Mossad'ın Uludere operasyonu!

Türk istihbarat sisteminde derinden derine bir devrim yaşanıyor. Fidan yönetimindeki MİT'in Ortadoğu'ya açılması İsrail'i rahatsız ediyor. İşte Mossad'ın Uludere operasyonunun şifreleri

Osmanlı İmparatorluğu'nu 33 yıl boyunca 'istihbarat kudreti'yle yöneten 34. Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid, Türk istihbaratının ilk modern atasını İstanbul Yıldız'da kurduğunda yaklaşık yarım asır sonra tarih sahnesine çıkacak olan yeni devletin istihbarat sisteminin temellerini attığını hiç şüphesiz bilmiyordu. Başka her alanda olduğu gibi istihbaratta da batılılaşma esastı. Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk de istihbaratta modernleşmeyi batılılaşma konsepti çerçevesinde yürütmüştü. 1925 yılında 'muasır medeniyetlerde olduğu gibi bizde de modern bir istihbarat teşekkülü kurulmasının zarureti'nden bahsetmesi bu açıdan anlamlıdır. MİT'in babası olan Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti (MEH), Atatürk'ün isteğiyle Mareşal Fevzi Çakmak'ın 6 Ocak 1926 tarihli emri doğrultusunda kuruldu. Teşkilat'ın adının kısaltması, hem okunuşu kolay olsun diye hem de 'primitif bir kripto' olur düşüncesiyle MAH olarak anılmaya başlandı. MAH'ın kuruluş tarihi 5 Ocak 1927 olarak kabul ediliyor. MİT, geçtiğimiz Perşembe günü Yenimahalle Karargâhı'nın kapılarını Uludere olayı ile ilgili tartışmalardan ötürü değil, 85. kuruluş yıldönümü vesilesiyle açtı. Biz de bu bağlamda MİT'in kısa bir portresini yazmanın ve Uludere olayıyla ilgili iddiaları analiz etmenin uygun olacağını düşündük. MİT'le ilgili tartışmalar Taraf Gazetesi yazarı Mehmet Baransu'nun kaçakçılık, bir başka deyişle 'sınır ötesi ticaret' yapan 35 kişinin ölümüyle sonuçlanan Uludere bombalaması öncesinde 'İstihbaratı MİT verdi' iddiasını ortaya atmasıyla başladı. MİT, ilkin bu iddiayı biraz yetersiz bir açıklamayla yalanladı.Tatmin edici açıklama, MİT-medya yöneticileri buluşmasının gerçekleştiği gün yapıldı. MİT'in 26. Müsteşarı Hakan Fidan, Türkiye'nin 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklandığı gün yapılan toplantıda "Görüntü istihbaratı bizde değil," dedi. MİT'in, askeri operasyonlar için zaruri olan 'gerçek zamanlı istihbarat'ı (real-time intelligence) verebilmesi mümkün değil. PKK içindeki MİT muhbirlerinin acil durumlarda kullandığı bir 'Kandil- Yenimahalle kırmızı telefon hattı' olmadığına göre güncel istihbarat, elektronik yollarla elde ediliyor ve bu da askerin sorumluluk alanında. Öyleyse MİT neden hedef tahtasına konuldu? Bu sorunun yanıtını bulabilmek için önce 1990'lı yıllarda başlayan ve AK Parti iktidarında hız kazanan istihbarat konsepti değişimini anlamak gerekiyor. Soğuk Savaş yıllarında MİT'in son derece olumsuz bir imajı vardı. Öyle ki, El Muhaberat, Suriyeli Sünni'nin ya da muhalif Nusayri'nin zihninde hangi çağrışımı yapıyorsa MİT de İslamcı, solcu ve Kürt'ün zihninde benzer çağrışımlar yapıyordu. Mahir Kaynak, bu olumsuz imajın, yabancı istihbarat servislerinin operasyonu ile yaratıldığını söyler. Bunda bir parça doğruluk payı olabilir ama deyim yerindeyse MİT geçmişte 'anti-PR'nı kendi eliyle yapmıştı. Stratejik dış istihbarat kuruluşu olarak faaliyet göstermek yerine içe dönük bir jurnal-hafiye teşkilatı gibi çalışan, II. Abdülhamid'in Yıldız'ı gibi sürekli muhalif fişleyen MİT, kendi vatandaşına yabancılaşmıştı. Teşkilat, Sönmez Köksal'ın müsteşarlığa getirildiği 1992 yılından beri bu imajı silmek için her yeni müsteşar döneminde daha esaslı bir dönüşüm geçirmekte. Türk istihbarat tarihinin en 'idare-i maslahatçı' yöneticisi olan Şenkal Atasagun dönemini saymazsak (Çünkü Mesut Yılmaz ne kadar iyi bir başbakansa onun adamı olan Atasagun da o kadar iyi bir gizli servis patronuydu) üç müsteşar -Sönmez Köksal, Emre Taner ve nihayet Hakan Fidan- MİT'i, değişen dünyanın ve Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap verir hale getirmeye çalıştı, çalışıyor. Buradan bakıldığında MİT-PKK görüşmelerinin basına sızdırılması, hem çözüm sürecini tıkama hem de yeni Türkiye'nin istihbarat teşkilatını yıpratma amacını güden bir operasyondu. Yeni MİT Müsteşarı'ndan rahatsız olduğunu gizlemeyen (DEBKAfile ve Ha'aretz yayınları yeterli) İsrail gizli servisi Mossad'ın bu operasyonu, Hakan Fidan görüşmede Türkiye'yi sıkıntıya sokacak bir şey söylemediği için sonuç vermedi.

MİT'İN 2023 VİZYONU
Yeni Türkiye'de en büyük ayrışmanın, birbirine düşman iki ülke ile ilgili politikalarımızda yaşanması muhtemel. Bu ülkelerden ilki İsrail. İsrail, AK Parti'nin, dışarıdan sızmalara kapalı, 'milli' bir bürokratik yapı kurma azminden rahatsız. Hakan Fidan bu yüzden hedefte. Bugün Uludere olayını MİT'in, dolayısıyla Fidan'ın üzerine yıkmak isteyenler, bilerek veya bilmeyerek İsrail'in değirmenine su taşıyorlar. İkinci ayrışma konusu ise İran. AK Parti, İran konusunda ABD'den farklı düşünüyor. Zaman zaman ABD'yi uyarıyor ve ABD yönetiminin de fikrini değiştirebiliyor. İsrail ve İran konusu MİT'le doğrudan ilgili. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da MİT'in etkinliği arttıkça İsrail başta olmak üzere bazı Ortadoğu ülkelerinin rahatsızlığı da artıyor. Yeni Cumhuriyet'in, AK Parti'nin ve Erdoğan'ın 2023 vizyonu Türkiye'yi 11 yıl sonra dünyanın en iyi 10 ekonomisinden biri haline getirmekse MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ve Teşkilat'ın 2023 vizyonu da MİT'i dünyanın en etkili 10 gizli servisinden biri yapmak. Bu amacı gerçekleştirebilmek için Türkiye'de hep olumsuz çağrışımlar yapan 'derin devlet'i bilmek ve yönetebilmek şart. Çünkü iktidara gelmenin değil ama iktidarda kalmanın olmazsa olmaz koşulu 'derin devlet'i yönetebilmektir.


#Sayfa#

'YENİMAHALLE'DEN YENİ KENTE
Hakan Fidan'a yönelik ikinci operasyon, Uludere'de 35 sivilin sehven (!) öldürülmesinden sonra yapıldı. Bayrak Garnizonu olarak da bilinen Gölbaşı'ndaki Genelkurmay Elektronik Sistemler Başkanlığı'nın (Bu arada 12 Eylül darbesini çağrıştıran Bayrak isminin artık kullanılmamasında fayda var) MİT'e bağlandığı günlerde meydana gelen Uludere olayından sonraki tartışmalardan çıkan sonuç kabaca şuydu: "MİT, elektronik istihbarat yapamaz. Yaparsa işte böyle siviller ölür!" MİT, Fidan'ın açıklamalarından da anlaşıldığı üzere bu tartışmaları elbette izliyor ve o kadar da önemsemeden işine devam ediyor. Fidan, Gölbaşı'ndaki GES tesislerini kast ederek, "Buraya 21. yüzyılın gereklerine uygun, Türkiye'ye yakışan büyük bir istihbarat köyü kuruyoruz," dedi. Gölbaşı'nda istihbarat köyü kurulurken, MİT'in karargâhı da Yenimahalle'den ayrılıp şehir dışında bir yere taşınacak. Yenimahalle Karargâhı taşındıktan sonra kurulacak yeni tesislere de köy yerine kent demekte fayda var. Çünkü 'mahalle'den sonra 'köy' söylemi gerileme çağrışımları yapabilir. İsrail, Türkiye'de kelimenin tam anlamıyla 'milli' istihbarat köyleri veya kentleri kurulmasından rahatsız. Ankara da bunun farkında. Gazze Hükümeti'nin Başbakanı İsmail Haniye'nin Meclis'te ağırlanmasının, Uludere olayından sonra İsrail'e açık bir mesaj olduğu düşünülebilir. Bir anlamda "Uludere'deki imzanı gördüm, restini de gördüm. Dövüşeceksen meydana çık, öyle dövüşelim" mesajı... Tabii kimse İsrail'den açık dövüşmesini beklemiyor. Ama Mossad'ın örtülü operasyonları sürecek.


MİT'İN ATALARI: YILDIZ VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA
Türk istihbarat tarihinin Yıldız'dan sonraki ilk istihbarat teşkilatı 1913 yılında İttihat'ın üç atlısından biri olan Enver Paşa tarafından kurulan Teşkilat-ı Mahsusa idi. Bu teşkilat, savaş dönemi koşullarında istihbarattan ziyade paramiliter faaliyetler yürüten bir mukavemet örgütüydü. Enver Paşa ve ekibi savaşta yenildiği için Teşkilat-ı Mahsusa da uzun ömürlü olamadı, 1918'de lağvedildi. Cumhuriyet'in kurulmasından önce bir diğer İttihatçı Talat Paşa'nın talimatı ile 1919 yılında Karakol Cemiyeti kuruldu. Anadolu'ya silah sevkiyatı yapan bu örgüt de fazla uzun ömürlü olmadı. Zaten Karakol ismini, Atatürk'e suikast girişiminde bulunmakla suçlanan Kara Kemal'den esinlenerek alan bir örgütün Cumhuriyet kadrosunca benimsenmesi beklenemezdi. Karakol'dan sonra Zabitan, Yavuz ve daha sonra Hamza grupları adı altında kısa ömürlü istihbarat yapıları kuruldu. Cumhuriyet rejiminin kurduğu ilk istihbarat teşkilatı ise Müsellâh Müdafaa-i Milliye oldu. Kısa adı M.M. (MİM MİM) olan bu örgüt 3 Mayıs 1921 tarihinde alınan TBMM kararı ile resmileşti. Ve nihayet beş yıl sonra MİT'in babası Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti kuruldu. Teşkilat, 5 Ocak 1927'de İçişleri Bakanlığı'na bağlandı. Bu tarih, resmi kuruluş tarihi olarak kabul edildi.

Yazarın Önceki Yazıları
2012'nin 'siyasi falı' ( 01.01.2012 )
Reytingin küresel Ergenekon'u: AGB ( 18.12.2011 )
Psikolojinin 'seksi' babaları ( 04.12.2011 )
Almanya'yı batıran lider ( 20.11.2011 )
Suriye'nin 'junior' diktatörü ( 13.11.2011 )
Gizli servislerin istihbarat satrancı ( 16.10.2011 )
Zenci mahallesinin ‘Beyaz Türk’ü ( 18.09.2011 )
Fazıl Say politik polemikler piyanisti ( 11.09.2011 )
Türk futbolunun 'Top İkonu' ( 14.08.2011 )
Burjuvazinin şövalye ataları: Tapınakçılar ( 07.08.2011 )
Diğer Pazar Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol