Teferruatlı cevap veriyorum

Başbakan Erdoğan, AK Parti grup toplantısında hitap etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadele ederken güvenlik ve özgürlük dengesinden asla taviz vermeyeceklerini, eskiye dönüşün kesinlikle söz konusu olmayacağını söyledi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, ''Benim Kürt kökenli kardeşim artık açık yüreklilikle, cesaretle, korkmadan, çekinmeden bu canilere 'yeter artık' diyor. 'Benim adıma öldürme' diyor. 'Elinin kanını bana bulaştırma' diyor. Allah'ın izniyle milletimizin sabır ve dirayetiyle bu kanlı örgütün de ve onun uzantılarının da maskesi artık tek tek düşüyor'' dedi.

Erdoğan, teröre karşı çok yoğun bir mücadele verdiklerini, çok kararlı şekilde terörün üzerine gittiklerini belirterek, terörle mücadele adına ne varsa onu yaptıklarını, atılacak ne kadar adım varsa attıklarını söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ancak bunu yaparken demokrasiden, halklardan, özgürlüklerden asla ve asla taviz vermiyoruz., Bölge halkının zarar görmemesi için kılı kırk yaran bir hassasiyetle hareket ediyoruz. Terör ile bölge halkını birbirinden ayırıyor, hiç kimseye en küçük bir zarar gelmemesi için büyük bir dikkat gösteriyoruz. Nitekim güvenlik güçlerimizin bu hassasiyeti bölgede büyük takdir görüyor. Terör örgütü bu hassasiyeti kırmak, sivillerin zarar görmesini sağlamak için her türlü tahriki seriliyor ama güvenlik güçlerimiz sabırla bunların üstesinden geliyor. Şahadete koşarak, aşkla, şevkle bunu çözmenin gayreti içerisinde. Şundan herkes emin olsun; güvenlik özgürlük dengesinden asla taviz vermeyeceğiz. Eskiye dönüş kesinlikle söz konusu olmayacak. 90'lı yıllara dönme kaygısının yersiz olduğunu bugün herkes görüyor. Verilen mücadelenin sadece terör örgütünü hedef aldığını, günlük yaşamı etkileyecek hiçbir olumsuzluğa geçit verilmediğini bugün herkes daha iyi anlıyor. Hamdolsun demokrasiyi ve hukuku zaafa düşürmeden terörle etkin mücadele ortaya konuluyor. Kesinlikle terör örgütünün kurduğu tuzaklara da düşmüyoruz.
Bu noktada şu vurguyu altını kalın çizgilerle çizerek tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Deprem sonrasında kimi mecralarda ortaya konan ırkçı ve ayrımcı görüş ve imaları şiddetle reddediyor ve kınıyoruz. Nasıl ki terör örgütü ve uzantıları benim Kürt kökenli kardeşimin temsilcisi değilse, benim Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşım da topyekün terör sempatizanı olarak yaftalanamaz. Bunun halkın çok açık net gördüğünü, eğer Türkiye genelinde 80 vilayet Van'da toplanmışsa, bütün imkanlarını Van için, Van'daki kardeşleri için seferber etmişse, bu oyun ne denli bozuk olduğu ortaya konan bir oyundur.''

''Terör örgütü bugün sadece insanımızın yaşamına kastetmiyor"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütünün, sadece vatandaşların yaşamına kastetmediğini, aynı zamanda insani değerlere, demokrasiye, barış, istikrar ve kardeşliğe kastettiğini söyledi. Erdoğan, ''Bu değerleri ağzından düşürmeyenlerin, çıkıp da terör örgütünün bu sabotajlarını, gözü dönmüşlüğünü, bu cinayetlerine ses çıkarması gerekmez mi? Ama bunlar yapamazlar, çünkü sipariş üzerine, emir komutayla geldiler'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden AK Parti Ordu Milletvekili Harun Çakır'a Allah'tan rahmet, ailesi, yakınları ve Ordulular'a başsağlığı diledi. Erdoğan, ayrıca Adnan Menderes'in bakanlarından Tevfik İleri'nin, vefat eden eşi Vasfiye İleri'ye de Allah'tan rahmet diledi.

Van depreminin üzerinden 9 gün geçtiğini, arama kurtarma, hasar tespit çalışmalarında son aşamaya gelindiğini belirten Erdoğan, Van merkezde arama çalışmalarının sona erdiğini, Erciş'te de çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu söyledi.

Deprem anından itibaren bin 792 artçı sarsıntının meydana geldiğini anımsatan Erdoğan, yaptıkları uyarı ve aldıkları önlemlerle artçı sarsıntıların kayba yol açmasının önlendiğini belirtti. Erdoğan, yaraların sarılması, yardımların dağıtılması, depremzedelerin geçici barınaklara yerleştirilmesinin çok büyük ölçüde tamamlandığını bildirdi.

Van depreminde 601 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 binin üzerinde vatandaşın yaralandığını ifade eden Erdoğan, 188 vatandaşın enkaz altından canlı kurtarılmasının, bu süreç içinde ayrı bir başarı örneği olduğunu kaydetti. Erdoğan, 3 bin 686 kamu personeli, 762 sivil toplum kuruluşu üyesinin, deprem bölgesinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, 7'si hava ambülansı olmak üzere 177 ambülansın bölgede görev yaptığını kaydetti.

Erdoğan, bölgeye 44 bin 164 adet çadır ulaştırdıklarını ifade ederek, 2 bin 310 Mevlana evinin bölgede kurularak, hizmet verdiğini söyledi.

Başbakanlık kaynaklarından depremzedeler için 13 milyon lira gönderildiğini, bunun bir yardım ödeneği olduğunu vurgulayan Erdoğan, Başbakanlık yardım hesaplarında ise 10 günde, Suudi Arabistan Krallığı'ndan gönderilen 50 milyon dolarla birlikte toplam 118 milyon liranın toplandığını bildirdi.

Erdoğan, bunların bölge için seferber edildiğini anlatarak, geçici barınakların yapılması, kalıcı konutların planlanması, bölgedeki insanın her türlü ihtiyacının karşılanması için tüm imkanları seferber ettiklerini söyledi.

Yaraları çok hızlı şekilde sardıklarına işaret eden Erdoğan, ''İnşallah Van, Erciş'i de çok daha sağlıklı, çok daha sağlam bir şekilde yeniden inşa edecek ve bu tip afetlere karşı çok daha dayanıklı bir yapıya kavuşturacağız'' dedi.

Erdoğan'dan teşekkür
Erdoğan, başta komşular olmak üzere depremzedelere yardım gönderen, yardım önerisinde bulunan, taziye mesajlarını ileten tüm ülke liderleri ve haklarına da şükranlarını sundu.

Türkiye'nin 74 milyonun tamamıyla Van depremiyle dünyaya örnek oluşturacak bir dayanışma gösterdiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Buradan desteklerini hissettiğim siyasi partilerimize, sivil toplum örgütlerimize, sanatçılarımıza, spor kulüpleri ve sporcularımıza, belediyelerimize, medyamıza, işverenlerimize, yardımları, katkıları ve destekleri için teşekkür ediyorum. Devletimizin tüm kurumlarına AFAD, TSK, emniyet teşkilatımıza, AKUT gibi sivil toplum kuruluşlarımıza çok çok teşekkür ediyorum. Verdikleri mücadele, her türlü takdirin üzerindedir. Van ile dayanışma içine giren 81 ilimize, oradaki tüm kardeşlerimize, yurt dışından seferber olan vatandaş, kardeş, akraba topluluklarına ülkem, milletim adına sonsuz teşekkür ediyorum. Yayın kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin kampanyalarına katılıp, Van ile dayanışma içine giren vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. İstanbul sokaklarında kağıt toplayarak, geçimlerini sağlamaya çalışan ama kazandıklarını Van'a yardım için gönderecek kadar gönlü zengin kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sakarya'nın Hendek ilçesinde tekerlekli sandalyesiyle balon satarak geçimini sağlayan, bir günlük kazancıyla aldığı iki battaniyeyi Van'a gönderen Murat Özer kardeşime milletim adına teşekkür ediyorum. Harçlıklarını, biriktirdikleri küçük tasarruflarını Van'daki kardeşlerine gönderen Türkiye genelindeki tüm yavrularımıza şükranlarımı sunuyor, gözlerinden öpüyorum. Silivri'de Van için gönderdiği battaniye arasında 5 bin lirasını unutan kardeşime ve o 5 bini bularak, ileten depremzede kardeşime de teşekkür ediyorum. Trabzon'da yetiştirme yurdunda kalan, bisiklet hayaliyle biriktirdiği 61 lirayı Van'daki depremzede kardeşlerine gönderen Muhammet Demirci'ye, ona bisiklet alarak bu tavrını ödüllendiren işadamımıza teşekkür ediyorum. İşte bu millet, böyle aziz bir millettir.''

''Nasıl bir canavarlıktır''
Başbakan Erdoğan, bu milletin, acının, gözyaşının, mağduriyetin rengine, ırkına, coğrafyasına hiçbir zaman aldırış göstermeyen, onurlu, fedakar bir millet olduğunu belirtti.

''On yıllardır bu milleti birbirinden ayırmak, birbirine soğutmak için yapılan her türlü nifak girişimi Allah'a şükür, Van'da enkazın altında kalmıştır'' diyen Erdoğan, milletin hamurunun, sevgi, hürmet, aşkla karıldığını söyledi. Erdoğan, bu milletin, kardeşlikle, dostlukla birbirine kenetlendiğini, yekvücut olduğunu dile getirerek, milletin bütünlüğü, kardeşliği, birliğinin bir günde, bin günde değil, binlerce yılda oluştuğunu vurguladı.
Erdoğan, yüzlerce olayda bütün bunların test edildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

''Senlik benlik, ayrılık gayrılık bizim aramıza sızamaz. Kimse, bu milletin içinden ötekiler çıkaramaz, düşmanlar üretemez. Van depreminden sonra yaşananlar, bin yıllık kardeşlik hukukumuzun ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Herkesin insani duyarlılıkla, hamiyet elini uzattığı, dayanışma içine girdiği böyle bir günde, tahrikten, fitne fesattan, ayrımcılıktan medet umanların çıkması, deprem acısı kadar yüreklerimizi dağlamıştır. Kimlerin istismarcı olduğu, kimlerin milletin hissiyatını sömürdüğü, kan ve gözyaşından beslendiği, kimlerin de bu ülkede birlik, beraberlik, kardeşlik için mücadele ettiği; Van depreminde açık ve net şekilde ortaya çıkmıştır. Türkiye, Van'da, Erciş'te enkaz altında kalanların acısıyla kıvranırken, örgüt uzantıları, Van Belediyesine ait belediye garajında basın açıklaması yapıyor, Van'da 3 günlük yas ilan ediyorlar. Deprem için yas ilan etmiyorlar, öldürülen teröristler için yas ilan ediyorlar. Bunların, sahte Cuma namazı kıldıran, sahte imamları da bu arada İstanbul'da sahte para operasyonunda tutuklanıyor. Bunların deprem, acı, gözyaşı diye bir derdi yok. Bunlar depremden ne kaldırırız, ne götürürüz, bunun derdi içindeler. Deprem acısını nasıl istismar ederiz, onun peşindeler. Bütün Türkiye, Van'daki enkazı kaldırmak, yaraları sarmak için seferber olurken, Azra bebeğin kurtulmasıyla tüm Türkiye büyük bir sevinç yaşarken, bunlar Van kırsalında güvenlik güçlerine tuzak hazırlayacak kadar vicdandan, izandan, insanlıktan yoksunlar.
Bingöl'deki olayı gördünüz. Bayram alışverişine çıkan Hatice kardeşimiz, oğlu ve kızlarını korumak için canlı bombanın üzerine kapaklanıyor, hayata gözlerini yumuyor. Bir annenin, üç çocuğunun gözleri önünde havaya uçması ne demektir? Oyuncakçı dükkanı önündeki masum sivilleri, küçük bebeleri hedef almak ne demektir? Herkesin can kurtarma derdinde olduğu saatlerde, insanların canına kast etmek nasıl bir canavarlıktır? Çok merak ediyorum acaba terörist taziyesinde boy gösterenler, canlı bombanın çocuklarının gözü önünde anne öldüren, sokaktan geçen Mehmet Çelik'i katleden, Hatice kardeşimizin 16 yaşındaki Veysel'ini ağır yaralayan o teröristin evine de taziyeye gidecekler mi? Acaba bu vahşete, cinayete lanet okuyup, terör örgütüne karşı bir kınama cümlesi kurabilecekler mi? Terör örgütü bugün sadece insanımızın yaşamına kastetmiyor, aynı zamanda insani değerlere, demokrasiye, barış ve istikrara, kardeşliğimize kastediyor. Bu değerleri ağzından düşürmeyenlerin, çıkıp da terör örgütünün bu sabotajlarını, gözü dönmüşlüğünü, bu cinayetlerine ses çıkarması, tepki vermesi gerekmez mi? Herkes gösterdiği tepki, takındığı tavırla asaletini, karakterini ortaya koyar. Ama bunlar, bunu yapamazlar çünkü bunlar sipariş üzerine, emir komutayla geldiler. Dolayısıyla o şekilde gelenler, bu dediğim ifadeleri kullanma cesaretini, asaletini ortaya koyamazlar. Kim nasıl davranırsa davransın, Selahaddin Eyyubi'nin çocukları, Selahaddin'e yakışır şekilde artık katliamlara, hukuksuzluklara, cinayetlere, haksızlığa karşı kahramanca tavır alıyorlar.''

Kılıçdaroğlu'na 'Kayseri' cevabı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Kayseri mektubu cevabı verdi. Kılıçdaroğlu'nun mektubuna cevaben bir mektup yazdığını söyleyen Erdoğan, "Sen bu Kayseri meselesinden çok kötü çaktın. Kayseri'yi yargıya bırak da 'yamyamları doyuramıyoruz' diyen kendi belediye başkanının ifadelerine bak. Böyle bir genel başkanın CHP'ye yakışıp yakışmadığı CHP'nin bileceği bir iş. Zorla güzellik olmuyor başkan demekle başkan olunmuyor." dedi.

AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşan Başbakan Erdoğan, Cumhuriyetin kuruluşunun 88. yıldönümünü kutladı. Kurtuluş ve kuruluşta emeği geçen tüm şehitleri ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere gazileri y'd eden Erdoğan, Van depremi ve Çukurca'daki saldırılar sebebiyle yaşanan acıyı dikkate alarak Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının abartılı şekilde yapılmaması nedeniyle bir genelge yayınladıklarını söyledi.

Bu genelgenin bu anlamda ne ilk ne de tek olduğunun altını çizen Erdoğan, "Geçmişte de çeşitli afet dönemlerinde vakar ve ağır başlı yapılması için kararlar alınmıştır. Örneğin 1999 Sakarya depreminin ardından DSP- MHP-ANAP Hükümeti tarafından törenler iptal edilmiştir." dedi.

"CHP paranoyalarından kurtulmak zorunda"
CHP'nin geleneksel istimrarcı reaksiyonunu harekete geçirerek, törenlerin iptalini farklı yönlere çektiğini belirten Erdoğan, "Huylu huyundan vazgeçmez. Kendisini cumhuriyetin yeg'ne sahibi sanan CHP 29 Ekim törenleriyle ilgili bildik refleksini gösterdi. Cumhuriyetin sahibi şu ya da bu değildir cumhuriyet cumhurundur. 74 milyon 88 yıl boyunca nasıl ki sevinçleri hep birlikte yaşadıysak, hüzünleri hep birlikte yaşadık. Sevinci de kederi de paylaşmaya devam edeceğiz. Hiç kimse meseleyi farklı mecralara çekme gayreti içine girmesin. Hiç kimse AK Parti'ye cumhuriyet dersi vermeye kalkmasın. Cumhuriyeti elitlerin zenginlerin belli kesimlerin değil, 74 milyonun cumhuriyetidir. AK Parti'nin en büyük başarılarından biri cumhuriyeti cumhurla buluşturmak olmuştur. Aynı şekilde kararlı mücadeleyi sürdürecek Cumhuriyetimizi dimdik en güçlü şekilde ileriye taşıyacağız. CHP değişmek istiyorsa mevcut paranoyalarından kurtulmak zorundadır. CHP eğer değişim iddiasında arzusundaysa en başta genel başkanın üslubunu sorgulamak zorundadır." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu'na: Kayseri meselesinden çok kötü çaktın
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun kendisine bir mektup gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, 'Sayın Başbakan' diye başlayan 'saygılarımla' ifadeleriyle biten mektubun metninin ana muhalefet partisi liderinin edep ve adap üslubunun dışında kaleme alındığını belirtti.
Mektubun Kayseri ile ilgili iddiaları içerdiğini söyleyen Erdoğan, "Orayla ilgili niye müfettiş göndermemişim. Aynı şekilde Elazığ ile ilgili iddialar var. Müflis tüccar eski defterleri karıştırır. Malzemesiz kaldıkça Kayseri Elazığ iddialarına sarılıyor. TBMM Genel Kurulu'nda iddiaları dile getirdiği anda bu iddiaların yalan olduğunu ortaya koyduk. CHP genel başkanın aldatıldığını, yanıltıldığını, çaktığını orada ortaya koyduk."

Kılıçdaroğlu için "Her sıkıştığı anda Kayseri meselesine sarılıyor." diyen Erdoğan, "Karşılıksız çekle namı maruf olan kişiyi milletvekili yapıp parlamentoya taşıyor. Güya kendi partisi içindeki yolsuzlukları örtme gayreti içine giriyor. Bana gönderdiği defter değil bir k'ğıt parçası. O k'ğıt parçası başka birçok belge ve bilgiyle mahkemede. 'Avukatın parasını belediye ödedi' dediler yalan çıktı. 2 katlı binaya '9 katlı' dediler yalan çıktı. H'sılı ortaya attıkları her türlü iddia yalan. Sayın Kılıçdaroğlu, sen bu kayseri meselesinden çok kötü çaktın. Kayseri'yi yargıya bırak da 'Yamyamları doyuramıyoruz' diyen kendi belediye başkanının ifadelerine bak. Böyle bir genel başkanın CHP ye yakışıp yakışmadığı CHP'nin bileceği bir iş. Zorla güzellik olmuyor başkan demekle başkan olunmuyor. Kongreden çıkmakla da lider olunmuyor. Kendisine teferruatlı mektupla cevabı veriyorum. Bugün yarın kendisine ulaşacak. Bununla kalmayacak, bunları devam ettirecek çünkü sermaye yok." şeklinde konuştu.


Google Haberler'de tüm geliþmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ý takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!