Sanki 'maytap' geçiyorlar...
İstanbul Davutpaşa'da mukim bir iş merkezindeki maytap imalathanesinde, 31 Ocak 2008'de patlama olmuş, alevler hızla yayılıp komşu iş yerlerindeki oksijen ve bütangaz tüplerini patlatınca 21 yurttaş hayatını kaybetmişti. 116 kişi de ağır-hafif yaralanmıştı. Kurbanların yakınları, acının 3'üncü yıldönümünde buluşup eylem yapmıştı malum. Sadece 3 gün sonra Ankara'da art arda benzer patlamalar ve ölümler olunca aklıma düştü, Davutpaşa'daki o 'malum yere' gittim. Altı kaval üstü şeşhane dedikleri türden bir hal almış orası. Ana caddedeki ön tarafına bakınca modern, ferah, harika bir plaza görünüyor. Arka tarafa dolaşınca o görüntünün tüy kabası olduğu çıkıyor meydana. Dükkanların yüzde doksanı boş, ışıklar ürkütücü derecede loş... Bir ucube beton yığını hali var binada. Güya kimse gelmesin, ön kapı güvenliğinden izin almadan içeriye girilmesin diye tel örgüyle çevirmişler art kısımları. Lakin Nasrettin Hoca'nın mezarı gibi şekiller hasıl olmuş, 2 ayrı noktada bağlantıları unutunca yol olmuş o mıntıkalardan.
BİR GÜMBÜRTÜ Kİ...
Bu yaştan sonra güvenlikçi kardeşler taifesiyle dırdırlaşacak halim yok; arka taraftan duhul oluyorum içeriye. Zindan karanlığına bir kıl kalmışçası kör, ilaveten izbe ve rutubetli bir ortam. Oranın 'hayalet' bir iş hanı olmasını önleyen tek tük iş yeri var yine de. Çoğu patlama sonrası açılan işletmelermiş. "Eskiden kalma kimse yok mu?" diye sorunca, 3 kattaki bir esnaf lokantasına götürüyorlar beni. Büyükçe bir salonu, iri kıyım da bir mutfak bölümü var. Masalar, sandalyeler, servis tezgahları, bardak, tuzluk takımları gayatle şık, tertipli nizamlı. İşine saygılı, mahir insanlar işletiyor besbelli. Girince öğreniyorum ki aile işletmesiymiş. Anne ve kız mutfakta patates kızartıyor, küçük oğlan ekmek kesiyor, baba tezgahı, büyük abi kasayı, akrabalar da servisi kolluyor. Yani her şey tamam da tek eksik müşteri. Dertleşirken baba Ali Duman açıklıyor sebebini. - Kuruyunca yeşermiyor Savaş Bey. İşyerleri de ağaç gibi yani. Yüzlerce insan cıvıl cıvıl çalışırdı, şimdi kimse yok. - Nasıl etkilenmiştiniz patlamadan? Oğullardan İbrahim Duman yanıtlıyor: - Öğlen saatleriydi gümbürtü koptu. Dünya başımıza yıkıldı sanki. Dışarı fırladık, çevreyi kontrol ediyorduk ki daha büyük gümledi. Çığlıklar, feryatlar, inlemeler, her gün müşterimiz olan çok kardeşimiz öldü orada. Biz yaralıları olsun kurtaralım diye daldık içerlere. Bak benim ellerim orada yandı, yüzümdeki izler o anlardan kaldı. 'Böyle bir yerde maytap imalathanesi olur mu?' diye, öldüler, yaralanıp sakat kaldılar diye açılan tazminat davaları sürüyor. Yetkililer susarak, kımıldamayarak bizle sanki 'maytap geçiyor!'
BİR GÜMBÜRTÜ Kİ...
Bu yaştan sonra güvenlikçi kardeşler taifesiyle dırdırlaşacak halim yok; arka taraftan duhul oluyorum içeriye. Zindan karanlığına bir kıl kalmışçası kör, ilaveten izbe ve rutubetli bir ortam. Oranın 'hayalet' bir iş hanı olmasını önleyen tek tük iş yeri var yine de. Çoğu patlama sonrası açılan işletmelermiş. "Eskiden kalma kimse yok mu?" diye sorunca, 3 kattaki bir esnaf lokantasına götürüyorlar beni. Büyükçe bir salonu, iri kıyım da bir mutfak bölümü var. Masalar, sandalyeler, servis tezgahları, bardak, tuzluk takımları gayatle şık, tertipli nizamlı. İşine saygılı, mahir insanlar işletiyor besbelli. Girince öğreniyorum ki aile işletmesiymiş. Anne ve kız mutfakta patates kızartıyor, küçük oğlan ekmek kesiyor, baba tezgahı, büyük abi kasayı, akrabalar da servisi kolluyor. Yani her şey tamam da tek eksik müşteri. Dertleşirken baba Ali Duman açıklıyor sebebini. - Kuruyunca yeşermiyor Savaş Bey. İşyerleri de ağaç gibi yani. Yüzlerce insan cıvıl cıvıl çalışırdı, şimdi kimse yok. - Nasıl etkilenmiştiniz patlamadan? Oğullardan İbrahim Duman yanıtlıyor: - Öğlen saatleriydi gümbürtü koptu. Dünya başımıza yıkıldı sanki. Dışarı fırladık, çevreyi kontrol ediyorduk ki daha büyük gümledi. Çığlıklar, feryatlar, inlemeler, her gün müşterimiz olan çok kardeşimiz öldü orada. Biz yaralıları olsun kurtaralım diye daldık içerlere. Bak benim ellerim orada yandı, yüzümdeki izler o anlardan kaldı. 'Böyle bir yerde maytap imalathanesi olur mu?' diye, öldüler, yaralanıp sakat kaldılar diye açılan tazminat davaları sürüyor. Yetkililer susarak, kımıldamayarak bizle sanki 'maytap geçiyor!'