50'den sonra kapıları cesurca açtılar

Biri babaanne olmaya hazırlanıyor biri anneanne. Birinin kendinden yaşça küçük sevgilisi var, çocuk yapmayı bile istiyor. 50 yaş kapısından geçerken, toplumun öngördüğü ağır başlı teyzeler olmaya hiç de niyetli değiller. İşte yeni 50'ler

"Hayat bir yolculuk, önünde kapılar, bir kapalı, bir açık... Kadınlığa açılan ilk kapı, adet görmekle başlıyor. Şaşırtıcı, gurur verici, kimi kadın içinse korkutucu bir ilk adım... 20'li yaşlar, pek farkında olmadan gelip geçiyor. 30'lu yaşlar, hayata karışma, toplumun koşulları, çocuk büyütmekle geçiyor. Kadının asıl kendini sorguladığı, bazen dibe vurduğu ve kalkıp kendini yeniden inşa ettiği yaş 40'lar... Peki 50'li yaşlarda ne oluyor? 50 yaş kapısını cesaretle açan kadınlarla konuştum. Toplumun beklediğinin aksine ağırbaşlı teyzeler değil onlar. 50'sinde kendi istedikleri kapıları açmayı başarabilmişler. Ne yalnızlık korkuları var ne de yaşlanıyorum endişeleri. Cinsel hayatları menopozla bitmemiş, tam tersi daha mutlu ve neşeyle yaşıyorlar aşkı, hayatı ve yeni seçimlerini. 50 yaşında yeniden yaratıyorlar kendilerini... Hiç olmazsa torunları için güzel kalmayı isteyerek... İstanbul'un farklı kesimlerinden beş kadınla seçtikleri yeni kapıların önünde konuştum. Hepsinin en çok kullandığı söz, "Ne istiyorsam, onu yapıyorum, başkalarının lafına boşveriyorum,"du. Yaşa boş verip, hayata boş vermemek işte böyle güzelleştiriyor kadınları...


#Sayfa#
DERYA BAYKAL
Hayatı hissettiğim yaş 50 oldu
53 yaşında, Kanaltürk'te Derya'nın Dünyası programını sunuyor
"Annem 50 yaşında olduğu zaman, 'Annem ne kadar yaşlı,' diye düşünüyordum. Ama şimdi öyle değil. En güzel yaşlarımı yaşıyorum diyebilirim. Hayatı hissettiğim yaş 50! Çok genç zamanımda, çok çocukla mücadele içine girdim. O yaşlarımı güzel yaşayabildiğimi düşünmüyorum. O yaşlarım (30-45) kendime değil, çocuklarıma aitti. 'Bundan pişman mısınız?' diye sorarsanız, asla pişman değilim. İyi ki yapmışım. Ama çok uzun bir süre kendime zaman ayıramadım, akşam arkadaşlarımla birlikte oraya buraya gidemedim. Sosyal hayattan koptum. Sonra boşanma, o paralel kurguda yeniden hayata şekil vermek, uzun bir zorluk devresinden sonra hayatımı tek başına sürdürebilmenin keyfini yaşamak harika şimdi… 45'imden sonra iş çevremi yeniden kazanmak, hiç kolay olmadı. İş hayatından, televizyon ve dizi dünyasından çok uzaklaşmıştım. Tekrar tekrar, yavaş yavaş bütün bunlar olmaya başladı, ama çok zorlu oldu. Zor günler geçirdim. Ondan sonra yavaş yavaş bunları yapabiliyor olmak, bana çok güç verdi. Televizyon programında kadınlarla buluşma noktasında bende bir ampul yandı: 'Sen iyi bir şey yapıyorsun, insanlar bunu fark etti, o zaman sen daha iyi şeyler yapmalısın. Daha çok fark edilir olmalısın. Daha çok kadınla temas etmeli, onlara da güç vermelisin. O zaman bütün kadınlara bu noktada örnek olabilirsin.' Ve daha çok gaza bastım. Hayat sloganım, 'Yaşa boş ver, hayata boş verme!' Ben 'boş ver' yaşındayım. Yaş değil, kendinize duyduğunuz saygı önemli. Ben 50'lerimde hayatımın en özel ve en güzel günlerini yaşıyorum. Bir şeyi başarabilmiş olmanın kadın olarak hazzını yaşıyorum. Ve hayatıma birini sokmayı isteyip istemediğimden de hiç emin değilim. Yalnızlığımı seviyorum. Aynı evde birisiyle aşk yaşayabileceğimi düşünmüyorum. Bazı şeyleri boşvermeyi 50'mde öğrendim. Bir erkeğin üstüne çok düşmek, her şeyi ile ilgilenmek çok yanlış. Anne gibi olarak çok yanlış yapmışım. Artık çocukların üstüne çok düşmeyi boş veriyorum. İleride doğacak torunlarım için sağlıklı, güzel olayım. Hayatta çok kapılardan geçiyoruz, hiç bakmıyoruz. O kapı nasıl bir kapı? Bence kapıları açabilen kadınlar olmak lazım. Kapıların ardındaki kadınlar olmamalıyız ve hep iyi duygularla geçmeliyiz o kapıdan."
#Sayfa#
AYDAN BAKTIR
Ne kanser, ne menopoz cinselliğimi engelledi
52 yaşında, KAGİDER kurucu üyesi
"Evliliklerimin tek amacı çocuk olsun diyeydi. Birinci eşim çocuğa tahammül edemiyordu, istemiyordu, 'Kendin yapar, kendin büyütürsün,' diyordu. İkinci evliliğimi gerçekten çocuk için yaptım, biraz yaşlı kategorisinde olmama rağmen. Tam 40 yaşındaydım. O insan da çok farklı çıktı, boşandım. Evlilik dışı çocuk, bugün yapabilsem yaparım. Ama artık çok geç. İlk evliliğimi yaptığım insan, çocukluk arkadaşımdı, çok âşıktım. Ama kötü bir şekilde bitti, başka kadınlar tanımak isteyince ve bana 'Açık evlilik yaşayalım,' önerisiyle gelince kapıyı çekip çıktım. Her şeyimi, onunla kurduğum ortak işimi bile geride bırakarak... Hayata 30'larımda yeniden başladım. Çok zor oldu. Hiç olmazsa başka kadınlar daha kötü yaşamasınlar diye KAGİDER'in kurucu üyeleri arasında yer aldım. 50 yaşımın bana hediyesi meme kanseri oldu. 'Aydan Hanım biyopsi yapalım,' dediler. O zamana kadar biyopsi nedir, onu bile bilmiyorum. Sağlıkla ilgili takıntılarım yoktur. Klinikten içeri girdim, herkes acıyarak bakıyor... Neredeyse öteki tarafa gidiyormuşum gibi. Doktor, 'Aydan Hanım siz ciddi bir şekilde meme kanserisiniz,' dedi. Hemen ameliyat olmam lazımmış. Ne yapalım, 'Peki,' dedim. Cumartesi, pazarım vardı önümde. Bir lokma ağladım, ama ertesi gün, 'İki günün var, sen bu iki günü şahane geçir,' dedim. Ortaköy'de bir kafeyle anlaştım. 'Sabahtan akşama kadar sevdiklerime açık bir gün yapıyorum, herkes gelsin, orada bir lokma bir kahve içsin sonra gitsin,' dedim. Ertesi gün de sinemaya gittim. İnsan bu duyguyu yaşamazsa başkalarının acılarından anlamaz. Ameliyat gayet başarılı geçti. Sekiz hafta radyasyon tedavim vardı, onda da sıkıntı çekmedim. Orada hayatımda olan insan bana çok destek oldu. Sonradan da kendime 'Hayatını anlamlı yaşa,' dedim. Benim seçimim olmayan ve hatta uzun zaman reddettiğim, hayır dediğim, önyargılı olduğum bir ilişkiye evet dedim. Kendimden yaşça küçük bir erkek arkadaşım var. Bana kanser teşhisi konduğunda, tedavimde hep yanımda oldu. Sevgilim olmasına uzun süre izin vermedim. İnsan ancak kendi yaşıtı olanların içinde nelerle büyümüşse; o şarkılar, şiirler, yaşanmışlıklarla şartlandırıyor kendini. Ama öyle değilmiş. Sizi seven bir insansa hiçbir şeyi umursamamayı öğrendim. Benim mutluluk anım, kendim ne yapmak istiyorsam, onu yapabilmek. Eskiden öyle değildi. Annem istedi evleneyim, toplumdakilerle aynı konumda olayım, derdim. Artık hiçbir şey umurumda değil. 52 yaşımdayım ve çok da mutlu bir cinsel hayatım var. Ne menopoz ne de kanser mutlu cinselliğe engel."
#Sayfa#
BELKIS ELİKESİK
Herkesin yaşadığını ben geç yakaladım
50 yaşında, makyöz, kaş tasarımcısı
"Babam bana eğitim hakkımı vermedi, bu kapıyı en başında kapattı. Onun için şu anda geçtiğim her kapıda, adım attığım her şeyin kıymetini biliyorum. Benim çok zor bir evliliğim, çok zor bir çocukluğum, eğitimsiz bir hayatım oldu. İlkokulu dışarıdan bitirdim. Kocam okumamı, dışarıya yönelmek sanıyordu. Görücü usulüyle evlendirdiler beni. 16 yaşımdaydım. Eşimden gizli okulu dışarıdan bitirdim. Gizli gizli de manikür yapmaya başladım. Başıma gelecekleri hissettim galiba. Ankara'da yaşıyorduk. Manikür yaparken beni dinleyen Nilgün Genç bir gecede hayatımı değiştirdi. Ona şükran duyuyorum. Ankaralı bir işkadınıydı. Hâlâ görüşüyoruz. Bir gün ağzım burnum dağılmış bir vaziyette gittim ona. Dayak yemiştim. Gece saat 23.00'te oğlumu kucağıma aldım yüzüm dağılmış olarak, Nilgün Genç'e gittim. Beni banyoya aldı, küvetin içine soktu, başımdan aşağıya yıkadı. O küvetin içi böyle kıpkırmızı kan... Her kadının, her kadına bir kapı açması gerekiyor. O kapıyı, o gün, o bana açtı işte. Sabah kalktık, Nilgün Hanım bana 'Belkıscığım sana ev tutuyorum, altı aylık kiranı da ödüyorum. Arkandayım, ama lütfen o eve bir daha dönme,' dedi. Ve dönmedim. İşimi bulmama yardım etti, işimde ilerlememe yardım etti. Ankara'da çalıştım, dükkan açtım, oğlumu büyüttüm, lise mezunu oldu, evlendi. Erkek çocuğunu tek başına büyüten annelerin bir şeye çok dikkat etmeleri gerekiyor. Eğer ben oğlumun yanında kalsaydım, oğlum mutsuz olacaktı. Çünkü başı sıkıştığında hep anne... Bir de karısı ve çocuğuyla yaşamak zorundaydım. Ben bunu istemiyordum. Oğlum da böyle çok mutlu olmazdı. Oğlumun büyümesi gerekiyordu. Ben de 45 yaşımda hiç bilmediğim İstanbul'a göç ettim. Herkesin yaşadığını geç yakaladım. Yani insanlar 18 yaşında bir şeyler yaparken, ben anne olmuştum. Bu yaşımda yeni bir şehir tanıyorum, tek başıma Boğaz'da oturmayı tadıyorum. İstanbul'u hiç bilmiyorum. Gecesi beni ürkütse de kendi kendime mutluyum bu şehirde. Yeni bir kapı açmak, hiçbir zaman engel değil bana. İçimdeki güce güvendim.15 yıl önce bir güce ihtiyacım vardı; o desteği bana Nilgün Genç vermemiş olsaydı, bunları yapamazdım. Bir kadına destek olmak başka bir şey, onun kapısını siz aralayın, o yürür gider zaten. İstanbul kapısı benim için çok önemliydi. Burada başka bir kapı açtım kendimi test edecek. Döner miyim? Hayır dönmem. Doğru yerde miyim? Evet! Gurur duyduğum bir evlat büyüttüm. Torunum var. Dünyanın en güzel şeyi ama ben hâlâ koşuyorum."
#Sayfa#
DİLARA BASKAN
Çiçeği burnunda bir 50'yim
50 yaşında, prodüktör
"26 yıl süren tempolu iş hayatından sonra bir karar aldım. Ama hiç de kolay olmadı! Aile şirketimiz olan Güzel Sanatlar Matbaası'nda, babamın aktif iş dönemini bırakmasıyla 10 yıl süreyle işi devam ettirdim ve 'Sektörün En Başarılı Kadını' ödülünü aldıktan sonra bu tempolu hayatı bıraktım, Alaçatı'ya yerleştim. 50 yaş, 'sendrom sonrası bir sükunetin başlangıcı' benim için. O sendrom 40 yaştı. Sanki 40 gelir, hormonlar dürter ve bir gong çalar kafada. Biraz erken, biraz geç, eninde sonunda duyarız o gongun sesini. Sürekli sağınızda, solunuzda, yanınızda olan bildik tanıdık şeyleri adeta ilk kez görüyormuş gibi oluveriyor insan. Yüzümde belirginleşen çizgilere adeta bir gece önce yoklarmış da o sabah oluşmuşlarcasına bakakalmak gibi. '40'larımda ne istediğimi anladım, bildim, kendimi tam olarak tanıdım,' diyemem. Fakat şunu söylerim; fırtınayı yaşadım, içinde bulundum ve rotayı bilemediğim, önümü göremediğim, dümeni tutamadığım zamanlar oldu. O fırtınada evliliğim de bitti. 50 çizgisine çeyrek kala karayı görebilmek adına, bildiğim, bulduğum bütün haritaları yaymaya başlamıştım önüme. 50'ye bir kala gördüm karayı, sonunda yanaşmayı başardım. 'Yapamazsın edemezsin, altı ay bile dayanamazsın,' diyenlere kulak tıkadım, ama çok da korktum, uykularım kaçtı. Yeni liman değildi beni korkutan, sevdiklerimin özlemine yenik düşmekti. Ben çiçeği burnunda bir 50'yim, henüz emekliyorum. Bu yaşıma kadar evlat, kardeş, eş, anne, hala, kuzen, yeğen sıfatlarım oldu. Çok yakında da bunlara bir yenisi eklenecek. İnşallah, anneanne olacağım. Torunum bir yaşına, bense 60'ıma doğru, bu yıl birlikte emekler dururuz artık."
#Sayfa#
ZEYNEP MADRA
Hayır demeyi 50 yaşımda öğrendim
53 yaşında, Luxuria adlı bir mağazanın sahibi
"Çocukluğumdan hatırladığın bir kare var. Annemin 40 yaş doğum günü, çiçekler yağıyor eve, ama annem oturmuş hüngür hüngür ağlıyor. Niye ağladığını anlamadım. 40 yaşına bastığı için olduğunu söyledi. 'Artık ihtiyarladım ben,' dedi. Çok şaşırmıştım. Sonra 40 yaşıma geldiğimde hatırladım, ama bana hiç öyle bir şey olmadı. Kızım 26 yaşında, oğlum 32. Torunum yok, ama o duyguya da hazırım. Babamı kaybettikten sonra çok şey değişti hayatımda. İşte o zaman büyüdüm. 38 yaşında rahim ameliyatı oldum. Yumurtalığım, rahmim alındı, mecburi bir şekilde menopoza girdim. Belki de şanslıyım. 50'lerimde o sıkıntıyı yaşamıyorum. Ama arkadaşlarımın birçoğunda panik var. Birtakım estetik ameliyatlar yaptırıyorlar. Oysa içinizdeki o canlılığı, o çocuğu kaybetmediğiniz sürece yaşa takılmak saçma. 50 yaşında hayata bakışım çok değişti. Yaşadığın olaylarda 'Vah vah niye benim başıma geldi?' diye dövüneceğime, 'Ben ne yaptım da benim başıma geldi? Benim yanlışım neydi de ben böyle bir şeyi yaşadım?' diyorum. Yani kurban rolünden çıkmak, kurban rolünden bilgeliğe adım atmak oldu. Ben değişince, her şeyin değiştiğini fark ettim. Çok daha kontrollü bir kadındım. Hayatın akışına karşı gelmeye çalışmaktansa, o akışla beraber akmak çok daha kolay bir şeymiş. İnançlı bir ailede büyüdüm. Annemin dedesi müftüymüş, babamın büyükbabası şeyhülislammış. Bu dükkanı açtıktan sonra çok zor zamanlar geçirdim. Çünkü hemen akabinde kriz geldi. Çok çaresiz kaldığım zamanlar oldu. O zamanlarda ellerimi açıp, kafamda bir engel koymadan Allah'tan istersem, gerçekleştiğini gördüm. Yani 'Ben yapamıyorum artık sen yap,' duygusu... O teslimiyet duygusu var ya, inanılmaz bir şey. 50 yaşında istemediğim şeylere hayır demeyi öğrendim. Ne büyük bir mutlulukmuş!"

Yazarın Önceki Yazıları
Yemek veya yememek, işte bütün mesele bu... ( 19.03.2011 )
Risk almak istemeyenler organik ürünler tüketiyor ( 05.02.2011 )
İhanete uğradığını söyleyen kadın güçlüdür ( 30.01.2011 )
Müzik benim için bir kaçış ( 23.01.2011 )
Arkadaşım çok ama dostum iki tane ( 22.01.2011 )
Nefesini aç değişimi yaşa ( 08.01.2011 )
Şöhretlerin eskicisi, dönem dizilerinin kostüm tedarikçisi ( 01.01.2011 )
Kardeşim kadar ahlaklı erkek yok ( 25.12.2010 )
Podyuma çıkmadan üç gün önce su içmeyi bırakıyorlar ( 19.12.2010 )
Gençlere değer vermenin zamanı gelmedi mi? ( 12.12.2010 )
Diğer Pazar Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol