Ve Kadir Topbaş pilates yaptı!

Bu fotoğrafı tam üç ay önce gözümde canlandırmıştım. Başkan halkla pilates yapıyor! Bir sabah Florya'da, yüzlerce insanın SPOR A.Ş'nin hocaları ve müzik eşliğinde pilates yaptığını görünce etkilenmiş, hayal kurmuştum. Bir vince çıksak, kadınlı erkekli bu insanları pilates yaparken çeksek, ama o karede de Kadir Topbaş olsa... Hayalim gerçekleşti. Bunu İstanbul'un 1 Ocak 2012'den itibaren Avrupa'nın Spor Başkenti seçilmesine borçluyum. Ve Ahmet Faruk Yanardağ'a... O, vinçi bile organize etmişti. Ve tabii Erkan Sevenler'e. Onun objektifinden, kötü fotoğraf çıkması mümkün değil. Ve Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a teşekkür ederim. Bizi unuttu, hanımlarla pilates saatine daldı. Onu aralarından çekip almak hiç kolay olmadı. Birlikte fotoğraf çektirmek isteyenler, derdini anlatanlar... Güneşli bir günde Florya'da, yüzlerce kişiyle birlikte hem spor yaptık, hem röportajımızı gerçekleştirdik, hem de eğlendik.. İstanbul, Avrupa Spor Başkenti seçildi. Haydi gençler ve genç kalmayı seçenler, sporaaaaa... Röportajımızın kamera görüntülerini movierop olarak sabah.com.tr'den izleyebilirsiniz.

* Hedefe koyduğumuz 2020 İstanbul Olimpiyatları için bu bir yol haritası, bir başlangıç. Artık birçok tesisimiz var. 2020 Olimpiyat Oyunları'na adayız. Sıfırdan bir şey yapmayacağız. Bazı ilavelerle olimpiyat yarışına girebileceğiz.
* Hayatımda "Yoruldum," kelimesini hiç kullanmadım. Hep meşguliyet değiştirerek dinlendim. Bir işi kanıksadığınız zaman bir başka işe yönelirseniz, dinleniyorsunuz. İnsanın bedensel yapısı o kadar mükemmel ki, kanıksadığınız işi değiştirdiğiniz zaman, başka bir moda girdiğinizde vücut dinlenebiliyor.
* Hayatımın her noktasındaki yaşamım kaliteli geçti, çünkü güne sporla başladım. Yıllarca jimnastik yaptım sonra güreş. Sporla hep yakın ilişki içinde oldum. Bugünkü zindeliğimi, aktivitemi buna borçluyum.
* Hiçbir şekilde ilaç almıyorum. Eğer ihtiyaç hissediyorsam soğan, kivi yiyorum. Hastalanacakmış gibi olursam bir kaşık bal, iki bardak su içiyorum

- Spor neden sizin için önemli?
- Kent hayatında spor çok önemli hale geliyor, çünkü insanlar yoğun iş hareketliliği içinde bedenlerini ve kendilerini ihmal ediyor. Hekimler, menüsküs ve bel fıtığı gibi rahatsızlıkların en çok şehir hayatında ortaya çıktığını söylüyor. Kaslar, görevini yapmaz hale geliyor, fonksiyonlarını yitiriyor ve iskelete yük bindiği için ciddi sıkıntılar ortaya çıkıyor. Sporun şehirlerde günlük yaşamın parçası haline gelmesi şart. İstanbul'un '2012 Avrupa Spor Başkenti' olması, bunun için önemli. 7'den 70'e şehirde yaşayanların yaşamlarında, sporun bir yaşam parçası haline gelmesi arzu ediliyor. Her yerde spor yapılabilmeli. Bunun için yerel yönetimler tarafından ortam ve imkanlar hazırlanmalı, halk sporda bir araya gelmeli.

- İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçildiğinde öncesi ve sonrasında çok konuşuldu. Spor başkenti ise sanki sessiz sedasız oldu gibi.
-Göreve geldiğimizden bu yana spora büyük ölçekli yatırımlar yaptık. Bu yatırımların toplamı, takriben 1 milyar liranın üzerinde bir rakamdır. 130 adet spor salonu yaptık, sahillerde, meydanlarda, mekanlarda, bütün alanlarda spor yapabilme imkanı ve fırsatını vermeye çalıştık. 'Spor, yaşamın bir parçası olsun,' dedik. Spor, sadece bedensel ve ruhsal yapımızı düzenlemiyor. Bunun dışında başka şeyler de getiriyor. Birlikte spor yapma olgusunda, İstanbul'un değişik noktasında bir araya gelen insanlar, aynı zamanda sosyalleşme imkanı da buluyor. Bu, diğerini algılama anlamını da taşıyor. Barışa, sevgiye, hoşgörüye önemli katkı sunuyor.

#Sayfa#

- Çok ciddi bir evhanımı nüfusu var İstanbul'da. Onların da artık yavaş yavaş sabah yürüyüşü yapmalarına tanık olmak, güzel bir şey. Parklara koyduğunuz spor aletlerinin buna faydası olduğunu düşünüyor musunuz?
- Çalışan insanların kendilerini ihmal etmesi gibi, ayrıca evde kalanların da maalesef yaşam alanları çok küçük, minimum ölçekte. Büyük kentte yaşayan insan ister evhanımı olsun, ister çalışan, ciddi sıkıntı ve stres içinde insanlar. Günlük, monoton bir hayatı devam ettirmek zorunda kalıyorlar. Ama dışarı çıkıp, doğayla buluşup, farklı bir ortamda, farklı bir fiziksel aktiviteyle rahatlama fırsatı sağlıyorlar. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
- İnsanları spor yapmaya yöneltmede 'Daha yapmanız gereken şeyler var,' mı, yoksa 'Biz bu kadar yaptık, yeterli,' mi diyorsunuz?
- Yeterli değil, bir kere bir gerçeği burada söylemek lazım. Siyasi gelişmenin getirdiği süreç içinde, sosyal donatı alanları dediğimiz; sportif alanlar, kültür merkezleri, parklar, sağlık, hatta okul alanları yoksul kalmış İstanbul'da. Barınma ve iş yerinin ötesine geçilmemiş. İnsanın önceliği işi ve evi olabilir, ama bunun ötesinde yaşamsal başka ihtiyaçları da var. Spor yapabilmek, kentli gibi yaşamak, kente dokunmak, kültürel, sanatsal aktivitelerde olmak gibi... 2005'te Atina'daki olimpiyatlara gittiğimizde, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz 68 sporcuyla temsil edildik. Buna çok üzülmüştüm. Bizden çok daha az nüfusa sahip ülkelerin yüzlerce sporcusu vardı. Atina'dan döndükten sonra hemen İstanbul'daki 130 okula kapalı spor salonu yaptık ve bu spor salonu yaptığımız okullarda, şu anda dereceler alan öğrenciler var. O dönemden itibaren sahillerde, park alanlarında, korularda, insanlara spor yapabilme imkanı verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Sahiller işgalliydi. İşgalden kurtardık, halka açtık. İlçe belediyelerinin de önemli katkıları var. Kendi bölgelerinde spor için uygun alanlar yarattılar. Zaten aday şehirleri dolaşan komite, İstanbul'da spor yapıldığını gördüğü için bu unvanı İstanbul'a verdi Bu komite, aday olan şehirleri takip ediyor, dolaşıyor ve o şehirlerden hangisi bu işte mesafe almış, bunu gözlemleyip ona göre karar veriyorlar.

TEK İLACIM BAL
- Bu yoğun tempoda besin takviyesi, vitamin alıyor musunuz?
- Hiçbir şey. İnsanın ailedeki beslenme alışkanlığını değiştirmesini doğru bulmuyorum. Bir kere bu mutfak kültürünüz kendi ailenizde ne ise buna uymanız gerektiğine inanıyorum. Bazı yanlışlar varsa, değiştirerek tabii. İyi ve dengeli besleniyorum, kızartmalardan uzak duruyorum. Hiçbir şekilde ilaç almıyorum. Eğer ihtiyaç hissediyorsam soğan ve kivi yiyorum. Hastalanacakmış gibi olursam da bir kaşık bal, iki bardak su içiyorum. Bal, en büyük enerji, en büyük vitamin.
- C vitamini de almaz mısınız?
- Hiç almam, eğer ihtiyaç hissediyorsam soğan, kivi yiyorum ve bunlarla kendimi takviye ediyorum. Mesela iki üç günden beri hafif soğuk algınlığı hissettim kendimde. Böyle zamanlarda akşam yatmadan önce bir kaşık bal, iki bardak su içiyorum, Sabahleyin kalktığım zaman tekrar bir kaşık bal ve bol su. Bu kadar. Her şey var içinde. Akşam 20.00'den sonra da hiçbir şey yemem. Her gün bir adet elmam vardır, aç karnına. Kabuğuyla yerim. Hafif ekşi elma. Genelde de bu elmayı Anadolu'dan getirtiyorum hiç ilaç görmemiş bölgelerden, organik. Bir müddet devam ediyor, beş altı ay gidiyor, ondan sonra piyasadan alıyorum mecburen. Onun büyük yararını görüyorum. Kolay kolay bana ilaç aldıramıyorlar, çünkü onun yan tesirlerini okuduğum zaman atıyorum.
- Gelecek kuşaklar sizi nasıl ansın istersiniz?
- Benim burada tatminim, yapılan işlerin başarılı izler olarak kalmasıdır. Bu şehirde, denize girilmeyen yerleri denize girilebilir hale getirdik mesela. Şunu yapmak isterim esasında, hayalim; İstanbullular bizimle yakın temasta olsunlar, beraberce bu kentin deprem riskini dikkate alarak kenti yenileyeyim. Bu milat olsun, bu kent yenilensin ve adam gibi gerçekten bir şehir olgusuna geçsin. Sayın Başbakanımız bunu başlattı. Bu dönemde başlamış ve kent böylece yeni bir sürece girmiş olsun. Trafikte de ciddi mesafe aldık. Şu anda trafikte birçok dünya metropolünde olduğu gibi problem var, bunu biliyoruz. Ama şöyle bakılmasını da isterim açıkçası; ya bugüne kadar yaptıklarımız yapılmasaydı? 250 tane kavşak ve alt geçit, tüneller yapmışız, metrobüsü koymuşuz. Minibüslerle insanlar iki büklüm orada, ne hallerle geçerlerdi. Metrobüsü koyduğumuz için sadece o hatta 80 bin araç trafikten çekilmiş.


#Sayfa#

5500 KİŞİ GÜNE SPORLA BAŞLIYOR
- Spor ve sanatla AB'ye girdiğimizi söyleyebilir misiniz?
- Zaten öyle değerlendiriyorlar. İstanbul'da ilk sayın Başbakanımızın döneminde spora çok önem verildi; ciddi sayıda spor tesisi yapıldı, biz onu devam ettirdik ve geliştirdik. Şu an SPOR A.Ş tarafından işletilen 33 spor tesisinde 22 branşta spor yapılabiliyor. 2 milyon 72 bin 878 kişi bu tesislere üye. Her alanda yüzme, fitness, boks, badminton, aikido, buz hokeyine kadar her çeşit aktivite var. Ücretli ve ücretsiz olmak üzere geçtiğimiz yıl toplam 2 milyon 546 bin 534 kişi spor hizmetinden faydalandı. İstanbul'da halkın yoğun olarak kullandığı yürüme, koşu alanlarının olduğu parklara, korulara ve sahil parklarına toplam 3 bin 340 adet spor aleti yerleştirildi. 2006'dan beri devam eden 'Sabah sporlarıyla güne merhaba projesi' ile uzman eğitmenler eşliğinde, ayda 5 bin 500 kişi, güne sporla başlıyor.

İYİ PARENDE ATARDIM
- Gençliğinizde ne kadar sporun içinde olan biriydiniz?
- Doğrusu ben gençliğimde sporla ciddi ilgilendim. Sporcu sayılırım, milli olmadım ama spor hayatına amatörce jimnastikle başladım. Jimnastik, temelde sporun başlangıcıdır. Dört-yedi yaş arasındaki çocuklara mutlaka jimnastik başlatmak lazım. Ben torunlarıma başlattım. Bedenler tanınıyor, keşfediliyor, çocuk hangi spora yatkın, anlaşılıyor. Ben de uzun süre jimnastik yaptım. Arkasından da gençliğimde güreş yaptım, gençken.
- Parende atacak kadar iyi miydiniz jimnastikte?
- Tabii. İyi parende atıyordum, evet.
- Bugün sporla ne kadar ilgilisiniz?
- Hayatımın her noktasındaki yaşamım kaliteli geçti, çünkü güne sporla başladım. Sporla hep yakın ilişki içinde oldum. Bugünkü zindeliğimi, aktivitemi buna borçluyum. Çok şükür vücudumda hiçbir araz, bir rahatsızlığım yok. Bu önemli bir şey. Devamlı spor yapamıyorum, çünkü geç saatlerde eve geliyorum ve her sabah 06.30'da kalkıyorum.
- Kafanızı nasıl boşaltıyorsunuz?
- Zaman zaman sabahları bir saat kadar yürüyorum, 5 km. Eşim Özleyiş Hanım kar, kış, yağmur, fırtına tanımaz ve her gün yürür. Hiçbir kötü hava koşulu, yürüyüş yapmasına engel değildir. Ben onu yapamıyorum, çünkü çok az bir uyku saatim, yoğun bir programım var. Geçmişte vücudumu iyi geliştirdiğim için fiziksel olarak bugün onun rahatlığını yaşıyorum. Mesela vaktim olsa, hiç durmadan beş saat rahat yürüyebilirim. Uzun soluklu yürüyüşte zorlanmam.
- Avrupa Spor Başkenti olunca, Avrupa Birliği'nden bir bütçe alınıyor mu? Spor tesisleri açmak, iyileştirmeler yapmak için?
- AB bu konuda bütçe vermiyor, ama zaten bizim kendi spor yatırımlarımız var. Burada ilçe belediyelerinin yapmakta olduğu yatırımlara biraz daha dikkat edilecek ve belki bir miktar daha ilgili bakanlığın yatırımları bu noktada gündeme gelecek. Hedefe koyduğumuz 2020 İstanbul Olimpiyatları için bu bir yol haritası, bir başlangıç. Artık birçok tesisimiz var. 2020 Olimpiyat Oyunları'na adayız. Sıfırdan bir şey yapmayacağız. Bazı ilavelerle olimpiyatlara girebileceğiz.
- Hiç durmuyorsunuz?
- Ben'Yoruldum,' kelimesini hayatım boyunca hiç kullanmadım. Hep meşguliyet değiştirerek dinlendim. Bir işi kanıksadığınız zaman bir başka işe yönelirseniz, dinleniyorsunuz.

TRAFİK DENETLEME YETKİSİ BELEDİYEDE OLSUN
- Gelecek beş yıl için hayaliniz ne?
- Gelecek beş yılda hele bir de trafik denetleme yetkisini alabilirsek, İstanbul'da çok şey değişecek. Londra ve birçok şehirde trafik denetleme yetkisi belediyede. Bu konuda hazırlıklarımız yeterli, bir macera değil bu, bunu başarabileceğimizi biliyoruz. Berlin, Londra, Seul ve Tokyo'nun trafik kontrol merkezini gezdik, gördük. Onların sistemi, bizim 2007'de geçtiğimiz sistem. Biz bunu, trafik polisi koymadan sistemlerle çözebilecek noktadayız. Eğer bunu başarabilirsek, günde 5 milyona yakın insanın raylı sistemi, metroyu kullandığı bir İstanbul, sizin gibi gazetecilerin, toplu taşımada görmeye alışık olmadığımız ünlülerin, herkesin binebileceği tarzda konforlu, klimalı, yoğunluğu, sıkışıklığı olmayan otobüsler hayal ediyorum. Toplu taşıma kullanımının daha çok tercih edilmesini istiyorum.
- Hayalleriniz İstanbul için. Kişisel hayaliniz yok mu?
- Bulunduğum görev o kadar ulvi, o kadar zevkli, o kadar farklı ki, bütün yorgunluklarınızı unutursunuz, hiçbir şey hissetmezsiniz. İnsanların bu yakınlığı, sıcaklığı bir sanatçının sahnede aldığı alkış gibi, bambaşka bir şey.



Yazarın Önceki Yazıları
Benim için hiç kimse 'O çocuğu ben var ettim' diyemeyecek ( 25.12.2011 )
Eğlenen işletmeci yok olmaya mahkumdur ( 24.12.2011 )
O aslında aşçı olmak istiyor ( 17.12.2011 )
Kardeşim tek güvendiğim kişidir, dış gözümdür ( 10.12.2011 )
İskender Bey'in şöhretiyle sınanıyorum ( 04.12.2011 )
Ben varııım! ( 26.11.2011 )
İnsanın evi kendisidir ( 12.11.2011 )
Onlar mahallelerin kahramanları! ( 05.11.2011 )
Hayatımızı sıfırdan kuracağız ( 29.10.2011 )
En iyi anti-aging yöntemi 40'ından sonra doğum ( 22.10.2011 )
Diğer Pazar Sabah Haberleri
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol