Türkiye'nin en iyi takımı belli oldu

FUTBOL Giriş Saati : 18.03.2012 02.38 Güncelleme : 18.03.2012 10.38

"Dün gece şampiyon belli olmadı ama Türkiye'nin en iyi takımı belli oldu."

Türkiyenin en iyi takımı belli oldu
Spor Toto Süper Lig'in 31. haftasında Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Galatasaray'ı ağırlayan Fenerbahçe, ezeli rakibi ile 2-2 berabere kaldı. İşte spor yazarlarının karşılaşmayla ilgili yorumları...


ÖMER ÜRÜNDÜL: Kocaman Harakiri

Derbi kontrollü ve gergin başladı. Bitmiş gibi görünen bir atak girişiminde ters tarafta topun saha içinde kalması Ziegler'in takipçiliğine, Sow'un arkası dönük köşeye giden ekstra vuruşu eklenince F.Bahçe erken bir skor avantajı yakaladı. Bu gol takıma müthiş bir hırs ve direnç getirdi. Alışılmamış bir takım presi gündeme geldi. Bunun sonucunda kısa sürede Alex şut mesafesinde yakaladığı topta müdahale görmeyince mükemmel bir vuruşla farkı ikiye çıkardı.
Bu golden sonra kısa bir bölüm daha Fenerbahçe'nin presi ve etkinliği altında devam etti. Sonra Galatasaray girdiği şoktan kurtulup önce kontrolü ele aldı sonra da uyguladığı presle rolleri değiştirdi. Etkili ataklar sonucunda farkı bire indiren golü de buldu, başka pozisyonlar da.
İkinci yarıya Galatasaray atak başladı. Fenerbahçe de ani ataklarla ıkmayı düşünüyordu. Baskıya rağmen Galatasaray'ın ilk yarı sonundaki üretkenliği yoktu. Ama Aykut Kocaman, inanılmazı yaptı. Takımın tek kontraatak silahı, bunun yanında da takım bunaldığında top taşıyarak arkadaşlarını rahatlatacak Stoch'u oyundan aldı. Stoch iyi bir gününde değildi ama maçın o gidişatında kesinlikle çıkmaması gereken bir isimdi. Üstelik Arena'daki ilk maçta hiç işlemeyip takımın perişanlık yaşadığı ilk yarı benzeri bir takım tertibi oluşmuştu. Selçuk, Emre, Cristian'lı üç orta saha ve Alex santrfor. Sonra o düzeni de değiştirdi ama bir şey ifade etmedi. Sonuçta da Galatasaray Hakan Balta ile 2 farklı skor dezavantajından bir puanı kurtardı.

LİGİN KADERİ BELLİ OLDU
Bence Fenerbahçe dün sadece 25 dakika top oynadı. Onun dışında da pozisyonu yok. Eğer ilk 20 dakikada önemli bir derbide 2 farklı skor avantajı yakalayan bir takım, kalan uzun sürede hiç pozisyon bulamıyorsa ve de neticeyi koruyamıyorsa bu kötü oynadığının belgesidir.
Galatasaray'ın böylesine zor bir deplasman derbisinde 2 farklı yenik duruma düşüp ve olumsuz bir 20 dakika yaşadıktan sonra oyunu döndürmesi ve puanı çıkarması, hatta galibiyeti kaçırması küçümsenmemesi gereken bir başarıdır. Bence dünkü maçtan sonra play-off'tan sonra ligin kaderi belli oldu.

#Sayfa#

İSKENDER GÜNEN: En iyisi Elmander

Muslera-Volkan
Muslera'nın yediği iki golde de hatası yoktu. Bunun dışında kalesinde güven veren bir görüntüdeydi. Volkan'ın da yediği iki golde de hatası olduğunu düşünmüyorum. Her iki kaleci de üzerlerine düşen görevleri yaptılar.

Melo-Cristian
Melo maçın ilk yarısında Alex'i kontrol etmesi gereken pozisyonlarda yoktu. Ama ikinci yarıda gerçek kimliğiyle sahada yer aldı. Cristian ise maçın ilk yarısında görevini yaparken bazı pozisyonlarda tek kalmanın sancılarını yaşadı. İkinci yarıdaysa savunmanın çok içine girerek rakibi karşılamayı düşündü.

Selçuk-Emre
İlk 20 dakikada Selçuk hiç yoktu. Bu dakikadan sonra topla buluştuğunda Galatasaray akınlarına yön veren isimdi. Özellikle ikinci yarıda Galatasaray'ın rakibi karşısında etkili ve baskılı olmasını sağlayan oyuncu görünümündeydi. Özellikle duran toplardaki becerisiyle çok iyi bir maç çıkardı. İlk yarıda Galatasaray'ın çıkarken kaptırdığı topların büyük bölümünde Emre Belözoğlu'nun imzası vardı. Bana göre çok başarılı bir maça imza attı. Orta alanda yalnız kalmasına rağmen, ofansif anlamda takımına katkı yapmasının yanında Galatasaray'ın kullandığı kornerde kaleye giden topu çıkarttı.

Necati-Alex
Necati, ilk yarıda Galatasaray'ın Elmander ile kazandığı golde asisti yapan oyuncuydu. Fakat özellikle maçın ikinci yarısında oyunda hiç gözükmedi. Orta sahaya gelerek top alma düşüncesi olduğu için Fatih Terim, Baros'la kendisini değiştirmek zorunda kaldı. Alex mükemmel bir gole imza attı. İlk yarıda elinden geldiğince mücadele etmeye çalıştı. İkinci yarıda oyundan tamamen düştü. Ama her şeye karşın Aykut Kocaman'ın Alex'i dışarı alması yanlıştı.

Elmander-Sow
Elmander, Galatasaray adına sahada her şeyiyle var olan bir isim. İlk golü attı, ikinci golde asist yaptı. Fenerbahçe savunmasını en fazla zorlayan oyuncu oldu. Savunmaya geldi. Maç süresince takımına en fazla katkı yapan isim oldu.
Sow ise mükemmel bir gol attı. Ama F.Bahçe 2.yarıda skoru koruma anlamında kendi alanında oyunu kabul ettiği için önde çoğu kez tek kaldı, Ujfalusi-Semih'in arasında kayboldu.

#Sayfa#

METİN TEKİN: Doğru hamleler!
Fenerbahçe'nin kulübesinde siz olsaydınız, ne yapardınız?
Oyuna
başlayan Fenerbahçe 11'ini ele aldığımızda, ben de bundan değişik tertiple derbiye çıkmayı düşünmezdim. Oyunun başında önde basan ve oyunu rakip yarı sahada oynama düşüncesindeki Fenerbahçe, kesinlikle doğruydu. (En azından oyunun başlangıcı için önemli.)
Fenerbahçe'yi 2-0 öne geçiren takım faktörü, baskı ve tempo anlayışıydı. Ama gollerin gelişi de bireysel-mükemmel vuruş becerisiyle oluştu. Bu dakikadan sonra belki bir 5 dakikalık bölümde yine Fenerbahçe'nin istediği gibi oynandı. Bundan sonra ise Fenerbahçe'nin önde basan değil, artık kendi yarı sahasında Galatasaray'ı karşıladığı bir oyuna döndü. (Tabii ki Fenerbahçe'yi geriye itmesinde Galatasaray'ın etkisi var.)
Aykut Kocaman bu oyun akışında skor 2-1'e geldikten sonra ikinci yarının ilk dakikalarında Stoch-Selçuk Şahin değişikliğine gitti. Bence Aykut Kocaman'ın düşüncesi, "2-1'i nasıl koruyacağım" değil "Nasıl 2-0 yaptığım oyun şeklini yakalayacağım" olmalıydı. Aykut Hoca, Selçuk değişikliği ile bir hamle yaptı ama oyunu değiştiremedi. Yine Galatasaray'ın kontrolünde ve baskısında oynandı ikinci yarı... Daha sonraki Alex-Dia değişikliğinde de fark yaratıp oyunu ele alamadı.
Galatasaray'ın kulübesinde siz olsaydınız, ne yapardınız?
TIPKI
Fenerbahçe gibi Galatasaray 11'i de ideal takım kurgusuydu. Galatasaray'ın beklemediği ise ilk 20 dakikada tahmin edemediği böyle bir baskı ve böylesine gollerdi... Bu dakikadan sonra sahaya baktığımda Galatasaray oyunu ele almıştı, istediğini oynuyordu. Bir ara Aydın'ı yanına çağıran Fatih Hoca erken değişikliğe gidebilir diye düşündük ama skor 2-1'e gelince bu değişiklikleri ikinci yarının başlarına bıraktı doğal olarak.
Galatasaray ikinci yarı da oyunu ele almış, fakat pozisyon üretemiyordu. Ve çok doğru olarak Emre Çolak-Aydın, Necati-Baros değişikliğe gitti. Tabii ki beraberlik golünün gelişini direkt olarak buna bağlamayız ama yapılması gereken hamleler bence de çok doğruydu Galatasaray adına.
NOT:
Maçın sonlarına doğru Fatih Hoca'ya atılan yabancı maddeler, insanı rahatsız ediyor. Bu olaylar sadece Fenerbahçe tribünleri için geçerli değil ama bu tip olayları görmek çok üzücü.

#Sayfa#

AHMET ÇAKAR: Muhteşem Galatasaray
Dün gece şampiyon belli olmadı ama Türkiye'nin en iyi takımı belli oldu. Dünkü futbola baktığımızda Türkiye'nin en iyi takımı kim ne derse desin Galatasaray. Maçı kaybetseler de kazansalar da aynı görüşü savunuyorum. Dün bakmayın maçın 2-2 bittiğine. Fenerbahçe maçın başında derbiler tarihinin en iyi, en muhteşem gollerini attı. Fenerbahçe'nin koskoca maçta yaptığı sadece bu. Geriye kalan yaklaşık 70 dakika top oynayan, rakibini sürklase eden, pozisyonlar bulan ama atamayan Galatasaray oldu. Derbiler tarihinin olağanüstü gollerini izledik. Önce Sow'un vuruşundan bahsedelim. Önce herkes top dışarı çıkacak sandı, Ziegler inatla topu takip etti, ortasını yaptı ve Sow da harika bir röveşata ile Fenerbahçe'yi maçın başında öne geçirdi. Galatasaray ne oluyoruz derken ikinci gol geldi. Bu sefer Alex 25 metreden 90'a öyle bir vurdu ki tek Muslera değil iki tane Muslera olsa topu kurtaramazdı. Maçın hemen başında Kadıköy'de Fenerbahçe'nin 2-0 öne geçmesi korkunç bir sonuç. İkinci golden sonra hemen herkes tarihi fark yine mi geliyor diye düşünmeye başlamıştı ki, bu sadece düşüncede kaldı. İşte bu dakikadan sonra sahada tek bir takım vardı; o da Galatasaray. Önce Elmander'le golü buldular. Hemen arkasından da Necati'nin kafası gol olsa Galatasaray maçı inanın alır giderdi.

EMRE ATILMALIYDI
İkinci yarı Fenerbahçe çok mahkum oynadı. İleride topu tutamadı, topu ileriye taşıyamadı ve defansif olarak da çok pozisyon verdi. Elmander hem attığı gol hem de Hakan Balta'ya yaptığı asistle belki de şampiyonlukta çok önemli bir rol üstlenmiş olacak. Bütün bunlara rağmen Galatasaray dün gece hem şampiyonluğunu ilan edebilir hem de Kadıköy'de 2-0'dan gelip maçı kazanan takım olabilirdi. Ama 94. dakikada top bu sefer direkten döndü.
Sonuç olarak Galatasaray şampiyonluk yarışında çok önemli bir avantajla yoluna devam ediyor. Hakem Bülent Yıldırım'a kimse kızmasın. Hatalar yaptı ama maç çok zordu. Mesela son dakikada Emre Belözoğlu'nu oyundan atması gerekirdi ama atamadı. Bazı faulleri yanlış çaldı, bazı kartları görmezden geldi. Tüm bunlara rağmen Bülent Yıldırım'a kötü yönetti diyemem.

#Sayfa#

GÜRCAN BİLGİÇ: Utandıran oyun

Kadıköy'ün sihirinin tabelayı değiştirmesi için 10 dakika yetti. İlk kalabalık ataktan, şapka çıkartılacak usta ve sinsi bir vuruş geldi. Sow, Saracoğlu'nda "desibel artışı"nın öncelikli sorumlusuydu. Arkasına hem kaleyi hem de markajcısını alarak, balet ustalığı ile yarım dönüş yapıyor ve ayağına topun gideceği ağların yolunu ezberletiyordu.
Beş dakika geçmemişti ki "büyük kaptan" gözlerin zor seçtiği bir çivi çaktı. Maçın öyküsü gerilimden çıktı, aksiyona dönüştü. Galatasaray'ın takım olarak eli ayağı birbirine dolaşırken, ligin ağabeyi ezeli rakibine nerede olduğunu hatırlatıyordu.
Ama o kadar...
Galatasaray, 29'da Engin ile ilk şutunu buldu ve sonra Fenerbahçe yarı sahasından ayrılmadı. Evlerinde oynarmış gibi rahat ve az hatayla, aradaki puan farkının neden dokuz olduğunu, neden liderliği bir yakalayıp bir daha bırakmadıklarını kanıtladılar.
Seyirci şokunun etkilemesi gereken Fenerbahçe'nin burnu büyükleri oldu. Baroni ve Stoch sahadan silindi, Sow ve Alex orta yuvarlığın kendilerine ait bölümüne uğramadı, ayaklarına gelen topu tutamadılar ve baskıyı davet ettiler. Fenerbahçe arkaya sıkıştı, iki pas üst üste yapamadı. Galatasaray'ın 11'iyle savaştığı gövde gösterisine izin verdi takımın büyükleri... Ne Alex sorumluluk aldı, ne de Baroni ayağına aldığı bir topla beş metre ileri gitti.

KOCAMAN HATALAR
Bu tabloyu değiştirecek aklı ve sürprizi Aykut Kocaman'dan bekledik. Artık teknik adamın maçı kazanması gerekiyordu. O ise Alex'e 78'de tabela kaldırttı. Rakibi tedirgin edecek, sahadakileri ümitli tutacak tek oyuncusu Stoch'u kenara alırken, Özgür Çek'i değil de Selçuk'u sahaya sürmesi de zaten "Defansta kalın" mesajıydı. 50 bin taraftarının önünde takımının bu kadar ezilmesine izin veren, bu maçı özel yapacak tek taktik üretmeyen, tribün- dekilere bile tezahürat yaptıracak neden yaratamayan bu vizyondur. Çünkü sahadakiler, kenardaki kadar cesur olabilir.
Galatasaray'a alkışlar; Aykut Hoca ve talebelerine ise yazık! Böylesine teslim olan, utandıran bir performansın sahibi oldukları için... Demek ki, onlara devre arasında soyunma odasını basıp ağzına geleni söyleyecek biri gerekiyormuş.

#Sayfa#

LEVENT TÜZEMEN: Dimdik durdular

Fatih Terim yuvaya döndükten sonra şu iki önemli mesajı vermişti: 1- Galatasaray ruhunu geri getirmek istiyoruz. 2- Kazandığında da, kaybettiğinde de saygı duyulan bir takım olacağız.
Fatih Hoca yönetimindeki Galatasaray 14'üncü haftada Fenerbahçe'yi yenip liderlik koltuğuna oturduktan sonra "Saygı duyulan" bir takım oldu. Galatasaray ruhu da Kadıköy'de geri geldi. Galatasaraylı oyuncular 5 dakikada içinde yedikleri iki gole rağmen bu sezon en önemli geri dönüşünü Kadıköy'de gerçekleştirdi. Fatih Terim'in sözlü ve fiziki ağır tacizlere rağmen kenarda dimdik duruşu, sahadaki futbolcularına kişilikli ve dik durarak oynamaları için enerji sağladı. Onlar da, saygı duyulması gereken bir takım olduklarını Fenerbahçe'ye 70 dakika pozisyon vermeyerek, oyunu hep öne doğru oynayarak, takım savunmasını yardımlaşarak yapıp maçı kazanmak için rakibin üzerine bilerek, görerek giderek ve sürekli pozisyonlar bularak gösterdiler.
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, "Başarı, sporcuların kalbinde ve ruhundadır. Sporcular yürekleriyle oynarlarsa başarıları yükselerek devam eder" demişti. Galatasaraylı futbolcular yüreklerinde korku, panik ve telaş olmadan, Kadıköy baskısına boyun eğmeyerek, rakibi de oyun anlamında çaresiz kılarak büyük başarıya imza attılar.

SADECE GECİKME OLUR!
Beş dakika içinde Sow'un ve Alex'in jeneriklik golleri sonrası takım halinde kafaca dağılmayan ve büyük özgüvenle oynayan Galatasaray'da Necati Ateş, Elmander ve Engin gol yollarında doğru ve akıllı vuruş yapabilselerdi ilk yarı bile soyunma odasına önde girerlerdi.
İkinci yarı zaten tek taraflı oynandı. Ayağa etkili pas yapan, hücuma çok adamla çıkan, oyuna hakim olan, kanatlardan bindiren, Fenerbahçe savunmasından seken tüm topları alan ve rakibini sahasına hapseden Galatasaray oldu. Baroni'nin 85'te Muslera'nın çıkardığı şutu dışında Fenerbahçe'ye atak izni bile vermedi. Engin ve Melo'nun net gollük ataklarda yanlış şut veya yanlış yere pas tercihleri golü son dakikalara bıraktı.
Uzatmalar biterken sezonun da bitmesini Baros'un vuruşunda direkler engelledi. Ama bu futbolla bu sadece bir gecikme olur. Fatih Terim'in maç sonu dediği gibi, "Galatasaray ligin şampiyondur."

#Sayfa#


Hakkı Yalçın: Şampiyonluğun prova baskısı
Bitti sanılan yerde, yeniden başlayan Galatasaray, dün gece şampiyonluğun provasını yaptı. İlk 20 dakikadaki lider ölüsünü kendi elleriyle canlandıran Fenerbahçe, dünkü beraberliğe yenilgi muamelesi yapabilir. Bu gurur da Aykut Kocaman'a ait.

***
Maçın başında sahada proleter bir Fenerbahçe var.
Önce Sow'un ardından Alex'in muhteşem golleri. "Bu stadın rüzgarı bile Galatasaraylı futbolcuları sallıyor" diye düşünürken, birden ruh değişimine giren bir Fenerbahçe çıktı sahneye. Yoldan çıkmaya müsaitti ve çıktı.

***
Buna karşılık Galatasaray esaret fotoğrafından çıktı.
Elmander'in golünden sonra 2 net fırsatı harcamasa, tabela ilk yarıda tümüyle değişirdi.
Fenerbahçe'de orta alanın çökmesi, Galatasaray'ın "maçı çevirmesinin vtr'leri" gibiydi ama Aykut Kocaman sadece seyretti. Bu adam kazanmayı değil, intiharı seviyor. İkinci yarıda da aynı sahneye devam.Fenerbahçe orta alanı takımın gücünü yerken, Galatasaray'ın orta alanı mitingi alanı.
Ve beraberlik golü. Maçın son dakikasında direkten dönün top, Galatasaray adına gecenin en talihsiz görüntüsüydü.

***
İki teknik adam arasındaki kalite farkı, dün gecenin sonucunu belirleyen en önemli etkendi.
Maçın başında rakibini felç eden iki golden sonra kendi içine kapanıyorsan, bedelini böyle ödersin.
Galatasaray'a gelince… Yedikleri 2 golle bozulmayan vetakım ruhunu tümüyle sahaya yansıtan sarı kırmızılar, sezonun en değerli takımı olduklarını gösterdiler.

#Sayfa#


Mert Aydın: Şampiyonluk anlamında
Maç başladıktan sonra peş peşe gelen iki gol yeni bir 'Saracoğlu klasiği' seyretme ihtimalimizi güçlendirmişti. Ama aradaki puan farkı ve Fenerbahçe'nin kazanma mecburiyeti çok büyük bir stresin habercisi olabileceğini düşünmemiştik.
Oyunun başında Alex, Galatasaray yarı alanında elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor. Bugüne kadar hücum konusunda fazla üretken olmayan Ziegler, Roberto Carlos gibi oynuyordu.
Bunların bileşiminde Sow'un ve Alex'in harika golleri Galatasaray'ın makus talihini yenemeyeceği düşüncesini net bir şekilde ortaya çıkarıyordu.
25. dakikadan sonra Fenerbahçe geriye yaslanmaya, Galatasaray daha fazla topla oynamaya başladı ama Fenerbahçe için aslında bu intihar ile eş anlamlıydı.
Çünkü uzun yıllardır Fenerbahçe'nin çalışılmış bir kontratak stratejisi yok!

SELÇUK İPLERİ ELE ALDI
Galatasaray gibi topla oynamayı çok seven bir takıma karşı atak yapamıyorsunuz hem de rakibin etkili ayaklarına şans veriyorsunuz.
Nitekim Elmander'in golü hem Galatasaray'a umut ve moral aşıladı hem de Fenerbahçe'nin stresini ikiye, üçe katladı.
Maçın ikinci yarısında oyun karşılıklı ataklara dönüştü.
Selçuk yönetimindeki Galatasaray orta sahası Fenerbahçe'nin orta saha etkinliğini çok aza indirdi. Bunun sonucunda da Galatasaray için neredeyse şampiyonluk anlamına gelen beraberlik golü geldi.

#Sayfa#


Selçuk Yula: İki farklı Fenerbahçe
Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesinde Aykut Kocaman da Fatih Terim de haklı olarak kafalarındaki en iyi takımları sahaya sokma durumundaydı.
Dün sahaya çıkan onbirler doğru seçimdi.
Fatih Terim, Galatasaray'ı Gençlerbirliği maçının kadrosuyla sahaya sürdü. Aykut da Ankaragücü maçındaki onbiri bozmadı. İki teknik adamın seçimi de mantıklıydı.
Tabii kadroları görünce Fatih Terim'in beraberliğe razı bir düşünce tarzı içinde olduğunu gördük. Fenerbahçe'nin de mutlak kazanmak zorunda olduğu bir maçtı.

ALEX'İ NİYE ALDIN?
İlk yarıda Sow ve Alex ile gelen iki gol tribünleri ve Fenerbahçe onbirini ateşlemişti.
Ancak Fenerbahçe 2-0' dan sonra rehavete düşünce, Galatasaray oyuna yavaş yavaş hakim olmaya başladı.
İlk yarıda organize ataklar yapamayan Fenerbahçe'nin düzeleceğini düşünürken, Aykut Kocaman'ın oyunun her an kaderini değiştiren Alex'i kenara alması inanılacak gibi değildi. İkinci yarıda da pozisyon bulamayan Fenerbahçe, Galatasaray ataklarını daha çok kalesinde görmeye başladı.
İlk yarıda farkı bire indiren G.Saray, ikinci yarıda da skoru beraberliğe taşırken, Fatih Terim'in Saracoğlu'ndan istediğini almasını sağladı.

#Sayfa#

Savaş Çorlu: Tarih direkten...
Maçtan önce G.Saray ve F.Bahçe camialarında "Gelenek devam edecek mi, yoksa yeni bir tarih yazılacak mı?" diye merakla beklenen derbide bu defa şans faktörü değil futbol ön plana çıktı.
F.Bahçe, şampiyonluktan kopmamak, G.Saray ise puan farkından daha çok önem duyduğu 12 yıllık galibiyet özlemine son vermek istiyordu.
Maça baskılı başlayan F.Bahçe önce Sow, ardından da Alex'in müthiş ama biraz da şanslı golleri ile öne geçti.
Emre ve Cristian'ın defansif anlamda sıkıntı yaşamalarından faydalanan G.Saray, Elmander ile aradığı golü buldu. Bu golden sonra beraberlik için saldıran Cimbom, Necati ile girdiği iki net pozisyodan birisinde ayakla vuracağı topa kafayla vurunca mutlak bir golden oldu.

F.BAHÇE PANİK YAPTI
İkinci yarıya panik bir şekilde başlayan ve skoru korumak isteyen F.Bahçe, G.Saray'ın beraberlik golü için üst üste ataklar yaptığı sırada çok fazla hataları göze battı.
İkinci yarıda F.Bahçe'nin yorgunluğunu fark eden Terim'in orta sahada Emre-Aydın, forvette ise Necati-Baros değişikliği ile Kadıköy'den puanla dönmeyi kafasına koyduğunu açıkça gösterdi.
Bu değişiklik çok kısa sürede etki etti ve Hakan ile eşitlik golü geldi. G.Saray bu beraberlik ile 12 yıllık galibiyet özlemini son vermemiş olsa da Fatih Terim 2-0 geriye düştüğü maçtan 1 puanla ayrılarak yeni bir tarih yazdı. Baros'un 90+4'te üst direkten dönen topu ise uzun yıllar konuşulacak yeni bir tarihi ileri bir yıla bıraktı.

#Sayfa#


Gürkan Kubilay: Galatasaray durdurulamaz
1)Baskılı başlaması gerekiyordu, öyle de başladı Fenerbahçe derbiye...
2) Ceza alanına kalabalık geldiği ilk pozisyonda bulduğu gol, Moussa Sow'un ekstra becerisindendi.
3) Türkiye'nin rakip savunmalardan dönen topu alarak en çok golü atan takımı Fenerbahçe, bunu daha önce 17 kez yaptığı "ceza alanı dışından şut ile gol" özelliği ile birleştirince Alex ile 2'nci golü buluyordu.
4) Normal şartlar altında böyle iki gol yiyen bir takım dağılırdı ama Galatasaray'ın kendine olan müthiş öz güveni F.Bahçe üzerinde baskı kurdu.
5) Fenerbahçe'nin savunmaya gömülmesi ,Yobo'nun Necati'yi, Serdar'ın da Elmander'i tutamaması Fenerbahçe'ye golü yediriyordu.
6) Bu dakikadan itibaren de Galatasaray topu doğru oynayan, daha çok kazanan, daha az kaybeden ve müthiş bir pres ile oynayan takım oluyordu.

Yüzde 90 şampiyon
7) 60'a kadar baskıyı yiyen F.Bahçe'de savunmaya dönük hamle Miroslav Stoch-Selçuk Şahin değişikliği ile olurken, Galatasaray ise Baros ve Aydın Yılmaz ile forvetini tazeliyordu.
8) Bu degisiklik Sow'u sol kanada, Alex'i santrfora, Fener'i de otomatikman savunmaya mahkum ediyordu.
9) Ama bu yanlış sablon işlemeyince Alex-Issiar Dia değişikliği geliyordu.
10) Emre müthiş mücadele ediyor ama savunmaya çekilmenin faturasını Hakan kesiyordu.
11) Sonuçta,topla daha iyi oynayan, hücum etmeyi daha çok isteyen ve becerili ayakları daha fazla olan Galatasaray bence bir hafta önce de yazdığım şampiyonluğun %90'ını Şükrü Saracoğlu Stadı'ndan almış olarak dönüyordu.

NOT: Fatih Terim'e yabancı madde atılmasını kınıyorum.

#Sayfa#

Emre Bol: Kocaman: 2 G.Saray: 2
Fazla motive olmuş F.Bahçe deyim yerindeyse maça fırtına gibi başladı. Her topa 3 sarılacivertli oyuncu birden basarak G.Saraylıların rahat pas yapmasına imkan vermedi. Orta saha üstünlüğünü bol pres yaparak alan F.Bahçe, ortada pozisyon bile yokken iki gol birden buluverdi.
Atılan iki golde atan oyuncuların bireysel becerisiydi. İki farklı üstünlük Aykut Kocaman'ın, "takımı geri çekme" hastalığının nüksetmesine yol açtı!
O dakikalarda G.Saray'ın üzerine gidilse bulunacak bir gol tarihi bir skorla maçın bitmesini sağlardı. Zaten dağınık oynayan F.Bahçe, pres yapmayı bırakıp orta saha üstünlüğünü de rakibe kaptırınca dalga dalga hücum eden sarı-kırmızılıları izlemeye başladık.

FATİH TERİM KORKMADI
Aykut hocanın Stoch'u oyundan çıkarmasına çok şaşırdım.
Zira o çıkınca topu süratli bir şekilde topu ileriye taşıyabilecek oyuncu kalmadı. F.Bahçe kendi sahasında rakibi bekleyerek ve sadece savunma yaparak oynayamaz.
Bunu birisinin Aykut hocaya söylemesi lazım.
Fatih Terim Kadıköy deplasmanına getirdiği takımını çift forvetle sahaya çıkararak rakibinden korkmadığını gösterdi.
Maç kazanmak, şampiyon olmak için bireysel becerilerin değil takım oyununun daha önemli olduğu bir kez daha gördük.
Beraberlik, mağlubiyetle eşdeğerdir.
Bu yenilgi F.Bahçe'nin değil, Aykut Kocaman'ın mağlubiyetidir.
Herkes böyle bilsin.

#Sayfa#


Mircea Lucescu: Terim kazandı
Dünyada beni en çok heyecanlandıran iki derbi vardır; biri Barcelona-Real Madrid, diğeri Fenerbahçe-Galatasaray. Bir maçtan daha fazlasıdır bu derbiler. Her anı tarihe not edilmesi gereken heyecanlar yaşatır insana. Kazanan dünyanın en mutlu insanıdır.
Galatasaray'ı çalıştırdığım iki sezonda bu farklı heyecanı yaşamanın ayrıcalığını tatmış bir insanım.
O günleri, o özel anları hiç unutamam. İki büyük takım arasındaki Kadıköy derbileri, Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 2000'li yıllarda hep yenmesi nedeniyle daha büyük anlam kazanmıştır.
Bana soracak olursanız, Kadıköy'de bu kadar uzun süre Fenerbahçe'nin kaybetmemesinin futbol diliyle bir izahı yoktur. Bunu söylerken Fenerbahçe'nin hakkını yemek istemem tabii.

BEN BUNA KADER DERİM
Galatasaray'ın daha baskılı, daha efektif, daha pozisyon zenginliğiyle oynadığı maçları da hatırlıyorum; ama o maçları da Fenerbahçe kazandı. Sanırım bunun nedeni sosyologlar açıklamalı, böylesi daha sağlıklı olur. "F.Bahçe niye kaybetmiyor?" diye sorarsanız, benim fikrimi sorarsanız eğer, kader derim. Olacakların önüne geçemiyorsunuz.
İnsanoğlunun karşı koyamadığı tek şeyi, kaderidir!
Milan Baros'un son saniyedeki vuruşunda top kaleye girmek yerine direkte patlıyorsa eğer, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız sanırım.

FARK GELİR ZANNETTİK
Gerçekten izlerken nefesim kesildi dünkü maçta. Bunu Galatasaray'ı çalıştıran bir hoca olarak değil futbolsever olarak söylüyorum. Fenerbahçe-Galatasaray maçları dünya derbisidir diye boşuna demiyorum. Fenerbahçe'nin mutlaka kazanması gerekiyordu.
Beklendiği gibi maça fırtına gibi başladı.
Sow'un golü gibisini ben futbol sahalarında çok az gördüm. Alex'inki için de aynı şeyleri rahatlıkla söyleyebilirim.
Fenerbahçe bir anda 2-0'ı bulunca, "Acaba fark mı gelecek?" diye aklımdan geçirmedim değil.

RÜZGAR TERSİNE DÖNDÜ
Ama bu düşüncem Johan Elmander'in golünden sonra değişti. Zaten bu golün geleceği belliydi. Fenerbahçe çok rahatlıkla farkı arttırabilecekken, bir anda ne olduysa işler Galatasaray'ın lehine döndü. Kontrol artık tamamen Galatasaray'ın eline geçmişti.
Soyunma odasında eminim ki Aykut Kocaman, futbolcularından topu daha çok kontrol etmelerini, çok pas yapıp rakibin boşluklarını değerlendirmelerini, 2-1'e yatmamalarını istemiştir.
Fatih Terim ise "Rakip skoru korumak isteyecektir. Dakikalar ilerledikçe stresleri artacak. Bunu iyi değerlendirmeliyiz.
Golü bulmak için zamanımız var. Sabırla hücum etmeliyiz" demiştir.

EKMEĞİNE YAĞ SÜRDÜ
Galatasaray, ikinci yarıda böyle oynadı.
Sabırla hücum ettiler, topa daha çok sahip oldular. Buna karşın Fenerbahçeli futbolcular, rakip geldikçe daha çok geriye yaslandı. Aykut Kocaman'ın inisiyatif kullanıp oyuna müdahale etmesi gerekiyordu. Ben olsam Stoch'u çıkarmazdım.
Hadi çıkardım, oyuna alacağım oyuncu Selçuk Şahin olmazdı. Dia tercihi daha doğru olurdu. Alex yorulmuştu ama onun da çıkması yanlıştı.
Rakibin en çekindiği iki oyuncuyu Aykut Kocaman oyundan aldı. Bir anlamda Fenerbahçe kendi ipini çekti. Fenerbahçe olgun atak geliştiremeyince dönen her topta G.Saray tehlike yarattı.

G.SARAY AĞIR BASTI
Hakan Balta'nın golü işte böyle bir anda geldi. Baros'un son saniye atamadığı gol ise Fenerbahçe'nin şansıydı.
Bence Galatasaray, bu sonuçla çok büyük bir avantaj yakaladı. Fenerbahçe ise ayağına kadar gelen kısmeti tepti.
Skor tabelasında belki eşitlik vardı ama 90 dakikanın geneline baktığımızda bence Galatasaray futbol olarak biraz daha ağır bastı. Aykut Kocaman, skoru korumaya yönelik değişiklikler yaparken, Terim'in oyuncu değişiklikleri kazanmaya yönelikti.

kalan karakter 1000

fffbbb fffbbb

ölümüne fener herkesi yener

Aynı Görüşte misiniz?
evet9
hayır10
cevapla 26.12.2013 20:13
Kanaryaaaaa Kanaryaaaaa

ÖLÜMÜNE FENERBAHÇE HERZAMAN

Aynı Görüşte misiniz?
evet12
hayır15
cevapla 06.11.2013 19:20
CİMBOMMM CİMBOMMM

HER ZAMAN HER YERDE GALATASARAYY

Aynı Görüşte misiniz?
evet21
hayır11
cevapla 20.10.2013 00:55
CİMBOMMM CİMBOMMM

TABİKİ GALATASARAY HERŞEY ORTADA

Aynı Görüşte misiniz?
evet23
hayır10
cevapla 20.10.2013 00:54
aqa aqa

ÖLÜMÜNE GALATASARAYLIYIM BEN KATILAN VARMI ARKADAŞLAR

Aynı Görüşte misiniz?
evet22
hayır15
cevapla 18.09.2013 10:42

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sosyal Medya
  • Twitter’dan takip edin
  • Google + dan takip edin