Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda İnönü Stadı'nda Beşiktaş'a konuk olan Galatasaray karşılaşmadan 2-0 galip ayrıldı. İşte spor yazarlarının karşılaşmayla ilgili yorumları...
LEVENT TÜZEMEN: 'SAKİN' G.SARAY KAZANDI
Galatasaray, psikolojik yönü ağır basan ve
tribün gerilimi aşırı yüksek maçı çok iyi oynamasa da kazandı. Eğer Aydın o müthiş golü atmasaydı ve Galatasaray maçı 1-0 alsaydı müthiş tartışmalar yaşanırdı. Çünkü
Melo'nun attığı gol öncesi pozisyonu ince ofsayttı. Beşiktaş taraftarının bu pozisyonu büyütmesi, hatta maçın sonlarında sahaya girecek kadar öfkelenmesi tamamen takımlarının kendilerine güven vermemesinin bir isyanıydı.
Maça gelince; ilk 15 dakikada Beşiktaş topu kullanma becerisi yüksek olan Galatasaray'ı agresif oynayarak sindirmeye çalıştı ve başarılı oldu. Hakem Hüseyin Göçek'in otoritesini ortaya koymaması ve faul pozisyonlarında iki taraf için de "Hamle topa" anlayışıyla oyunu oynatmaya çalışması büyük hataydı. Tribünlerin baskısını yiyen Göçek fauller ve kartlar konusunda kontrolü kaçırdı.
Querasma'nın Selçuk'a yaptığı harekete tribünler "Kırmızı kart" diye tempo tutarken kendisi ancak sarıyı gösterebildi.
Galatasaraylı oyuncular rakibin sert oyunundan topu yere indirip ayağa oynamaya başlayınca kurtuldu. Ancak
Selçuk ve Engin'in sinirlenip arkadaşlarıyla diyaloğa girmesi takımı gereksiz gerdi. Melo'nun ofsayttan attığı gol sonrası tribünlerin hakeme yönelmesi Beşiktaşlı futbolcuları olumsuz etkiledi. Fatih Hoca asla izin vermez ama
Melo, Selçuk, Necati, Engin ve Elmander'in kronik hale dönüşen topuk pasları zaman zaman Beşiktaş hücumuna dönüştü.
RİERA GÖREVİNİ YAPTI
Galatasaray derbiyi kazanırken iyi oynamadı ama iyi mücadele etti; galibiyete Muslera, Ujfalusi, Elmander, Melo, Hakan Balta, Riera ve Semih gibi gerilimli ortamı kaldırabilen, sakin kalabilen oyuncular sayesinde ulaştı. Veli'nin vuruşunda Muslera devleşti. Ujfalusi-Semih ikilisi savunmada Hakan Balta ile dikkatli ve hatasız oynadı. Melo özellikle kritik pozisyonlarda topla rakip arasına akıllı girerken, Beşiktaş'ın araya atılan final paslarını engelledi. Riera görevini tam yaptı; hem önde top tutup sakladı hem de akıllı savunma yaparak Hilbert'in hücuma çıkmasına izin vermedi. Büyük tecrübe Fatih Hoca, Galatasaray'ın durduğu ve hücum edemediğini gördüğü anda Aydın'ı oyuna soktu. Aydın hücuma derinlik ve çabukluk kazandırırken Quaresma'dan söke söke kaptığı topla müthiş bir gole de imza attı.
#Sayfa#
AHMET ÇAKAR: GALATASARAY KLASİĞİ
Aslında dünkü derbi için "Galatasaray attı ve üzerine yattı" da diyebilirdik. Zira sarı-kırmızılılar iki gol buldu ama bu iki golün arasındaki 53 dakika boyunca hücum anlamında başka pozisyon yaratamadı. Tabii bundan dolayı da Galatasaray'ı fazla eleştirmemek lazım. Çünkü Galatasaray'ın özellikle deplasmanda oyun tarzı bu. Çok garantili oynuyorlar. Kapanıyorlar, rakibe alan bırakmak istemiyorlar.
Galatasaray'ın tüm bu çabalarına karşın Beşiktaş'ın ilk yarıda çok önemli iki pozisyonu var: İlkini Holosko kaçırıyor. Topa çabuk vursa, ya da çapraza çekmese golü yapabilirdi. İkincisi ise Fernandes adına bir skandal. Ani gelişen bir pozisyonda Fernandes topla buluşuyor ve Galatasaray defansını dengesiz yakalıyor. İşte o anda topu Quaresma'ya çıkarsa çok önemli bir pozisyon daha doğacak. Ama Beşiktaş'ın en önemli kozlarından Fernandes vurmayı tercih ediyor ve kötü vurunca da Beşiktaş fırsattan yararlanamıyor. Bulduğu bir-iki pozisyona rağmen Beşiktaş'ın çok savruk bir futbol oynadığının altını çizelim. Galatasaray'ın üzerine bir kere bile organize gelemediler. Quaresma sıfır, Veli sıfır. Diğerlerinin de çoğu sıfır. Ve pek tabii ki futbolu çok geriye gitmiş bir Beşiktaş'ın da dün gece başarılı olması imkansızdı. İkinci yarı Galatasaray 1-0 öndeyken yine Muslera için övgü dizeceğimiz müthiş bir pozisyon var. Belki koskoca maçta Veli'nin yaptığı tek olumlu hareket attığı şut. Onu da Muslera aynı güzellikte kurtarıverdi.

FARKI KORUDU VE...
Tüm bunlara bakınca Galatasaray'ın iyi oynamasa da haklı bir galibiyet aldığını söylemeliyiz. Ve bu galibiyet şampiyonluk yarışında çok önemli bir üç puan getirdi. 6 haftalık mini lig öncesindeki puan farkını korumakla kalmadılar, en yakın rakipleri Fenerbahçe bir iç saha maçını, G.Saray ise bir deplasmanı geçti.
Uzatma dakikalarında yaşananlara ise söyleyecek uygun bir kelime bulmak zor. Bunlarla ilgili şimdilik sadece yayıncı kuruluşla ilgili bir yorum yapacağım. Basının görevi bütün olayları göstermektir. Ama maç bitiyor; LigTV yayını kesiyor. Hangi hakla olayları göstermiyor? Bunun adı sansürdür.
İLK GOL AÇIK OFSAYT
Hep söyledik; play-off'ların hakem hatasına tahammülü yok. Dün gece çok önemli bir hakem hatası vardı. Beşiktaş'ın yediği ilk gol kesinlikle, çok açık bir ofsayt. Riera ortaladıktan sonra Elmander kafayı vurduğu anda Melo ofsayttaydı. Top kaleci Rüştü'den döndü ve Melo tamamlayıp gol yaptı. Bu tür maçlarda ne hakem ne de yardımcı hakemler ciddi hatalar yapmamalı çünkü telafisi imkansız.
#Sayfa#
TURGAY DEMİR: GÖÇEK SARI DESENE!
Kimse kusura bakmasın taktik, teknik yok bugün.
Çünkü sahada resmen bir hakem rezaleti yaşandı. Öyle bir komediydi ki, hak eden Beşiktaş, kazanan Galatasaray oldu.
Golü attıktan sonra yere yatan kalkmıyor. Taç atışları kaplumbağa hızıyla, aut atışları ona keza. Necati çıkmış tek forvete dönülmüş ve tam sekiz kişi savunmada.
Terim'in şampiyon dediği takım bu olmasa gerek!
Ve sahadaki hakem... Bir tek sarı-kırmızı forması eksikti.
Muslera'nın zaman çalmasını maç boyu seyretti, tüm takdir haklarını Galatasaray lehine kullandı. Bravo sana ASLAN yürekli Hüseyin!
Yıldırım Demirören, Beşiktaş başkanıyken hakemlerden çok dertliydi. Şimdi TFF başkanı olarak bu hakem triosu hakkında ne düşünüyor çok merak ediyorum.

Bir hakem bulunuyor
Gelelim yardımcıya. Baki Tuncay Akkın yılların yardımcısı ama ofsayttan haberi yok.
Önce Riera'nın (iki metrelik), ardından Eboue'nin net ofsaytlarını atladı sonra da goldeki Melo'nun pozisyonunu es geçti. Baki hocanın emeklilik zamanı gelmiş besbelli.
İnönü'de bundan önce oynanan derbide Almeida'nın buz gibi golünü saymayanlar dün de ofsayt golle Galatasaray'ın önünü açtılar.
Bu Galatasaray'ı Beşiktaş'ın elinden kurtaracak bir hakem her zaman bulunuyor vesselam.
Helal olsun ve de pes!
Her şey bir yana maç içinde Q7'nin hareketinin kırmızı, golün de ofsayt olduğunu delikanlıca haykıran Çarşı'nın tribüne astığı pankart da muhteşemdi; biz seni görmeden sevdik Ya Resulullah.
#Sayfa#
ADNAN AYBABA: NERESİ 'SÜPER'?
Beşiktaş adına kötü bir maç izledik dün İnönü'de. Galatasaray ise istediğini alan takım oldu. Merakla beklediğimiz Süper Final Kartal için hiç de 'süper' başlamadı.
Beşiktaş'ta Almeida'nın cezalı, Simao'nun da yedek olması büyük handikaptı.
Bunlara bir de çok şey beklenen Veli, Pektemek ve Holosko'nun istenen oyundan uzak kalması eklenince dün sahada takım olma yolunda büyük şeyler kat etmiş olan Galatasaray gole daha yakın takım oldu.
Elbette hakem triosunun verdiği kararlarda sıkıntı vardı.
Goldeki ofsaytın görülmemesi sadece Göçek'in değil yan hakemin de eksikliğiydi.
Göçek'in tercih haklarının çoğunu G.Saray lehine kullanması üzücüydü.
Ama tüm bunları bir kenara bırakmamazı gerek.
Tamam hakem son derece kötü bir yönetim gösterdi ama Beşiktaş da bu futbolla kazanmayı hak etti mi?

Önlem alınması şart
Dün Fiyapı İnönü Stadı'nda yaşanan futbola yakışmayacak olaylar tabii ki hepimizi üzdü. Şapkayı önümüze alıp düşünmenin zamanı çoktan geçti.
Beşiktaş'ın için artık el ele vererek eksiklerini gidermekten başka önünde seçenek yok!
Çünkü dün İnönü Stadı'nda şu veya bu sebeple Süper Final'de zaten az olan Beşiktaş'ın şampiyonluk umudunu tamamen bitirdi.
Artık Şampiyonlar Ligi de zorda. Bir an önce toparlanılmazsa sonu tufan olur.
#Sayfa#
FATİH DOĞAN: FUTBOL KATLİNİN BEDELİ!
Gazetecilik yaşamımın hiçbir döneminde Beşiktaş'ın Samsunspor faciası dahil bu kadar daraldığımı, boğazımın düğümlendiğini hatırlamıyorum. Bu ülkede 100 yılı aşkın derbi oynanıyor, oynanacak da. Ancak Türk futbolu başka bir yere gidiyor. Şimdiye kadar binlerce hakem hatası oldu, olacak da. Ancak bu ülkede şikeye karıştığı tapelerde rastlanmayan ve bununla övünen hakemler bazen açık açık bazen ince ince istedikleri takımların önünü kesiyorlar.
Baki Tuncay Akkın, Türkiye'nin en tecrübeli yardımcı hakemlerinden. Doğru yerde ve doğru bakış açısında duruyor. Melo'nun bariz ofsayttan golünü görüyor. Ancak ofsaytı değil, golü veriyor. Tecrübesiz bir hakem olsa, çizgide geride kalsa "Göremedi, analiz edemedi" diyerek geçeceğim. O kadar sakin, o kadar pozisyona hakim ki insanın vicdanı soramadan edemiyor, "Sayın Akkın niye o bayrağı kaldıramadın? Basiretin mi bağlandı? Yoksa cesaretin mi?" Bu ülkede Baki Tuncay Akkın bu pozisyonda ofsaytı göremeyecekse hangi yardımcı hakemden hangi pozisyonu görmesini bekleyeceğiz.
Dengeli giden maça bu kararla etki eden ve oyunu G.Saray lehine çeviren Akkın'a ve orta hakem Hüseyin Göçek'e ne diyeceğiz? Pozisyona hakim olmasına rağmen yardımcısının kararına uyan Göçek'in vicdanında adalet duygusunu barındırıyorsa maçı 90 dakikayı bir daha izlesin. Sadece vermediği ofsaytı değil, topun her gittiği yere baksın. Sarı-kırmızılı oyuncuların her pozisyonda, elle, kolla, dizle rakibinin oyununu nasıl bozduğunu ve oynatmamak için nasıl bir strateji izlediklerini görsün.

HERKES OLAYLARI İYİ OKUSUN!
Hiç kimse dün İnönü'de yaşananları hakemin 3-5 hatası ya da 3-5 kendini bilmezin sahaya girmesi olarak yorumlama yanlışına düşmesin. Türk futbolu hakim güçlerin etkisi altında can çekişiyor. Hakemler isteyerek ya da istemeyerek bu tabloya ortak oluyor. Güçlü olan kazanıyor, güçsüz olan kaybediyor. Beşiktaş taraftarı maçta, "Quaresma'ya kırmızı kart göster, eyyam yapma hakem" diye bağırıyor. Bu psikolojiyi okuyamayanlar Türk futbolunun nereye gittiğini de göremezler.
#Sayfa#
METİN TEKİN: FARK YARATAMAMAK!
Dün akşam maçın ilk 15 dakikasına baktığımızda; Beşiktaş rakibe deplasmanda oynadığını hissettiren, tempolu ve ağır baskıyla başladı oyuna. Ama bu anlayışı 15'ten sonra kendi lehine dengeleyen bir Galatasaray vardı sahada. Pozisyon bulmuyordu ama yaptığı paslarla maçı set oyuna çevirdi sarı-kırmızılılar. Belki çok pozisyon üretmedi ama dengeli ve olgun oyun anlayışı ile maçı eline alıyordu yavaş yavaş... Ve duran toptan gelen Melo'nun golü ki Melo ofsayt pozisyonundaydı, skoru 1-0'a getirdi...
İlk yarıya baktığımızda; Beşiktaş belki daha fazla gol pozisyonu üretti ama yine de oyun Galatasaray'ın kontrolünde gidiyordu.
İkinci yarının ilk 10 dakikasında Beşiktaş baskısını gören Fatih Terim; Necati'yi çıkarıp, orta saha oyuncusu olan Aydın'ı kanada aldı. Engin'i orta sahaya çekip oyunun bazı bölümlerinde yaptığı 4-1-4-1'e getirdi oyun sistemini. Buradaki amaç, savunma bütünlüğünü organize edip, ortada daha çok topa sahip olmaktı. Galatasaray bunu "Çok mu iyi yaptı, çok mu istediği oldu bu bölümlerde?", "Hayır." Ama Aydın'ın mükemmel vuruşuyla skoru 2-0'ı getirdikten sonra oyunu bitiriyorlardı kendi lehlerine...

AYDIN'I KAZANDI
Fatih Terim, yeni transferi Yiğit Gökoğlan'ın yerine Aydın'a ısrarla şans vererek, Aydın Yılmaz'ı olan kazanma isteği ve ona olan güvencini anlatıyordu. Dün de ödülünü aldı...
Biraz da Tayfur Havutçu penceresinden bakarsak maça; Hala aynı isimler ve aynı oyun anlayışıyla farklı sonuçlar beklemek hayalcilik oluyor. Son 6 maça girerken; Tayfur Havutçu'dan biraz maceraya dönük; garanti değil riskli oyunu öne çıkaran farklılıklar beklerdim. Ama buna bir türlü kendi kendisini inandıramadı. Bu isimlerle ancak bu oyun anlayışıyla oynanır diyordu Tayfur Havutçu. Ama bence yanılıyordu. Derbi mücadelesinde Hüseyin Göçek ve yardımcılarının performanslarının çok da yeterli olduklarını söylemek mümkün değil!