Türkiye'nin en iyi haber sitesi
RASİM OZAN KÜTAHYALI

Türk solcuları, Kürtler, Ermeniler ve Ergenekon

Ergenekon davasının ilk duruşmasından bu yana tam 4 yıl geçti...Bu dava her sağduyu sahibi yurttaş için çok önemliydi,hâlâ da önemli.O yüzden Şener ve Şık tutuklamaları gibi akılalmaz hatalar en çok Ergenekon davasına destek verenleri üzüyor...Asrın davası böyle hukuksuz işlemlerle sulandırılmamalı...
Bu 4 yıllık süreç içinde Ergenekon'un toplum tarafından algılanması bağlamında net bir tablo oluştu...Ergenekon'u hafifseyen yaklaşımlar bu ülkenin hiçbir Ermeni ya da Kürt yurttaşında yok mesela... Hangi zihniyet yapısında olursa olsun her Ermeni ve Kürt yurttaş bu mesele etrafında çok duyarlı.Genel olarak tüm gayrimüslim yurttaşlar da öyle. Çünkü Ergenekon terörünün açık hedefi olmuştur gayrimüslim ve Kürt yurttaşlarımız yakın tarih boyunca...
Haliyle, Ergenekon terörünün doğrudan hedefleri olmuş yurttaşlarımızda Ergenekon davasını hafifsemenin zerresi yok. Hatta Türk soluna hâkim bu hafifseme onları çok rencide ediyor. Son dönemde bu tip bir sol anlayıştan onları tamamen uzaklaşma noktasına getiren de bu...

Ergenekon ve Türk solcusu
İki üst düzey generalin tutuklandığı, ilk büyük Ergenekon dalgasının yaşandığı gün olan 1 Temmuz 2008'in ertesinde sosyalist aydın Ahmet Çakmak bu tutuklamalardan ötürü içinde bir üzülme ve rahatsızlık hislerinin uyandığını söylemişti.Sonra da bu rahatsızlık hissinden ötürü yeniden kendini rahatsız hissettiğini yazmıştı Çakmak... İçtenlikle ve dürüstçe ifade edilmiş bu hisler üzerine Türk solcuları düşünmelidir bence. Bu noktadan sonra sol meselesi polemik ve çatışma durumundan çıkarılmalı ve daha duygusal bir zeminde konuşulmalı artık...
Çakmak'ın hisleri ortalama Türk solculuğu bağlamında temsil kabiliyeti çok yüksek hisler, önce onu tespit edelim... O kadar görülen işkence, mahpus ve zulüm günleri, devletin yaşattığı sıkıntılar, acılar...
Ama yine de Ergenekon bağlamında itiraf edilen bu hissiyat... Hiçbir Ermeni'nin, Yahudi'nin, Rum'un, Kürt'ün hissetmediği sadece etnik Türk solcularına ait bu garip duygular... Bir yandan "Hrant'a" hitabıyla Ermeni meselesi etrafında samimi ve vicdanlı bir kitap yazabilmek... Bir yandan Hrant'ın geride kalan tüm ailesinde (ve tüm Ermeni cemaatinde) korku ve ürküntü uyandıran Cumhuriyet mitinglerini izlerken derin bir haz duyabilmek.
Cumhuriyet mitinglerinin faşizan ruh haline Türk solcusunun kendini ait hissetmesi...
Bunun esasen istemdışı yaşanan bir soyaçekim hadisesi olduğunu düşünüyorum... Türk solculuğunun özünde olan o İttihatçılığın -istenmese ve inkâr edilse bile- nüksetmesi ve adım adım Türk solcusunun ruhuna yeniden hâkim olması. Geçmişte yaşanmış, ortak bellekte duran hapis, işkence, zulüm, aşağılanma, hor görülme... Ama yine de egemen unsur olarak kendini Ergenekon devletinin aura'sına ait hissetme. O devlet bakışından kopamama... O Ergenekon devletine ait olmak, o devlete sahip olmak ve o devlet diliyle konuşabilme arzusu...

Baba ve evlat
Bir tip çok problemli baba-evlat ilişkisi, Türk solcusuyla Ergenekon devletinin arasında yaşanan... Ama yine de babaevlat...
Evlat sık sık dayak yiyor ama babası biraz gülümsedi mi, biraz şöyle "Hadi gel yanıma bakayım" dedi mi, birden kendini o babanın kucağında buluyor. O evladın tüm sahte isyankarlığına rağmen engelleyemediği derin bir baba sevgisi var... O zalim kere zalim babaya karşı derinden bağlılığı ve dolaylı itaati var. Yine de Türk solcusu o babanın evladı çünkü...
O babanın tamamen çıplak kalacağı bir durum olasılığı onları içten içe üzüyor...
Hele ki o babanın üvey evlatlarının elinde olduğuna inandıkları bir dönem, o üvey evlattansa babalarını tercih ediyorlar içten içe... Ne Ergenekon Ne AKP; yani "Ne babamız ne üvey evlat" deseler de babaları bir şekilde kazansın istiyorlar...Ergenekon devletinin AK Parti'yi devirmesini istiyorlar...

Her daim yetim olanlar
İşte bu toprakların etnik olarak Türk olmayanlarının asla hissetmediği ve hissedemeyeceği duygular bunlar...
Onlar evlat olmak istediğinde bile dışlanacaklarını biliyorlar çünkü... O babanın evinde sığıntı gibi, her an evden kovulmaya hazır yaşadıklarını biliyorlar çünkü. Babası arada dayak atsa da yine "Gel, sen benim evladımsın" diyecek, bunu biliyor Türk solcusu... Kürtler ve Ermeniler ise bu evin yetim olmaya mahkûm edilmiş iki mensubu.Bu babanın egemenliği sürdükçe de yetim kalmaya devam edeceklerini biliyorlar...
Onları son süreçte Ergenekon çocuğu olan solla derinden ayıran, temelde bu bence... Türk solcularının son tahlilde baba evi Ergenekon devleti... Sahte başkaldırılar, sanal isyanlar çıkarsalar da Ergenekon evi=Baba evi. Kürtler ve Ermeniler içinse sığıntı gibi yaşamak zorunda bırakıldıkları bir kâbus yuvası bu ev...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA