Türkiye'nin en iyi haber sitesi
RASİM OZAN KÜTAHYALI

Beşir Ayvazoğlu 60 yaşında

Geçen hafta Toktamış Ateş'i daha evvel de Mehmet Ali Birand'ı bu köşede andık. Okurlardan "Sadece vefat etmiş aydınları mı anacaksın" diye sitemler de gelmedi değil. Okurlar haklı. Maalesef insanların öldükten sonra kıymetini anlamak tipik bir Türk hastalığıdır.

Bu aralar Beşir Ayvazoğlu'nun rahmetli mimar-mütefekkir Turgut Cansever ile yaptığı söyleşilerden müteşekkil Dünyayı Güzelleştirmek kitabını okuyordumki farkettim. Bu ay, komple bir kültür adamı olan üstad Beşir Ayvazoğlu 60 yaşına giriyor...

Beşir Ayvazoğlu'nun birçok eserini okumuş biriyim. Diyebilirim ki bu toprakların ürettiği kültürel ve estetik derinliği farketmemi sağlayan ilk yazar kendisidir. Ayvazoğlu'nun yazdıkları benim için bir Altın Kapı gibidir. O kapıdan girerek içinde yaşadığım Osmanlı coğrafyasının kültür denizlerine dalabildim. Edebiyat, müzik, mimari, görsel sanatlar ve gündelik hayat boyutuyla bu toprakların nasıl bir estetik evren inşa ettiğini bana ilk hissettiren kişi Ayvazoğlu'dur. Ayvazoğlu'nun açtığı Altın Kapı'dan girerek birçok klasik eserin dünyasına vakıf olabildim ya da olmaya çabaladım...

MİLLETE DÜŞMAN MİLLİYETÇİLER
Üstad Ayvazoğlu'nun yazılarıyla ilk kez lisede tanışmıştım. Hem de çok garip bir şekilde... İzmir'de oturduğumuz apartmanda dindar bir tüccar komşumuz vardı. Diğer laikçi apartman sakinleri bu komşumuzun çok dedikodusunu yapardı. Bu komşumuza düzenli Zaman gazetesi gelirdi,apartman kapısına konurdu... Bu komşumuz çoğu vaktini yurtdışında geçirdiği için gazeteleri almazdı, gazeteler orda kalır, birikirdi... Ben de zamanla merak edip Zaman'ı okumaya başladım, ailem ise Zaman'ın evimize girmesinden bile rahatsız olurdu. "Senin bunu okuduğunu görürlerse millet ne der?" deyip dururlardı. Dönem 28 Şubat askeri darbesinin en kesif dönemiydi... Ben de bu alçak atmosfere inat Zaman gazetesini göstere göstere okurdum.İşte o dönem -şimdi de olduğu gibi- Zaman'ın kültür- sanat sayfalarında yazardı Ayvazoğlu. O dönem daha da sık yazardı... Sonrasında o zor zamanlarda yazdıklarını Yaza Yaza Yaşamak kitabında topladı. Kültür-sanat alanının hemen her dalına, her meselesine dair yazardı ve bir yandan da bu toprakların kültürünü kökünden biçmek isteyen o darbeci zihniyeti teşhir ederdi...

28 Şubat darbesinin de mimarı olan zihniyet geleneği sözümona 'Türk milliyetçisi' idi ama aynı zamanda Türk diline, müziğine, mimarisine düşman bir zihniyetti bu. Geri ve ilkel kabul edilen bu toprakların kültürel birikimi yok edilmeliydi yerine "Muasır medeniyet kültürü"nü benimsemeliydik. 1928'den önce yazılmış Türkçe metinleri anlamaya çalışmak bile gericilik kabul ediliyordu. O günlerde "Lise müzik derslerinde Dede Efendi ve Itrî de okutulsun, Türk müzik makamları da öğretilsin" diye bir RP'li açıklama yapmıştı ve hakkında soruşturma açılmıştı. Müzik öğretmenleri yürüyüş yapmıştı, anlı şanlı klasik Batı müziği sanatçılarımız Dede Efendi'yi "ilkel müzik temsilcisi" ilan etmişti. "Liselere Osmanlıca seçmeli ders konsun" denilmesi düşünülemezdi bile o dönem, bu talep direkt parti kapatma sebebiydi... 1928 öncesinin Türkçe metinlerini, gazetelerini, kitaplarını hatta dedelerimizin mezar taşlarını bile okuyamıyorduk. Öğrenmeyi istemek ise "irtica"ydı... Hoş 1928 sonrası Latin harfleriyle olan metinleri de anlayamıyorduk. Türk çocukları için 50 yıl önce konuşulan dil bile "yabancı dil" haline getirilmişti. Bu millete beyin ameliyatı yoluyla hafızası unutturulmak istenmişti. Türk milliyetçisi/ulusalcısı Kemalistler Türk çocuklarını Türk dilinden, Türk edebiyatından ve Türk musikisinden soğutmak için ellerinden geleni yapmıştı. 28 Şubat darbesi döneminde bu zihniyet en nobran ve vahşi haliyle ortaya çıkıyordu... Ayvazoğlu bir yandan bu vahşi kültür yıkıcılarını köşesinde işliyor bir yandan da saldırı altında olan Osmanlı-Türk kültürünü tüm derinliğiyle anlatmaya, yangından kurtarabildiği kadar insanı kurtarmaya çalışıyordu... İşte o yangın içinden kurtarabildiklerinden ve kültürümüzü sevdirdiklerinden biri de bendim...

TUTKUYLA YAZILMIŞ ESERLER
O yüzden Ayvazoğlu benim için özeldir... Tam bir İstanbul münevveri olan Yahya Kemal'i anlattığı-lisede okuduğumamatörlük eseri olan Eve Dönen Adam ve şurup gibi akan biyografik roman Bozgunda Fetih Rüyası'yla özeldir. Hatta o kadar özeldir ki 20'li yaşlarımın başında Bozgunda Fetih Rüyası'nı senaryolaştırmaya çalışmıştım (tıpkı Tanpınar'ın Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanlarını senaryolaştırmaya çalıştığım gibi). 2004 yılının Mart ayında Ayvazoğlu'yla bu vesileyle tanışmış ve saatlerce sohbet etmiştik Bağlarbaşı İSAM'da... Yahya Kemal'in hayatını ansiklopedik sıraya göre derinlemesine anlattığı ikinci Eve Dönen Adam'ı da geçen sene okudum... İşte o tam ustalık eseriydi...

Ahmet Haşim'i anlattığı Benim Ömrüm Bir Ateşti ve Peyami Safa'yı anlattığı Peyami de çok başarılı eserlerdir. Görev icabı değil tutkuyla yazılmış biyografilerdir bunlar... Aynı şekilde birkaç kitabına serpiştirdiği portreleri ve gezi yazıları da... Her satırında çok sahih emek vardır... Ayvazoğlu'nun özgün eserleri öyle çok ki... Şeyh Galib'in dünyasını resmettiği Kuğunun Son Şarkısı... Herbiri diğerinin hocası olan neyzenler Aziz Dede, Emin Dede, Halil Dikmen ve Niyazi Sayın'ın sanat dünyalarını zarif ve akıcı üslubuyla anlattığı Ney'in Sırrı Hala Hasret... Türk çiçek kültürünün güzelliklerini ifade ettiği Güller Kitabı... İstanbul'un tarihi caddesini şiir gibi anlattığı Divanyolu... Benim henüz okumadığım Üçüncü Tepede Hayat isimli Beyazıt Meydanı'nı anlattığı yeni kitabının da harikulade olduğuna eminim...

Hasılı kelam sevgili okurlarım: Beşir Ayvazoğlu'nu okuyun... İçinde yaşadığımız bu medeniyet havzasının kültürel ve estetik derinliğine vakıf oldukça coğrafyamızı daha çok sevecek, bu toprakların kıymetini daha çok bileceksiniz...

Nice yıllara üstad... Daha yazacağın çok eser var... Kültür hayatımıza yapacağın çok katkı var daha... Durmak yok yola devam...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA