çıktık ve bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Er veya geç 780 bin kilometrekarede özgürlüğü de barışı da hukuku da hürriyetleri de egemen kılacağız, bu başarılacak. Bundan hiç endişeniz olmasın.''
HAKKARİ'DEKİ MAYINLI SALDIRI

Başbakan Erdoğan, Hakkari'deki sivillere yönelik mayınlı saldırının herkes tarafından lanetlenmesi gereken büyük bir vahşet olduğuna işaret ederek, bu olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için gerekli bütün çalışmaların yapıldığını bildirdi. Terörün, demokratikleşme sürecini zehirleyen, ortamı karartan bir etki yaptığına ve netice almayı zorlaştırdığına işaret eden Erdoğan, ''Şimdi de camilere boykot... Böyle şey mi olur? Cami kimsenin camisi değil. Cami Allah'ın evidir, herkes gider, ama oraya bile boykot ilan ediyorlar. Bu anlayış özgürlükçü olabilir mi? Bu anlayış barışa davet yapabilir mi? Barışın egemen olduğu en önemli yer camilerimiz'' dedi. 12 Eylül'de değişimin demokrasi içinde gerçekleşebileceğinin bir kez daha görüldüğünü anlatan Erdoğan, ''Her türlü sorunun çözüm yeri, demokratik siyasettir. Türkiye, her meselesini demokrasi yoluyla çözebilecek güce ve kabiliyete sahiptir. Mevcut sorunları da yine demokrasi yoluyla aşabileceğimize biz yürekten inanıyoruz. Terörle, şiddetle, kavgayla, kutuplaşmayla hiçbir sorun çözülemez. Çözüm isteyen, değişim isteyen, hak ve özgürlük isteyen demokrasi istemek, demokrasiye ve hukuka uygun hareket etmek durumundadır'' diye konuştu.

Erdoğan, aykırı görüşler, çatlak sesler, afaki talepler ile ters düşüncelerin her yerde olabileceğini, hukuk içinde kalmak şartıyla bunlara tahammül gösterilebileceğini ifade ederek, şunları söyledi: ''Halkımızın çoğunluğunun kabullenmediği, halkımızın umumiyetle sahip çıkmadığı bir çözüm gerçek bir çözüm olamaz, hayata geçemez. Biz, halkımızın umumi hissiyatını nazara alarak hareket etmek, genel kabul gören doğru çözüm yollarını hep birlikte bulmak durumundayız. Yeni bir anayasa konusunda 12 Eylül akşamı itibarıyla zaten startı verdik. Herkes çalışmasını yapsın, biz de çalışmamızı yapıyoruz. 2011 genel seçimlerinden sonra Meclis Başkanlığı'nda mı, hangisinin organizasyonuyla olursa olsun, aynen daha önce yaptığımız teklif gibi teklifimizi yaparız, ama hazırlıklı olun, biz de hazırlığımızı yapıyoruz. Bütün STK'ların hepsinin düşüncesini alalım, hep birlikte bu çalışmayı ortaya koyalım ve yeni bir anayasayı Meclis Başkanlığı'nın koordinesinde yürütelim. Biz, her zaman bu türlü uzlaşmaya varız. Bunlardan çekinmiyoruz. Parlamentonun yüzde 65'ine biz sahibiz. Anayasa Uzlaşma Komisyonuna kim gelir, yüzde 35'ine sahip olanlar, 6 üye vermelerini önerdik, buna evet dedik. Bakın CHP buna evet diyemedi. Şimdi uzlaşmadan yana olan kim? Biz ilgili tüm kesimlerle görüşerek, en geniş mutabakat zeminini tesis ederek, toplumun ihtiyaçlarını, taleplerini yansıtarak çalışmalarımız yürüteceğiz, hazırlığımızı yapacağız. Diyalog ve uzlaşma her zamanki gibi azami çaba sarf edeceğimiz iki ilkemiz olacak.''

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!