5 günlük hava durumu
28 Mart 2010 Pazar

Herkesin hayran olduğu insanlar bana hayran

  • 28.03.2010

Bülent Ersoy'u aratmayan sesi, Huysuz Virjin'i kat be kat aşan iğneli dili sayesinde, sanat dünyasının en şöhretli isimleri onun müdavimi. Utku da"Benim gibisi yok," diyor

BEN İNSAN OLMAYI ÖĞRENDİM
Etiler eğlencesinden hiç mi hiç anlamam, o dünyayı bilmem. Fakat hayat sürprizlerle dolu işte! Bir gece, meşhur 'Utku'yu izlerken buldum kendimi... Kalabalık bir grupla mekân mekân gezerken Keops'tan içeri dalmışız. "Utku var, sahnesi iyidir," diyorlar, ben "Utku kim!" diyorum. O derece bihaberim yani, olaya. İçeri girip oturuyoruz, hafta içi, çok kalabalık değil... Sahnedeki kadın düz, uzun, siyah bir elbise giymiş. Gösterişsiz, abartısız, çok sade. Ama Bülent Ersoy'u aratmayacak sesiyle her telden söylüyor. Bu arada da orkestrasıyla uğraşıyor, seyirciye sataşıyor, açık seçik espriler yapıyor, sahneye son derece hakim, Huysuz Virjin'i kat be kat aşan bir şov... Fakat ben, ya saflıktan ya sarhoşluktan sahnede bir transseksüel olduğunun farkında bile değilim. Biri beni uyarıp "Farkındasın değil mi?" dediğinde ancak uyanıyorum olaya. Sahnedeki kadın o kadar ilgimizi çekiyor ki; sabah beşe kadar onu izlerken buluyoruz kendimizi. Onu önceden tanıyanlar, 'eski' halini bilenler anlatıyor: Ebru Gündeş, Bülent Ersoy sık sık gelir, ön masadan Utku'yu dinler, müdavimleri vardır, erkekken incecikti, vs... Sonra başka bir mekânda rastlıyorum Utku'ya. O da müşteri. Mikrofon uzatılıp bir şarkı isteniyor. Mekânı, o müthiş sesiyle doldurduğunda, 'bi daha bi daha' tezahüratları yapıldığında 'Ben mutlaka bu kadının hikâyesini dinlemeliyim,' dedim. İkna ettim, buluştuk. "Ne istiyorsan sor," dedi. İnanılmaz bir hayat hikâyesi dinledim... Kesinlikle okunmaya değer bir hikâye...
- 1972 Balıkesir doğumluyum. Öğretmen bir anne-babanın çocuğuyum.
- Tek çocuk musunuz?
- Kız ikizim var, ayrı yumurta ikizleriyiz. Okul dönemim, Balıkesir-Gönen'de geçti... Çocukluğum, bu tarz kimlikte biri için gayet sağlıklıydı. Eşcinsellerin çocukken yaşadığı birtakım şeyler vardır hani, başlarına çeşitli şeyler gelebilir, birileri taciz eder, hiç böyle hikâyelerim olmadı. Belki annemin babamın saygın insanlar olmaları, tanınmaları da etkiliydi bunda bilmiyorum. Ama büyüdükçe 'kız gibi çocuk' demeye başladılar...
- Neyiniz kız gibiydi?
- Çok efendi bir çocuktum, çok kibardım, naziktim. Kurban kesilirdi, 'ay ay ay' diye koşup uzaklaşırdım. 'Oğlunuz kız gibi kibar,' derlerdi. İlkokul çok başarılı geçti. Annem çok hırslı, başarılı bir kadındı, ne olursak olalım bizi çok kurallı yetiştirdi. Sindirmişti birtakım şeyleri, ailesi toprak zenginiydi. Para bazen insanları eğitiyor, istiyorsan tabii!
- Ne zaman kendinizi farklı hissettiniz?
- Altı yaşındaydım...
- O yaşta nasıl hissedilir ki bu?
- Kızkardeşimin elbiselerini giydim!
- Eyvah! Peki aileniz farkında mı?
- Tabii farkında!
- E ne yapıyorlar?
- Hiç! Annem 'Sen normalsin, şusun busun' diyor, olay kapanıyor. Sonradan fark ediyorum ki, kendime yalan söylemişim.
- Anneniz bu savaşı verirken siz ne diyorsunuz, ne istiyorsunuz?
- Öyle savaşlarım yoktu ki... Hiçbir şey bilmiyordum! Ortaokul dönemi de sakin geçti. Kızlar benden hoşlanıyorlardı fakat bir kız arkadaşım olsun istemiyordum. Ama bir erkekten de hoşlanmıyordum. Tuhaf bir şeydi benimki. Çünkü bir erkekle yatmak büyük bir tabuydu benim için.
- O yaşlarda normal değil mi bu?
- Tabii ama işin kötü yanı küçükken, ergenlik dönemindeyken kendi cinsinden biriyle yatmayı eşcinsellik sanıyorsun. Aslında bu bir gen eksikliği, çok daha sonra bunun doğrusunu öğrenebiliyorsun. Bana göre eşcinselliğin içerisinde korkunç bir sapıklık var, kadın görüntüsünde biri, bir adamı iğfal ediyor, korkunç bence. Bana göre değildi bunlar...
- Nereye kadar sürüyor bu kendini inkâr?
- Lise bittiğinde karar verdim; gidecektim çünkü cılkı çıkmaya başlamıştı.
- Nasıl cılkı çıkmıştı?
- Saçımı acayip kestirdim bir gün... Birileri babama 'Oğlun kız gibi,' deyince, çok üzüldü. Evde kıyamet koptu, babam üstüme yürüdü. Marmara Üniversitesi tekstil bölümünü kazanmıştım, ayrıldım evden. Bandırma'da gemiye bindim, annem iskelede, tek başına, ben gözden kaybolana kadar baktı ardımdan. Asla unutamam o sahneyi çünkü benim için Utku orada kaldı.
- İstanbul'da her şey değişti mi?
- Allah'tan maddi durumumuz çok iyi, annem geldi bana yardıma. Şişli'de evimi tuttu, dayadı döşedi, 'Okuyacaksın,' dedi. Modacılarla tanışıyorum, stilist olacağım, kumaş eğitimi görüyorum. 'İt iti bulur' derler ya, bir çocukla tanıştım, arkadaş olduk, beni bir bara götürdü. O gece resmen titrediğimi hissettim.
- Neden? - İçerisi benim gibilerle dolu, yığınla! Makyajlılar, aktif pasif adamlar dolu.
- Ne hissediyorsunuz o ortamda; konduramadığınız şeyler gelip yakalıyor mu sizi bir yerden?
- Daha 18 yaşımdayım, cinsellik falan düşünmüyorum bile. Bir de bende enteresan bir duvar var, öyle müptezellik yapamıyorum. Sonraki dönemlerde de gece gidip barda bir adamla tanışıp birlikte olmadım kesinlikle. Cinsellik fütur dışı bir şey ve bunu çok kötü kullanıyor insanlar. Herkes herkesle her şeyi yapabiliyor, bu korkunç bir şey. Benimse en büyük idealim Londra'ya gitmek, okumak, modacı olmak, Rıfat Özbek'le tanışmak...
- Peki sizin için her şey ne zaman başlıyor, yeni dönem?
- O sıra kovuldum işten, çok üzgünüm. Bir kız arkadaşım beni bir bara götürdü, Ladies Night'mış. Yıl 1992, Kuşum Aydın'ın ilk dönemleri. Kız kılığındayım ben de. İçeride yer yok; ceketli, eldivenli, taytlı bir adam çıktı sahneye. Ceketini bir attı... Sırtı açık bir gömlek! İnsanlar çığlık atıyor, ben şoktayım.
- Neden şoktasınız?
- Hayran oldum ya...
- Nesine hayran oldunuz?
- Gücüne! 'Şu güce bak,' dedim. Sokakta insanların bakıp güldüğü biri, burada kraliçe gibi. O sırada başka bir kulüpte de Yılmaz Morgül çıkıyor. Gittik, odun kesen makineler vardır ya, onun gibi bir ses çıkarıyor, korkunç yani. O dönem İstanbul gece hayatında şorolo şarkıcı modası var...
- Ne demek şorolo?
- Bana göre kadın kıyafeti giymiş adamlar! Şifonla çıkıyorsun ya, ötesi var mı? Sakallar tıraş ediliyor, full makyaj ve şov yapıyorsun.
- 'Ben de yaparım,' mı dediniz?
- Tabii, benim onlardan neyim eksik? İşsizim, kurtulmam için tek yol bu.
- Hiç eğitim almadan, işi öğrenmeden?
- Tabii, hiçbir şey yok. İşin zaten kötü yanı o. Bugün eleştirdiğimiz birçok insan gibi başladım ama şu an hakkını veriyorum. Çok çalıştım, gündüz 16:30'da gider provaya başlardım. 19 yıldır çalışıyorum...
- İlk sahneye çıkışınızı anlatsanıza?
- Yılmaz Morgül'ü işten çıkarıyorlar, hiç müşterisi yok çünkü. Aradıkları daha feminen, Aydın gibi bir şey. Fakat benim öyle olmama imkân yok. Anadolu'dan birini getir koy, ne hissederse onu hissediyorum. Neyse ilk gün çıktım, Zeki Alasya'nın kızı Zeynep beni çok sevdi, çok iyi arkadaş olduk. 1.5 yıl ev arkadaşı olduk. Rahmetli anneannem, Zeki amca, beni çok iyi yetiştirdiler.

KAFAM ÇALIŞMIYORDU Kİ O SIRALAR
- Siz nasıl giyiniyordunuz sahnede?
- Kot pantolon, gömlek, bir yelek... Saçlar kısacık, simsiyah. Patronlarım dedi ki; böyle olmaz, feminen olmak zorundasın! O gün Zeynep benim kaşlarımı almama yardım etti. Şifon, kırmızı bir gömlek aldım, siyah bol paça bir pantolon, 'merabaaaa' (senini inceltiyor) diye çıktım sahneye. Aa ne güzel, kimse rahatsız değil, bu esnada da para kazanıyorum. Ve düşünebiliyor musun, Sabancı Korusu'nda çıkmaya başladım.
- Ne alaka?
- Çünkü patronlarım çok para kazandılar benden, öyle bir program yapıyorum ki, kimler kimler izlemeye geliyor, starım artık! Gücün, elindeki mikrofonda olduğunun farkına vardım o gün. Sait Halim Paşa Yalısı'nda Dr. Aldo diye bir çıkıyor, İngilizce okuyor, inanılmaz repertuvarı var, onu örnek aldım. Böyle böyle Utku fenomen oldu. Sonra üçüncü yılımda bir çocukla tanıştım...
- Gay mi?
- Yok, ben gay bir adamla hiç birlikte olmadım. Normal bir adamdı. İlk erkek arkadaşımdı. Beş yıl birlikte olduk.
- Hiç sormadınız mı 'Niye ben?' diye?
- Çünkü çok iyi para kazanıyordum. Ama o sıralar benim kafam çalışmıyordu ki böyle şeylere, kendimi yetiştirmemiştim. İnsan olmak ne demek bilmiyordum. 19 yaşında, altımda iki tane arabam var. Kulüplerde sosyete sırada beklerken 'Utku Hanım geliyor' diye kapılar açılıyordu. Zaten o andan sonra da benim için hatalı hayat başlıyor...
- Nasıl hatalı?
- Sigara içmez, alkol dahi kullanmazken, birlikte travesti olduğumuz bir arkadaşım sayesinde Ecstasy'ye başladım. Artık 40 kilo kalmıştım, tırnaklarım falan dökülüyordu. Narkotik aldı tabii beni, sadece Ecstasy kullandığım için serbest kaldım, Allah'tan temizlendim. Şimdi bana bir bak!
- Ders oldu mu bunlar size?
- Off sen ne diyorsun! Annem bana ne dedi biliyor musun? 'Seni hiç sorgulamıyorum, ne için utan biliyor musun? Bu polisler sana geliyor, seni izliyorlar, sana hayranlar. Ve sen onların karşısında, ellerini önünde bağlayıp, bir zavallı olarak durdun.' Ne büyük tokattı annemin o lafı! Önüme koydum hatalarımı, değiştirdim kendimi hemen. Komple bir nadas dönemi başladı, iki buçuk yıl hiç kimseyle görüşmedim, kendimi tedavi ettim. Zorlandığım anlarım oldu, profesyonel yardım aldım. Çünkü başka yolum yoktu, ne iş yapacaktım başka?

HARİKA AVCI'YA HAYRANDIM, DOKTORA ONUN FOTOĞRAFLARIYLA GİTTİM!
-Ameliyata, o kesin dönüşe nasıl, ne zaman karar verdiniz?
- Çok feminendim, sokağa gündüz bile makyajla çıkan biriydim. O kimlikle o kadar iç içeydim ki, travesti kılığında geziyordum, korkunç bir şey ya... Ben bunun tercihini yapmak zorundaydım. Ben cinselliğimde hiç aktif olmadım, böyle bir arzum yoktu, neden onunla yaşayacaktım ki o zaman? Bunun başka yolu yoktu.
- Sonra?
- 97 yılı, 40 kiloyum, manken gibiyim, müthiş bir vücudum var. Doktor sanıyor ki, ben ameliyat olmuşum da başka sorunum var diye gelmişim!
- Hiç tereddüt etmediniz mi peki?
- Sen hiç yolda küçücük bir çocuk tarafından taciz edildin mi? Küçücük çocuk, 'Anne bak ibne' diyor ya da annesi 'Bak bak' deyip seni gösteriyor. O çocuğa ne yaparsın? Döver misin, söver misin, bunu ona anlatır mısın? Ne kadar zor bir şey biliyor musun? O yüzden seçim şansım yoktu. Kanun bana ne gösteriyorsa yaptım, bir sabah Florence Nightingale'de uyandım. Çok güzel oldu.
- Uyandığınızda ne hissettiniz?
- Çok acı, ağrı, sızı! Daha önce de kadındım, başka bir şey değişmedi.
- Anneniz-babanız bütün bu süreçte nerede duruyorlar?
- Hep yanımdalar, 'Senin hayatın,' dediler. Çok şanslıydım.
- Kimse var mıydı hayatınızda?
-
İki kumru kuşum, altı tane Avustralya bülbülüm, sekiz köpeğim.
- Evde hayvanat bahçesi mi var?
- Dört katlı müstakil bir evim var!
- Aşk meşk, evlilik?
- Dört yıldır birlikte olduğum biri var. Normal bir erkek. Bir gün 'Beni sevmek nasıl bir şey?' diye sordum ona.
- Çok güzel soru, ne dedi?
- 'Çok zor' dedi. Ben neyi başardım biliyor musun, insan olmayı! Sadece transseksüel olarak yaşamak bana hiçbir şey kazandırmayacaktı. Senin sadece kadın olman gibi bir şey bu. Sen sadece kadın olursan hiçbir şey ifade etmiyorsun hayatta. Sen insansan birçok şeysin.
- Bunun için kimse yardım etti mi size, kendiniz mi buldunuz bu yolu?
- Ailesi çok tanındığı için ismini vermeyeceğim bir bayan arkadaşım var, bende çok emeği olan... Benim insan olabilmek için çırpınışımı gördü. Birlikte kitap okuduk, birlikte güldük, eğlendik, benim ailem oldu. İnsanların acımasızlıkları yüzünden önümüze koyduğumuz duvarların hepsini kaldırttı bana. Değerlerim var artık. Beni tanımadan hakkımda yorum yapabilirler, beni dışarıda görüp de gülebilirler. Olsun, ben de kendime gülüyorum. Ama Tanrı müthiş bir şey. Bana verdikleri için ona her gün şükrediyorum.
- Kadın olur olmaz yaptığınız ilk şey?
- Orkid aldım!
- Ama siz...
- Evet regl olmuyoruz ama gittim markete orkid aldım! (kahkahalar atıyor) Ya ne var biliyor musun... Dünyayı yırtsam senin kadar kadın olma lüksüm yok, sen doğarken öyle doğmuşsun ama senden çok daha kadın görünebilirim ben.
- Yadırgadığınız hiçbir şey olmadı mı?
- Çok iyi hatırlıyorum, etek giydiğimde çok gülmüştüm, çünkü altı boştu! (gülüyor) Düşünebiliyor musun yaşadıklarımı, ben bunlarla eğleniyorum, sahnede anlatıyorum.
- Benzemek istediğiniz biri var mıydı?
- Harika Avcı'ya hayrandım, onun fotoğrafını götürdüm doktora. Çünkü ameliyatla güzelleşen birini baz almak zorundasın, estetiksiz bir kadının resmini alıp oraya gidemem ki!
- Nerelerinizi yaptırdınız?
- Vücudumda hiç tüy yoktur. Birkaç tane sakal vardı, lazerle çözüldü. Çok büyük estetiklerim de yok. Dudağımı yaptırdım, ki normal kadın bile yaptırıyor. Burnumun yanları daraltıldı. Bir de göğüs yaptırdım.
- Utku gerçek isminiz mi?
- Tabii, Utku Uysal, hiç değiştirmedim. Kızkardeşimin adı da Duygu.

ERSOY DA, GÜNDEŞ DE BENİM ÇIKTIĞIM YERDE ÇIKIYOR, NE FARKIMIZ VAR?
- Ameliyattan sonra sahnede bir şey değişti mi?
- Şimdi artık daha büyük bir şarkıcıyım!
- Niye, kadınlık ya da erkeklikle ilgili bir şey mi bu?
- Ben artık bendeki kadını eğittim, bendeki insanı eğittim. Önce kendimle eğleniyorum, sonra başkalarıyla.
- Sahnedeki haliniz, tavrınız, esprileriniz sanki Huysuz!
- O çok büyük bir usta ama eskide kaldı, ben 2000'li yılların insanıyım. Katina'yla bu işler gitmez ki! Huysuz Virjin'i 60 yaşında tanıdı Türkiye. Her zaman stepneydi.
- Ne demek o?
- Yani programın, şovun eğlencesiydi. Ben stepne olamam. Çünkü ben ondan farklı olarak çok iyi şarkı söylüyorum. Assolist niye beni istesin ki yanına, şovuna? Ben çok özel bir solistim.
- Kimler sizin müdaviminiz?
- Ebru Gündeş çalışmadığı zamanlar hep bendedir. Armağan Çağlayan, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy... Herkesin hayran olduğu insanlar bana hayran!
- Niye sizi izliyor bu isimler?
- Çünkü çok iyi bir sanatçıyım. Assolistlerin hepsi kasetlerindeki şarkıları okuyor, astronomik rakamlar alıyorlar, üstüne bir dolu kapris! E sonra? Ama benle herkes kazanıyor. Ben iş kadınıyım.
- Hedefiniz, hayaliniz var mı?
-
Hedefimi yaşıyorum zaten. Şu beni tanımıyor, bu beni tanımıyor derdinde değilim. Beni Gaziosmanpaşa'daki Hatice tanısa ne olacak, tanımasa ne olacak?
- Albüm hayali?
-Çok isim geldi, 'Albüm yapalım,' dedi ama niye benim üzerimden para kazansınlar! Albümü ne yapayım ben? Görmüyor musun Hande'nin halini? Fatih Ürek kaset yaptı ne oldu? 'Hadi Hadi Hadi... Sonra? Aydın yaptı ne oldu? Arto ne yapıyor? Dönüp gelip benim çıktığım yerde çıkıyorlar.
- Assolist olmak, Günay'da çıkmak gibi hayaller?
- Ben zaten assolistim! Bugün benim çıktığım yerde Ebru Gündeş çıkıyor, Bülent Ersoy çıkıyor. Çok kolay benim Günay'da çıkmam.
- Niye çıkmıyorsunuz o zaman?
- Daha zamanı var. Şimdi çıkacağım her şeyi okuyacağım, onlara ne kalacak?
- Bu ne güven böyle!
- Ebru Gündeş'i de 150 milyona izliyorsun, beni de. Farkı ne?

'NASIL KADIN OLUNUR ÖĞRET' DEDİM ANNEME
Hatalı dönemlerimde ailemi hemen yanıma çağırdım, onları yanımda hissettim. Sadece dört yıl önce onlardan ayrı yaşamaya başladım. "Ben uyuşturucu kullandım, transseksüel oldum ama ben kötü kadın olmak istemiyorum, bana öğret," dedim anneme. "Bana namuslu kadın nasıl olunuru, arabadan nasıl ineceğimi, eteğimi nasıl kapatacağımı öğret," dedim. Yanlış insan olmak istemiyorum, kadına falan s.çayım, insan olmak istiyorum sadece..

KESİNLİKLE AMELİYAT OLMASINLAR!
- Geriye dönüp baktığınızda ne düşünüyorsunuz? Değmiş mi her şeye, tüm yaşadıklarınıza?
- Çok güzel bir hayat yaşadım. Hayatıma yaptığım, insanlığıma yaptığım hadsizliklerimden dolayı küçük cezalar aldım ama Allah'a karşı, sadece cinselliğimden dolayı hata işledim ben.
- Hata olarak mı görüyorsunuz bunu?
- Dini olarak bir hata! Allah beni böyle yarattı deyip geçmiyorum. Olmamalıydı ama oldu. Kendimi böyle iyi hissediyorum. Bana 'Utku Hanım' diye hitap ediyorsun ya, bana şu kılıkta 'Utku Bey' demek doğru mu olacaktı? Bunun neresi normal? En büyük ilahiyatçılara gittim sordum. 'Ben ne yapıyorum?' dedim. Dediler ki; burun ameliyatı bile çok büyük günah. 'Ben senin yarattığını beğenmedim, ben yapıyorum' demek. Tanrı bize bir irade vermiş oysa ki...
- O yözden günah işlediğinizi mi düşünüyorsunuz?
- Tabii, bu yüzden de kimseye tavsiye etmiyorum. Kesinlikle ameliyat olmamalılar. Benim cinsel hayatım artık yok mesela..
- Neden?
- Doğru olmadığına inanıyorum çünkü! Bu yaşıma kadar yaptım, bitti. Biraz Allah için de çalışmalı artık.
- Kendinize ceza falan mı veriyorsunuz?
- Hayır, içimden gelmiyor! Zaten kadınlık öyle bir olgu ki, o kadar başka bir olgu ki... Çok az kadın azgın müptezel. İnan bana, artık kulüpten çıktığım vakit Utku'yu orada bırakıyorum.

SEZEN GİBİ OLMAK İSTERİM
- Yeni Bülent Ersoy diyorlar size, sesinizden dolayı?
- Gurur verir bu bana, asla yüksünmem ama hiç alakamız yok!
- Sezen'e benzemeye çalıştınız mı hiç, konuşma tarzınızı benzettim ben..
- (Sesini benzeterek 'merhaba bebeğim' diyor ve gülüyor) Çok seviyorum onu. Gelecekte onun gibi olmak isterim çünkü gerçekten çok iyi bir şov kadınıdır ama bana hiç gelmedi daha. Belki yakında gelir. Şehrazat çok gelir bana, Şehrocum bambaşkadır.

BÜLENT ERSOY'LA ALAKAM YOK!
Sırf cinsiyetten dolayı böyle bir bağ kuruyorlar ama hayır, benim Bülent Ersoy'la alakam yok. O Türk Sanat Müziği okuyor, ben sanat müziği kadar Grekçe de okuyorum. Grekçe bir tek kelime bilmem ama iyi söylemek için çok çalışıyorum. Sezen Aksu da söylüyorum ama onun gibi değil, kendi yorumumu da katmaya çalışıyorum. Türkü okuyorum, pop okuyorum, her şeyi okuyorum, espriler yapıyorum, büyük bir şov sunuyorum. Yani benim Bülent Ersoy'la yakından uzaktan alakam yok.

ÇOCUK İSTEMEM!
- Böyle uçlarda yaşayıp, böyle bir hayat sürdükten sonra bu kadar muhafazakâr olmak mümkün mü, oynuyor musunuz yoksa?
- Aile, aile, aile. Tek nedeni budur!
- Çocuk ister miydiniz?
- Asla! Ben gerçekçiyim, yalan yok artık.
- Yapamazsınız tamam da ister miydiniz?
- Hiç istemedim bugüne kadar, istemem de. Bir kere ben doğarken; genlerimde, doğamda yanlış işler vardı, nasıl sağlıklı bir erkek evlat sahibi olmayı düşünebilirim ki?
- Yani çocuğa bunu anlatamam diye mi istemiyorsunuz?
- Ben bunu yeğenime bile anlatamıyorum ki! Onunla çok sık görüşmek istemiyorum çünkü 'Anne, teyzemin sesi niye bu kadar kalın?' diyor mesela. Bunlar çok önemli şeyler. Ölçülü davranmak zorundayım.

EVET TOKATLADI!
"Doğrudur, Muazzez Abacı kemancımı tokatladı. Üstelik çok da haklıydı o konuda. 'Şarkıyı biliyorsun, niye çalmıyorsun?' dedi Abacı; kemancı da 'Çalmıyorum,' dedi. Dalga geçiyordu, içkiyi fazla kaçırmıştı, güldü Muazzez Hanım'a. Çok terbiyesizce bir davranıştı. O gece gönderdik o kemancıyı. Bir kere o bir duayen, o bir usta ve unuttukları bir şey var, o bir babaanne."

Diğer Pazar Sabah Haberleri

Koca topluluğun ablasıyım
Bahar coşturur mu yorar mı?
Doğulu gözüyle batı mitleri
Hollandalılar tombul olabilir ama mutlu insanlar
Ne kadar yeşil o kadar lüks
Modayı silip süpürdü, şimdi sıra sinemada
Haftanın tortusu
Açık Radyo'ya sanatçı desteği yağıyor!
Köşklerin gastronomi başarısı
Cihangir'i yeniden şenlendiren mekân
Yılmaz Güney'e kulak vermeyenler
Bu ülkeye 68 ruhunun vicdanlı bakışı gerekiyor
Hollywood, Fischer'a el attı
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol