İLİŞKİLİ HABERLER
Alengirli davalar dairesi
Dokuzuncu dairenin tartışmalı içtihatları

Alengirli davalar dairesi

Yargıtay, Mısır Çarşısı, Hizbullah, Hrant Dink ve Şemdinli davalarındaki tartışmalı kararlarıyla gündemde. Kararların altında hep alengirli davaların görüldüğü 9. Ceza Dairesi'nin imzası var

Yargı, hüküm ve adalet konusunda yazılmış öykülerin en üstünü olan Kafka'nın Dava adlı romanının sonlarında etkileyici bir diyalog vardır. Bir sabah ansızın tutuklanan ve neyle suçlandığını dahi bilmeksizin yargılanan banka şefi Josef K.'ya henüz yargılaması devam ederken bir rahip gönderilir. Bu, aslında K.'nın infazına karar verildiği anlamına gelmektedir. Durum Kafkaesk'tir. Yani ceza baştan verilmiştir, tek yapılması gereken ona uygun bir suç bulmaktır. Rahip, sonunda her koşulda öldürülecek olan, ama yine de inatla hakkını arayan K.'ya şöyle der: "Karar aşaması bir çırpıda gelmez. Yargılama zamanla bir karara dönüşür." Mısır Çarşısı patlaması davasının müzmin sanığı sosyolog Pınar Selek de (Metinde bundan sonra Pınar S. olarak anılacaktır) Josef K. gibi kesin olarak suçsuz mudur bilinmez ama her ikisinin davasının birbirine kimi açılardan benzediğini söylemek mümkün.
#Sayfa#

Pınar S.'nin 12 yıl süren davasının konusu biraz karışık ama biz basitleştirerek anlatalım: İstanbul Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı'nda 9 Temmuz 1998 günü bir patlama meydana geldi. Patlamada 7 kişi öldü, 127 kişi de yaralandı. Pınar S., olayda bombayı hazırlayıp yerleştiren sanık olarak 15 kişiyle birlikte yargılandı. Ne var ki, patlamanın bir bombadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı bile belli değildi. Öyle ki, toplam 11 bilirkişi raporundan dördü 'bomba değil, LPG', ikisi 'bomba', ikisi 'bomba olabilir', üçü ise 'belirlenemez' görüşünü içeriyordu. Bu görüşlerden hiçbiri herhalde o dönemde kriminal teknoloji fukarası olduğumuz için doğrulanamadı ya da 'yanlışlanamadı'. Sonuçta İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Pınar S.'nin beraatine kararı verdi.
#Sayfa#

DEVLETİN AVUKATI
Dosya, işte bu aşamadan sonra hep bu tür alengirli davaların postalandığı Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne gitti. Daire, beraat kararını tam iki kez bozdu. Ancak yerel mahkeme de inatçı çıktı ve beraat kararında direndi. Son olarak geçtiğimiz çarşamba günü üçüncü kez beraat kararı verdi. Şayet Pınar S., yerel mahkemede mahkûmiyet alsaydı bu kez Yargıtay'ın son muhteşem içtihadı olan Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 102 tahliyeleri ile gündeme gelecekti. Tahliye kararını verecek olan da Hizbullah davasında olduğu gibi mezkûr Yargıtay dairesiydi. Bu yüzden iş bu portremizin konusu Yargıtay ve de 9. Ceza Dairesi.
#Sayfa#

Yargıtay'ın atası olan Divanı Ahkâmı Adliye, 6 Mart 1868 Cuma günü Sultan Abdülaziz'in emriyle kuruldu. Devir, her şeyde olduğu gibi hukukta da modernleşmeyi gerekli kılıyordu. Ama örneğin 16. asırda, şimdilerde Muhteşem Yüzyıl dizisi ile gündemde olan Kanuni Sultan Süleyman devrinde kellesinin tiz vurulmasına karar verilen birinin temyiz hakkı kimsenin aklına bile gelmeyeceği için Yargıtay gibi 'kanuni' bir kuruma da ihtiyaç duyulmamıştı. Osmanlı'dan kalan Yargıtay, İstanbul'da varlığını sürdürürken 1920'de Sivas'ta Yargıtay kuruldu. 1923'te Cumhuriyet ilan edildikten sonra Yargıtay Eskişehir'e, 1935 yılında da Ankara'ya taşındı.
#Sayfa#

VİCDAN-CÜZDAN DİLEMMASI
1943-44 adli yılı açılışında dönemin Yargıtay Başkanı Halil Özyürek, coşkulu bir konuşma yapınca kimi zaman siyasi mesajların da araya sıkıştırıldığı yüksek yargı nutuklarının temeli atılmış oldu. Günümüzde retorik, tıpkı askeriyede olduğu 'hukukiye'de de geçerli bir sanat. Açılış yılı söylevleri bazen yargının sorunlarına dair öz eleştirilerin yapıldığı konuşmalara da dönüşebiliyor. Bunun en hatırda kalan örneği, Yargıtay eski başkanlarından merhum Mehmet Uygun'un, 1998-99 adli açılış yılı konuşmasında söylediği "Maalesef Türkiye'de hukuk yargıcın vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışmıştır" sözüydü. Bu söz, adaletin, kendisine yönelik tacizlere rüşvet için cevaz verdiği halleri anlatmak için biçilmiş kaftandı. Vicdan-cüzdan söylemi ile literatüre yerleşen bu tür 'mobbing'lerin haricinde adaletin basbayağı tecavüze uğradığı gibi iddialı yorumlar da var.
#Sayfa#

Şair Sunay Akın'ın dizeleri bu tür yorumların güzel bir örneği: Beyaz adam / özgürlük gibi adaleti de / bir kadın heykeliyle simgeledi / ama elinde terazi tutan / zavallı kadın / gözleri bağlı olduğu için / kendisine tecavüz edenin / kim olduğunu göremedi. Dizelerde tecavüz mağduru olarak bahsedilen sembol, Yargıtay'ın binasının önünde bir heykeli bulunan Roma'nın adalet tanrıçası Justitia. (Gözleri açık olan Antik Yunan'ın tanrıçası Themis.) Tanrıçanın sol elindeki terazi adaletin dengeli dağıtılmasını simgeliyor. O yüzden Yargıtay'ın da burcu keşke Terazi olsaydı diyoruz. Gerçi her terazi de adil olacak diye bir şey yok. Bu millet, henüz elektronik tartının çıkmadığı dönemlerde terazinin bir kefesinin altına mıknatıs koyup velinimetini aldatan 20. yüzyıl bakkalları da gördü.
#Sayfa#

Mıknatıs, tanrıçanın neresinde sorusuna gelince... Bunu bulmak için, elektronik tartı gibi bilgisayarın da yaygın olarak kullanıldığı çağımızda devletin dört köşeli yargı dairelerindeki mavi klasör dağlarını görmek yeterli. Üst üste yığılmış dosyalara bakınca insan Dava'nın rahibine hak vermeden edemiyor. Şairin yenilgi yenilgi büyüyen zaferinin tersine Josef K. gibi yargılana yargılana biriken kararla yenilmek de bu olsa gerek.

YARGITAY'IN HÜVİYETİ
T.C. KİMLİK NO: 301102311331 (TCK ve CMK)
DOĞUM TARİHİ: 6 Mart 1868
DOĞUM YERİ: İstanbul
BABA ADI: Osmanlı İmparatorluğu
ANA ADI: Türkiye Cumhuriyeti
CİNSİYETİ: Erkek (Adalet tanrıçası dişi ama kendisi erkek. Boşuna yargı erki denilmiyor.)
MEDENİ HALİ: Bekâr (Tanrıça Themis bakire olduğu için...)
BURCU: Balık
Diğer Pazar Sabah Haberleri
Diğer Pazar Sabah Haberleri
Kalbim dört peynirli
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol