"Türkiye'de şike yapmayan yok"

FUTBOL Giriş Saati : 22.02.2012 14.05 Güncelleme : 22.02.2012 14.15

"Yaptığı sahtekârlıkla GS'ye puan kazandıran Selçuk sekiz not alıyor; Aziz Yıldırım içeride"

Türkiyede şike yapmayan yok
Sabah Gazetesi'nin usta kalemlerinden Hıncal Uluç, gündeme damgasını vuracak açıklamalarda bulundu.

Uluç;

Galatasaraylılardaki 'Fener kompleksini' anlamıyorum! Fenerbahçeli olsam Galatasaray'a kompleks duyardım. Avrupa şampiyonu olmuş, Süper Kupa'yı kazanmış, Türk futbol tarihinin en büyük başarısını elde etmiş bir kulüp. Ben de Fenerli olarak kıskanırdım. Ama Galatasaray, Fener'i niye kıskanıyor?
Arena'da Galatasaray, Çatladıkkapı ile oynuyor, 2-0 öne geçince tribünler Fener'e sövmeye başlıyorlar. Ortada yok Fener! Bu nasıl bir Fener kompleksidir!
'Bu aşağılık kompleksinin sebebi ne' diye düşünürdüm. Şimdi sebebin ne olduğunu görüyorum. Fenerbahçeliler küçük-büyük her türlü sıkıntıda kulüplerine nasıl sahip çıktıklarını gösteriyorlar. Sezon açılışında Adapazarı'nda gösterdiler, karların yağdığı gün Silivri'de gösterdiler, Çağlayan'da gösteriyorlar. Seyircisiz maçlarda tribünleri eş ve çocuklarıyla doldurmayı geç; tribünün dışında da kendileri toplanıyor ve seslerini içeriye duyuruyorlar.
Galatasaray daha tribünde bu kadar seyirci toplayamadı. Şampiyonluğa oynuyor bu sene üstelik!.. Geçen seneki küme düşme savaşı veren Galatasaray değil, şampiyonluğa oynayan Galatasaray daha Arena'yı dolduramadı! Demek ki buradan geliyor kompleksleri...

Özge AYDIN /SABAHSPOR.COM
#Sayfa#


Fenerbahçeliler, son dönemde yaşanan sorunlara rağmen başkan ve yönetimlerinin yanında yer almaya devam ediyor. Buna karşılık Galatasaray camiası ve taraftarında bir sessizlik hakim!
Fenerbahçe'nin düştüğü duruma bak ve Fenerbahçelilerin o kulübe sahip çıkma şekillerine bak. İki kulüp arasında dağlar kadar fark olduğunu görüyorsun. Fenerbahçe'nin niye büyük olduğunu görüyorsun.
Defalarca anlattığım bir şey var; Galatasaraylılardaki 'Fener kompleksini' anlamıyorum! Fenerbahçeli olsam Galatasaray'a kompleks duyardım. Avrupa şampiyonu olmuş, Süper Kupa'yı kazanmış, Türk futbol tarihinin en büyük başarısını elde etmiş bir kulüp. Ben de Fenerli olarak kıskanırdım. Ama Galatasaray, Fener'i niye kıskanıyor?
Arena'da Galatasaray, Çatladıkkapı ile oynuyor, 2-0 öne geçince tribünler Fener'e sövmeye başlıyorlar. Ortada yok Fener! Bu nasıl bir Fener kompleksidir!
'Bu aşağılık kompleksinin sebebi ne' diye düşünürdüm. Şimdi sebebin ne olduğunu görüyorum. Fenerbahçeliler küçük-büyük her türlü sıkıntıda kulüplerine nasıl sahip çıktıklarını gösteriyorlar. Sezon açılışında Adapazarı'nda gösterdiler, karların yağdığı gün Silivri'de gösterdiler, Çağlayan'da gösteriyorlar. Seyircisiz maçlarda tribünleri eş ve çocuklarıyla doldurmayı geç; tribünün dışında da kendileri toplanıyor ve seslerini içeriye duyuruyorlar.
Galatasaray daha tribünde bu kadar seyirci toplayamadı. Şampiyonluğa oynuyor bu sene üstelik!.. Geçen seneki küme düşme savaşı veren Galatasaray değil, şampiyonluğa oynayan Galatasaray daha Arena'yı dolduramadı! Demek ki buradan geliyor kompleksleri...
Sabah'ta minnacık bir haber okudum. Fenerbahçe ile Galatasaray'ın geçen hafta sonu 14 yaşından başlayarak 5 tane altyapı takımları karşı karşıya gelmiş. Birisi 6-0 olmak üzere beşini de Fenerbahçe kazanmış!
Fatih Terim döneminde altyapının böylesine zavallı olabilmesini aklım almıyor. Fatih Terim tanıdığım en büyük altyapıcı... Geçen dönem geldiğinde altyapıda tesis olarak neler yaptığını, organizasyon olarak neler yaptığını biliyorum. Bu defa gelir gelmez altyapının başındaki Tugay'ı (Kerimoğlu) oradan aldı. Yanına da almadı tribüne aldı! Ee işte bugün gelinen noktaya bak. Bu mu büyük kulüp şimdi? Kimsenin top oynamadığı, futbolun 'f'sinin olmadığı şu ligde 6 puan fark atsan ne olacak, 18 puan fark atsan ne olacak. İşte görüyorsun herkesin halini...
Bu kötü cilaya kimse aldanmasın. Galatasaray çok kötü günler yaşıyor. Sahipsiz bir Galatasaray...
Şu durumdaki Fenerbahçe sırf Galatasaraylı oldukları için federasyondaki iki adamı (Lutfi Arıboğan-İlhan Helvacı) hedef seçti. Yerin dibine soktular ve itibarsızlaştırdılar. Şenes Erzik'e 'Almayacaksın' diye baskı yaptılar.
Galatasaray camiasından bu iki Galatasaraylı lehine herhangi bir laf duydun mu şimdiye kadar? Eylem duydun mu? Söylem duydun mu? 'Ali Koç Efendi, Nihat Özdemir Efendi; sen ne diyorsun' diyen çıktı mı?
Lutfi Arıboğan bu ülkenin gelmiş geçmiş en iyi yöneticilerinden bir tanesi... Bir günahı var; Galatasaraylı olması! Bu yüzden saldırıya uğruyor. Fenerbahçe'nin saldırısına, düşmanca saldırısına... Üstelik Futbolda Şiddet Yasası'na aykırı şekilde saldırıya uğruyor ve Galatasaray camiasından çıt yok. Çünkü Galatasaraylı oldun mu sahipsizsin! Fenerli her şeyine sahip olduğunu her fırsatta gösterirken!..
İşte iki kulübün farkı bu!..

#Sayfa#

Bu hafta bol gollü karşılaşmalar oynandı. Siz Galatasaray-Mersin İdman Yurdu, Fenerbahçe-Sivasspor maçlarıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Saha içine bakınca benim ilk sözüm hakemlerle ilgili... Ben şu haftanın maçlarını izleyen savcı olsam; şike davasından vazgeçerim. Sahadaki hakemler maçı büyüklere kazandırmaya adeta yemin etmiş gibi davranırken hangi şike davası ya!..
Selçuk İnan dört kere kendini yere attı. İkisini yutturdu ve o ikisinde Barış'a sarı kart çıktı! Barış kırmızı kartla oyun dışında kaldı.
Peki 'Hakem yuttu' diyelim. O zaman yutmadığında da Selçuk'a iki sarı kart göster! İkisinde gördü 'devam kararı' verdi ama 'Beni aldatıyorsun' diye sarı kart çıkartmadı. Ama Selçuk'un yutturduğu iki harekette Barış oyun dışı kaldı!
Şimdi Fatih Terim iftihar mı edecek; 'Bu maçı kazandım' diye!..
Penaltı penaltı mı? Necati resmen yutturdu hakeme... Ben yutturduğuna da inanmıyorum; katiyen!.. Tolga Özkalfa, 'Galatasaray kazansın' diye elinden geleni yaptı. Sahadaki en başarılı Galatasaraylıydı.
'Bu nasıl üç puan' derken ertesi gün Bülent Yıldırım nasıl üç puan olduğunu gösterdi! Fenerbahçe'nin ilk golünde kaleci ile Emre'nin arasına bir çizgi çiz. O çizginin tam ortasında kim duruyor? Alex duruyor. Kalecinin görüşünü kapayan yerde ve beş metre ofsaytta duruyor. Nasıl pasif ofsayt oluyor bu?
Bülent Yıldırım ve yardımcı hakem bana bir anlatsın. Kalecinin görüşünü engelleyen bir oyuncu nasıl pasif ofsayt oluyor? Kaleci topu gördüğünde ağlardaydı.

Peki Volkan'ın dalışı penaltı ve kırmızı kart değil mi?

#Sayfa#

Bülent Yıldırım kardeşime ben şimdi soruyorum; Fenerbahçe 2-1 mağlup durumda olsaydı ve rakip kaleci Alex'e böyle dalsaydı penaltı ve kırmızı kart anında çıkar mıydı? Burada niye 'devam' kararı çıktı?
Üstüne yürüyen Emre'yi herkes seyretti. Bülent Yıldırım gitsin Digiturk'e; o sahneyi seyretsin. Yalvardı ya!.. 'Yapma Emreciğim. Beni müşkül durumda bırakma.' Daha maçın 3. dakikasıydı! Hakemlerin ödleri patlıyor Emre'den! Bütün hakemlerin... Hepsi birden olur mu ya? Ben böyle şey görmedim. Sanırsın Emre Al Capone! Ona dokunan akşam evine gidemez. Öyle korkuyorlar. Adam da bütün hakemlerin kendisinden korktuğunu biliyor. Hepsine bağırıyor, çağırıyor her şeyi yapıyor. Hiç de bir şey olmuyor.
Hayır mesele de Emre değil. Mesele Fenerbahçe, mesele Galatasaray, mesele Beşiktaş... Bu üçü olacak Play-Off'ta. Ne olursa olsun!..
Bu hakemlerle Türkiye'de futbol maçlarını yorumlamak günah! Ama bak medyaya hiçbir şey olmamış gibi. 'Utanmadın mı bu puandan Galatasaray' diyen bir tane başlık gördün mü ya da 'Fenerbahçe' diyen!.. 'Necati Ateş şöyle coşmuş' da 'Alex böyle harikaymış!' İnsanda utanma olur ya!
Her şeye rağmen hakemi de yeniyordu Pedriel... O topu boş kale yerine auta vurmasa... Ne yazacaklardı ertesi gün? Yine bu destanları mı yazacaklardı? İnanamıyorum! Bu nasıl bir medyadır!.. "Bunlar skor yazarı" diyordum; skor yazarlığını da geçtik.
Futbolcun şike yapıyor resmen; hakemi aldatmaya uğraşıyor. Hakem şike yapıyor resmen; büyük takımları tutuyor. Medyan resmen şike yapıyor; büyük takımların sözcüsü gibi... O zaman nedir bu dava! Çağlayan'daki şike davası nedir! Türkiye'de şike yapmayan yok. Herkes bir oyunun içinde, herkes bir günahın bir aldatmacanın, bir suçun içinde... Ondan sonra orada 3 kişi yargılanıyor. Niye?

Yaptığı sahtekârlıkla Barış'ı attırıp Galatasaray'a üç puan kazandıran Selçuk sekiz not alıyor; Aziz Yıldırım 'Para ile maç aldı' diye içeride... Yok ya! Hani Fair-Play hani spor ahlakı!

Küçük kulüplerin yöneticileri de oyunun içindeler. Bakma sen antrenörün maçın sonunda 'Biz hakeme yenildik' dediğine... Böyle olur mu ya?
Her maç hakeme yeniliyorlar, her maç. Küçük bir takımın büyüklerden birini yenmesi için hakemi de yenmesi lazım. Peki küçük takımın yöneticileri bir araya gelip niye kıyameti koparmıyor? 'Yetti artık' diye niye bağırmıyorlar? Neden?
Çünkü para televizyondan geliyor. Yaşamalarına sebep olan para... O televizyon da o parayı Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş için veriyor. Çatladıkapıspor için vermiyor. Herkesin hesabı var. Peki; hesap yaparak futbol oynamanın da adı 'şike' değil mi?
Meşhur hikâye vardır; Hz. İsa "İlk taşı günahsız olan atsın" demiş. Taş atanlara bakıyorum. Taş atacak adam yok Türkiye'de! 'Ben masumum' diyen bir kişi çıksın karşıma... Medya dâhil... Şu Fenerbahçe ve bu Galatasaray galibiyetlerine ertesi gün alkış tutan medya dâhil... Bu medyanın 'şike' lafı etmeye hakkı yok.
Bir maçı Galatasaray'a, bir maçı Fenerbahçe'ye hakemler resmen verdiler! O zaman ne şikesi ya?
#Sayfa#

TFF Genel Kurulu için geri sayım sürüyor. Şenes Erzik üzerinde genel bir uzlaşı sağlanmıştı ancak "Göreve hazır olduğunu" söylemesinden bir gün sonra Erzik geri çekildi. Bu karar değişikliğini neye bağlıyorsunuz?
Ben Şenes Erzik'in vazgeçmesiyle ilgili Hürriyet'teki habere katılıyorum. Fenerbahçe'nin baskısı... Fenerbahçe gerçekten anlayamadığım bir takım sebeplerle Lutfi Arıboğan'ı hedef aldı başından beri...
Fenerbahçe'nin yöneticileri, Arıboğan üzerinden Futbolda Şiddet Yasası'na aykırı düşecek kadar sert cümlelerle bir 'Fenerbahçe-Galatasaray düşmanlığı' yaratmaya kalktılar. 'Lutfi Arıboğan'ın federasyonda olmaması gerektiğini' tahmin ediyorum; Şenes başkanın çok yakın arkadaşı Abdullah Kığılı aracılığıyla ilettiler!
Şenes Erzik daha baştan ödün vererek işe başlayacak bir kişi değil. Fenerbahçe'nin 'Federasyona, Lutfi'yi alma' baskısına boyun eğmiş biri olarak göreve başlarsa başarılı olamayacağını, inandırıcı olamayacağını biliyordu. İzzetü ikbal ile çekildi Bab-ı hükümetten...

Erzik'in çekilmesinin ardından yeni isimler de ortaya çıkmaya başladı. Kuşkusuz bunlar içinde en dikkat çeken isim Yıldırım Demirören...

Şimdi Yıldırım Demirören ismi gündemde; Fenerbahçe'nin de desteklediği... Niye destekliyor; bana sorarsanız, Yıldırım Demirören'in bir demeci var: Gerekirse "2-3 sene Avrupa'dan ümidimizi keselim. UEFA'ya, FIFA'ya kafa tutalım."

UEFA'ya, FIFA'ya kafa tutuyor olmak, şike davasının önemli sanıkları Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın lehine... Çünkü eğer ceza alacaklarsa hep birlikte ceza almış olacaklar.
Ben davanın başından beri esasa yönelik bir yorum yapmamaya dikkat ettim. Bir dava devam ediyorsa, o davayla ilgili esas üzerinde konuşulmaz. Fenerbahçe ve Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören öyle bir ifade bütünlüğü içindeler ki suçu kabullenmiş, 'Bize nasıl olsa ceza gelecek!' diye başlıyor mantıkları...
Yıldırım Demirören'in UEFA'ya kafa tutmakta iki türlü menfaati var; 1- Ceza alırlarsa bütün Türkiye ceza alacak. Onların özel cezaları arada kaynayacak. 2- Yine Hürriyet'te yayınlanan bir haberde; Beşiktaş'ın nasıl maddi açıdan iflas halinde olduğu ortaya kondu. Bu haber halen yalanlanmadı.

Bu şu demek; Beşiktaş, şike davasından temize çıksa bile bütçesi yüzünden Avrupa lisansı alamaz, Türkiye şampiyonu olsa bile Avrupa'da oynayamaz. O zaman bunun hesabını Beşiktaş camiası, Demirören'den fena halde sorar. O zaman bütün Türkiye, üç sene ceza alırsa; Yıldırım Demirören üç sene kazanır!

#Sayfa#

Burada önemli olan şu: Sayın Demirören, açık bir defa, iki önemli gazetenin patronu olarak medyadaki gücünü kullanıyor. Sadece kendi gazetesinde olanlar üzerinde değil... Ben Milliyet'te, Vatan'da değilim. Oradaki arkadaşlardan da şu ana kadar bana yönelik bir şikayet gelmedi; 'Hıncal ağabey şu konuda baskı altındayız' diye... Hayır... Öyle bir şey yok... Ama ben Vatan ve Milliyet'in gerek Beşiktaş gerek federasyon gerekse Kulüpler Birliği konusunda, eleştiriler 'görmezden geliniyor' gibi geliyor bana...
Bu iki gazetenin dışındaki arkadaşlardan gelen şikayetleri duydum: 'Aynı mesleğin içindeyiz. Günün birinde ocağıma düşersiniz.' Bu tabii özellikle genç arkadaşlarda bir otosansür unsuru... 'Ben bugün çalıştığım gazeteden ayrılmak zorunda kalırsam. Gideceğim iki gazete var: Biri Vatan, biri Milliyet... Onun patronu da Yıldırım Demirören. Ben Demirören'e karşı biraz ölçülü olayım' diyebilirler. Demirören bunu kullanıyor.
Ayrıca 'Ben Başbakan'ın adayıyım' havası var fena halde... 'Şenes Bey çekilince, Başbakan beni seçti' havası yayıyor etrafa... Bu pek çok yerden cumartesi ve pazar günü bana geldi.
Başbakan bu işe doğrudan müdahale etmeyecek kadar akıllı bir adam. Çünkü kirli bir iş... Bu kir çok rahatlıkla siyasal iktidara bulaşabilir.


Diyelim: Çağlayan'da devam eden mahkeme, Yıldırım Demirören'i suçlu buldu. Sormazlar mı o zaman; 'Bu suçlu adamı sen tayin ettin' diye... Ya da FIFA ve UEFA, 'Bu davanın en büyük sanıklarından birini federasyon başkanı seçtiniz. Biz Türkiye'yi tanımıyoruz' diyebilir.
Başbakan bu meselenin dışında kalmaya çok özen gösteriyor. Toplantılar yapıyor, gelenler, gidenlerle konuşuyor ama Şenes Başkan dahil 'Benim adayım' demedi. Başbakan'ın demediği lafı, başkalarının etmesi, 'Biz Başbakan'ın adayıyız' demesi Başbakan'ı rahatsız eder.
Onun için bu sınırın keskin çizilmesi lazım. Halen federasyon özerk... Özerk federasyona siyasal iktidar atama yapabilir mi? 2- İşte her hafta, hemen hemen her gün dinliyoruz. Başbakan Türkiye'nin en pervasız adamlarından birisi... Düşüncesini açık açık söylüyor. Böyle bir niyeti olsa söylemez mi! Duyan var mı; 'Benim adayım Yıldırım Demirören'dir' dediğini! Niye kulaktan kulağa fısıltı gazetesi ile yaysın? Ben Demirören'in Başbakan'ın adayı olduğuna inanmıyorum.

Seçime bir hafta kaldı bir çıkış yolu görüyor musunuz?
Bu adaylardan Demirören dahil hiçbiri Türk futbolunu bir yere götürmez. Son ana kadar bir aday çıkar mı, çıkmaz mı bilemiyorum ama erteleme kararı da alınabilir. Her şey olabilir. Ama bu adaylardan biriyle seçime gidilirse bir kaos ile karşı karşıya kalabiliriz.

Şike davası, Fenerbahçeli taraftarların müthiş desteği altında görülmeye devam ediyor. Yıldırım henüz savunmasına başlamadı ama dava aralarında yaptığı açıklamalar ile gündemde...
Aziz Yıldırım, başından beri olayla ilgili gerçekten takdir ettiğim dik duruşunu sürdürüyor. Ama öfkesine kapılıyor. Öfkesini kontrol edemiyor. Federasyon eski Başkanı Mehmet Ali Aydınlar hakkında söylediği sözleri herhalde bugün 'Keşke söylemeseydim' diye kendi kendine düşünüyordur.
Genç yaşta trafik kazasından ölen bir evladı dahi bu işe karıştırmak Aziz Yıldırım'ın dik duruşu ile aldığı puanları büyük ölçüde kaybettirdi.
#Sayfa#

"Sen hayat boyu Fenerbahçe Başkanı olamazsın" ne demek? Fenerbahçe Kongresi'nin bu kadar mı kimliği, kişiliği yok? Aziz Yıldırım kimi işaret ederse onu seçen bir kongre mi var orada? Kulübün geleceğine 'ipotek koyduğunu' nasıl ilan edebilir? Çok önemli bir davanın sanığı durumundaki bir başkan üstelik...
Bir an için bu davanın Aziz Yıldırım aleyhine sonuçlandığını ve 'Aziz Yıldırım'ın ceza aldığını' düşünelim. Fenerbahçe camiası ne düşünür? Bugün Çağlayanlarda, Silivrilerde gösteri yapanlar 'Demek ki biz aldatılmışız!' diyecek. O zaman yüzlerini hangi tarafa dönerler? Sırtlarını hangi tarafa dönerler?
Aziz Yıldırım'ın masum olduğuna inanması ve bunu haykırması başka bir şey; bunu haykırırken kendisinin dışındaki kişileri ve kurumları bu tür haksız ithamlar ve baskılar altında bırakması başka bir şey... Bu ikisini birbirinden ayırt etmesi lazım. Kendisi edemiyorsa avukatlarının onu uyarması lazım.

Yıldırım, 'Galatasaray-Trabzon ve Beşiktaş-Trabzon maçlarının da incelenmesi gerektiğini' söyledi.
Söyleyebilir. Onu nasıl savcılar iddianameleriyle hedef gösteriyorlarsa o da sanıklardan biri olarak 'Ben de onları hedef gösteriyorum' diyebilir. Ama yaptığın ithamı kanıtlamak zorundasın. Savcı nasıl kanıtlamak zorunda... Kanıtlayamazsa Aziz Yıldırım, Metris'ten tertemiz çıkacak.
Savcılar 'Buyur arkadaşım. Sen de ispatla' diyeceklerdir.

Galatasaray'ın 'Dava sonuna kadar beklensin. Ama bu süreç içinde de adı geçen 8 takım Avrupa'ya gitmesin' şeklindeki öneriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bu öneriden bir mana çıkarabildin mi sen? 'Dava sonuna kadar 8 takım Avrupa'ya gitmesin' bir tedbir kararı. Kim alacak o tedbir kararını? Mahkeme mi alacak, federasyon mu?
Federasyon böyle bir tedbir kararı alabiliyorsa cezayı da kesebilir. Çünkü federasyonun davanın sonunu beklemesine sebep yok. Federasyon kanaatle karar verme yetkisine sahip... Davanın sonucu, federasyonun kararını katiyen ilgilendirmez.

Galatasaray'ın 3 Temmuz'dan şu ana kadar olan tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Galatasaray kötü yönetiliyor. Şu dönemde Galatasaray fevkalade kötü yönetiliyor. O kıyametlerin koptuğu; Galatasaray'ın piyasadaki mevcut hisse senetlerinin değerini neredeyse sıfırlayan bir karar var. Ben ekonomiden pek anlamam. Ama kıyamet kopuyor camiada... Çünkü bu alınan bu karar büyük hissedarların zararına olmaz ama küçük hissedar bu sermaye artırmana katılamadığı için kendi elindeki hisse senedinin çok değersizleştiğini görür.

Ben bunu yaşadım. Asil Nadir beni Gelişim Yayınları'ndan kovduğu zaman tazminatıma karşılık 4.5 milyon liralık Vestel hissesi vermişti. O günkü değeri 4.5 milyon liraydı satıp bankaya koysaydım. Ama aldım bir kenara koydum. Ondan sonra Vestel habire sermaye artırımı yaptı. Alakam yok. Ben anlamam ticaretten, ekonomiden... Şimdi evde çöp var. Yani, kağıt toplayıp kiloyla satıyorlar ya değeri işte o kağıtlar kadar... Kaç gram geliyorsa o hisse senetleri!.. 7-8 kuruş eder belki!

#Sayfa#
Galatasaray'ın küçük hissedarları şimdi bu durumdalar. Sen kulübün diyelim binde bir hissedarıyken bir günde alınan kararla eğer para vermezsen hisselerin yüz binde bire, on binde bire düşebilir. 'Ben bunu alırken binde bir diye aldım?' 'Ee ama işte kulüp büyüyor.' 'Katılacaksın.' 'Katılamazsan razı olacaksın!'
2030 yılına kadar, 16 sene Türk Telekom Arena'nın koltuk ve locaları satılmış... Böyle bir şey olur mu ya? Senin olmayan bir şeyi nasıl satarsın? Yönetimde olduğun süre içinde ne yaparsan yap!..

Ünal Aysal gidiyor, ben geliyorum kulübün başkanlığına... 'Bundan sonra Galatasaray localarını, bu kulübe çok büyük hizmet edenlere armağan edeceğim' diye karar alıyorum. 'Edemezsin. Onlar satıldı' diyorlar!

Tersine bir karar alıyorum. Ben geliyorum; o sene Galatasaray Avrupa şampiyonu oluyor. 'Arkadaşlar Avrupa şampiyonu takımın locaları kıymetlendi. Ben bu locaların fiyatını 50 bin dolardan, 300 bin dolara çıkarıyorum, artırmaya koyuyorum.' 'Yapamazsın!' 'Niye?' 'Onlar satıldı. Seninle alakası yok.'
Böyle bir şeye hakkı var mı? Ünal Aysal'ın kendinden sonra gelen yönetimin hakkı olan işlemi hem de 2030 yılına kadar yapmaya hakkı var mı?
Bu işi özel bir şirket yapacak. Bugün Ahmet var. Yarın Hasan olur, öbür gün Mehmet olur. Arena'da en güzel locaları Aziz Yıldırım alırsa ne olacak? Galatasaray maçı başlıyor, 60 tane locada sarı-lacivert bayrak! Özel şirkete verirsen adam parayı kim verirse ona satacak. İtiraz hakkın yok. 2030'a kadar paranı peşin almışsın.
Bunlar oldubittiye getirilecek kararlar değil. Özhan Canaydın, Galatasaray Adası'nı 10 seneliğine kiraladı. Şimdi 'Galatasaray Adası' diye bir ada yok. Orası Su Ada!.. Göstermelik bir Galatasaray bayrağı dalgalanıyor. Adayı kaçak inşaatla 10 misli büyüttüler. Belediye mühürler bastı, o mühürleri kırdılar. Neticede mal sahibi olarak bunların hesabı Galatasaray'dan da sorulacak. Ama Galatasaray'ın ada üzerinde hiçbir tasarruf hakkı yok. Adam el koymuş, bildiği gibi oradan para kazanıyor. Bugünkü yönetime bir kuruş geldiği yok. Çünkü Özhan, Allah rahmet eylesin, zamanında almış, kullanmış o parayı!..
Orada galalar yapılıp paralar kazanırken; Su Ada!.. Mahkemelerde sürünürken; Galatasaray Adası! Çünkü tapudaki resmi adı 'Galatasaray Adası.' Mahkemeye 'Su Ada' diye gitmiyor, mahkemeye Galatasaray Adası' diye gidiyor ve Ünal Aysal hiçbir şey yapamıyor.
Yarın Su Ada'nın başına gelenler locaların başına gelirse 'Su Locaları' olursa ne olacak! 'Türk Telekom Arena Su Locaları!' Ama beni asıl hayretler içinde bırakan şey camiadan ses çıkmıyor.
Yaşayan bu kadar Galatasaray Başkanı var; Selahattin Beyazıt, Alp Yalman, Faruk Süren, Ali Tanrıyar, Ali Uras... Bunların hiçbiri ses çıkarmıyor. Bu kadar Galatasaray derneği var. En son New York'a gitti şube açmaya... Dünyanın dört bir yanından hiçbir ses çıkmıyor. Galatasaray Lisesi Cemiyeti var; hiçbir ses çıkmıyor. 'ultrAslan' diye bir taraftar derneği var, hiçbir ses çıkmıyor. Ben Galatasaray kadar sahipsiz bir kulüp görmedim.

kalan karakter 1000

Bruce Bruce

Fenerbahçe'nin büyüklüğü kupa büyüklüğü değil,bunu hala anlamıyosunuz.FB her yönden gerçekten en büyük takım.Bunu onlarda gayet iyi biliyorlar.Adamların kompleksi bu yüzden...

Aynı Görüşte misiniz?
evet117
hayır67
cevapla 22.02.2012 17:27
Badigart_66 Badigart_66 // İSTANBUL

Nihayet sende anlayabildin sonunda hincal uluc fenerbahcenin büyüklügünü fenerbahceli olmak ayricaliktir

Aynı Görüşte misiniz?
evet103
hayır61
cevapla 22.02.2012 17:11
bora erpulat bora erpulat

hıncal abi herzamanki gibi doğruları söylemiş.

Aynı Görüşte misiniz?
evet70
hayır44
cevapla 22.02.2012 17:07
ali orçun şendağ ali orçun şendağ

galatasarlı hıncal uluç diyorki:

Aynı Görüşte misiniz?
evet55
hayır25
cevapla 22.02.2012 16:47
MURAT USTA MURAT USTA

Sadece muhalefet yapmak için yazıyor. Gerçek Galatasaraylı olmadığını yıllardır herkese söylerim gizli Fenerbahçe lidir. Bizim tüm başarılarımız ve büyüklüğümüz ortadadır. Seyirci, kupa sayısı, şampiyonluklar v.s v.s

Aynı Görüşte misiniz?
evet59
hayır76
cevapla 22.02.2012 16:43

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sosyal Medya
  • Twitter’dan takip edin
  • Google + dan takip edin