'Yasakları yasaklayın'
Rektörlerle bir araya gelen Erdoğan, üniversitelerin statüko bekçiliği yapmaktan vazgeçip özgürlüğü desteklemesi gerektiğini söyledi
Dolmabahçe Buluşmaları çerçevesinde Beşiktaş'taki Çalışma Ofisi'nde rektörlerle bir araya gelen Başbakan Tayyip Erdoğan, toplantı öncesinde, "Biz istiyoruz ki artık üniversitelerimiz Türkiye'nin kronik sorunlarına yoğunlaşsınlar. Yasakları yasaklasınlar" dedi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Devlet Bakını Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ile 70 rektörün katıldığı toplantıda Erdoğan, şu mesajları verdi:
STATÜKO BEKÇİLİĞİ
tYÖK, Yükseköğretim Yasasında değişiklik için kolları sıvadı. Bir komisyon eşliğinde, tüm üniversitelerle istişare halinde, üniversitelerin, bilimin, özgür düşüncenin önünü açacak bir yasayı seçim sonrasında ele alacak ve YÖK'ü; düzenleme yapan, politika üreten bir kurum haline dönüştüreceğiz. Yani bir reform dönemini başlatacağız. t YÖK'ün kapatılmasına dair hiçbir açıklamam olmadı. 'Bu, rejimin bekasıyla alakalı, sakın bunu gündeme getirmeyin' demişlerdi bana. Şimdi kendileri gündeme getiriyor. Üstelik reformu değil, kaldırmayı gündeme getiriyorlar. t Üniversite topluma, devlete ve siyasi iktidara da öncü ve yol gösterici olmalıdır. İstiyoruz ki artık üniversitelerimiz Türkiye'nin kronik sorunlarına yoğunlaşsınlar. Yasakları yasaklasınlar, statüko bekçiliği yapmasınlar. Özgürlüğü desteklesinler. Özellikle Güneydoğu ve Doğu'daki üniversitelerimiz daha fazla inisiyatif yüklensin, topluma önderlik etsin istiyoruz. Terör sorunlarının artmasında, eğitimde fırsat eşitsizliği önemli rol oynadı. O bölgeye okul yapılmadı; öğretmenler geri dönmenin yollarını aradı. Biz şimdi onlara her türlü imkanı sağlıyoruz. Her giden öğretmen, emniyet içinde görevlerini yapsın istiyoruz. tAkademisyen olmak çok zordu bu ülkede, ciddi engellerle karşılaştılar. İdeolojiden arındırılmış bir anlayışla bu işin önünü açmak lazım. Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinde üniversiteleri en ön safta görmek istiyoruz. t Biz, komünizm tehdidi gerekçesiyle, Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığı dönemleri gördük. Ardından, irtica paranoyasıyla, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığına, bu bölümlere öğrenci alınmadığına şahit olduk. Üniversitelerde sakal, bıyık, kılık ve kıyafet konuşuldu. Bu nedenle üniversitelerden ayrılan öğretim üyeleri oldu. Sadece bu konularla gündemde yer alabildiler. Bilim sorgulamaktır. Bilim ile statükonun yan yana bulunması bilimin özüne, hedefine aykırıdır. Farklı düşüncelere tahammülün olmadığı bilim ortamı tahayyül edilebilir mi? t Son 30-40 yılda zeki ve parlak öğrenciler bir hiç uğruna, şekil uğruna, inançlarının gereğini yerine getirdikleri bahanesi ile yurt dışında eğitime zorlandı. Yurt dışındaki Türk bilim insanlarını ülkemize davet ediyoruz. 30 yıl Amerika'da, İngiltere'de yaşamış bu bilim insanlarından dil belgesi istiyoruz. Tüm bu engelleri aşabiliriz ve aşmalıyız. tYüksek Öğretim Bütçesi 2002'de 2.5 milyar lira iken, 2010'da 9 milyar liraya yükseldi. 2011 bütçe tasarısında 11.5 milyar lira olarak planlanıyor. 2002'de 53 devlet, 23 vakıf üniversitesi olmak üzere 76 üniversite vardı. Biz 49 devlet ve 29 vakıf üniversitesi olmak üzere 79 yeni üniversite kurduk ve toplam 154'e ulaştık.
STATÜKO BEKÇİLİĞİ
tYÖK, Yükseköğretim Yasasında değişiklik için kolları sıvadı. Bir komisyon eşliğinde, tüm üniversitelerle istişare halinde, üniversitelerin, bilimin, özgür düşüncenin önünü açacak bir yasayı seçim sonrasında ele alacak ve YÖK'ü; düzenleme yapan, politika üreten bir kurum haline dönüştüreceğiz. Yani bir reform dönemini başlatacağız. t YÖK'ün kapatılmasına dair hiçbir açıklamam olmadı. 'Bu, rejimin bekasıyla alakalı, sakın bunu gündeme getirmeyin' demişlerdi bana. Şimdi kendileri gündeme getiriyor. Üstelik reformu değil, kaldırmayı gündeme getiriyorlar. t Üniversite topluma, devlete ve siyasi iktidara da öncü ve yol gösterici olmalıdır. İstiyoruz ki artık üniversitelerimiz Türkiye'nin kronik sorunlarına yoğunlaşsınlar. Yasakları yasaklasınlar, statüko bekçiliği yapmasınlar. Özgürlüğü desteklesinler. Özellikle Güneydoğu ve Doğu'daki üniversitelerimiz daha fazla inisiyatif yüklensin, topluma önderlik etsin istiyoruz. Terör sorunlarının artmasında, eğitimde fırsat eşitsizliği önemli rol oynadı. O bölgeye okul yapılmadı; öğretmenler geri dönmenin yollarını aradı. Biz şimdi onlara her türlü imkanı sağlıyoruz. Her giden öğretmen, emniyet içinde görevlerini yapsın istiyoruz. tAkademisyen olmak çok zordu bu ülkede, ciddi engellerle karşılaştılar. İdeolojiden arındırılmış bir anlayışla bu işin önünü açmak lazım. Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinde üniversiteleri en ön safta görmek istiyoruz. t Biz, komünizm tehdidi gerekçesiyle, Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığı dönemleri gördük. Ardından, irtica paranoyasıyla, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığına, bu bölümlere öğrenci alınmadığına şahit olduk. Üniversitelerde sakal, bıyık, kılık ve kıyafet konuşuldu. Bu nedenle üniversitelerden ayrılan öğretim üyeleri oldu. Sadece bu konularla gündemde yer alabildiler. Bilim sorgulamaktır. Bilim ile statükonun yan yana bulunması bilimin özüne, hedefine aykırıdır. Farklı düşüncelere tahammülün olmadığı bilim ortamı tahayyül edilebilir mi? t Son 30-40 yılda zeki ve parlak öğrenciler bir hiç uğruna, şekil uğruna, inançlarının gereğini yerine getirdikleri bahanesi ile yurt dışında eğitime zorlandı. Yurt dışındaki Türk bilim insanlarını ülkemize davet ediyoruz. 30 yıl Amerika'da, İngiltere'de yaşamış bu bilim insanlarından dil belgesi istiyoruz. Tüm bu engelleri aşabiliriz ve aşmalıyız. tYüksek Öğretim Bütçesi 2002'de 2.5 milyar lira iken, 2010'da 9 milyar liraya yükseldi. 2011 bütçe tasarısında 11.5 milyar lira olarak planlanıyor. 2002'de 53 devlet, 23 vakıf üniversitesi olmak üzere 76 üniversite vardı. Biz 49 devlet ve 29 vakıf üniversitesi olmak üzere 79 yeni üniversite kurduk ve toplam 154'e ulaştık.