Hıncal Uluç ile haftanın gündemi

FUTBOL Giriş Saati : 07.02.2012 17.25 Güncelleme : 07.02.2012 17.29

Hıncal Uluç ile haftanın gündemi

Sabah Gazetesi'nin usta kalemlerinden Hıncal Uluç, Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan maçı sabahspor.com okuyucuları için değerlendirdi.

Uluç;

Hakem tipik Saracoğlu Stadı hakemi. Bütün yorumlarında... Bariz bir hatası yok. Ama yorumları Fenerbahçe lehineydi. Emre Belözoğlu kaçıncı pozisyonunda sarı kart gördü? Özgür Yankaya'ya 'İyiydi' diyenlerle onu tartışalım. Emre'nin kırmızı kartlık hareketine faul bile vermedi. Ondan sonra diyorlar ki 'Maçı tesir edecek hata yapmadı!' Birinci devrede Fener 10 kişi kalsaydı; Carvalhal belki biraz cesaretlenirdi.
Saracoğlu'na gelen hakem, Fenerbahçe'ye ve Emre'ye amirlik yapıyor.

Özge AYDIN /SABAHSPOR.COM


Göreve devam etme kararı alan Aydınlar bir gün sonra federasyon başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bir günde ne değişti de Aydınlar istifa etmeye karar verdi?
Şaşırdın mı? Türkiye'de şaşıran oldu mu? Mehmet Ali Aydınlar'ın söylediklerinin, iki saat sonra tam tersini söylemesi ya da yapması federasyon başkanlığına geldiği günden bu yana sergilediği tavır ortada...

Ne yapmak istediğini de bundan sonra ne yapacağını da bilmiyorum. Gazetelerde haberler var, Başbakan'la Şenes Erzik'in görüşmesinde Aydınlar'ın geri dönmesi gündeme gelmiş!.. Bir işin çözüme ulaşmasını istemiyorsanız; en iyi çözüm Aydınlar... Kesin...
Bence Aydınlar'ın Türk futbolunda değil, Türk sporunda yeri geri dönmemek üzere bitmiştir. Bitmiş olması lazım. Çünkü bu tavrı onun işine, dünya çapındaki Acıbadem Hastanesi'ne de zarar vermeye başladı. Duyuyoruz. Ailesinin zaten şikayetçi olduğunu biliyorum. Onun için Aydınlar kendini unutturmalı...
Federasyon Hukuk Kurulu Başkanı İlhan Helvacı bir kez daha suçlanan isimdi.
İlhan Helvacı ile Lutfi Arıboğan'ı ısrarla ve inatla suçlayanlar Fenerbahçe camiası... Ali Koç ve Nihat Özdemir... Bu ikisi farkındalar mı bilmiyorum; Futbolda Şiddet Yasası'na aykırı hareket ediyorlar ve kitleler arasında, Fenerbahçe, Galatasaray arasında düşmanlık tohumları atıyorlar. Onlara bir şey olmaz. Onlar yine yarın yan yana otururlar, fotoğraflar çektirirler, Galatasaraylı yöneticilerle... Öpüşürler, sarılırlar. 'Biz dostuz, ahbabız' derler. Ama filler boğuşurken ezilen çimenler olur.
Yarın Fenerbahçeli bir grup ile Galatasaraylı grup karşı karşıya gelir; ölümler olur. Aslında Futbolda Şiddet Yasası bunları önlemek için çıkarılmıştı. Ama o yasanın ceza hükümlerini değiştirerek, komikleştirdiler ve bunun sonuçlarını İzmir'de gördük, bunun sonuçlarını Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde gördük. O eski yasa kalsaydı, bunlar olabilir miydi, bunları yapabilirler miydi?

Para cezası; ne zaman ödeneceği belli, kimin ödeyeceği belli değil. Futbolda Şiddet Yasası'nı fiilen bitirdiler. Bitirdikleri için İzmir yanıyor, bitirdikleri için İstanbul yanıyor. Şimdi kına yaksınlar!..

#Sayfa#

Kısmet Erkiner'in, UEFA'nın raporlarıyla ilgili açıklamayı niye bugün yaptığı da tartışılıyor.
Bu konuyu konuşmak istemiyorum. Bu konu pis. Mide bulandırıcı bir hal aldı ve konuşmanın hiçbir faydası yok. Herkes konuşuyor. Ne oluyor? Bu olaya bulaşan hiç kimseye itimadım yok. Herkesin bir hesabı var. Herkes bir hesap peşinde... Ünal Aysal, Galatasaray tarafı dahil bunun içine... "Biz temiziz" diyen Galatasaray dahil herkesin bir hesabı var ve herkes o hesabı doğrultusunda konuşuyor.
Türk futbolu ve ülkenin menfaatleri için konuşan yok. Herkes kendi hesabında... Ben böyle bir oyunun parçası olmak istemiyorum.

Federasyon 27 Şubat'ta yeni başkanını seçecek ve henüz ortada aday yok. Bu noktadan sonra nasıl bir çözüm bulunacak? Şenes Erzik'in ismi geçiyor ama henüz ondan da olumlu bir yanıt çıkmadı.
Bu işi çözecek olan Futbol Federasyonu Genel Kurulu değil. Bu işi çözecek olan Kulüpler Birliği de değil. İşi bu hale Genel Kurul'un seçtiği Başkan ve Kulüpler Birliği getirdi.
Peki bu işten Yıldırım Demirören ve arkadaşları maddi, manevi bir zarar gördü mü? Bilemedin; görevden ayrılırlar, Beşiktaş'tan da ayrılırlar. Mehmet Ali Aydınlar bir zarar gördü mü? Maddi, manevi... Bırakır futbolu; 'Ben işime dönüyorum' der ve Maldivler'de tatile gider.
Bu işten zarar görecek bir tek kişi var: Başbakan... Bu işin sonunda Türkiye'ye ceza gelirse ya da büyük kulüplere çok ağır cezalar gelirse, haksız, yanlış olduğu düşünülen, gerekçeleri inandırıcı olmayan cezalar gelirse bundan siyasal iktidar yani Başbakan zarar görür. Bu işten zararlı çıkacak tek kurum ve tek adam var. İktidar ve Başbakan... Daha şimdiden Başbakan'ın adını olaylara karıştırıyorlar.
Çözüm; sondan başa gelerek söylüyorum:
1- En sonunda; Türkiye hiçbir kurumdan ceza almamalı... Kim ne karar verirse versin, FIFA ve UEFA, Türkiye'ye herhangi bir ceza uygulamamalı... Türk Milli Takımı ve Türkiye bundan bir ceza görmemeli... Birinci ve vazgeçilmez bir madde...
2- Bütün futbol kulüplerimiz olabilecek en az zararla bu işten çıkmalı. Çünkü kulüplerin yara alması, Türk futbolunun yaralanması...

#Sayfa#

Cezasız kalmamalı... Suçlu varsa cezası verilmeli... Bireylerle ilgili hiçbir şey söylemiyorum. Ne ceza alırlarsa alsınlar ama kulüplere verilecek cezada Türk futbolu dikkate alınmalı... Ama Türkiye'ye UEFA ve FIFA'dan bir ceza getirmeyecek çizgide olması lazım. Öyle bir denge çizgisi... Aşağı verirsen Türkiye zarar görür. Gereğinden fazla yukarı verirsen kulüpler zarar görür. Öyle bir denge bulacaksın ki Türkiye'de ceza almayacak, kulüpler de mümkün olan en az cezayı alacak.


Türk futbolunun başına bu çizginin yerini bulacak bir adam lazım. Aldığı karara da Türk kamuoyunun büyük çoğunluğu inanacak. O zaman siyasal iktidar zarar görmez. O zaman Başbakan zarar görmez.
Peki bu çizgiyi tutturacak adam kim? Benim için bir tek isim var; Şenes Erzik. Çünkü Şenes Erzik, UEFA'nın iki numaralı adamı... FIFA'nın en tecrübeli, en sevilen adamlarından bir tanesi... Neredeyse 40 senedir bu işin içinde... FIFA'yı da UEFA'yı da avucunun içi gibi biliyor. Onları tatmin edecek asgari cezayı yani en alt cezayı en iyi bilecek adam ki FIFA'yı ve UEFA'yı tatmin edecek en alt sınır, benim dediğim; Türk futboluna en az zarar verecek sınırdır.
Bu çizgiyi çizebilecek bir tek adam var; Şenes Erzik. Şenes Erzik benim yakın dostuyum. Üç gün evvel bir daha konuştum. Şenes Erzik hayat boyu 'Ben adayım' demez. Öyle diyor zaten "Ben aday değilim." Ama ben size söylüyorum; Şenes Erzik tek aday olarak girerse ve siyasal iktidarın da arkasında olduğunu bilirse o görevi kabul eder.
Neden? Söyleyeyim; FIFA'da zaten yaş haddine geliyor. Aşağı yukarı son dönemi... UEFA'da fevkalade prestijli bir durumda... Ama UEFA'daki prestijli durumu Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı yapmasını engellemez. UEFA'da bir sürü federasyon başkanı var. UEFA'daki yeri de federasyon başkanı olmasına engel değil.


Bugüne kadar aday olmamasının nedenini de bana kendisi anlattı. "Hıncal bu seçimlerde büyük lobiler var. Bunlar karar veriyor. Oylama günü iş bitmiş oluyor. UEFA'da benim karşımda da lobiler var. Bu lobileri ben bugüne kadar mağlup etmeyi başardım. Ama kendi ülkemde başkanlık seçimine girer ve de kaybedersem karşımdaki lobi diyecek ki 'Bu adamı kendi ülkesinde seçmiyorlar. Siz burada ona oy vereceksiniz. Manyak mısınız?' Ben böyle bir kampanyanın karşısında duramam. Benim Türkiye'de seçim kaybetme riskim yok! O risk olduğu zaman ben o seçime girmem." Sonuna kadar haklı...
Özellikle Yunan lobisinin, Şenes Erzik'i yıllardan beri yıkmak için nasıl uğraştığını biliyorum. Türkiye'de seçime girseydi diyelim Haluk Ulusoy'a karşı, diyelim Hasan Doğan'a karşı, diyelim Mahmut Özgener'e karşı, diyelim Mehmet Ali Aydınlar'a karşı kaybetseydi Yunanlılar hemen çıkacaktı; 'Kendi ülkesi bunu seçmiyor; biz niye seçiyoruz!' diyecekti.

#Sayfa#

Onun için şu anda Şenes Erzik üstelik FIFA'ya da UEFA'ya da veda etmeye hazırlanıyor. Kariyerinin sonuna gelmiş orada... Artık 'FIFA Başkanlığı, UEFA Başkanlığı' diye bir şeyi de yok. İsveçlilerin ona attığı kazıktan sonra. Blatter "Ben son defa giriyorum ve ayrılırken de seni tavsiye edeceğim" dedi ve Şenes'in desteğini aldı, kazandı. Ondan sonra devam etti. Şenes'in şansını kaybetmesine sebep oldu. Bitiyor yani, yaşı başı dolayısıyla...
Başbakan 'Gel bunu çöz' derse Başbakan'a 'Hayır' demez. Şenes Erzik, Başbakan'ı ikna ederse 'Ben oradayken de bu çözümü sağlayabilirim. Yeter ki siz benimle bire bir çalışacak falancayı başkan yapın.' Kimse o. Bu iş böyle çözülür.

Çok zaman kaybettik.
Bu kongreye kadar Başbakan bir takım temaslar yapacak. Bu temaslara Şenes Erzik ile başladı. Geçiniz yani... 'UEFA Kongresi'ni konuştuk' falanını filanını. Başbakan'ın da Şenes Erzik'in de şu anda UEFA Kongresi'ni konuşacak durumları yok. O da konuşulmuştur. Ama UEFA Kongresi'nin nasıl olacağı A'dan Z'ye belli. UEFA ve FİFA böyle organizasyonları yerel yönetimlere bırakmazlar. Önlemlerini alırlar. Ekip halinde gelirler, her şeyi denetlerler, her şeye bakarlar, cin gibi... O iş öyle yürür.
Yerel yönetim, ne bileyim ben akşam yemeği Beyti'de mi yenecek, Borsa'da mı yenecek ona karar verir. Bunun ötesinde yerel yönetimlerin fazla bir dahili yoktur.
Orada 'Bu işi nasıl çözeriz?' sorusunu soruyor Başbakan. Başkalarına da soracak. Çözüm Başbakan'dan çıkacak. Ne Kulüpler Birliği'nden ne de Genel Kurul'dan!..

#Sayfa#

Galatasaray ligde lider ama yönetim içindeki bölünmüşlük her geçen gün kendisini biraz daha gösteriyor. Gaziantep'te yapılması planlanan birlik yemeğinden bile iki farklı masa çıktı.
Galatasaray bitmiş. Çarşamba gününden beri olanlara bak; Fenerbahçe yenilmiş, Beşiktaş yenilmiş, Trabzon yenilmiş, Bursa dökülmüş. Yani bunlar Galatasaray'ın fiili rakipleri ve böyle bir ortamda Galatasaray Gaziantep gibi çok kritik bir deplasmandan galibiyet ile dönüyor.


Sonraki gün gazetelerde Galatasaray'ın gollerinin resmi yok. Gaziantep'te yenen iki farklı yemeğin resmi var. Düşman kardeşlerin bir grubu bir yerde, öbür grubu öbür yerde. Bunlar Galatasaray'ın yöneticileri!..
Trabzon'un yarını karanlık, Beşiktaş'ın yarını karanlık, Fener'in yarını karanlık, Bursa'nın yarını karanlık... Yarını aydınlık bir tek kulüp var Türkiye'de Galatasaray. Geçen sene bu zamanlar küme düşme hattında dolaşırken şimdi bilmem kaç puan farkla lider durumda gidiyor. Yani her şey Galatasaray'ın lehine görünürken seçime tek listeyle, rakipsiz giren yönetim bölünmüş! Bir araya gelmiyorlar!
Özel uçakla İstanbul'dan giden dört yönetici takımın kampına uğramıyor. 'Arkadaşlar biz geldik. Fatih hoca bak buradayız. Başarılar dileriz' demiyor! Hadi diyemedin. Böyle bir deplasmanı galip bitiren takımın soyunma odasına gidilip tebrik edilmez mi? Onu da yapmıyorlar. Yetişecekleri uçak da özel uçak! İstanbul da kaçmıyor uçak da kaçmıyor.


Bir bölünme mesajı bütün Galatasaray camiasına başka nasıl verilir? Şimdi camiaya kıvıracaklar. Mecburlar, kıvırmak zorundalar. Niye bir araya gelemediklerine bin tane özür sunacaklar. Beni özür ilgilendirmez arkadaş; gitmeseydiniz.
Özel uçakla niye gidiyorsun ya! Kafile gitmiş yöneticiler de var. Sen niye gidiyorsun? Bu resmi çektirmek için... Bu resim kime karşı çekiliyor? Ali Dürüst değil bunun sebebi... Bunun nedeni doğrudan Fatih Terim. Çünkü bu taraf Ünal Aysal-Bülent Tulun takımı, öbür taraf Fatih Terim tarafı.
Fatih Terim melaike olmuş. Hakikaten öyle... Eski Fatih Terim şimdiye çoktan istifa etmişti. Ama ben Fatih hocanın ne kadar iyi Galatasaraylı olduğunu biliyorum. Galatasaraylılığı her şeyin üstünde tutuyor ve dayanmaya uğraşıyor. Kendisine karşı kurulan bu komplolara rağmen dayanmaya uğraşıyor. Bütün bu rezaletler olurken başkan nerede!..

#Sayfa#

Yılın ilk derbisini Beşiktaş'ı yenen Fenerbahçe kazandı. İlk yarı maçın favorisi Fenerbahçe, ikinci yarı Beşiktaş etkiliydi ama konuk ekip gol bulamadı ve maç 2-0 sona erdi. Siz derbiyle ilgili neler söyleyeceksiniz?
İki takım son haftalarda Fenerbahçe'yi perişan etti. Kim o iki takım; İstanbul Büyükşehir Belediyespor ve Samsunspor. Sahaya çıkan Beşiktaş bunlardan kötü müydü? O zaman niye Fener favori oluyor?
Samsun ve Belediye, Fenerbahçe'yi perişan ederek yendiler. İki maçta beş olurdu. Fenerbahçe'yi perişan eden Samsun'un on birine bak, Belediye'nin on birine bak bir de Beşiktaş'ın sahaya çıkan on birine bak.
Fenerbahçe favori falan değil. Fenerbahçe hiçbir maçta favori değil. Fenerbahçe, Türkiye'nin en kötü futbol oynayan takımlarından bir tanesi... Fenerbahçe'yi yenmek için bir tek şey yeterli; Fenerbahçe'yi yenmeyi düşünmek. Ama Carvalhal başından itibaren Fenerbahçe'yi yenmeyi düşünmediğini gösterdi. İki tane stoper orada, üçüncü stoper İbrahim Toraman önde... Necip kenarda!..
Sen o sahaya çıkarken oyuncu ne düşündüğünü anlar. Bir kere daha söylüyorum; Mustafa Denizli'nin bir lafı var; "Futbolcu cin gibidir. Soyunma odasında kadroyu kara tahtaya yazarken hocasının niyetini anlar." Sen Necip'i kenarda oturtup, üçüncü stoper İbrahim Toraman'ı oraya koyduğunda futbolcu geri zekalı değil, ne demek istediğini anlar. 'Hocam beraberliğe razı' der.
'Carvalhal' denilen arkadaş ne Samsun maçını ne de Belediye maçının videosunu izlememiş bile. Çünkü Fenerbahçe'yi yenmeyi kafasından geçirmiyor. Geçirse izler; 'Bunlar Fenerbahçe'yi nasıl yendiler, bir bakayım' der. Adam Fenerbahçe'nin ne olduğunun farkında değil. Bütün maçı Fenerbahçe'nin istediği gibi oynadı.
Fenerbahçe'nin istediği iki oyun tarzı var. Ben Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in yerinde olsam Carvalhal'i çağırırım siyah tahtaya beş yüz kere yazdırırım. Yarın play-off'ta yine birbirlerine düşerlerse hiç olmazsa öğrenmiş olur.
1- Fenerbahçe'ye karşı maçı kendi yarı sahanda kabul etmeyeceksin. Kendi yarı sahanda kabul ettiğin anda santra ile taç çizgisinin birleştiği yerde ki duran top dahi Fenerbahçe'nin gol hücumu oluyor. Gol hücumu yapamayan oyun kuramayan Fenerbahçe o duran toplarla gol yaratıyor. Nasıl yediler golü; kornerden... 9 Beşiktaşlı ceza sahası içindeyken ve Beşiktaş'ın muhterem kalecisi gözünün önündeki direğe adam koyup arka direğe adam koymadığı için inatla ve ısrarla bütün kaleciler gibi... Arka direğe bomboş vurdu Yobo. 1- Fenerbahçe'ye karşı oyunu karşı tarafta oynayacaksın.
2- Oyunu karşı tarafta oynarken istatistiklere bakın, 18 orta yapmış Beşiktaş, Fenerbahçe'nin 9 ortası var. 'Fenerbahçe'ye orta yapmak' demek büyük zahmetlerle ta öbür aut çizgisine kadar götürdüğün topu 'Fenerbahçe'ye teslim etmek' demek. Fenerbahçe savunmasının en güçlü olduğu yer kaleci Volkan dahil savunması... Yobo ile Serdar Kesimal ya da Bilica ya da ondan evvelkiler Edu, Lugano; değişmiyor. 'Fener ceza sahasına orta yapmak' demek topu onlara teslim etmek demek. 500 kere bunu Carvalhal'a yazdırırım.

#Sayfa#

Maç boyu bütün bu ortaları armut gibi Volkan'ın eline ya da Serdar ve Yobo'nun kafasına gittiğini görmeden Beşiktaş orta yapmaya devam etti! Modern futbolda 'orta' diye bir şey zaten kalmadı. Pas vereceksin. Havadan da versen pas vereceksin. 'Ben böyle bir sallayayım da birine gitsin.' Böyle bir şey yok. Bitti o futbol... Çünkü top kıymetli... O topu elde edene kadar anan ağlıyor. Ondan sonra rastgele havalandır topu... Böyle bir şey yok artık. Onun adı pas. Bir tane pas verdi mi Beşiktaş forvetleri, kanatlardan gelenler. 18 tane orta. 18 tane Fener'e lop!..


Fenerbahçe savunmasına pres yaptığın zaman, Belediye ve Samsun onu yaptı, Fenerbahçe savunmasına yerden kısa paslarla, ayağa paslarla hızlı saldırdığın zaman, Belediye ve Samsun onu yaptı, Fenerbahçe savunmasını perişan edersin. Bank Asya takımı da perişan eder. Beşiktaş olmaya gerek yok, Samsun olmaya gerek yok.
Yani 'teknik direktör' diye kenarda duran adam sene başından beri bunu nasıl göremiyor! Karşı tarafta Türkiye'nin en kötü teknik direktörünün, olağanüstü bir kadrodan sahaya çıkardığı bir felaket var. Fenerbahçe'nin bütün maçı 9 kişi oynadığını fark etmedi Carvalhal.
'Sow' diye bir adam sabah gelmiş akşam takımda. Formalar olmasa adam takım arkadaşını tanımayacak. Arkasından 'Hey' diye ses gelse; 'kendi arkadaşı mı pas istiyor' bilmiyor. Böyle bir şey olur mu? Bir teknik direktörde bir ilke olur.


Dünyanın bir ucundan, hayatında ilk defa Türkiye'ye gelmiş adam. Hiç olmazsa bir 45 dakika oturt da takımı seyretsin. Senin iki tane santraforun var; Bienvenu ve Semih.
Kendimi Sercan'ın yerine koyup bütün Türkiye'yi ve Galatasaray'ı tanıdığı halde ben Necati'nin maça başlamasına itiraz ettim. Ama Fatih her maçta Sercan'ı nasıl kafasından sildiğini gösteren hareketler yapıyor. Şimdi o Sercan'dan bir daha hayır gelir mi? Sabah gelmiş Necati akşam takımda oynuyor. Ama Necati rakibi de biliyor, Galatasaray'ı da biliyor ve Galatasaray'da da herkesler ahbap neredeyse...
Bütün Galatasaray camiası da onu 'Evladımız" diye karşılıyor. Arda şimdi gelse Galatasaray'a mesela... Ama hiçbir teknik direktör oynatmaz, başlamaz.


Gazeteleri okuyorum bu kadar çifte standartlı bu kadar okurunu ahmak yerine koyan eleştirmenler dünyanın başka bir yerinde yok. 'Altı aydır sakat Ersan'ı niye oynattı' diye Carvalhal'ı eleştiriyorlar, sabah gelen Sow akşam maça çıkıyor Aykut Kocaman eleştirilmiyor. Niye; Fener 2-0 galip... Tabela öyle yazıyor. Bu kadar tabelacı yazarlık olur mu?
Ersan Beşiktaşlı, Beşiktaş'ın en iyi oyuncularından bir tanesi oynadığı sürece... Adam sakatmış, sakatlığı bitmiş takımına dönüyor. Oynar oynamaz tartışırım. 'Ersan'ı niye oynattı' diye Carvalhal'e saldırıyorlar ama 'Ya bu Sow'u niye oynattın? Fenerbahçe 10 kişi oynadı bütün bir maç' diyen yok. 'Golle başladı Sow' diye yaranmaya çalışıyorlar. Bu kadar kötü medya olur mu?

#Sayfa#

Alex zaten kaç maçtır yok! Fenerbahçe 9 kişi oynuyor. 9'a 11 oynanan maçta Carvalhal, Fenerbahçe'yi çözemediği için ve de kısmeti olmadı için kaybediyor... Beşiktaş'ın bu kötü oyununa rağmen girdiği gol pozisyonu Fener'den fazla!.. Fener'in ikinci golünü sayma, palavradan bir gol. İş işten geçtikten sonra bütün Beşiktaş öbür tarafa gittikten sonra geldi.
Beşiktaş'ın niyetinin en büyük göstergesi; 44. dakikanın 15. saniyesi... Fenerbahçe golü atmış, 1-0 önde... Beşiktaş korner atıyor. Bütün Beşiktaşlılar orada, kaleci hariç. İki kişi de 'Fenerbahçe kontratak yapmasın' diye bekliyor. Fenerbahçe topu kafayla çıkardı. Tam santra çizgisinin üzerinde Ernst yakaladı. 8 Beşiktaşlı Fener 18'i içindeyken Ernst topu kendi kalecisine verdi ya!..
İlk yarının bitmesine artık saniyeler var. 44.15'te korner kazanılıyor. Bütün Beşiktaşlılar Fener'in 18'inde... Ernst, topu oraya ortalayacağına, kendi kalecisine verdi! Devrenin 1-0 bitmesine razıydı çünkü... Böyle bir kafa olabilir mi? İyi bir hoca soyunma odasında Ernst'i döver; lafla döver. Hatta ikinci devre sahaya çıkarmaz. Sahanın en kötülerinden biriydi Ernst. Direkten dönen o şutu nasıl attı bilmiyorum ama. Ernst oynamaya devam etti, Necip oyunda yok! Beşiktaş'ta tek oyun kurucu... Çünkü Carvalhal'in 9 kişi oynayan Fener'e karşı maçı kazanmak kafasından geçmiyor.


Türkiye'nin bütün gazetelerini okuyun. Böyle bir analiz varsa gelsin konuşalım. Analiz yazanlar, gelsin benimle tartışsın. 'Hıncal hiçbir şeyden anlamıyor. Maç öyle değil böyleydi' desin birisi bakayım.
Kafalarında iki şey var; 1- Tabela 2- Fenerbahçe'ye hoş görünmek!
Fenerbahçeli olmak bu rezaleti alkışlamak değil. Ben Fenerbahçeli olsam çok daha ağır eleştirirdim. Şu anda Fenerbahçe'nin elinde bu ligin en iyi kadrosu var. Şu anda Fenerbahçe'nin arkasında Türkiye tarihinin görmediği bir taraftar gücü var. Fenerbahçe tarihinin de görmediği... Öyle bir hava yaratıldı. Bu Fenerbahçe'yi bu kadar kötü yönetiyor. Bu adamı alkışlıyorlar.
Levent Tüzemen; 'Aykut'a 8' vermiş! Herhalde üç yazdı, aynadan yansıması öbür tarafa yapıştı. Aykut'a '8' diyorsa Levent'in notu sıfır. Levent Tüzemen gibi birisi Fenerbahçe'nin maçın büyük bir bölümünü 9 kişi oynadığını göremez mi? Hadi göremedin. Alex çıkıp Caner girdikten sonraki futbol farkını göremedin mi? Caner Alex'ten çok daha üstün, çok daha maharetli, çok daha yetenekli bir adam değil. Sadece Fenerbahçe'yi 9'dan 10 kişi çıkarttı o kadar. Duran Alex yerine koşan adam girdi bir kontratak bir gol. Aykut Kocaman nasıl 8 oluyor?
Sow'u yazamıyorlar, yazamazlar. Sow gol attı çünkü. 'Ersan'ı nasıl oynatır' diye yazarlar; 'Sow'u niye oynattı?' diye yazamazlar. Yürek ister 'Sow'u niye oynattı?' diye yazmak için...

#Sayfa#

Özgür Yankaya ilk kez bir derbi maç yönetti. Nasıl buldunuz?
Hakem tipik Saracoğlu Stadı hakemi. Bütün yorumlarında... Bariz bir hatası yok. Ama yorumları Fenerbahçe lehineydi. Emre Belözoğlu kaçıncı pozisyonunda sarı kart gördü? Özgür Yankaya'ya 'İyiydi' diyenlerle onu tartışalım. Emre'nin kırmızı kartlık hareketine faul bile vermedi. Ondan sonra diyorlar ki 'Maçı tesir edecek hata yapmadı!' Birinci devrede Fener 10 kişi kalsaydı; Carvalhal belki biraz cesaretlenirdi.
Saracoğlu'na gelen hakem, Fenerbahçe'ye ve Emre'ye amirlik yapıyor.

Quaresma ve Fernandes'in derbi öncesi gereksiz yere kırmızı kart görmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Tabii bunlara Milan Baros'u da eklemek gerekiyor. Kurtarıcı olarak girdiği Antalya maçında hakeme itirazdan oyundan atıldı.
Bunlar hepsi mikrop. Bunların oynamamaları takımlarının lehine... Neden; çünkü üçü de o cezaları almak için ellerinden geleni yaptılar. Fernandes ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü. Bir maçta biter. Hayır. 'Bana bir maç ceza verilsin' diye elinden geleni yaptı.
Baros kendini attırmak için elinden geleni yaptı. Quaresma kendini attırmak için elinden geleni yaptı. Bir derbi öncesinde, Beşiktaş'ı yüreğinde taşıyan bir adam bunları yapar mı?
Aylardan beri oynamamışsın, nihayet takıma girdin. Maça girdikten 15 dakika sonra insan kendini attırır mı? Baros efendi!..
Bunlar para için İstanbul'a tatile gelen adamlar. Bunlar ne Beşiktaşlı, ne Galatasaraylı!..
Baros ile kazanacaksa Galatasaray, Fernandes ile Quaresma ile kazanacaksa Beşiktaş; kazanmasın. Bir takım palavra adamları tribünler ve medya kahraman yapıyor.
Galatasaraylıların bir bölümü bana sövüyorlardı. Çünkü 'Bu Baros'tan adam olmaz, bu Baros'tan ümit yok' diye yazmışım!.. Nihayet Fatih Terim de Baros konusunda benimle aynı fikirde olduğunu açıkladı. Galatasaray tribünlerinin gözü açıldı mı acaba! Düşünüyorlar mı şimdi; 'Bu Hıncal iki senedir niye Baros'tan bir şey olmaz' diyor.

kalan karakter 1000

murat kutluay murat kutluay

fenerbahçe kötü farkındayız. peki biraz empati yaparmısınız. bu durumda başkaları olsa neler olurdu. kendi iç dinamiklerimizle kaya gibi ayaktayız. eleştiri kolay alkışlamak zor. bir gs'linin alkışlamasını beklemek hayalcilik olur. ancak biraz saygı, fb taraftarına. aydın kimliğiniz bunu gerektirmezmi? fakat gs'li kimliğiniz hep ön planda. ilhan helvacı gibi, lütfi arıboğan gibi.

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır1
cevapla 09.02.2012 10:30
halil halil

emreye hala kart gosteremeyen bır hakamler ordusu

Aynı Görüşte misiniz?
evet1
hayır0
cevapla 09.02.2012 10:13
kılcal kılcal

hıncal allahtan fener var, yoksa konuşcak bişey bulamayacaktın

Aynı Görüşte misiniz?
evet29
hayır22
cevapla 08.02.2012 13:45
kanarya kanarya

ilhan helvacı ve lütfi arıboğan ile ilgili sorulan soruda net cevap vermeyip dolaştırmışsın sayın uluç neden acaba? ve size bir soru : uefa hukukçusu soruyor "%1 bile şike yapmamış olma ihtimali yok mu" (soruya dikkat. şike yapma ihtimali %1 var mı demiyor? %1 yapmamış olma ihtimalini soruyor. yani masumiyet karinesi) verilen cevap (helvacı arıboğan) "yok. kesin" buna göre helvacı ve arıboğan ne yapmış oluyor? bunların gs li olmasının bu işle hiç alakası yok diyebilir misiniz?

Aynı Görüşte misiniz?
evet27
hayır18
cevapla 08.02.2012 13:06
Has Uşak Has Uşak

nokta...Suçlular ve güçlüler nokta...

Aynı Görüşte misiniz?
evet11
hayır6
cevapla 08.02.2012 11:58

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sosyal Medya
  • Twitter’dan takip edin
  • Google + dan takip edin