İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ıslak imzalı belge davasının bugünkü duruşmasında gizli tanık Efe'nin ifadesine başvuruldu. Tanık Efe'nin, kimliğinin deşifre edilmemesi ve basın mensuplarının salona alınmaması yolundaki talebi nedeniyle duruşmayı takip eden basın mensupları duruşma salonundan çıkarılarak ifade alma işlemine başlandı.
CİHANER'İN HEDEFİ, GÜLEN CEMAATİNİ EL KAİDE İLE AYNI KEFEYE SOKMAKTI
Ergenekon'un ne olduğunu bilmediğini belirten tanık Efe, "Ha duyuyoruz ama Erzincan'da böyle bir şey var mı, yok mu bilmiyorum. Fakat ben şunu gördüm. Ben sadece uygulamasını eylemleri anlatacağım. Bunun Ergenekon'la bağlantısı var mı yok mu onu bilemem o sizin takdiriniz. İlhan Cihaner'in eylemlerini, oradaki komutanların eylemlerinden bahsetmek istiyorum ben size. İlhan Cihaner ile oturmalarımızda sık sık beni kendisi adliyeye davet eder odasında özel görüşmeler yapardık biz. İlhan Cihaner bana sık sık şunu söylerdi. Türkiye'nin en büyük tehlikesi Fethullah Gülen'dir. 'Bu da Usame Bin Ladin olmayı hak etmiştir' şeklinde kendisinden birçok defa beyanlar duydum. İlhan Cihaner'in 3 tane hedefi vardı. Biri, Fethullah Gülen cemaatini Usame Bin Ladin örgütüyle aynı kefeye sokmak istiyordu. Tek derdi buydu. İkinci olarak Fethullah Gülen cemaatinin iktidara destek verdiğini de biliyordu, iktidarı da yozlaştırmak istiyordu ve yıpratmak istiyordu." dedi.
Bu konuda Çihaner'in, kendisine de kullanmaya çalıştığını belirten tanık Efe, "Üçüncü olarak da bunların oluşabilmesi için Türkiye'nin artık değişim sürecinde olduğunu yani bir şekilde demokrasi beklendiğini, demokrasi özlemi olduğunu söyledi. Askeri statüko veya Türkiye'de hakim olan statükonun kaybolmak üzere olduğunu, nitekim büyük oranda da kaybolduğunu belirten Cihaner, bunu engellemek için de sürekli 12 Eylül öncesi bir ortama ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Bunun için de terör olayları minimize edildi. Mesela Kemah'ta 9 tane şehit verdiğimiz olayla bunun direkt doğrudan bağlantıları vardır. İlhan Cihaner bu 3 hedefini yerine getirmek için çeşitli planlar yaptı. Benim de olduğum, istihbaratçıların da olduğu ortamda sürekli güvendiği biraz önce bahsettiğim güvendiği MİT bölge müdürünü, alay komutanını, istihbarat şube müdürünü görevlendirdi. Beni de birkaç konuda görevlendirdi." iddiasında bulundu.
AK PARTİ İL BAŞKANLARINI FİŞLEMEM İSTENDİ
Cihaner'in, kendisinden AK Parti'ye yakın AK Parti'nin direkt atadığı veya cemaate mensup olan il başkanlarını fişlemesini istediğini belirten Efe, "Bu konuda benden bilgi istedi. Orada devlet hastanesi vardır. Devlet hastanesi baştabibi ile ilgili özellikle benden böyle ihalelerde fesat karıştırmış mı tarzından bilgiler getirmemi istedi. Benden bu il başkanlarını fişlememi istedi. Ben bunu yapmadım. Aksine sağlık bakanlığına, il sağlık müdürü Mesut Beye gittim ve dedim ki İlhan Cihaner'in sizinle ilgili böyle böyle fikirleri var. Eğer bir suça karışmışsanız zaten adalet yerini bulacaktır fakat bir suç işlemediğinizi düşünüyorsanız sizlerle ilgili çok ciddi planlar var diye kendilerine söyledim. Bunları İl sağlık müdürüne, ÇEV çevre ve orman il müdürüne, Spor il müdürüne, Levent beye söyledim. Dedim bakın İlhan Cihaner sizin telefonunuzu harici olarak önleyici dinleme adı altında veya PKK ve DHKP-C örgütünü dinliyorum adı altında dinliyor haberiniz olsun dedim. Ve amacı da şudur dedim kendilerine. Aslında bunların ifadesi alınsaydı özellikle savcılık tarafından bunlar tam olarak ortaya çıkacaktı. Zannedersem ifadeleri alınmadı zaman darlığından da olabilir niçin alındığını bilmiyorum. Bunlar alınmadı zannedersem. İlhan Cihaner bana böyle bir görev verdi ben bunu yapmadım." dedi.
ERZİNCAN'DAKİ ALTIN MATENİ REZERVİ
Efe, Cihaner'in verdiği ikinci görev hakkında da bilgi verdi. Efe "Vermiş olduğu 2. görev de ki bence bu işte şu anda siyasi iktidarı ilgilendiriyor. Erzincan'da Dünya'nın en büyük 2. veya 3. büyük altın madeni var. Amerikan şirketlerine ait. Rezervi onların resmi olarak vermiş olduğu bilgilere göre 70 ton fakat benim oraya getirmiş olduğum bilirkişilere göre ki hepsi profesördür 600 ton. Bu Türkiye'nin bütün iç ve dış borçlarını kapatacak seviyede bir rakamı ifade ediyor. İlhan Cihaner benim görevli olduğum bölgede bu altın madeniyle ilgili soruşturma açmamı istedi. Ben de onun vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda soruşturma açtım. Çevreyi kirletiyor mu kirletmiyor mu diye. Çünkü İlhan Cihaner o altın madenini iktidara yakın Çalık grubunun alacağını öğrenmişti. Bunu da benimle paylaştı. Bu altın madenini 'Çalık grubu alacak, pazarlıklar sürüyor, biz bunun hakkında soruşturma açalım.' dedi. Direkt o dosyayla ilgilenmeye başladı. Bana sürekli talimatlar vererek yönlendirmek istedi. Mesela sık sık da beni en çok o dönemden sonra daha da samimileştik çünkü artık kendisi, kendisine daha fazla faydalı olacağımı düşünüyordu. Çünkü iktidara bu şekilde büyük bir maddi darbe vurmayı düşünüyordu." iddialarına yer verdi.
BİLİRKİŞİLERİ DE KENDİSİ BELİRLİYORDU
Cihaner'in bazı bakanların işte rüşvet aldığı şeklinde duyumları olduğunu belirten tanık Efe, "Bu konuyla ilgili dinlemeler yapıyordu. Bunları da bu soruşturma kapsamında ispat edip iktidarı yozlaştırmak istiyordu. Benle bu dosyanın hangi usulle yürütüleceği hususunda fikir teatisinde bulundu. Bana 'Sen jandarmaya orada bir soruşturma yaptır. Talimat yaz onlar gitsinler, çevreye falan baksınlar. Bilirkişi aşamasında beraber oturur hangi bilirkişileri oraya göndereceğimizi konuşuruz.' demişti. Ben gerekli şeyleri yaptım. Jandarmaya talimatı verdim o dosya içerisinde mevcuttur. Daha sonra onlar gittiler incelemelerini yaptılar. Sonrasında iş bilirkişi aşamasına geldi. Biliyorsunuz yani bilirkişinin vermiş olduğu rapor belki hakim, savcıyı bağlamaz ama soruşturmayı yüzde 90 etkiler. İlhan Cihaner bana bilirkişileri kendisinin tayin edeceğini söyledi. Ben de buna ilk etapta uygun olmayacağını kibar bir dille anlattım. Yani burada sonuç itibariyle bir maden hususunda bilirkişi incelemesi yapılacak ise bu konuda uzman kişiler vardır" iddiasında bulundu.
CİHANER, FATİH HİLMİOĞLU'NU ARADI
İlhan Cihaner'in İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu'nu aradığını belirten tanık Efe, "O zamanlar daha içeri girmemişti. İnönü Üniversitesi'nin Rektörü tam konuşma içeriğini bilemiyorum ama kendisine böyle böyle bir soruşturma olduğunu, bu konuda uzman 1, 2 tane hocaya ihtiyaç olduğunu kendisine söyledi. Karşı tarafın ne cevap verdiğini bilmiyorum. Fakat bu konuşmanın Fatih Hilmioğlu'nu tanıdığını hatta güvenmiş olduğunu ben öğrenmiş oldum. Sonrasında ben tabi soruşturmanın başında olduğum için adalet müfettişleri tarafından mutlaka bunun tenkit edileceğini, mutlaka soruşturulacağını düşündüm ve kendim bizzat İstanbul Teknik Üniversitesi'ne müzekkere yazarak hocaları davet ettim. Onlar bilirkişi olarak geldiler. Üç gün kaldılar raporlarını düzenlediler." dedi.
HANEFİ AVCI İLE İLİŞKİSİNİ ANLATTI
Kamuoyunda 'AK Parti ve Gülen'i bitirme planı' olarak bilinen belgeyle ilgili açılan tanık olarak ifadesine başvurulan gizli tanık Efe, Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklanan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın, kendisine bir kaset verdiğini, içerisinde çok farklı şeyler olduğunu söyledi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 19. duruşmasında gizli tanık Efe, savunmasını tamamladı ve sanıklar ile avukatlar tarafından sorulan soruları cevaplamaya başladı. Tanık Efe'nin ifadesini tamamlamasının ardından Mahkeme başkanı Köksal Şengün tanığa anlattıklarıyla ilgili olarak bazı sorular yöneltti.
Mahkeme Başkanı: "Bir de video gönderildiğini söylüyorsunuz size. Şu anda veremem onu size diyorsunuz. Hanefi Avcı tarafından size."
Gizli Tanık Efe: "Şimdi hayır hayır öyle şöyle."
Mahkeme Başkanı: "Niçin, sizin ne özelliğiniz var ki Hanefi Avcı size video verdi?"
Gizli Tanık Efe: "Şeyde var yani daha sonra ben onu Erzurum. Hangi videodan bahsediyorsunuz siz?"
Mahkeme Başkanı: "Bilmiyorum video gönderdi bana dediniz."
Gizli Tanık Efe: "Bu eğlence, eğlence anında çekilmiş."
Mahkeme Başkanı: "'Hanefi Avcı bana bir video gönderdi çok değişik şeyler var içerisinde.' şeklinde bir ifadeniz var. Açıklar mısınız?"
Gizli Tanık Efe: "Ben onu, onu kendisine iade ettim fakat onun bir gün çıkacağını düşünüyorum."
Mahkeme Başkanı: "İade ettiğiniz için mi söylediniz, söylemediniz öyle bir şey."
Gizli Tanık Efe: "Nasıl?"
Mahkeme Başkanı: "Şimdi söylüyorsunuz. Deminki ifadenizde öyle bir şey söylemediniz."
Gizli Tanık Efe: "O an yapılan bu işlem bir kayıt işlemi olduğu için hukuka aykırı olarak alınmış bir kayıttır. Ben bunu yapmadığım için onun eline ne şekilde geçtiğini bilmiyorum. Bunu, hukuk kisvesine büründürmek de uygun olmayacağı için hiç değerlendirmeye almadım. Bunu herhangi bir hakime, savcıya da vermedim. Yani daha sonraki şeylerde yine kendisine iade ettim."
Mahkeme Başkanı: "Size niye verdi bunu yani nedir?"
Gizli Tanık Efe: "Adalet Bakanlığında yüksek bir bürokratın İlhan Cihaner'e yardımcı olduğunu öğrenmiştim. Bir şekilde öğrendim. Bunun kim olduğunu kendisine soralım. Bu Hanefi Avcı çok iyi bir emniyetçidir. Bir hafta sonra kendisi bana bu videoyu verdi."
Mahkeme Başkanı: "Aranızda ne gibi bir ilişki var Hanefi Avcı ile nedir?"
Gizli Tanık Efe: "Evet Hanefi Avcı ile şöyle Hanefi Avcı Edirne'de iken kendisiyle biz telefonlaşırdık. Ben kura çektim kendisi bana tebrik mesajı gönderdi. Ondan sonra 2003'te tanıştık kendisiyle bir emniyet genel müdür yardımcısı vasıtasıyla tanıştık hemşerim olan. Ondan sonra diyaloglarımız devam etti. Ben Hanefi Avcı'nın niçin taraf demeyeyim de yani daha sonra neden bu işlere karıştığını bilmiyorum fakat kendisinin yayınlanan kitabında Erzincan'da 10, 15 kişiyi bu davalarla ilgili aradığını zaten itiraf ediyor. Yani sadece onlardan birinin ben olduğumu söyledim. Erol Halkalı'nın telefonundan aradı Eskişehir alay komutanının avukatı ve benimle görüştü bu şekilde."
Mahkeme Başkanı: "O video elinizdeydi iade ettim onu diyorsunuz öyle mi?"
Gizli Tanık Efe: "Evet iade ettim."
Öte yandan, tutuklu sanık Dursun Çiçek, tanığın kendisi hakkında "Dursun Çiçek ve İlhan Cihaner, 14-15 kişilik üst düzey askeri personel ile birlikte Erzincan Orduevinde kahvaltıya katılmışlardı." şeklinde ifadesi olduğunu hatırlattı. Çiçek, Efe'nin elbiselerin renkleri konusundaki beyanlarında yanlışlık olduğunu söyledi.