5 günlük hava durumu
10 Haziran 2012 Pazar

Tunceli'nin patroniçeleri

Vazgeçmemiş, geri adım atmamışlar. Dersim'de, üstelik erkek işi denilen alanlarda 'Ben varım,' diyorlar. Figen Aydın, Türkiye'nin organik bal üreten tek kadını. Korku nedir bilmiyor. Operasyonların gölgesi altında, bir başına dağlara çıkıp arıcılık yapıyor. Dilek Karakoyun, 21 yaşındayken hem matbaa kurdu, hem gazete! Bugün Tunceli'nin en çok okunan gazetesi Tunceli Emek'in sahibi. Sakine Güneş'in varsa, yoksa lokantası. Ne evlenmeyi hayal ediyor ne de âşık olmayı

Bu coğrafyaya sıkıştırılmış, küçük bir Ege kenti gibi Tunceli. Yemyeşil, her yerden sular akıyor, yol boyu mis gibi çiçek kokuyor. Büyüleyici... Önce coğrafyası, sonra da kandınları beni şaşırtıyor. Bu coğrafyanın özel koşulları devreye girince, tanıdık sıfatlar fısıldanıveriyor: Deli bu kadınlar! Türkiye'de organik bal üreten ilk kadın olan Fidan Aydın sayesinde Tunceli'deyim. Herkesi bir araya getirdi ve çok anlamlı birkaç günü birlikte geçirdik. Başladığı yolda inatla yürüyenlerden biri Fidan Aydın; bölgenin ölüm kusan dağlarına çıkıp, ülkenin organik bal üreten tek kadını unvanıyla tekrar kente iniyor. Baskınlar, operasyonlar, panzerler, helikopterler arasında 'sakin' biçimde evde oturmak bile takdir edilesi bir özellikken, o Nişantaşı'dan Şişli'ye doğru yürür gibi sakin, gürültüsüz patırtısız dağlara çıkıp-iniyor. Ceylan gözlü genç gazete patronu Dilek Karakoyun, 21 yaşındayken bir matbaayı kurup onun üzerine bir de gazete yayımlamayı başaran özel bir kadın... Bugün kentin en çok okunan gazetesi Tunceli Emek bütün mevkilere ve mevzilere eşit uzaklıkta durarak sahici gazetecilik örnekleri veriyor. Evlenmek, bir aile kurmak yerine, işini büyütmeyi düşünen Sakine Güneş, hayatının ortasına lokantasını koyarak 'başı dik kadın' olmanın gururuyla yürüyüşünü sürdürüyor. Bu kadınlar sadece kendi geleceklerini değil, Tuncelili kadınların da geleceğini inşa ediyor. Dersim'de şimdiye kadar sadece erkeklerin başarılı olduğu iş kollarında 'Ben varım' diye sessiz çığlıklar atıyorlar. Bu yüzden başarıları dışarıdan da fark ediliyor. Anadolu'nun ortasında 'kadın başlarına' farklı bir tarih yazıyorlar.

SAKİNE GÜNEŞ
KADIN İŞLETMECİ İNSANLARA HOŞ GELİYOR

"Evlenmek istemiyorum. Aşkla, meşkle ilgim yok benim, amacım işletmemi genişletmek. Eğer başarabilirsem et entegre tesisi açmak istiyorum"

"Biz 10 kardeşiz. Sekiz erkek, iki kız, ben yedinci sıradayım. Lise mezunuyum. Ticaret hayatını hep çok sevdim. Ağabeylerim Bodrum'a yerleşmişti. Onların yanına gittim, dört yıl Bodrum'da yaşadım, hatta risk aldım, Bitez Koyu'nda işletmecilik yaptım. Babam rahatsızlanınca Tunceli'ye döndüm, kalp-böbrek yetmezliği vardı, düzenli ilaç kullanmazdı. Felç oldu. Yedi yıl başkasına bırakamadım. Babam vefat ettikten sonra kendi işimi kurmaya karar verdim. Yapabileceğim en doğru iş lokantacılıktı. Tunceli'nin iki büyük mahallesi vardır; Cumhuriyet ve Atatürk Mahallesi. Atatürk Mahallesi'nde lokanta eksikliği vardı. Bir de insanların ailecek gelip oturabileceği, yemek yiyeceği içkisiz bir ortam yaratmak istedim. Bizim lokantada içki yoktur. Kadın işletmeci görmek insanların hoşuna gidiyor. Gülümsüyorlar. Çabuk kabulleniyorlar. Ama nitelikli eleman bulmakta biraz zorluk çektim. Tunceli'de işsizlik çok deniliyor ama çalışan bulamıyorsunuz. Buradaki çocuklar çalışmak yerine okumak üzerine yetiştiriliyor. Çocuk sadece okuyacak. Çocuklar rahat koşullarda yetiştiriliyor, her istediği yapılıyor. Belli bir yaşa geldiği zaman çocuk gidip: 'Ben masa temizleyemem, tabak kaldıramam,' diyor. Bir süre çalışıyor, sonra kaçıyor. Sabah 7.30'da geliyorum, gece 23.00'te çıkıyorum. Bazen kardeşlerimden destek alıyorum. Bekarım, 37 yaşımdayım ama evlenmeyi düşünmüyorum. Evlilikle ilgili bir hayalim hiç olmadı. Burada hiçbir aile çocuğuna evlen diye ısrar etmez. Hayatımda hiç makyaj yapmadım. Bugün 'Siz geliyorsunuz, nasıl güzelleşebilirim?' diye aynanın karşısına geçtim, biraz fondöten sürdüm, o kadar. Aşkla, meşkle ilgim yok, amacım işletmemi genişletmek. Eğer başarabilirsem et entegre tesisi açmak istiyorum. Düzgün bir tesis burası için önemli."

Dilek Karakoyun
GAZETESİNDE ERKEK ÇALIŞTIRMIYOR

"Buradan daha uzağa bakmak istiyoruz. İnternet üzerinden 10 bin takipçimiz var. Gelecekte medya center'ımız olsun istiyoruz. Radyosuyla, televizyonuyla"

"Tunceli küçük, ama yaygın medyada Tunceli'den haberler hep büyük. Terör, adam kaçırma, operasyon haberleriyle özdeşleşmiş. Tuncelili bu haberleri izlerken, gazete okurken, kendini hep olumsuzluğun bir parçası olarak görüyor. Ben ve ablam (Hüsniye Karakoyunlu) bu algıyı yıkmak istedik. Dersimlilerin kendinden haberler bulabileceği bir gazete yapmak istedik. Mesela Ayşe Hanım'ın ineği doğurmuş, onun mutluluğunu bunu okuyan herkes paylaşsın. Bu küçük mutlulukları gazetemizde gösterelim istedik. Biz 10 kardeşiz, yaşamımızın her aşamasını emekle ördük. Okul hayatımızı, mesleğimizi bizim için kimse düzenlemedi. Bu yüzden 'emek' sözcüğünü çok seviyorum. Ve bu nedenle gazetemizin adını Tunceli Emek koyduk. Sekizinci yılımızı kutlayacağız bu yıl. İlk zamanlar gazete, günde en fazla 50 adet satılıyordu. Biz 1000 adet basıyorduk! Tunceli vezirle rezil olma arasında çok ince dengesi olan bir kent. İyi şeyler yaptığınızda çabuk duyuluyor. Biz hiçbir siyasi partinin tarafı olmadan, devlete ve millete aynı mesafede durarak bu gazeteyi yaptık. Bir hayalimiz vardı ve bundan asla vazgeçmedik. Bazen haberlerimiz birilerini kızdırabiliyor. En son usulsüzlük haberi yaptığımız için, geçen yıl resmi ilan hakkımız elimizden alındı. Büyük bir ekonomik sıkıntı yaşadık ama yılmadık. Matbaada da kendimiz çalışıyoruz. Kadınlar iş hayatında erkeklerden daha sorumlu olduğu için, gazetemizde erkek çalıştırmıyoruz. Şimdilik Tunceli'deyiz ama hedefimiz Dersim'in gazetesi olmak. Artık bu küçük yerden çok uzağa bakmak; Elazığ, Erzincan, Malatya'ya da ulaşmak istiyoruz. İnternet üzerinden 10 bin takipçimiz var. Gelecekte medya center'ımız olsun istiyoruz. Radyosuyla, televizyonuyla. Tunceli çaresizlikler yaşayan bir kent. Aslında çığlığı kendi içinde... Sesimiz beden duvarlarımıza çarpıp geri geliyor bize. Hükümet nezdinde de duyuramıyoruz sezimizi. Tunceli'nin kadın-erkek diye bir derdi yok aslında. Tunceli'de bir kadın da işletme açsa, erkek de, hep sıkıntı yaşıyor... Çünkü bürokrasi hep gözden çıkardığı insanları buraya gönderiyor."


Fidan Aydın

ÇOCUKLARIMI TEK BAŞIMA BÜYÜTTÜM

"Biz feodal kadınlarız, yıkamadığımız duvarlarımız var hâlâ. Hiç bilmediğim bir işe giriştim ve başardım. İnsanlar beni tanıyor ve bir kadın olarak yaptığım işe saygı duyuyor"

"Herkesin emekli olduğu yaşta ben Tunceli'ye dönüp, hayatıma sıfırdan başladım. Dersimliyim. 22 yaşında evlendim. Genç ve idealist bir kadındım, ülkenin yönetimini beğenmeyip bu ülkeyi değiştirmeye çalışan bir devrimciydim. Kocam da öyleydi. Siyasi nedenlerden dolayı üç yıl hapis yattı. O hapisteyken iki çocuğum ve ablama birlikte, İstanbul'a geldim. Çocuklarımı yalnız büyüttüm. Eşim cezaevinden sonra askere gitti. Tam beş sene sonra, İstanbul'a yanımıza geldi. Mesleği yoktu, birlikte pazarcılık yapmaya başladık. Konfeksiyonlarda çalıştım, makineci oldum. İşlerimiz biraz daha düzelmeye başlayınca eşim Laleli'de tekstil işine devam etti. Ben bir yayınevinde halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışmaya başladım. Yoksulluk son buldukça, zor günleri geride bırakınca, hayatın oturması ile beraber yıllar geçerken, aslında birbirimizi hiç tanımayan insanlar olduğumuzu fark ettik. Ortak hiçbir yanımız yoktu. O başka biriydi, ben başka... 17 yılın sonunda evliliği bitirme kararını alan ben oldum. Hiçbir kadın için boşanma kolay değildir. Biz feodal kadınlarız. Yıkamadığımız duvarlarımız var hâlâ. Bir süre kardeşimin konfeksiyon işini birlikte yürüttük, ona ortak oldum. Annemiz hasta olunca, ona bakmak için geldiğim Tunceli'den ayrılamadım. Ve herkesin emekli olduğu yaşta, ben yeni bir hayata başladım. Hiç bilmediğim bir işe giriştim. 'Nereden bulaştın?' derseniz, 20 yıl sonra geldiğim memleketimin muhteşem doğası beni kendine çekti: "Yerleşeceğim" dedim ve altı ay İstanbul'a geri gitmedim. Ev tuttum, İl Tarım Müdürlüğü'ne organik tarım yapmak için başvurdum. Biraz sebze ekmeye başladık, ancak gördük ki mevsim çok kısa ve sebze yetişmiyor. Bu işten vazgeçtim ama o dönemde bir tarım kooperatifi kurdum. Üyelerinin hepsi erkek ve hepsi arıcıydı. Dediler ki: 'Biz sebze işine girmeyiz, sen bizim balımızı pazarla gerisine karışma'. Böylece arıcılığa başladım. Buralı olduğum halde beni çok çabuk kabul edemediler. Bir kere emniyet sizden şüpheleniyor: 'Bu kadın İstanbul'dan durup dururken neden gelsin, dağlara çıksın,' diyor. Dağdakiler şüpheleniyor: 'Devlet bunu muhbir olarak mı gönderdi?' diye sizi ziyaret ediyor. Maalesef bir süre sonra iyi işler yapmaya başladığınız zaman da kendi yaşadığınız şehirde düşmanlarınız çoğalıyor!

GÜNDE 8-9 SAAT ÇALIŞIYORUM
Tarım Bakanı ile görüşüp organik bal yapmak istediğimde, Türkiye'de organik mum bulamamıştım. Bu nedenle iki yıl organik sertifikayı alamadım. Aslında bütün şartları yerine getiriyorum, arıyı alıyorum, götürüyorum, dağ çok güzel, her tarafı kekik, çiçekler... Arı şahane bal, yapıyor. Numune veriyorum, diyorlar ki: 'Fidan Hanım balınızdan naftalin çıktı, parafin çıktı, şu çıktı bu çıktı...' Nasıl naftalin çıkar? Sonunda öğrendim ki bu piyasada kullanılan mumlarla organik bal üretemezsiniz. Yani arıda kullandığınız mumun da organik olması gerekiyor. Meğer bal ürettiğimiz piyasadaki mumlarda kanserojen madde taşıyan kalıntılar mevcutmuş. O mumun temizini nerede buluruz diye Tarım Bakanlığı'na çok yazı yazdım. Şimdi kendi çabamla Yeni Zelanda'dan mum getirerek bal üretmeye çalışıyorum. Türkiye'de organik bal üreten tek kadınım. Dağdaki de, emniyet de beni tanıyor ve bir kadın olarak yaptığım bu işe saygı duyuyor. Günde 8-9 saat çalışıyorum arıların içinde, 1518 bitki çeşidinin olduğu bu bölgede arıların binbir çiçeğe konarak ördükleri o bal kovanı dünyanın en büyük mucizesi bence."

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Pazar Sabah Haberleri

Türkiye'de her alanda hazımsızlık ve gereksiz bir hırs var
Evli olmasam, Maria ile evlenirdim
Şiir okunan bir evde büyüdüm
Prometheus'u anlama kılavuzu
Bir dostluk gösterisi: Ali'nin Koço'su
İkisi bir arada
Gökyüzünde Venüs fırtınası
Extreme Sailing Series İstanbul'da
Yunan adalarına vizesiz seyahat
Madonna'nın rakibi Behzat Ş.!
Mangalda et pişirmek incelik ister
'First demir leydi': Hillary Clinton
Robot hakemler, çipli toplar
Sosyal medyada 'yüzleşme' devri
Tatilde bile takip edilmesi gereken dört site
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol