"Mahalle baskısını ortadan kaldıralım"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İnanç özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne bu kadar müdahil olmanın artık anlamı yok. Bu ülkede hangi düşüncede, hangi inançta olursa olsun, ne taraftan olursa olsun şu mahalle baskısı adını verdikleri şeyleri ortadan kaldıralım. Herkes hür olsun rahat olsun'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Marmara Üniversitesinin yeni akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, 12 Eylülden kalan her şeyi konuşmaları gerektiğini ve bundan rahatsızlık duymadığını söyledi. Erdoğan, YÖK ile ilgili olarak muhalefetin bundan önceki genel başkanına (Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal) ''Gelin YÖK'ü kaldıralım'' dediğini, ancak ''YÖK'ü kaldırmak rejim meselesi olur'' cevabını aldığını belirterek, şunları söyledi:
''Şimdi yeni genel başkan 'YÖK'ü kaldıralım' diyor. Halef selef olduğunuz genel başkan 'Rejim meselesi olur' demişti. Şimdi sen, 'Gel kaldıralım' diyorsun. Fakat biz diyoruz ki biz YÖK'ü de konuşalım, oturalım, değerlendirelim, bizim derdimiz üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. En ideali olan neyse onu yapalım. Başörtüsü sorununu da konuşalım. TESK'in Genel Kurulu öncesinde kendisiyle (Kemal Kılıçdaroğlu) 10-15 dakika konuştuk. Bakın siz görevdesiniz, biz de görevdeyiz. Bizim Diyanet İşleri Başkanlığımız var. Sağa sola gitmeye gerek yok. Diyanet İşleri Başkanlığımızla, hatta istemiyorsanız başkalarını da katarak bu işin içine, yeterli görmüyorsanız ilave bazı bilim adamlarını da katalım onların da görüşlerini alalım. Oturalım değerlendirelim, şu sorunu bir defa ortadan kaldıralım. Kaçak göçek olmasın iş, rahat olsun. İnanç özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne bu kadar müdahil olmanın artık anlamı yok. Bu ülkede hangi düşüncede hangi inançta olursa olsun, ne taraftan olursa olsun, şu mahalle baskısı adı verdikleri şeyleri ortadan kaldıralım. Herkes hür olsun rahat olsun. Bu ülkenin yararına olacak ne varsa her şeyi masaya getirelim. Hepsini istişare edelim. Ama lütfen gençlerimize örnek olmak adına bunu samimiyet duygusuyla yapalım. Siyasetçilerin samimiyet testini siyasetçiler yapmaz, seçmenler yapar. Siyasetçinin ne söylediğine bakarlar, nasıl söylediğine bakarlar, söylediklerinin arkasında duruyor mu durmuyor mu ona bakarlar ve ona göre karar verirler.''
''Şimdi yeni genel başkan 'YÖK'ü kaldıralım' diyor. Halef selef olduğunuz genel başkan 'Rejim meselesi olur' demişti. Şimdi sen, 'Gel kaldıralım' diyorsun. Fakat biz diyoruz ki biz YÖK'ü de konuşalım, oturalım, değerlendirelim, bizim derdimiz üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. En ideali olan neyse onu yapalım. Başörtüsü sorununu da konuşalım. TESK'in Genel Kurulu öncesinde kendisiyle (Kemal Kılıçdaroğlu) 10-15 dakika konuştuk. Bakın siz görevdesiniz, biz de görevdeyiz. Bizim Diyanet İşleri Başkanlığımız var. Sağa sola gitmeye gerek yok. Diyanet İşleri Başkanlığımızla, hatta istemiyorsanız başkalarını da katarak bu işin içine, yeterli görmüyorsanız ilave bazı bilim adamlarını da katalım onların da görüşlerini alalım. Oturalım değerlendirelim, şu sorunu bir defa ortadan kaldıralım. Kaçak göçek olmasın iş, rahat olsun. İnanç özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne bu kadar müdahil olmanın artık anlamı yok. Bu ülkede hangi düşüncede hangi inançta olursa olsun, ne taraftan olursa olsun, şu mahalle baskısı adı verdikleri şeyleri ortadan kaldıralım. Herkes hür olsun rahat olsun. Bu ülkenin yararına olacak ne varsa her şeyi masaya getirelim. Hepsini istişare edelim. Ama lütfen gençlerimize örnek olmak adına bunu samimiyet duygusuyla yapalım. Siyasetçilerin samimiyet testini siyasetçiler yapmaz, seçmenler yapar. Siyasetçinin ne söylediğine bakarlar, nasıl söylediğine bakarlar, söylediklerinin arkasında duruyor mu durmuyor mu ona bakarlar ve ona göre karar verirler.''
"BİZ KENDİ ÖZ ELEŞTİRİMİZİ YAPIYORUZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz kendimizi sorguluyoruz, kendi öz eleştirimizi yapıyoruz. Aynı sorgulamayı, aynı öz eleştiriyi artık muhalefetin de medyanın da üniversitelerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın da yapmasını bekliyoruz'' dedi. Erdoğan, Marmara Üniversitesinin yeni akademik yıl açılışı töreninde yaptığı konuşmada, halkla paralel düşündüklerini ve bunun neticelerini de gördüklerini söyledi.
''Bizim bu başarıyı elde etmemizin altında yatan en önemli nedenler, hizmetlerimizdir, eserlerimizdir. Bunların yanında vatandaşlarımızla kurduğumuz o gönül bağıdır'' diyen Erdoğan, kendilerinin siyasete yeni bir dil kazandırmanın mücadelesini verdiklerini belirtti. Başbakan Erdoğan, mutluluklarının altında yatan bir gerçeğin de iki gün önce partilerine müracaat eden, uluslararası, 70 siyasi parti olduğunu ve ''(Bu başarıları nasıl elde ettiniz, bize de eğitim verir misiniz?) diye müracaat'' ettiklerini ifade etti. Şimdi, başvuruda bulunan bu partilere 3 günlük 4 günlük eğitimler verdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Olay bu noktaya geldi. Biz en az güvenilen kurum olan siyaset kurumunun prestijini yukarı çekmenin mücadelesini veriyoruz. Bunda da başarı sağlıyoruz. Söylediğine inanılmayan, kendisine güvenilmeyen, sözüne itibar edilmeyen siyasetçi profilini, artık milletin zihninden silip atmanın gayreti içindeyiz. Açık söylüyorum. Biz gençlere mahcup olmak istemiyoruz. Üniversite öğrencileri karşısında mahcubiyet yaşamak istemiyoruz. Gençlerin siyasetten soğumasının ülke adına, gelecek adına kaygı verici olduğuna inanıyoruz. Onun için tutarlı bir siyaset izliyoruz. Yapacaklarımızı söylüyoruz. Yapamayacaklarımızı vaad etmiyor, her türlü gelişmeyi şeffaf bir şekilde milletimizle paylaşıyoruz. Her zaman ifade ediyorum. Bize oy vermeyenler olabilir. Bizi beğenmeyenler olabilir. Yaşamımızı desteklemeyenler olabilir. Politikalarımızı onaylamayanlar olabilir. Ama biz onların da hükümetiyiz. Bunu bir an olsun hatırımızdan asla ve asla çıkarmayacağız. Çünkü demokrasinin de gereği budur. Geleceğe eser bırakmanında gereği budur. Bugüne kadar siyasetçiler kendilerine oy çıkmayan bölgeleri, illeri, kesimleri adeta cezalandırma yöntemini seçti. Bakın şu anda kamu hizmetlerinde en çok payı alan illerden bir tanesi Tunceli'dir. Tunceli'de bizim milletvekilimiz yok. Hakkari aynı şekilde. Şırnak aynı şekilde. Hakkari'ye biz şu anda havaalanı yapıyoruz. Bölünmüş yollarını yapıyoruz. Şırnak'ın aynı şekilde. Şırnak'a da havaalanı yapıyoruz. Oranın da bölünmüş yollarını yapıyoruz. Suyu yoktu, buralara sularını getirdik. Belediyelerin yapması gereken hizmetleri biz yapıyoruz. Neden? Çünkü oralar Türk Cumhuriyeti'nin vatan topraklarıdır. Hepsine biz bu hizmeti götürmekle mükellefiz.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz kendimizi sorguluyoruz, kendi öz eleştirimizi yapıyoruz. Aynı sorgulamayı, aynı öz eleştiriyi artık muhalefetin de medyanın da üniversitelerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın da yapmasını bekliyoruz'' dedi. Erdoğan, Marmara Üniversitesinin yeni akademik yıl açılışı töreninde yaptığı konuşmada, halkla paralel düşündüklerini ve bunun neticelerini de gördüklerini söyledi.
''Bizim bu başarıyı elde etmemizin altında yatan en önemli nedenler, hizmetlerimizdir, eserlerimizdir. Bunların yanında vatandaşlarımızla kurduğumuz o gönül bağıdır'' diyen Erdoğan, kendilerinin siyasete yeni bir dil kazandırmanın mücadelesini verdiklerini belirtti. Başbakan Erdoğan, mutluluklarının altında yatan bir gerçeğin de iki gün önce partilerine müracaat eden, uluslararası, 70 siyasi parti olduğunu ve ''(Bu başarıları nasıl elde ettiniz, bize de eğitim verir misiniz?) diye müracaat'' ettiklerini ifade etti. Şimdi, başvuruda bulunan bu partilere 3 günlük 4 günlük eğitimler verdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Olay bu noktaya geldi. Biz en az güvenilen kurum olan siyaset kurumunun prestijini yukarı çekmenin mücadelesini veriyoruz. Bunda da başarı sağlıyoruz. Söylediğine inanılmayan, kendisine güvenilmeyen, sözüne itibar edilmeyen siyasetçi profilini, artık milletin zihninden silip atmanın gayreti içindeyiz. Açık söylüyorum. Biz gençlere mahcup olmak istemiyoruz. Üniversite öğrencileri karşısında mahcubiyet yaşamak istemiyoruz. Gençlerin siyasetten soğumasının ülke adına, gelecek adına kaygı verici olduğuna inanıyoruz. Onun için tutarlı bir siyaset izliyoruz. Yapacaklarımızı söylüyoruz. Yapamayacaklarımızı vaad etmiyor, her türlü gelişmeyi şeffaf bir şekilde milletimizle paylaşıyoruz. Her zaman ifade ediyorum. Bize oy vermeyenler olabilir. Bizi beğenmeyenler olabilir. Yaşamımızı desteklemeyenler olabilir. Politikalarımızı onaylamayanlar olabilir. Ama biz onların da hükümetiyiz. Bunu bir an olsun hatırımızdan asla ve asla çıkarmayacağız. Çünkü demokrasinin de gereği budur. Geleceğe eser bırakmanında gereği budur. Bugüne kadar siyasetçiler kendilerine oy çıkmayan bölgeleri, illeri, kesimleri adeta cezalandırma yöntemini seçti. Bakın şu anda kamu hizmetlerinde en çok payı alan illerden bir tanesi Tunceli'dir. Tunceli'de bizim milletvekilimiz yok. Hakkari aynı şekilde. Şırnak aynı şekilde. Hakkari'ye biz şu anda havaalanı yapıyoruz. Bölünmüş yollarını yapıyoruz. Şırnak'ın aynı şekilde. Şırnak'a da havaalanı yapıyoruz. Oranın da bölünmüş yollarını yapıyoruz. Suyu yoktu, buralara sularını getirdik. Belediyelerin yapması gereken hizmetleri biz yapıyoruz. Neden? Çünkü oralar Türk Cumhuriyeti'nin vatan topraklarıdır. Hepsine biz bu hizmeti götürmekle mükellefiz.''
"OY ÇIKMADI DİYE BURALARI İHMAL EDEMEYİZ''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu durumun aksinin düşünülemeyeceğini belirterek, kendilerine oy çıkmadı ya da az oy çıktı diye bu bölgeleri ihmal edemeyeceklerini kaydetti. ''Batı neyse doğu da o olacak. Kuzey neyse genelde o olacak. 780 bin kilometre karesi ile Muhasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmış bir Türkiye'nin vatan toprakları böyle görülmelidir diye inanıyorum'' şeklinde konuşan Erdoğan, buralara bugüne kadar hizmetlerin, yatırımların esirgendiğini ifade etti.
Erdoğan, belli iller ve bölgelerin ihmal edildiğini yineleyerek, şöyle devam etti: ''Biz bu anlayışa asla prim vermeyeceğiz. Hizmette, yatırımda, ayrımcılığa asla düşmeyeceğiz. Halk oylaması sonrasında defalarca ifade ettim. Hükümet olarak bize düşen yüzde 42'yi evet demediği için yok saymak değildir. Bize düşen yüzde 42'nin neden hayır dediğini anlamaktır. Bakın şu anda çok geniş çaplı bilimsel bir araştırmayı Türkiye'de yaptırıyorum. Neden yüzde 42 hayır. Bunu bilmem lazım. Bunu daha da aşağılara çekmek için ne yapmak gerekiyor. Demek ki bir yerlerde hatalarımız var, eksiklerimiz var. Neyse bunları öğrenmem lazım. Ona göre de bundan sonraki çalışmalarımızı planlamamaz, ona göre adımlarımızı atmamız lazım. Demokratik olgunluğun gereği budur. Standartları yüksek bir demokraside yaşamanın gereği budur. Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yürüten, bölgesel bir güç haline dönüşen, küresel projelerin içinde yer alan bir ülkenin hükümetine düşen budur.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu durumun aksinin düşünülemeyeceğini belirterek, kendilerine oy çıkmadı ya da az oy çıktı diye bu bölgeleri ihmal edemeyeceklerini kaydetti. ''Batı neyse doğu da o olacak. Kuzey neyse genelde o olacak. 780 bin kilometre karesi ile Muhasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmış bir Türkiye'nin vatan toprakları böyle görülmelidir diye inanıyorum'' şeklinde konuşan Erdoğan, buralara bugüne kadar hizmetlerin, yatırımların esirgendiğini ifade etti.
Erdoğan, belli iller ve bölgelerin ihmal edildiğini yineleyerek, şöyle devam etti: ''Biz bu anlayışa asla prim vermeyeceğiz. Hizmette, yatırımda, ayrımcılığa asla düşmeyeceğiz. Halk oylaması sonrasında defalarca ifade ettim. Hükümet olarak bize düşen yüzde 42'yi evet demediği için yok saymak değildir. Bize düşen yüzde 42'nin neden hayır dediğini anlamaktır. Bakın şu anda çok geniş çaplı bilimsel bir araştırmayı Türkiye'de yaptırıyorum. Neden yüzde 42 hayır. Bunu bilmem lazım. Bunu daha da aşağılara çekmek için ne yapmak gerekiyor. Demek ki bir yerlerde hatalarımız var, eksiklerimiz var. Neyse bunları öğrenmem lazım. Ona göre de bundan sonraki çalışmalarımızı planlamamaz, ona göre adımlarımızı atmamız lazım. Demokratik olgunluğun gereği budur. Standartları yüksek bir demokraside yaşamanın gereği budur. Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yürüten, bölgesel bir güç haline dönüşen, küresel projelerin içinde yer alan bir ülkenin hükümetine düşen budur.''