Mekânla Oyun Oynayan İsviçreli Dâhi

Heykeltıraş Urs Fischer, genç ve ateşli bir sanatçı, üstelik Avrupalı. Konu enstalasyon sanatı olunca, farkını konuşturuyor Fischer: Galeri duvarlarına ya da zeminlerine, müzelere ve resim stantlarına kocaman delikler açıyor ve bunlar çoğunlukla tüyler ürpertici bir güzellikte oluyor. Duchamp'ı andıran ama olağanüstü bir deneysellik yansıtan bu eserler, enstalasyon sanatının sonunun geldiğini gösteriyor sanki. Tek renkli tabloların, resim sanatının bitişine işaret ettiği gibi. Hiçbir şey eklemenize gerek yok, mekânı ve mimariyi kullanın yeter. Renkli bir atmosfer yaratmak isteyen Yeni Müze (The New Museum,) iki yıllık binasındaki sergi alanının neredeyse tamamını, yani üç katını Fischer'in kullanımına sundu. Bu akıllıca bir hareket. Yine de müzenin zeminde kocaman bir oyuk görmeyi bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. "Urs Fischer: Marguerite de Ponty" isimli sergi, müzenin küratörlerinden Massimiliano Gioni yönetiminde açıldı. 1973'te İsviçre'de doğan Fischer, savaş sonrası sanatının en güçlü nesillerinden birine mensup olan Sigmar Polke ve Martin Kippenberger'in de aralarında bulunduğu Almanca konuşan "kötü çocuklar" akımından geliyor olsa da, sergisinin prematüre, iddialı ve tahmin edilemez bir havası var. Fischer'ın kaprisli ve cesur heykelcilik konsepti söz konusu olduğunda, her şey gerçekleşebilir. Gerçekleşti mi peki? Hem evet hem de hayır. Yeni Müze'deki sergi, heykelcilik ve enstalasyon sanatı adına büyük bir alanı kaplasa da, fazla zarif kaçmış. Fischer ile Gioni son iki yılın eserlerine yoğunlaşmış ancak beklediğimden daha sönük işler çıkmış ortaya. Deliklerin yokluğu anlaşılabilir; kendini tekrarlamak bir marka için iyi bir şey değildir. Ancak sergideki çok az şey, galerinin odalarındaki beyazlığı lekeleyen ve aynı zamanda her biri merak uyandırıcı bir güzellik sunan deliklerin yarattığı şaşkınlığı verebiliyor. Gösteri bunun sadece ipuçlarını sergiliyor, ancak yine de Fischer'in kendine has neo-dadacı şekilciliğini yansıtıyor ki, bu da minimalist bir yarar gözeterek boşluk, ölçek ve algıyı kuralsızlıkla bir araya getirmek anlamına geliyor. Fischer'ın cesareti, en çok serginin "Urs Fischer: Delikteki Kürek" isimli kalın katalogundaki resimlerde göze çarpıyor. Katalogda, sanatçının son on iki yılda yarattığı heykel ve enstalasyonlara ve mekanı tüketmeye olan ilgisi göze çarpıyor. Resimlerde çok sayıda delik gösteriliyor. Bunların içinden en çok dikkat çeken, New York'taki Gavin Brown galerisinin zeminine açtığı iki metreden derin oyuk. Aynı zamanda "trompe l'oeil/göz aldanması" isimli bir resim tekniğine, grafik tasarımcısı Scipio Scheider ile çevreci bir yorum katarak zıt noktalara götürdüğü eserler de görülüyor. Katalogdaki çalışmalardan birinde, bir mekânın duvarları, mekânın gerçek boyutta bir fotoğrafıyla kaplanmış. Bu tekniğin en son örneklerinden biri olan bu çalışma, serginin en büyük sürprizlerinden biri. Dördüncü kattaki sergi, şekil verilmemiş kaya parçalarından oluşan beş dev heykel formuna ev sahipliği yapıyor. Metal grisi bu heykellerin, korkutucu bir heybeti var. Küre şekilleri, heykelciliğin başlangıcından de Kooning dönemine ve sonrasına kadar geleneksel heykelcilikte görülen devamlı döküm ve kalıpları hatırlatıyor. Ancak geçici bağıntıları ve yeni fikirleri beraberinde getirirken, jeolojik bir altyapı da gözlemleniyor. Bir tarafta bir atın yukarı kaldırdığı başı, diğer tarafta bir çift kalça… Hepsi üç boyutlu, asimetrik Rorschars lekelerine benziyor. Sonra, dev parmak izlerinin çizgilerini ve bir iki parmak ucunu fark ediyorsunuz. Parmak izlerinin büyütülmüş olduğunu biliyorsunuz ama "bunların orijinali sadece birkaç santimetre değil miydi?" diye düşünüyorsunuz. İşte bu da sanatçının dokunuşudur, bu dokunuşun çok ama çok büyük boyutlu bir ifadesi. Diğer çalışmalar, günümüz heykelciliğinde yaygın olan ve "bir tarzı fazlaca tekrar etme" anlayışının izlerini taşıyan, birbiriyle alakasız nesnelerin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Örneğin "Kilit" isimli çalışmada, bir el arabasının farklı parçaları birleştirilmiş ve bir çanta duvara tutturulmuş. Elektrikli mıknatıslar sayesinde, pembe renkli bir pasta havada asılı duruyor. Üçüncü kattaki sergiyeyse boşluk hâkim ve her şey orijinal boyutunda. Serginin tek deliği bu katta. Sekiz santimetre genişliğindeki bu delik, upuzun bir duvara açılmış ve "Noisette" adını taşıyor. Yaklaştığınızda, cinsel çağrışımlar uyandıran, pembe renkli, yapma bir insan dilinin deliğe girip çıktığını görüyorsunuz. Yetişkin bir Sürrealist şakasına benziyor. Ama bu kattaki en iyi çalışma, mekânın gerçek boyuttaki renkli resminin duvar kâğıdı yapılarak duvarların kaplanmasıyla gerçekleştirilen "Lascaux İçin Son Çağrı" çalışması. Boş beyaz zeminin tümünü (tavan ve çatı penceresi de dâhil), ışık eklemeden fotoğraflayarak elde edilmiş bu çalışmaya da pembe renk hâkim. "Trompe l'oeil/göz yanılması" tekniğini en belirgin şekilde, güvenlik tabelalarını incelediğinizde görüyorsunuz. Kanunlar gereği bunlar kaldırılamadığı için üzerlerine kendi fotoğrafları konuyor. Sanki Fischer, mekân içinde mekân keşfetmiş ve bu da tam anlamıyla bir "alacakaranlık kuşağı" gibi.

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer New York Times Haberleri
Diğer New York Times Haberleri
Sanal Âlemde Ucuz Ve Sınırsız 'Lüküs Hayat'
Hoşgörü Gösteremeyecek Kadar Kötü Ebeveynle Nereye Kadar?
Uyarıcı Moleküller Amacını Aşıyor, Kişilerde Takıntı Meydana Getiriyor
Ölüm Ayini Kurbanları
Gelişmiş Silahlar Sabotaja Daha Çok Açık
New York Borsası Yeni Rakipleriyle Başa Çıkabilecek Mi?
Evliliklerde Para Meseleleri
DVD'lerin Çöküşünden Sonra Stüdyolar Tutunacak Dal Arıyor
Microsoft, Masaüstü Bilgisayarı Aşmaya Çabalıyor
Büyük Yanılgı
Gıda, İnsanlık, Doğal Çevre 2050'ye Nasıl Varacağız?
Asker Değil, Daha Fazla Oku
Rahibelerin Dramatik Öyküsü
Geçmişten Gelen Işık
Mikro işlemciler ve Tekelleşme
Caz Ustasının Gizemi
Anı ve Oyuncak Zengini Bir Koleksiyoncu
Sınır Tanımayan Kelimeler
Sıra Dışı Seçimler, Sıra Dışı Bir Aktör
Memeliler Kulaktan Kazanıyor
Yaşamak İçin Öğrenen Mercan Balıkları
Geleceği Neyin Çizdiğini Yeniden Düşünelim: Bilim Mi, Teknoloji Mi?
Toprağın Ne Zaman Kayacağını Önceden Tahmin Etmek
Çinliler Tersine Gidiyor
Benedikt'in Hamlesi
Brezilya Döndü. Ama Nereye?
Karadziç'i Yargılamak
Daha Fazla İran Adaletsizliği
Örtbas Etmeye Devam
Beyaz Saray Erkekler Kulübüne Mi Döndü?
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol