5 günlük hava durumu
22 Mayıs 2011 Pazar

Bir dâhinin gösterişli yaşamı

  • 22.05.2011

Dünyanın en iyi satranç oyuncusu kabul edilen Bobby Fischer hakkında çıkan yeni bir kitap, bir dâhinin delilikle paranoya sınırlarındaki yaşamını ve bir münzevi olarak ölümünü gözler önüne seriyor

Tüm zamanların en iyi satranç oyuncusu olduğu söyleniyor. Ancak hakkında çıkan ve Frank Brady tarafından yazılan yeni bir kitap, Endgame the Spectacular Rise and Fall of Bobby Fischer/ Oyun Sonu Bobby Fischer'ın Gösterişli Yükselişi ve Düşüşü ve 15 Temmuz'da Britanya'da gösterime girecek belgesel Booby Fischer Against the World/ Bobby Fischer Dünyaya Karşı deliliğin ve paranoyanın sınırlarında dolaşan bir zeka ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Brady'nin kitabı, Fischer hakkındaki bilinmeyenler perdesini çocukluğuna ve Japonya'daki şampiyonluk sonrası günlerine giderek aralamış görünüyor. ABD menşeli dergi Chess Life'ın kurucu yönetmeni olan Frank Brady, Fischer'ı 1957'de 14 yaşında ABD Satranç Şampiyonası'nı kazanan 'Brooklynli dâhi çocuk' günlerinden beri tanıyor ve izliyor. Brady'ye göre genç yaşta ABD Şampiyonu olan Fischer'ın hedefi küresel başarı elde etmekti. Bunun için de 1972 yılında Reykjavik'te Rus Dünya Şampiyonu Boris Spassky'i yenene kadar, bütün rakiplerini sadece satranç tahtasında yenmekle kalmadı, psikolojik olarak da tahrip etti. Bütün büyük satranç oyuncuları kazanma hırsıyla büyük hesaplama yeteneğini birleştirerek sonuç alır ama Fischer başkaydı.

MESELE, HAYATTA KALABİLMEK
1970 yılında SSCB ve ABD arasında oynanan bir maçta rakibi Spassky onu yendikten sonra maçı şöyle anlatacaktı: "Maçın beşinci saatindeydik. Kaybolmuştu, yenilmişti, hiç şansı yoktu! Durumun farkındaydı, ben de farkındaydım ama orada sakince oturdu ve hesapladı, hesapladı, hesapladı! İçinden çığlıklar atıyordu. Bembeyazdı, ölü gibi ama gücü içinden milyonlarca voltluk bir akım gibi geçiyordu. Bu gücün satranç tahtasının üzerinden defalarca yüzüme çarptığını hissettim. Ve itiraf etmeliyim ki sonuç alıyordu. 5 ya da 10 dakika tamam ama bir saat. Sonunda içimden çığlık atmaya başlayan ben oldum. Bobby ile oynadığınızda mesele kazanmak ya da kaybetmek değildir, hayatta kalabilmektir." Büyük Usta sıfatıyla oynadığında Fischer, vahşi bir zeka, ateşli bir ısrarcılık, kesin bir tavizsizlik, manyakça odaklanma ve acımasızlık demekti. Fischer bu özelliklerini sadece rakiplerine karşı kullanmıyor, insan ilişkilerine de taşıyordu. Brady'nin anlattıklarına göre 50 yaşına geldiğinde sadece çocuk sahibi olabilmek için bir eş arayışına girdi. Macar satranççı Zita Rajcsanyi'ye bir erkek arkadaşı olmasına rağmen evlenme teklif etti. "Söz konusu değil," cevabını alınca ona "Peki o zaman kız kardeşin kabul eder mi?" diye soracaktı.

FBI GÖZETİMİNDE YAŞAM
Satrançta ustalaşmak için rakibin olası tehditlerinin farkında olmak gerekir. Fischer bu özelliği gerçek dünyada da sürdürerek paranoyanın sınırlarında bir yaşam sürdürdü. Brady'nin aktardıkları, yaşam öyküsünün de bu duruma hizmet ettiğini ortaya koyuyor. Fischer'ın bildiği tek ebeveyni, annesi Regina yıllar boyu FBI'ın gözetimi altında bir yaşam sürdü. 1930'larda beş yıl boyunca Moskova'da tıp eğitimi gören Regina, orada Hans Gerkardt Fischer adlı bir Almanla evlendi. 1938 yılında kocasından ayrılan Regina, Amerika'ya döndü, Bobby ve ablasıyla bir yaşam kurdu. 50'lerin McCarthy döneminde Moskova'da yaşamış, kusursuz Rusça konuşan ve sosyalist olan biri olarak hep gözetim altında oldu. Bobby bu ortamda büyüdü. Annesinin 10 yaşındaki Bobby'yi FBI tarafından sorgulanırsa nasıl cevap vermesi gerektiği konusunda eğittiği söyleniyor. FBI, Bobby'yi çocukluğu boyunca hiç sorgulamamış olsa da, 1992 yılında bu da başına geldi. Dünya Şampiyonluğu'nu kazandıktan sonra 20 yıl boyunca inzivaya çekilen Fischer, 1992'de ABD Dış İşleri Bakanlığı'nın aksini tavsiye etmesine karşın uluslararası ambargoya maruz Sırbistan'da Spassky ile bir dönüş maçı yapmayı kabul etti. FBI bunun üstüne gitti, sadece ambargoyu kırdığı için değil Sırplardan aldığı 3 milyon doların vergisini vermeyi reddettiği için de.
ABD NEFRETİ!
Fischer'ın büyüdüğü ülkeye olan nefreti 11 Eylül olaylarıyla iyice açığa çıktı. 11 Eylül saldırılarını bir Filipin radyo istasyonundan, "Nihayet! Şahane bir haber bu! Kahrolsun ABD, Kahrolsun Yahudiler. Soykırımı da onlar uydurdu. Başkan Bush'a ölüm!" nidalarıyla karşıladı. Fischer yaşamını Tokyo'da Japon Satranç Faderasyonu Başkanı Miyoko Watai adlı bir kadınla evlenerek sürdürdü. Ancak yaşamı Japonya'da son bulmadı. Son sürgün yeri olan İzlanda'da 17 Ocak 2008'de böbrek yetmezliğinden öldü. Ölürken annesinin bir fotoğrafını istedi. Ancak Frank Brady'nin aktardığı yaşam hikayesine bakılırsa annesine bu bağlılığı onun öğütlerini tutma sonucunu getirmemişti. Dünya Şampiyon-luğu'nu kazandıktan sonra annesi ona gönderdiği bir notta şunları söylemişti: "Bir insanın zekası ve yeteneği ne kadar büyük olursa, tahribat da o kadar büyük olur."

Diğer Pazar Sabah Haberleri

Herkesle de çıkmadım canım dünyada 3 milyar kadın var
Kırmızı halının altında neler yok ki!
Bir alaturka şövalye Fatih Terim
Beşiktaş başkanlığı bir ütopya
Ne olacak bu erkeklerin hali?
Karşı yaka bu kez çok daha yakın
Paris, İstanbul, müzik ve duvardaki resimler
Yelken zamanı
Kocaeli'nde annelerin sütü ak değil, siyanürlü
Minik Serçe'nin şairleri
Ölümden döndü İstanbul'a geliyor
5 bin yıllık Çorum mutfağı
Balıkçı Hasan'ın küllerinden doğuşu
Güzel oyunun perdesi inerken...
Şampiyonlar da ağlar
En iyi özgün tat dantelli brownie
Haftanın Tortusu
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol