İLİŞKİLİ HABERLER
Yunus Emre ile Pink Floyd'u harmanladı
Dindarlar beni sahiplendi ama...

Yunus Emre ile Pink Floyd'u harmanladı

  • 05.09.2010

Sufi rock tarzını müzik dünyasına kazandıran Kağan Tayanç, 2009'da Yunus Gibi adlı albümünü müzikseverlerle buluşturdu. Sonbaharda çıkacak ikinci albümünün adı ise: Ezberbozan

Kağan Tayanç, senelerini müziğe adamış bir müzisyen. Gençlik yıllarında rock müziğe gönül vermiş. Yaşamındaki değişimle birlikte 'Yunusi' bir hava katmış müziğine. 80'li yılların sonunda Hacettepe Üniversitesi'nde Elekronik Mühendisliği Bölümü'nde öğrenciyken o dönemin gençlik örgütlerinden Dev-Genç'in saflarında yer almış. Yaşamındaki İslami yöneliş ile de, müzik tarzı değişikliğe uğramış. Dervişane sözleri rock müzikle harmanlayan Kağan Tayanç, gönüllere seslenen duru sesiyle, rock müziği sufilikle buluşturmaya devam ediyor. En büyük arzusu Yusuf İslam ile aynı sahnede konser vermek. Grup Yorum'a da sesleniyor: "Onurlu duruşlarından dolayı Grup Yorum'un yeri ve müziği bende ayrı bir yer tutar. Birlikte aynı sahnede olmayı isterim."

- Müzikal yaşamınızdan söz eder misiniz?
- Müziğe lise döneminde gitar öğrenerek başladım. 1988-89 yıllarında Hacettepe Üniversitesi'nde okurken barlarda çalmaya başladım. O dönemin popüler eserlerini çalıyorduk. Grup Yorum, Livaneli, Gündoğarken, Yeni Türkü gibi. Benim favorim Çağdaş Türkü'ydü. The Kitch adında amatör bir punk grubumuz vardı. İstanbul'a gelince barlarda değişik pop-rock gruplarında çaldım. O dönemin popüler rock gruplarından Objektif'te yer aldım. Yeni Melek Gösteri Merkezi'nin müzik direktörlüğünü yaptım. Bu dönemde birçok Türk ve yabancı sanatçıyla çalışma fırsatı buldum. Sebastian Bach (Skid Row), Glenn Hughes (Deep Purple), Dave Weckl, Mısırlı Ahmet, Sepultura bu isimlerden sadece birkaçı. Sevdiğim müziğin, seçtiğim yaşama uygunluğunu sorgulamam sufi rock tarzını var etme sürecine girmeme neden oldu. 'Madem kimse yapmıyor, bu iş bana düşer,' dedim ve karşınızdayım.

- Yunus Gibi adlı albümünüzü 2009 yılında çıkardınız. Sufi rock ile müzikseverler ilk kez tanıştı. İlk dinlediğimde rock müzik tarzından daha farklı olduğunu düşündüm.
- Rock geniş bir tanım. Metallica'dan Pink Floyd'a kadar geniş bir alanı kapsıyor. O geniş alan içerisinde, sert rock türevleri yerine 'Psychedelic Rock' denilen tarzı yeğledim. Sözleri de Yunus Emre'den yola çıkarak belirlediğimden heavy metal yapma gibi bir şansım olmadı. Genel olarak sufi rock'ı, Psychedelic Rock'ın İslami versiyonu diye tanımlayabiliriz. Yunus Emre benim için sufi kısmı oluşturan isimdir, 'Yunusi' olmaktan gurur duyarım. 'Yunus Emre yazsaydı, böyle yazardı,' diye düşündüğüm sözleri tercih ediyorum. Albümde Mehmet Akif Ersoy'un Süleymaniye Kürsüsünden şiiri de yer alıyor. Pink Floyd da müzik tarzımı oluşturuyor. Yunus Emre ile Pink Floyd'u bir potada eritmeye çalışıyorum.

- Sizi dinleyenler, 'Sufi ve rock bir arada olur mu?' demiyorlar mı? Dervişane sözleri rock müzikle buluşturdunuz çünkü.
- İlk tepki sözcükler üzerinde oldu. Bu da rock sözcüğü ile sufi sözcüğünün birbirine uyuşmadığı kanısından doğdu. Bu eleştiriler sadece ezberlerden kaynaklanıyor. Türkiye'de İslami kesimin müzik geçmişi 20 yıldan fazla değil. Doğal olarak da her yeni kavrama tepki gösteriliyor. Rock müziğin değil de sözlerin haram olabileceğini henüz aşamamış gruplar var. Gelenekle dini karıştırıyorlar. Yani bozulacak çok ezber var. Sırf bu yüzden ikinci albümümün ismini Ezberbozan yaptım.

- Son dönemde Fazıl Say'ın açıklamaları üzerine arabesk ile ilgili tartışmalar gündemi oluşturdu.
- Bu toprakların iç tehdit tanımlamasındaki en önemli unsurların 'züppelik ve lümpenlik' olduğunu düşünmüşümdür her zaman. Halkı küçük görmek eski bir hastalık ve bu bataklığa çok kolay düşülüyor. Biraz şan şöhret, biraz para, biraz itibar... Bir de bakmışsınız ayağınız kayıvermiş. Fazıl Say, önemli bir piyanist ama insan olmak bundan daha fazlası. Fazıl Say'ı seven birinin ona, piyanoyu yanında götüremeyeceğini hatırlatması gerek.

- Ezberbozan albümünüz ne zaman çıkacak?
- Albüm kayıtları bitti, yılbaşına kadar çıkmasını umuyorum. Öncelikle 'Tevhid etsin dilimiz' adlı ilahiyi reggae olarak çaldık, mevlidi batı müziği formunda besteledik. 'Uyan ey gözlerim gafletten uyan'ı besteleyip 4. Murat'a kadar gittim, bir taraftan Haydar Haydar'ı besteleyip Nesimi'ye uzandım. İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı'yla da Orhan Veli'yi yad ettim.

Diğer Pazar Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol